Bahçeli: Bir cümle söyleyeceğim, başlık atacaksınız

MHP lideri Devlet Bahçeli, "Trump, yarın Türkiye’ye, 'Ben sizi tanımıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu’nu kabul ediyorum' derse ne yapacağız? İşte biz bunların hepsini bir beka meselesi olarak görüyoruz" dedi.

Bahçeli: Bir cümle söyleyeceğim, başlık atacaksınız

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İstanbul programının ardından Ankara'ya dönüşünde gazetecilerle sohbet etti. Bahçeli, ABD'nin Venezuela'ya yönelik tutumuna ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Bahçeli'nin açıklamaları şöyle:

Demokrasi güzel kavram, ama ana amaç 21’nci yüzyılın sonuna doğru yaklaşırken insanlığın huzuru projesi olmalı. ABD’nin insanlığın erişmiş olduğu temel kavramlar doğrultusunda sorgulanması lazım. Kendisi gibi seçimle gelmiş olanları katledecek bir politika takip ediyor. Bu yanlıştan insanlığı kurtarmak lazım. BM karar almış, "8 gün içinde seçime gideceksin" diyor.

KILIÇDAROĞLU ÇIKIŞI

Bir cümle söyleyeceğim başlık atacaksınız. Eğer Venezuela’daki gelişmeleri, Sudan, Orta Doğu ve diğer ülkelerdeki benzer gelişmeleri, ABD’nin iç bünyesinde dahi kabul görmeyen davranışlarla mevcut devlet başkanı bir takım tasarruflarla yönlendirmeye başlıyor ise bu risk her ülke için geçerlidir! Başlığa gelelim: Eğer ABD, Venezuela’da Maduro’nun karşısındaki bir muhalefete, “Ben bundan sonra seni tanıyorum” der, buna da Türkiye rıza gösterir, komşu ülkeler, Avrupa ve AB rıza gösterir ise yarın Türkiye’de de, “Ben sizi tanımıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu’nu kabul ediyorum” der ise ne yapacağız. “Kemal Kılıçdaroğlu’nu görevlendirdim ben bu konuda” dediği zaman CHP’nin üst yönetimi Maduro için söylemedikleri sözleri bundan sonra nasıl kullanacaklar. Risk burada. Ne yapacağız. Trump bunu istedi diye CHP’liler sarı gömlekliler mi, kırmızı gömlekliler mi yoksa başka bir şey mi sokağa döküldü. Biz de buna rıza göstermeyeceğiz. ABD Türkiye’yi yönetmesin millet iradesi yönetsin. BM karar almış, “8 gün içinde seçime gideceksin”diyor. BM’nin hangi yasasında bir ülkeyi erken seçime götürmek var. Tavsiyelerde bulunabilirsin. “Kargaşa var bunu önlemek, ülke içerisindeki kamplaşmayı, çatışmayı ortadan kaldırmak için bir seçim düşünebilirsiniz” demek başka bir şey, “8 gün içerisinde seçime gideceksiniz” demek başka bir şey. 8 günde nasıl seçime gidecek. Meclis başkanı, muhalefet olan adam sokaktaki insanları sandığa götürecek sonra da diyeceksiniz ki, “Buradan seçildi, geldi”. O zaman Türkiye’de CHP’nin muhtemel bir seçim için itirazları orası için ne kadar geçerli olacak? Değişik yollar var. Diyelim ki Trump sabah kalktı. Baktı ki hava bulutlu, şiddetli hortumlar var. Onun tesiri altında kaldı. Twitt’in başına geçti, “Türkiye’de kemal Kemal Kılıçdaroğlu’nun ülke yönetimine geçmesinde Amerika ve Türkiye menfaatleri açısında fayda görüyoruz. Yönetim değişsin Kemal Kılıçdaroğlu olsun” dediği taktirde ne yapacak CHP’liler?

TUNÇ SOYER TEPKİSİ

Şimdi siyasi hayatımızda, 12 Eylül’de herkesin üzerinde olumsuz kararları bulunan bir kişinin evladını sen İzmir’e aday gösteriyorsun. Bu ismi ülkücü kimliği taşıyan hiç kimse kabul edemez. Onu belediye başkanı olarak görmez. Devrimci olan hiç kimse bunu kabul edemez. Kim kabul edebilir, 12 Eylül’ün bir avuç yandaşı bunu kabul eder. ABD’ye veya başka bir ülkeye kaçan savcılar var mesela Zekeriya Öz. Türkiye’ye gelse, FETÖ’nün bir partisi olmasa hangi parti alıp bunu aday gösterebilir. Böyle şey olur mu? İç işlerine karışamayız, istediğini yapar da siyaseten baktığınız vakit herhalde kime ne hizmet ediyorlar? Demek ki belediye başkanlarının a, b, c şahsı olması önemli değil. Önemli olan böyle bir belediye yarışında çatışmanın ortasından beklenilen sonucu alabilir miyim diye pusuda beklemek.

Kaynak: Türkgün