HABER

Bakan Koç'tan önemli açıklamalar

ANKARA (İHA) - Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, 2006 yılında Türkiye'nin tanıtımında ki eski imajı olan 'egzotik ülke' tanımlamasının yerine tarihi, kültürü, turizmi genel perspektif içerisinde yer verilerek tanıtmak olduğunu söyleyerek, yeni sloganı ilk kez açıkladı. Bakan Koç açıklamasında, "2006 yılı tanıtım sloganımız, 'Biz Akdenizli'yiz ama Akdeniz'den de daha öte' olacak. Yani biz Akdenizli'yiz ama daha fazlasına sahibiz" dedi. "Her kahrın bir lütfu olur" diyen Bakan Koç, kuş gribinin etkilediği turizm sektörünün yeni alternatiflere yönelmesine yol açtığını söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Ankara İhlas Medya Grup Başkanlığı'nı ziyaret etti. Ziyarette Ankara Medya Grup Başkanı Nuri Elibol ile sohbet eden Bakan Koç, İHA, TGRT ve Türkiye Gazetesi'nin gündemle ilgili sorularını cevaplandırdı. Kahvaltılı sohbet toplantısına İhlas Haber Ajansı Ankara Temsilcisi Behçet Aksoy, Türkiye Gazetesi Ankara Haber Müdürü Akif Bülbül, TGRT Ankara Haber Müdürü Batuhan Yaşar ile Turizm-Kültür muhabirleri katıldı. Bakan Koç, kuş gribinin Türk turizmine olan etkisinin alınan önlemler, tanıtımlar ve turizm sektörünün önde gelen kuruluşlarıyla yapılan çalışmalar sonucunda kısa sürede aşıldığını belirterek, diğer taraftan da bu durumun kendilerini turizmde yeni, alternatif alan arayışlarına yönelttiğini kaydetti. Bakan Koç, kuş gribi kriziyle turizmin daha az etkilenmesi ve farklı turizm alanlarına yönelmelerini "Her kahrın bir lütfu olur" sözüyle betimledi. Bu çerçevede termal ve kongre turizmine ağırlık verildiğini belirten Koç, 2006 yılında 26 milyon turist hedefinin yakalanmasında kendisinin umutlu olduğunu ifade etti. Koç, Türk medyasının kuş gribiyle ilgili yaklaşımını eleştirerek, bazı kurumların yaşanan kuş gribini çok farklı boyutta gösterdiklerini ve bundan da ilk etapta turizmin olumsuz etkilendiğini söyledi. Türkiye'de kuş gribi haberlerinin Avrupa ülkelerindeki algılanışına dikkat çeken Bakan Koç, "Aile bağlarına çok düşkün olan İsviçre, kuş gribindeki çocuk görüntülerinden çok etkilendi. 'Bu çocuk iki saat sonra ölecek' başlığıyla yapılan haber, İsviçre'de büyük bir reaksiyon aldı. İsviçre ailesiyle birlikte tatil yapan bir ülke. Bu haberden dolayı çok etkilenmiş durumdalar. Geçen sene İsviçre nüfusuna rağmen Türkiye'ye 400 bin turist göndermişti. Ondan sonra kalkıp, 'Bakan suçu basına attı', ben kimseye suç atmadım. Bunun sonucunda rezervasyonlar iptal edilmedi, ancak yeni rezervasyonlar da yapılmadı tabii ki. Kuş gribi batı dünyasında etkisi bayağı büyük oldu. Turizm Bakanlığı olarak biz bu etkiyi azaltmak için bütün Avrupa'yı müsteşarımla karış karış dolaştık. 2006 yılından o rakamları yakalama umudum var. Çünkü son dakika rezervasyonları olması yönünde beklentimiz yoğun. Çünkü geçen sene de yaşanan bazı talihsiz olaylar yaşanmış, ancak bu son dakika rezervasyonları ile Türkiye turist sayısında beklentileri yakalamıştı. Basında kuş gribine ilişkin haberler yer alırken, gelirlerini turizmden sağlayan kesimler, buna karşılık gerekli reaksiyonu göstermediler. Turizmcilerle bu durumu yüz yüze, açık açık konuştum.

Evet haklısın dediler ama iş işten geçmişti. Bir fiili durum var. Bizim mazeret arayacak durumumuz yok. 'Bunu nasıl telafi ederiz?' diye hep beraber, TURSAB, tur operatörleri, rehberler düzeltmeye çalışıyoruz. Ocak ayı rakamları ile katalog satışlarının düşük olmasına rağmen ben hala umudumu korumak istiyorum. Bundan sonra son dakika kararları var. Burası Ortadoğu, bu bölgede kötü olaylar olmaz ise son dakikalarla sayısı Mayıs ayından itibaren yukarı çıkar. Yurtdışındaki operatörlerle Türkiye'nin tanıtımı için ortak reklam ve masrafları karşılayacağız ama kesinlikle diğer taleplerin yanında olmayacağız. Bunu yaparken alternatif çalışmalara devam edeceğiz" dedi.

"AVRUPALILAR, UCUZ VE KALİTELİ YERDE TATİL YAPAR"
Bakan Koç, turizmde Türkiye'nin özellikle Akdeniz bölge ülkeleriyle rekabet içinde olduğunu anımsatarak, Mass turizmiyle beraber, kongre ve termal turizmin önemli olduğuna vurgu yaptı. "Batılı nerde ucuz bulursa ve standartlarını sağlıyorsa orada tatilini yapar" diyen Koç, şimdi turizm sektöründeki taraflarla omuz omuza verip geçmişte turizmi etkileyen konuları geride bırakıp, yeni bir hamleye başladıklarını belirtti. Bakan Koç, alternatif turizm içerisinde termal turizm ve talaso terapi turizmin yer aldığını, turizm sahiplerinin bu çalışmalara başladıklarını açıkladı. "Her kahrın bir lütfu vardır" sözüyle Türkiye'nin yaşadığı en son kuş gribi krizinde Türkiye'nin turizm yapısının da değiştirilmesi gerektiği fikrine ivme kattığını kaydeden Koç, Antalya'da deniz suyunun ısıtılıp termal anlamda kullanıldığı talaso terapi turizmi ile kaplıca turizminin dışında İstanbul ve Antalya illeri için diş, göz ve kalp cerrahisini içine alan sağlık turizminin geliştirileceğini bildirdi. Koç, Türkiye ekonomisi içerisinde ve gayri safi milli hasılada önemli bir yeri olan turizm sektörünün ayağa kalkmasının amaç değil, ayakta duruşunun daha da hızlanması ve daha da sağlamlaşması için çaba gösterdiğini söyledi. Sektörde motivasyonun önemine işaret eden Koç, Türkiye'nin jeopolitik konumunun da gözardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. 2006 yılı turizm sayısının 26 milyon olmasında hedeflerinin sürdüğünü ve Türkiye'nin bu potansiyeli sağlayabilecek bir potansiyeli olduğuna işaret eden Koç, "Biz her türlü tedbirimizi alıyoruz ancak dua edelim ki bir başka hadise olmasın, burası Ortadoğu. Bu konuda bir mazerete sığındığım anlaşılmasın, şerhli konuşmak durumundayız" diye konuştu.

Kuş gribinin ardından Danimarka'da Hz. Peygamber'in karikatürünün yapılmasıyla başlayan tepkiler ve protestoların Türkiye'ye turizm açısından nasıl bir etki yapacağını bilemediğini ifade eden Koç, ancak geçen yılki rakamlara göre Danimarka'nın Avrupa'dan yüzde 60 daha fazla Türkiye'ye turist gönderdiğini anımsattı. Ocak rakamlarına bakıldığında herhangi bir değişiklik olmadığını belirten Koç, karikatür krizinin Şubat 2006 tarihinde patlak verdiğine dikkat çekerek, sonucun henüz bilemediklerini kaydetti.

Koç, bu sene Türkiye'ye gelen turist sayısında bir düşüş olmayabileceğini, ancak turistlerin kişi başına bıraktığı döviz oranında düşme olabileceğini söyledi. Koç, "Geçe sene 710-715 dolar kişi başına harcama yapıldı. Bu sene belki bu rakam düşebilir. Ancak THY'nin başta Rusya olmak üzere bir çok ülkeye seferler düzenliyor. Bu çok önemli. Buralarda yeni turistlerin gelmesini bekliyoruz. İran geçen sene Türkiye 926 bin turist gönderdi. Bu senede bu rakamı aşacağını bekliyoruz. Çin 100 bine yaklaştı. Bu sene bunun 500 bin olmasını bekliyoruz. Rusya'nın Petesburg bölgesinden de turist bekliyoruz" şeklinde konuştu. Turizmde yeni bir açılım olarak ülkelerin üçlü birliktelik uygulamasına gittikleri kaydeden Koç, bu çerçevede geçtiğimiz haftalarda kendisinin İsrail gezisinde de bu konunun gündeme geldiğini, bu konuda Çin turizminin bölgeye ve ülkeye çekilmesi için Suriye ile Mısır arasında bir çalışma olduğunu ve diğer taraftan da Güney Amerika'da bulunan İsrail vatandaşlarının İstanbul üzerinden İsrail'e seyahat etmeleri üzerinde durulduğunu söyledi.

Koç, Karadeniz bölgesinin güzelliklerinden turizme yansımasının daha iyi olabilmesi başta bölgenin ulaşım sorunları ile özellikle otoyolunun bitirilmesi gerektiğini söyledi. Koç, Samsun'dan Artvin'e kadar olan bölge içerisinde sadece beş yıldızlı iki otelin bulunduğunu, bu sayının artırılacağını açıkladı. Koç, "Bölgede ki yayla turizmden daha iyi yararlanabilmenin yolu başta yaylalardaki çarpık yerleşimden kurtulmak ve buralara ulaşımın sağlanmasıyla olabilir. Ayrıca 5 yıldızlı otel sayısını çoğaltacağız. Her ilimizde en az bir iki adet 5 yıldız otel olması gerekiyor" dedi.

"TURİZME TAHSİSTEN BAŞKA TEŞVİK YOK"
2006 yılı içerisinde 105 adet yeni yerler için tahsise çıkılacağını açıklayan Koç, tahsis işlemlerinin bir kısmını Mart ayı içerisinde bir kısmını da Nisan ayı içerisinde yapılacağını söyledi. Koç, bu tahsislerin içerisinde kongre, termal, sağlık alanları dahil olacağını, Çeşme'de mes ve termal turizmine ağırlık verileceğini, ve aynı şekilde Yalova'da da hem termal hem mes turizmin söz konusu olacağını kaydetti. Antalya'da Kuzey Antalya ve Oyma Pınar projeleri bulunduğunu kaydeden Koç, 3 yıllık iktidarları döneminde Antalya'ya yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırım yaptıklarını hatırlattı. Koç, dış yatırımcının tahsise sıcak baktığını ancak tahsisi yapılan yerleri satın almak istediklerinden dolayı kendilerinin bu talebi benimsemediklerini, ayrıca ilgili kanunun da dış yatırımcıların bu taleplerine uygun olmadığını söyledi. Tahsislerin 49 yıllığına yapıldığını söyleyen Koç, turizmi teşvik amaçlı tahsislerin içeriğine ilişkin mevzuatta yaşanan, Maliye Bakanlığı'nın bu konuda 'çifte vergilendirme' uygulamasıyla ilgili olarak, "Geçen sefer ilgi olmayan yerleri biz tahsis ettik. 105 yerin 30'una tahsis yapıldı. Türkiye'de bu tahsisin dışında tahsis yapılacak yerlerimiz de kalmadı.

Dalaman, Çeşme, Didim, Yalova ve Mersin. Bu arada unutulmaması gereken yerlerden biri de Balıkesir. Burada termal turizmi ayağa kaldırmamız lazım" diye konuştu.

Koç, tahsis konusunda dış yatırımcının satın alma düşüncesinde olmasıyla birlikte bu konuda Türkiye'de uygulama bulması sonucunda çeşitli yanlış anlamalara da yol açabileceğine de değinerek, geçmiş dönemlerde sermayenin rengine kadar tartışmalar yapıldığını anımsattı ve satın alma yaklaşımına karşı olduklarını kesin bir dille belirtti. Koç, 2006 yılında Türkiye'nin tanıtımında ki eski imajı olan 'egzotik ülke' tanımlamasının yerine tarihi, kültürü, turizmi genel perspektif içerisinde yer verilerek tanıtmak olduğunu söyleyerek, yeni sloganı ilk kez açıkladı. Koç bu konuda şunları kaydetti:

"2006 yılı tanıtım sloganımız, 'Biz Akdenizli'yiz ama Akdeniz'den de daha öte' olacak. Yani biz Akdenizli'yiz ama daha fazlasına sahibiz. Biz Akdenizli'yiz, Türkistanlı'yız, Özbekistanlı'yız. İspanya ve Yunanistan'dan daha farklı bir yapıda olduğumuzu ortaya çıkarıyoruz. Tarihin her türlü devresini geçirmiş ve her türlü devresinde de olgunlaşmış ve birbirleriyle münasebeti tolere etmiş dünyada başka bir ülke yok. Horonundan zeybeğine kadar, bu kadar nüfusta halkı olan türkü çeşitliliği olan dünyanın hiçbir ülkesini gösteremezsiniz. Bu kadar coğrafyanın içinde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerinde dünyanın hiçbir yerin de olmayan 115 adet antik tiyatrosu var. Ve ben bütün dünyaya ülkemin bu yüzünü göstermeye çalışıyorum. Benim ülkemin Türk'leşmesinde ve Müslüman'laşmasında çok büyük rol alan ve sonrada Cumhuriyet'imizin başkenti olan Ankara'da Hacı Bayram Camii ve dergahını bir pagan tapınağı (çok tanrılı din) yanında yapmıştır. İşte bu kültürü, bu felsefeyi bu mantığı anlatmak lazım."

