Avrupa İlaç Üretiminde ABD’den Bağımsız Olmaya Çalışıyor

Avrupa, temel ilaçların üretiminde ve Corona virüsüne karşı tedavi geliştirmede tamamen bağımsız olmak istiyor. Ancak ilaç yapımı için kritik önem taşıyan plazmayı Amerika’dan temin etmek zorunda olması, Avrupa’nın bu hedefe ulaşmasını zorlaştırıyor

Avrupa İlaç Üretiminde ABD’den Bağımsız Olmaya Çalışıyor

Avrupa, temel ilaçların üretiminde ve Corona virüsüne karşı tedavi geliştirmede tamamen bağımsız olmak istiyor. Ancak ilaç yapımı için kritik önem taşıyan plazmayı Amerika’dan temin etmek zorunda olması, Avrupa’nın bu hedefe ulaşmasını zorlaştırıyor.

AB yetkilileri, salgından dolayı küresel çapta güven bunalımı yaşanırken, Avrupa’nın ABD’ye olan plazma bağımlılığını azaltmanın yollarını arıyor.

İlaç sektöründe faaliyet gösteren bazı firmalara göre Corona virüsü krizinin Avrupa’nın kan bağışlama sistemini tamamen değiştirmesi gerekiyor. Amerika’nın plazma stoklarının istikrarlı olması, kısmen paralı kan bağışı sistemine dayanıyor. Birçok Avrupa ülkesindeyse güvenlik kaygıları ve etik sebeplerden dolayı kan bağışı yapanlara para ödenmiyor.

AB’nin plazma konusunda kendi kendine yetebilme hedefi, Avrupa Komisyonu’nun kan uzmanlarıyla geçen hafta düzenlediği olağanüstü Corona virüsü toplantısında da tartışıldı. Ancak AB yetkilileri, toplantıdan çıkan sonuçlar konusunda bir yorum yapmadı.

AB, ilaç üretimindeki bağımsızlığını arttırmak için geniş bir bütçe ayırdı. Bu bütçeyle desteklenen projelerden biri, Corona virüsüne karşı plazma kökenli bir ilaç geliştirilmesi. AB, Avrupa hastanelerinde uygulanan tedavi yöntemlerinin sonuçlarının paylaşıldığı bir veri tabanı da oluşturdu.

Plazma, yıllardır, immünoglobülinlerin yani serumlarda bulunan antikor özelliğine sahip proteinlerin ve kanamayı kontrol altına alan ilaçlar gibi hayati önem taşıyan ilaçların yapımında kullanılıyor.

Bu ürünler, küresel pazarda yıllık 20 milyar dolarlık ticaret hacmine sahip. Uzmanlar bu sayının giderek yükseleceği öngörüsünde bulunuyor.

Plazma kökenli ilaç üreten büyük ilaç firmalarının üye olduğu Plazma Protein Tedavileri Birliği’ne göre (PPTA) kronik hastalığı olan 300 bin kadar Avrupalının ihtiyaç duyduğu plazmanın yaklaşık yüzde 35’i, Amerika’dan temin ediliyor.

Avrupa’da ilaçların kalite ve etik standartlarını belirleyen Avrupa İlaç Kalitesi ve Sağlık Hizmetleri Başkanlığı’ndan (EDQM) bir yetkili, Amerika’dan sağlanan plazma tedariğinde ani kesintiler meydana gelmesi halinde, Avrupalı hastaların sağlığının riske gireceğini söylüyor.

PPTA, kan bağışının parasız olmasının verimliliği azalttığını savunuyor. Kurum, bu savı desteklemek için kan bağışlayanlara ödeme yapılan birkaç Avrupa ülkesinden biri olan Almanya’yı örnek gösteriyor. Almanya, Avrupa’nın en büyük plazma stoğuna sahip.

Öte yandan, plazma toplayan firmalar, Avrupa’nın plazma konusunda kendi kendine yetebilme hedefine, ücretsiz bağışları arttırarak ulaşmak istiyor. Avrupa’da paralı kan bağışı tartışması yeni değil. Paralı sisteme karşı olanlar, vücutlarından bir parçayı bağışlayan kişilere ödeme yapmanın etik olmadığını ve paralı bir bağış sisteminin güvenlik standartlarından ödün verme riskini de arttırabileceğini savunuyor.

Corona salgını plazma sıkıntısı mı yaratıyor?

Avrupa’da kan bağışı alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiren Avrupa Kan Birliği (EBA), son aylarda Avrupa ve ABD arasında, Corona virüsüne karşı geliştirilen aşıya ve kişisel koruyucu ekipmanlara erişim konusunda bir rekabet yaşanmasının, plazma tedariği konusundaki kaygıları da arttırdığını kaydediyor.

Avrupa’nın plazma konusundaki kaygılarını derinleştiren başka bir sebepse Corona virüsüne karşı uygulanan sokağa çıkma yasakları oldu. EBA yetkilileri, sosyal tecrit önlemleri yüzünden kan bağışlama merkezlerine gidenlerin sayısında ciddi bir azalma olduğunu kaydediyor.

Avrupalı yetkililer, salgın sırasında plazma sıkıntısı yaşanmaması için gerekli önlemlerin alındığını ve bu kapsamda kan bağışlama merkezlerindeki yasal koşulların geçici olarak yumuşatıldığını belirtiyor.

Salgına rağmen kan nakillerinde henüz bir sıkıntı kaydedilmemiş. Ancak uzmanlar, plazma kaynaklı ilaçların tedariği konusunda yıl sonuna doğru sorunlar yaşanabileceğini vurguluyor.

Bu arada, salgın döneminde işlemden geçirilmemiş plazma talebi de arttı. Etkisi hala araştırılıyor olsa da dünyanın dört bir yanında doktorlar, Corona virüsü enfeksiyonu atlatanlardan aldıkları kanı doğrudan enfeksiyona yeni yakalananlara naklediyor.

EDQM yetkililerine göre, immün plazma tedavisi adı verilen bu uygulamanın Corona virüsüne karşı başarılı olduğunun kanıtlanması durumunda Avrupa, plazma tedariği konusunda daha fazla sıkıntı yaşayabilir. Yetkililer, bu sorunu önlemek için süratle bir strateji geliştirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Bu arada, immün plazmanın Corona virüsü enfeksiyonlarına karşı koruma sağlayabileceği tartışması da gündemde. Enfeksiyonu atlatanlardan alınan kandaki antikorların, hastalığa karşı daha savunmasız olanların bağışıklık sistemlerini güçlendirip güçlendiremeyeceği araştırılıyor.

Japon ilaç firması Takeda’nın da aralarında bulunduğu 10 küresel ecza devi, Corona virüsüne karşı plazma kökenli bir ilaç geliştirmek için güçlerini birleştirdi. İlacın klinik denemelerinin Temmuz ayında başlaması bekleniyor.