HABER

Avrupa'nın ruh sağlığı bozuk

Ruhi-nörolojik bozukluklar, intihar, kanser ve yüksek tansiyon, AB'de en önemli sağlık problemleri arasında yer alıyor.

Avrupa'nın ruh sağlığı bozuk

Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerde yetişkinlerin yüzde 15-20'si, 18 yaşın altındakilerin de yüzde 17-22'si ruh sağlığı problemi yaşıyor. Bunaklığın yaygınlığı, 85 yaşında yüzde 30'lara yükseliyor. 60-95 yaşları arasında her 5 yılda bir bunaklık oranı yaklaşık ikiye katlanıyor. İntihar vakalarına ise, daha çok gençlerde rastlanıyor. Son 20 yıldır intihar oranları genç erkeklerde yükselirken, genç kadınlarda düşüş gösteriyor. Tüm AB üye devletlerinde, kanser halen başlıca ölüm sebepleri arasında yer alıyor. Bu ülkelerde 65 yaşın altındaki ölümlerin yüzde 35'i kanserden kaynaklanıyor. 100 bin erkekten 54.1'i, 100 bin kadından 11.1'i akciğer kanseri. AB ülkelerinde ölümlerin yarısından, dolaşım sistemi hastalıkları sorumlu. Üye devletlerde hipertansiyon yaygınlığı, yaklaşık yüzde 20 civarında. AB'de AIDS vakası oranı, bir milyonda 63.7 olarak açıklanıyor. Finlandiya, bir milyonda 3.8 ile en düşük orana sahip ülke olurken, İspanya ise bir milyonda 116.5 ile en yüksek ülke olarak açıklanıyor.

EN ÖNEMLİ SORUN DEPRESYON

AB üyesi ülkelerden alınan veriler doğrultusunda hazırlanan raporun Türkçe metni, Sağlık Bakanlığı'nca yayımlandı. İHA muhabirinin rapordan derlediği bilgilere göre, bu ülkelerde hastalıkların en önemli sebeplerinden biri, "Hafif depresyondan karmaşık psikiyatrik rahatsızlıkların ilerlemesi" olarak kabul ediliyor.

AB ülkelerinde, yetişkinlerin yüzde 15-20'si, 18 yaşın altındaki gençlerin de yüzde 17-22'sinde ruh sağlığına dair bir problem bulunduğu düşünülüyor. Bu ülkelerde "anorexia" ve "bulimia" gibi yemek yeme düzensizlikleri, gençler arasında artıyor.

Bunaklığın yaygınlığı 65 yaşta yüzde 1'den, 85 yaşında yüzde 30'lara yükseliyor. 60-95 yaşları arasında her 5 yılda bir bunaklık oranı yaklaşık ikiye katlanıyor.
Avrupa ülkelerinde önemli bir başka psikiyatri sorunu sayılan şizofreninin yaygınlığı yüzde 1 oranında, ancak bu rakamı doğrulayacak sağlam veriler bulunmuyor. AB'de sara hastalığının yaygınlığı binde 3-6 arasında değişiyor. Bu konuda mevcut sınırlı veriler, hastalıktan kaynaklanan ölüm sayısında bir düşüş olduğunu gösteriyor. Parkinson hastalığı ise 65 yaşta yüzde 0.6'dan 85 ve üzeri yaşlarda yüzde 3.5'e yükseliyor. Hastalığın görülmesinde kadın ve erkekler arasında büyük farklılıklar bulunmuyor.

İntihar vakalarına, daha çok gençlerde rastlanıyor. Son 20 yıldır intihar oranları genç erkeklerde yükselirken, genç kadınlarda düşüş gösteriyor. İsveç'te ise hem erkek hem de kadın intihar sayısında düşüş görülüyor.

KANSER ARTIYOR

AB ülkelerinde kanser vakaları genel olarak artıyor. Tüm AB üye devletlerinde, kanser halen başlıca ölüm sebepleri arasında yer alıyor. Kanserden ölümler, genelde orta yaşlarda gerçekleşiyor, 1-14 yaş arasındaki çocukların ölüm sebeplerinin yüzde 2'si de kanser olarak belirleniyor. Bu ülkelerde 65 yaşın altındaki ölümlerin yüzde 35'i kanserden kaynaklanıyor. Kanserden ölümler, kadınlara göre erkeklerde daha yüksek görülüyor. Erkekler açısından kanser yüzünden ölüm oranının en düşük görüldüğü ülkeler Finlandiya, Yunanistan ve İsveç, en yüksek orana sahip ülkenin ise Belçika olduğu belirtiliyor. Kadınlarda ise en düşük ölüm oranına sahip ülkeler Avusturya, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, İtalya, Portekiz, İspanya ve İsveç olurken, Danimarka, hastalıktan ölüm oranının en yüksek olduğu ülke sayılıyor.
Ölümle sonuçlanan kanserler genellikle erkeklerde akciğer, prostat ve kalın bağırsak, kadınlarda ise göğüs, kalın bağırsak ve akciğer kanseri olarak sıralanıyor.
100 bin erkekten 54.1'i, 100 bin kadından 11.1'i akciğer kanseri. Her ne kadar akciğer kanseri Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İrlanda ve Hollanda'da düşüyorsa da diğer üye devletlerde artıyor. Erkeklerde akciğer kanseri en yüksek Belçika, en düşük ise İsveç'te görülüyor. Kadınlarda ise akciğer kanseri oranı Danimarka'da en yüksek, İspanya'da en düşük görülüyor.
Tüm üye devletlerde kadınlarda göğüs kanseri sayısı artıyor ve göğüs kanseri, kadınlar arasında en yaygın ölüm sebebi olarak görülüyor.

İSEMİK KALP HASTALIĞI

AB ülkelerinde ölümlerin yarısı, dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklanıyor. İsemik kalp hastalığı, ölüme yol açan tek ve başlıca dolaşım sistemi hastalığı olmasının yanı sıra 65 yaş altındaki ölümlerin başlıca sebebi sayılıyor. Bu hastalıkta Fransa, İtalya, Lüksemburg, Portekiz, İspanya en düşük, Birleşik Krallık ve İrlanda ise en yüksek ölüm oranına sahip görülüyor.

İsemik kalp hastalıklarından kaynaklanan ölümler, tüm üye devletlerde kadın ve erkekler için düşme eğilimi gösteriyor. Bu hastalıklardan ölümler, İrlandalı erkeklerde ve İngiliz kadınlarda en yüksek, Fransız erkeklerde ve kadınlarda en düşük oranda.

Üye devletlerde hipertansiyon yaygınlığı, yaklaşık yüzde 20 civarında. Mevcut sınırlı verilere göre, hipertansiyon, yüksek düzeyde olmasına rağmen Finlandiya'da düşme ve Almanya'da yükselme eğilimi gösteriyor. Üye devletlerde kilolu yetişkinlerin şeker hastalığına yakalanmaları, salgın hastalık halinde ve gitgide gençlere kayıyor. Şeker hastalığı sebebiyle 65 yaş altında ölümler tüm üye devletlerde her iki cins için düşme eğilimi gösteriyor.

AIDS, MİLYONDA 63.7

AB'de AIDS vakası oranı, bir milyonda 63.7 olarak ifade ediliyor. Finlandiya, bir milyonda 3.8 ile en düşük orana sahip ülke olurken, İspanya ise bir milyonda 116.5 ile en yüksek ülke olarak açıklanıyor. İspanya'yı, bir milyonda 83 ile Portekiz izliyor. Avusturya, Belçika, Finlandiya, Almanya, Yunanistan, İrlanda, İsveç ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde bu oran milyonda 20'nin altında görülüyor. Üye ülkelerdeki aile planlaması programlarının gelişiminin, istenmeyen gebelik sayısını düşürdüğü belirtiliyor, ancak özellikle gençler arasında çocuk aldırma talebi halen yüksek hesaplanıyor. Çocuk aldırma alışkanlığı, kültürel değerler, doğum kontrol metotlarının başarısızlığı, tecavüz sonucu gebelik, anne sağlığı ve sosyo-ekonomik şartlardaki sağlık riskiyle ilgilendiriliyor.

Avrupa'da 1960 ve 1970'li yıllar, cinsel davranışlarda, özellikle ilk ilişki yaşının düşmesi ve güvenilir doğum kontrolü metotlarının kullanımında artış gibi değişikliklerin gerçekleştiği dönem sayılıyor. Bu değişiklikler, 1980 ve 1990'lı yıllarda daha ağır gerçekleşirken, ağızdan alınan haplarla doğum kontrolü ve prezervatif kullanımının ciddi şekilde arttığı belirleniyor.

İlk cinsel ilişki yaşıyla ilgili üye devletlerde büyük farklılıklar görülüyor. Akdeniz üye devletlerinde, erkekler evlilikten çok önce seks hayatına başlıyor, fakat kadınlar daha geç yaşta ilişkiye giriyorlar. Ancak son birkaç yıldır bu farklılık giderek azalıyor. Kuzeyde, kadın ve erkekler hemen hemen aynı yaşlarda ilk cinsel ilişkiyi yaşıyor. Belçika, Hollanda ve Almanya her iki cinsiyet açısından en geç cinsel ilişkiye girilen ülkeler olarak belirtiliyor.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön

En Çok Aranan Haberler