"İSTANBUL, KONGRE TURİZMİNİN BAŞKENTİ OLACAK"
Koç, termal ve kongre turizminin Türkiye'deki diğer turizm alanlarına katkısı açısından önemli olduğunu belirterek, "Türkiye'nin bin 300 adet termal kaynağı var. Bu imkanıyla dünyada 7'nci, Avrupa'da 1'inci sıradayız. Ancak turizme katkısı açısından kullanım açısından yüzde 1'in altındadır" dedi. Koç, termal turizmin diğer turizm alanlarından farklı ve avantajlı durumlarına değindi, Bakan Koç, "Diğer turizm alanlarında sezon (zaman veya tatil yapma süresi) söz konusu iken termal ve kongre turizmde zaman sınırlaması yoktur. Kış ve diğer turizmlerde bağımlılık söz konusudur. Yani ya denize gireceksiniz yada kayak yapacaksınız. Kongre ve termal turizmde ise insanlar konakladıkları yerlerin dışına çıkıp gezip dolaşma imkanı buluyorlar. Üçüncü önemli yanı ise İspanya ve İtalya gibi ülkelerde termal ve kongre turizm dışında ki turizmden kişi başına bin dolar ve yukarısı elde edilirken bizde bu oran daha düşüktür. Termal turizminde ise kişi başına 2000-2500 dolar, kongre turizmde ise 5 bin dolar döviz bırakıyor" diye konuştu.

Koç, Antalya'nın termal ve kongre turizminde 400-500 bin yatağa sahip olması halinde 12 ay boyunca turizm canlılığı yaşayacağını belirterek, "O zaman Avrupalı tur

operatörünün bana fiyatı indir, yok bana 'boş koltuğun fiyatını ver' diye laf söyleyemez" diyerek, bu alandaki söz sahibi olmanın artılarını dile getirdi. Koç, Türkiye'de turist rehberi konusunda sıkıntı yaşandığını belirterek, özellikle Çince, Japonca, Uzakdoğu ve Farsça dillerini bilen rehber açıklarının olduğunun söyledi. Koç, "İran'dan geçen sene Türkiye'ye 956 bin turist geldi. Bir elin parmağı kadar Farsça bilen rehber var. Bunu hesap edin" şeklinde konuştu. Koç, bu konuda yapabilecek fazla bir şeyleri olmadığını anlatarak, yükseköğretim kurumlarına büyük iş düştüğünü anlattı. Koç, üniversiteler ile yazışmalara başlayıp Fars dili ve edebiyatı bölümü açılmasını talep ettiklerini bildirdi. Koç, İstanbul'un kongre turizmi açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin kongre merkezi yapmak isteyen yatırımcılar için imar planlarında hazine kolaylığı gösterdiğini açıkladı. İstanbul'da kongre merkezi ihtiyacının yanısıra yeni bir havaalanı ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Koç, İstanbul'la ilgili şunları anlattı:

"Avrupa yakasında uluslar arası standartlara sahip bir havaalanı ihtiyaç var. Çünkü Çin'in Avrupa'ya geçişi Türkiye üzerinden olacağı gibi Uzakdoğu'nun Afrika'ya açılımı, Afrika'nın da Rusya'ya açılımı İstanbul üzerinden olacak. İstanbul'a güzel bir havalimanı 100 adet kongre merkezi ve 5 yıldızlı otel yapın şakır şakır 30 milyon turist İstanbul'a gelir. Hükümet olarak da böyle bir projemiz var. Biz liberal ekonomiden yanayız. Tarımın dışında hiç kimseye ve sektör teşvik beklemesin. Teşvik yok. Sadece hükümet olarak tarıma teşvik veriyoruz."

Koç, korsan baskı ve CD'lerle ilgili sorunlar konusunda ilgili kanun ve yönetmeliklerde birkaç değişiklik yapılacağını söyledi. Yapılan yeni düzenlemeyle birlikte şikayetlerde azalmalar olduğuna da değinen Koç, "Şunu iyi bilmemiz lazım. Korsanla mücadelede emniyet teşkilatımıza büyük işler düşüyor. Özellikle İstanbul emniyetimizin son zamanlarda iyi işler çıkarttılar" dedi. Koç, ayrıca korsanla mücadelenin teknolojideki gelişmelere paralel olarak giderek zorlaştığına değindi. Koç, "Bazı meselelerde işler çok zorlaştı. Örneğin İpot (Taşıyıcı Bellek) var. 400 şarkı ve 4-5 tane filmi kaydedebilen kapasitede bir cihaz oluğunu öğrendim. Artık sanatçılar 1 milyon kaset satacağım diye beklemesinler" diye konuştu.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön