HABER

Bakan Kurum'dan canlı yayında önemli açıklamalar: Su kıtlığı yaşayabiliriz

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum katıldığı bir televizyon programında müsilaj problemine değindi. Marmara Denizi'ndeki müsilaj problemine yönelik başlatılan seferberlik sonrası konuşan Bakan Kurum müsilaj sorununun nedenini 3 başlık altında topladı. Bakan Kurum ayrıca gelecekte su sıkıntısı yaşayabileceğimizi belirterek, "Su kaynakları bakımından diğer ülkelere göre zengin bir ülkeyiz. Ancak iklim değişikliği ile birlikte su kıtlığı yaşayabiliriz." ifadelerini kullandı.

Bakan Kurum'dan canlı yayında önemli açıklamalar: Su kıtlığı yaşayabiliriz

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum TRT Haber'de müsilaj sorununa yönelik açıklamalarda bulundu. Bakan Kurum açıklamasında müsilaj sorununun nedenini 3 başlık altında topladı. Marmara Denizi'nde hızla yayılan müsilaj sonrası hükümet harekete geçmiş ve Marmara'nın bir çok bölgesinde eş zamanlı temizlik başlatılmıştı.

Bakan Kurum'un açıklamarından satır başları şu şekilde:

"Şuan biz Pendik'teyiz. Yaklaşık 280 bin metrekarelik alanda sizi ağırlamak istedik. Bu hafta oldukça yoğundu. 1 Haziran'da Van Gölü'nü kurtarma eylem planı vardı. 200 milyon yatırımla Van Gölü arıtma tesisinin açılışını gerçekleştirdik. NASA'da çekilen fotoğrafla Van Gölü birinci olmuştu. Van Gölü'nün dip çamuru temizliğini başlattık. Hemen akabinde BM'nin habitat direktörü ülkemizi ziyaret ettiler ve Sıfır Atık Projesi'nden dolayı sayın Emine Hanım'a ödül verdiler.

"ÇALIŞTAY BAŞLATTIK"

5 Haziran'da 215 milyon liralık burada çevre yatırımının açılışı gerçekleşti. Bunun içerisinde 15 tane Millet Bahçesi, bisiklet yolu, birçok faaliyet vardı. Çevre ve doğaya yatırım hizmetlerimizi açmış oldu. Deniz salyasıyla alakalı çalışmalarımızı yürüttük. Bu çerçevede çok kapsamlı, ortak akılla, bilim insanlarımızın, belediye temsilcilerimizin olduğu bir çalıştay başlattık.

Buradaki kirliliğin ana nedeni nedir, sonraki adımları nasıl atacağız düşüncesiyle çalışmalarımızı başlattık. Son yıllarda ender görülmüş, tüm Türkye'nin içinde yer aldığı çalıştay neticesinde...

"SORUNU 3 BAŞLIKTA TOPLAYABİLİRİZ"

Marmara Denizi'nde sorunu 3 başlıkta toplayabiliriz. Marmara Denizi diğer denizlere göre daha sıcak durumda. Baktığımızda 2,5 derece sıcaklık artmış durumda.

İkincisi her bölgenin kendine has özellikleri var. Suyun hareketleri, jeopolitik yapısında önemli rol oynuyor. Buradaki azot ve fosforun bolluğu. Sümüksü salya dediğimiz müsilaj azot ve fosfor bolluğuyla besleniyor. Bunu yiyerek obezleşiyorlar. Ölenlerde denizin üzerine çıkıyor. Azot ve fosfor bolluğunun nedeni atıklar. Sanayi, ev atıklarının denize bırakılarak oluşan kirlilik. Bu kirliliğin birçok nedeni var.

Bir eylem planı hazırladık. Azot miktarını azaltmak bilim insanlarımızca bize tavsiye edilen bir yöntemdi. Marmara Denizi 5 yıl içinde eski haline gelecek.

Bilim insanlarımızın katkısıyla hem denizin yüzeyinden hem altından numuneler aldık. Arıtma tesislerinin incelemesini yapıyoruz. Bu çalışmalar netince 22 maddelik bir eylem planı hazırladık.

En önemli konumuz atık su arıtma tesislerinin kalitesini yukarı çekmek. Mevcuttaki tesisleri bu seviyeye getirmek zorundayız. Marmara'da yaklaşık yüzde 55'i ön arıtma tesisimiz var. Bu işletmelerden arıtılan sular geri kullanılamıyor. Bir de biyolojik arıtmalarımız var. Bu yüzde yaklaşık 40'ına geliyor. Bizim tamamını ileri biyolojik arıtmaya getirmemiz gerekir.

"SU KITLIĞI YAŞAYABİLİRİZ"

Su kaynakları bakımından diğer ülkelere göre zengin bir ülkeyiz. Ancak iklim değişikliği ile birlikte su kıtlığı yaşayabiliriz.

SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?

Belediyelere her türlü teknik ve maddi destek verilecek. Valilikler koordinasyonunda süreci takip edecek. İmza atan taraflar olarak sorumluluklarımız var. Vatandaşlarımıza verdiğimiz sözü yerine getirmek boynumuzun borcu.

Ergene havzası, Susurluk Havzası, yine Sakarya'daki kirliğe ilişkin atılacak adımlar var. Menderes Havzasıyla da yatırımlarımız var. Burada Belediyelerimizin de üstüne düşen sorumluluklar var. Çevre işi siyasetin üstündedir. Bu iş devamlılık isteyen bir durumdur.

Biz Marmara Denizi'nin foseptik gibi kullanamayız. O yüzden ileri biyolojik arıtmaya ihtiyacımız var. Onu da boşaltmayalım diyoruz. Yatırım yapacağımız tesislerimiz bunu sağlayacak. İleri biyolojik arıtmaya geçtikten sonra bu atıklarımızı arıtmamız gerekiyor. 3 yıl içinde bu adımlar atılacak. Bu sayede de tüm Marmara'yı korunan alan ilan ederek... Açıkçası orada uçan kuşu takip edeceğiz.

Biz tüm Türkiye'de yakın zamanda termik santrallerle ilgili önemli adımlar attık. Filtrelerini zorunlu hale getirdik. Yatırımlarını yaptılar biz de açtık. Marmara'nın durumu daha acil. Çok daha etkin hızlı çalışmak zorundayız.

MÜSİLAJ DİĞER DENİZLERE YAYILIR MI?

İklim değişikliği ile bu açık denizlere gidiyor. Marmara kapalı olduğu için bu daha fazla. Karadeniz'de kısmi görülmeler var. Ege'de çok fazla şikayet yok. Marmara havzası içerisinde bu sorun şu an var. Diğer denizlerimizde şuan vatandaşlarımızdan bir şikayet almadık.

Poyrazla birlikte bugün açıklara gitti. Bu kirliliği hızla engellemeliyiz. Bugün önemli bir süreci başlattık. 7 ilde deniz üstündeki kıyıya vurmuş müsilaj temizliğini başlattık. Gerek oradaki belediyelerimiz, gerek sorumlu kuruluşlara bu sürece dahil olacaklar. Marmara'daki hayalet ağların 1 yıl içerisinde toplanmasını sağlayacağız. Biz hem deniz dibi hem de üstünde faaliyetlerimizi sürdüreceğiz. Kirliği engellemediğimiz sürece bu kısa vadeli bir çözüm.

KANAL İSTANBUL'DA SON DURUM

Kanal İstanbul projesi İstanbul Boğazı'nın özgürlük projesidir. İstanbul'umuzun dönüşüm projesidir. Bu kadar devasa bir alanda 500 bin nüfus olacak. Kanal İstanbul projesi yürüyüş yollarıyla, yeşil yollarıyla, üniversiteleriyle Türkiye'nin en çevreci projesi olacak. İnşallah haziran ayında Ulaştırma Bakanlığımızın köklerini atacağı temelle Kanal İstanbul'u milletimizin hizmetine sunacağız.

Attığımız her adımı bilim insanlarımızın görüşleri doğrultusunda atıyoruz. Kanal İstanbul Projesi'ni bırakın İstanbul'a zarar vermeyi, İstanbul'a fayda sağlayacak, cazibe merkezi haline getirecek bir anlayışla yapıyoruz. Orada ekolojik yaşamın korunacağı, yeşil hayatın artırılacağı, yapılacak köprülerle geçişin sağlanabileceği, oradaki canlıların yaşayabileceği her türlü detay düşünülüp buna göre adım atılıyor. İstanbul'da deprem gerçeği var, dönüştürmek zorundayız."

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön