Bahar yorgunluğuna dikkat

Bahar yorgunluğuna dikkat

ERZURUM (İHA) - Kış aylarının karlı, yağmurlu, soğuk günlerinin geride kalması, bahar aylarının ılık ve güneşli günlerinin gelmesi, birtakım rahatsızlıkları da beraberinde getirebiliyor.

Türkiye Hastanesi uzmanlarından Dr. Arzu Saliha Muti, güneşin daha dik gelmesiyle ısınan denizlerden suyun fazla buharlaşması ve oluşan nem artışının havadaki elektrik yükünü artırdığını ifade ederek, "Negatif yüklü iyonlar yorgunluğa neden olurken, pozitif yüklü iyonlar kendimizi zinde hissettiriyor" dedi.

Dr. Muti, baharla birlikte gelen nem artışı ile vücutta oluşan tepkileri şöyle sıraladı: "Burun-boğaz-orta kulak yollarında ödeme neden olarak akciğerlere giden oksijen miktarını azaltır. Nefes darlığı oluşur. Vücut oksijen azalmasının etkilerini çeşitli bölgelerdeki kan damarlarını büzerek hafifletir. Mideye giden kan damarlarının büzülmesi ile gastrit atakları artar. Tiroid glandına damarların giden damarların büzülmesi ile tiroid hormon salgısı azalır. Cilt damarlarının daralması ile ciltte kuruma, dökülme, saç dökülmesi gözlenir. Tüm damarlarda genel oksijen azalması ile halsizlik, yorgunluk artar. Baş dönmesi ve dengesizlik gözlenir.
Büyük şehirlerdeki hava kirliliği, sanayi atıkları ve trafik yoğunluğu da eklenirse bahar yorgunluğu belirtileri daha yoğunlaşır."

Saliha Muti, üç tip yorgunluğun olduğunu belirterek bunların bahar yorgunluğu, kronik yorgunluk ve mutsuzluk yorgunluğu olduğunu kaydetti. Muti, "Bahar yorgunluğu baharın başlaması ile oluşur. Kronik yorgunluk, altı aydan fazla süren, tedavisi güç olan, endokrin, nörolojik, psikolojik sebepli olan durumdur. Mutsuzluk yorgunluğu ise kişilerin çevrelerinde gelişen olaylara paralel oluşur. Bahar yorgunluğu diyebilmek için hekimin hastayı muayene edip diğer hastalıkların olup olmadığını belirlemesi gerekir" diye konuştu.

Muti, bu hastalıklara karşı alınacak önlemleri ise şöyle belirtti: "Varsa altta yatan hastalığı belirlemek ve tedavi etmek gerekir. Beslenme alışkanlıklarınızı düzenleyin, düzenli sıvı tüketin. Kızartmalar alınmamalıdır. Haşlanmış, ızgara yapılmış ürünler tercih edilmelidir. Taze meyve ve sebze tüketilmelidir. Kafein, demli çay, sigara azaltılmalıdır. Cips, şekerlemeler, hamur işleri azaltılmalıdır. Beyaz rafine edilmiş tahıl yerine tam buğdaylı, çavdarlı, yulaflı ve kepekli rafine edilmiş tahıl tercih edilmelidir. Her sabah veya her akşam ılık duş alınmalıdır. Pro veya prebiyotikli yiyecekler tüketilmelidir."

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler