Güncel

ANALİZ – Yeni Zelanda katliamı: Bilgi savaşlarının yeni nesil terörizmi

Geçtiğimiz hafta Yeni Zelanda’da yaşanan ve sosyal medya üzerinden canlı yayınlanarak milyonlarca kez seyredilen ve paylaşılan terör saldırısı, “bilgi harbi” denilen yeni harp sahasının bir ürünü olarak temayüz ediyor - Terör eyleminin öncesi, sonrası ve gerçekleştirilmesi esnasında stratejik içeriklerin seçildiği bir anlatı kurgulanarak ana akım medyada, dijital platformlarda ve politik ortamlarda bu sembollerden ve kültürel vurgulardan bahsedilmesinin özellikle planlandığı, böylelikle algoritmalar ve medya üzerinden, bir sarmal etkisiyle, terörün asıl amacı olan daha geniş kitlelere ulaşmanın hedeflendiği anlaşılıyor - Mevcut durumda algı operasyonlarının ana adresinin sosyal medya olduğu anlaşılıyor. Ancak Princeton Üniversitesi tarafından sahte içerikler üzerinde yapılan bir araştırma, sahte haberlerin ilk ortaya çıktığında sosyal medyada çok sınırlı sayıda kişi tarafından görüldüğünü, ana akım medya tarafından “sahte içerik” olarak haberleştirildiğinde ise ilginin ve inanan sayısının arttığını ortaya koyuyor - Yeni Zelanda’da yaşanan katliam bir algı operasyonu açısından incelendiğinde, amacın, bireyleri ikna edici bilgiler vermek yerine, konuyu ana akım medyaya sosyal medya aracılığıyla taşımak olduğu görülüyor. Nitekim algı operasyonlarında beklenen, iki uç kesimin birbirine nefret kusarken “biz/onlar” algısının ortaya çıkmasıdır - Katliamın üstünden birkaç gün bile geçemeden, vaka bir kenara bırakılarak taraflar birbirleri hakkında konuşmaya ve tartışmaya başlamıştır. Bu durum algı operasyonun başarılı bir şekilde başlatıldığını ve kitlelerin bu yeni nesil terörizmin biçtiği rolleri şimdiden oynamaya başladığını göstermektedir