HABER

Bakan Selçuk, medya temsilcileriyle buluştu

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk: (3) - "En geç iki ay içinde yaklaşık 3 yıllık bir program açıklayacağız. Diyeceğiz ki 'Bizim 3 yıl içindeki yol haritamız budur.' Toplumla bir makro paylaşımda bulunacağız" - "Hiçbir öğrencimiz, hiçbir velimiz sürprizle karşılaşmayacak. Oyunun sonunda asla kural değişmeyecek, oyunun ortasında 'Biz değiştirdik.' demeyeceğiz" - "Temel bazı meseleler, yapısal sorunlar, nicel anlamda büyük ölçüde halledilmiş. Hemen şunu söyleyebiliriz, zaman nitelik zamanı. Şimdi biz nitelikle ilgilenmek durumundayız" - "Bakan olmaya değil, gören olmaya çalışacağım. Aklımla, kalbimle görmeye çalışacağım. Önceliklerimiz olacak. Mesela dezavantajlı çocuklar, öğretmenler önceliğimiz olacak"

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, "En geç iki ay içinde yaklaşık 3 yıllık bir program açıklayacağız. Diyeceğiz ki 'Bizim 3 yıl içindeki yol haritamız budur.' Toplumla bir makro paylaşımda bulunacağız." dedi.

Selçuk, Ankara Palas'ta, basın kuruluşlarının Ankara temsilcileri ve eğitim muhabirlerinin katıldığı basın toplantısında açıklamalarda bulundu, eğitim gündemine ilişkin soruları yanıtladı.

Bakan Selçuk, torununun doğduğu gün Milli Eğitim Bakanı olduğunu söyledi.

Türkiye'nin yeni yönetim sisteminde böylesine kritik, mühim bir görevi kendisine tevcih ettiği için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarını sunan Selçuk, "Bu benim açımdan sıradan bir görevlendirme değil, mesuliyeti çok daha yüksek, çok daha farkındalık gerektiren bir sorumluluk." diye konuştu.

Bugünün geçmişe dönük olarak herhangi bir eksiklik ve hatadan söz etme günü değil, teşekkür günü olduğunu ifade eden Selçuk, "Biz Türk eğitim sistemine küçücük bir tuğla koyan herkese sadece teşekkür borçluyuz. 'Şartlar şöyledir, eksikler böyledir, sorunlar böyledir.' bunun üzerinden bir söylem ortaya koymak çok da işlevsel gelmiyor bana." dedi.

Selçuk, 2005-2006'larda hayal olarak gördüğü derslik, öğretmen meselesi ve birçok nicel parametrede inanılmaz mesafeler alındığını belirterek, "O gün keşke dediğim şeylerin bugün filli olarak karşımızda bulunduğunu görüyorum. Bugün, işler o günden daha kolay. Temel bazı meseleler, yapısal sorunlar nicel anlamda büyük ölçüde halledilmiş. Hemen şunu söyleyebiliriz, zaman nitelik zamanı. Şimdi biz nitelikle ilgilenmek durumundayız. Çünkü kaliteyi belirleyen şey niteliktir. Nitelik, niceliği belirler." ifadelerini kullandı.

Eğitimin çok istismar edilen, uluslararası güçlerin bile müdahale ettiği sınav temelli bir yapıyla, belli organizasyonların ihdasıyla kilitlenmeye çalışıldığı bir dönemi çok net ifade etmenin mümkün olduğunu dile getiren Selçuk, "Özellikle 15 Temmuz üzerinden de bu sınav temelli yapının Türk eğitim sistemini nasıl kilitlediği ve bu kilidin çözülmesinin aslında sanki eğitimsel bir mesele olmadığını, bir siyasal dil de toplumsal anlayış da gerektiğini çok rahatlıkla ifade edebiliriz." diye konuştu.

İlkesel olarak bilimi, aklı matematiği, sanatı, sporu, ahlakı konuşacaklarını anlatan Selçuk, "Ahlak telakkisi üzerine inşa edilmemiş bir eğitim sisteminin insanı bütünleyen ve beşerden insana doğru giden yolun tamamlanmasına müsaade etmeyeceği açıktır." dedi.

Bakan Selçuk, eğitimin önce evrensel seviyede kurulduğunu belirterek, "Mesajı insan olan şey önce universal olur, sonra bu toprağın boyası ile boyanır, sonra millileşir çok da güzelleşir." değerlendirmesinde bulundu.

Dünyanın gelecek 15 yıl içinde dördüncü büyük kırılmayı yaşayacağını, buna "tekillik çağı" denildiğini aktaran Selçuk, bu çağda biyolojik, fiziksel ve dijital olanın bütünleşeceğini söyledi.

Bu bütünleşmenin getireceği yeni bir dünya bulunduğuna işaret eden Selçuk, bu dünyanın gelecek 10-15 yılının 300 yıl geçmiş kadar farklılık yaratacağını belirtti. Selçuk, şöyle devam etti:

"Bunu bir metaforla izah etmeye çalışırsam, Ay'a füze gönderiyoruz. Ay tam karşınızda, füzeyi oraya gönderirken istikamet belirleniyor. Eğer Ay orada diye füzeyi oraya gönderirsek füze oraya ulaştığında Ay'ın yörüngesi değişmiş olacak ve Ay orada olmayacak. Biz çocuklarımızı geleceğe fırlatıyoruz. Çocuklarımız oraya ulaştığında Ay orada değilse 'siz bize nasıl bir eğitim verdiniz, siz bize nelerden bahsettiniz.' diyecekler. Bir çocuğun hayatına, hayaline dokunmanın vebalini çok derinden hissetmedikçe öğretmenlik mesleğinin yapılabilmesi asla mümkün değil. Eğer heyecanınız yoksa, hayaliniz yoksa, cesaretiniz yoksa biz zaten öğretmenlik yapmamalıyız."

Bakan Selçuk, eğitimi bürokratik bir mesele olmaktan çıkartıp, bir millet ülküsü, uluslararası dava olarak almak gerektiğini vurgulayarak, "Bunun için ekibimiz hazır ve çok uzun yıllardır üzerinde birlikte çalıştığımız birçok arkadaşımız var. Bu arkadaşlarımız bizim arkadaşlarımız değil, Türkiye'nin birikimi olan insanlar. Bize Türkiye'nin birikimi lazım, benim arkadaşlarım lazım değil. Bizim en iyi 11'imiz hazır, bizim en iyi 100'ümüz, 1000'imiz hazır. Çünkü buna Türkiye hazır." diye konuştu.

Toplumda büyük bir beklenti olduğunu, bu beklentinin yarattığı riskin de farkında olduğunu ifade eden Selçuk, "Bu beklentiyi karşılamak bir Süperman işi. Biz asla Süperman değiliz. Bizim bu konudaki Süpermanliğimiz, bu meseleye el koyan, bu meseleyle vazifeli vazifesiz olan herkesin iş birliği yetmez, güç birliğiyle yapması gereken bir iş bu. Bunu lütfen bizim üzerimize havale etmeyin. Biz sorumluluğumuzun farkındayız yetkimizden önce ama bu sorumluluğun paylaşılması konusunda bir idrak ihtiyacımız da var." ifadelerini kullandı.

Bakan Selçuk, "Biz bir masadaki tuzluğun yerini değiştirerek sistem değiştirdiğimizi söylemeyeceğiz. Masanın tümünü değiştirmekle ilgili olduğumuzu paylaşacağız." diye konuştu.
\

- "Hiçbir öğrencimiz, hiçbir velimiz sürprizle karşılaşmayacak"

Bakan Selçuk, eğitimin uzun soluklu bir iş olduğu konusunda mutabakat bulunduğuna dikkati çekerek, "Eğitim uzun sürede inşa edilen ama kısa sürede zarar gören bir kurum. Bu biraz sabır gerektiriyor ve benim hep söylediğim bir şey vardır; iyi bir Milli Eğitim Bakanı kendi dönemi için bir şey yapmaz, gelecek için bir şey yapar." dedi.

Bunun "hiçbir şey yapmayacağım" anlamına gelmediğini, elbette yapacağı işler bulunduğunu aktaran Selçuk, şunları söyledi:

"Bizim ilkesel olarak duruşumuz geleceği inşa etmek noktasında. Tabii pedogoji memnuniyetle inşa edilen bir mesele değildir. Pedagoji elbette bazı zorlukları da içinde taşıyan ve sıkıntıları da beraberinde getiren bir meseledir. Tahmin ediyorum en geç iki ay içinde yaklaşık 3 yıllık bir program açıklayacağız. Diyeceğiz ki 'Bizim 3 yıl içindeki yol haritamız budur.' Hangi ay, hangi sene ne yapmak istediğimiz konusunda toplumla bir makro paylaşımda bulunacağız. 3 yılın sonunda hangi parametrelerde, performans göstergelerinde nereye gelmek istediğimiz konusundaki hayalimizi ve arzularımızı sizinle paylaşma fırsatımız da olacak. İlkesel olarak şunu söyleyebilirim; hiçbir öğrencimiz, hiçbir velimiz sürprizle karşılaşmayacak. Oyunun sonunda asla kural değişmeyecek, oyunun ortasında 'biz değiştirdik.' demeyeceğiz."

- "Dezavantajlı çocuklarımızın adalete ihtiyacı var"

Bakan Selçuk, "Özel okullaşma yüzde 50 olacak. Bunun için gelmiş bir Bakan var." gibi mesajlar aldığını anlattı, önceliklerinin adalet olacağını vurguladı.

Selçuk, "Bir defa ben bakan olmaya değil, gören olmaya çalışacağım. Aklımla, kalbimle görmeye çalışacağım. Bunu yaparken adaleti şiar edinmek tekrar tekrar vurgulamak istediğim bir şey. Biz zaten bu şiara uyduğumuz ölçüde birçok insan mutlu olacak, rahat uyuyacak. Örneğin önceliklerimiz olacak. Mesela dezavantajlı çocuklar, öğretmenler önceliğimiz olacak. Eğer ilkesel olarak önceliklerden söz edeceksek, bir başka ilke olarak veriye dayalı bir politika üreteceğiz. Veriler kullanılmadan üretilen politikalarımızın bizi nasıl sıkıntıya soktuğu konusunda çok deneyimimiz var." dedi.

Ziya Selçuk, bir grup akademisyen ve uzmanla Bakanlığın data yönetimi, yapay zeka hakkında neler yapabileceği konusunda iki ayrı çalışma yürütüldüğünü bildirdi.

- "Eğitim ihraç edilebilir ama ithal edilemez bir şeydir"

Ana konularla ilgili vizyon belgeleri hazırladıklarını ve bunların tamamını paylaşacaklarını aktaran Bakan Selçuk, "Hepsi evrensel akreditasyon standartları içinde olacak. Bu belgeler uluslararası kuruluşların ölçülebilir parametreleri üzerinden düzenlenecek ama bu coğrafyadan, bu topraktan çıkacak. Bir kopya meselesi olmayacak. Eğitim ihraç edilebilir ama ithal edilemez bir şeydir." diye konuştu.

Selçuk, bir başka ilkesel hedeflerinin de "şeffaflık" olduğunu vurgulayarak, "Birbirimizden sürekli bir şey sakladığımız, gizlediğimiz bir ortamın çocukların hayrına olmadığı açık. Örneğin Milli Eğitim Bakanlığının sınavlarının datası var. Bunlar inanılmaz derecede politika analizi yapılabilecek içerikler ve bunlarla biz son derece uluslararası bir politika dökümanı çıkarabiliriz diye düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.

Bakan Selçuk, "Bu anlamda herkesi dinleyeceğimizi bilhassa söylemek isterim. Çünkü eğitim toplumsal mutabakat olmadan üzerine bir şey inşa edebileceğiniz bir kurum değil. Zemin olmadan şekil olmaz. Biz habire şekil yapıp, sürekli yenilikler, reformlar getirip bir şey yapmaya çalıştığımızda eğer elimizde zemin yoksa yaptığımız her şekil yıkılacaktır." dedi.

"Yapacağımız işler biraz zaman alacak çünkü biz bir gökdelen inşa etmek istiyoruz." ifadesini kullanan Selçuk, bu süreçte de toplumsal mutabakata ihtiyaçları olduğunu söyledi.

- "Çok daha proaktif bir Milli Eğitim Bakanlığı göreceksiniz"

Çocuk neredeyse orada olacaklarını vurgulayan Selçuk, şunları kaydetti:

"Günlük ortalama 4 saat civarında internette, sosyal medyada dolaşan çocuklarımız var. Asıl sorun oralarda yaşanıyor ve biz bunları bir şekilde algılamak zorundayız. Yasaklamaktan bahsetmiyorum, sadece suyu arkına sokmaktan söz ediyorum. Eğitim sistemimizi bir öğrenme ve beceri ekosistemine dönüştürmek ana hedefimiz. Bunların nasıl yapılacağı bizim, uzmanlarımızın zihninde çok net. Bir beceri ekosistemi nasıl oluşturulur, bunu çok net olarak biliyoruz ve buradan diploma temelli değil vasıf temelli bir anlayışla gideceğimizin işaretini de görebilirsiniz."

Selçuk, "Çok daha proaktif bir Milli Eğitim Bakanlığı göreceksiniz. Bunu zamanla göreceksiniz çünkü eski alışkanlıklarla yeni başarılar elde edilmiyor. Buna büyük bir direnç olacak biliyorum, eğitim en muhafazakar kurumdur. Öğretmenler ya da veliler en muhafazakar gruptur çünkü çocukların hayatıyla ilgili bir konu var, elbette muhafazakar olacaklar ama muhafazanın bizi nasıl zehirlediğini, toksik bir atmosfer oluşturduğunu birlikte paylaşmak zorundayız." dedi.

- "Bize biraz izin verin, biraz çalışalım"

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, sosyal medyayı takip eden iyi bir ekip kurduklarını ve oradan politika dökümanı üretme fırsatları bulunduğunu belirtti.

Selçuk, medya temsilcilerine hitaben, "Bize biraz izin verin, biz biraz çalışalım. Hemen bizden bir şey beklerseniz eski hataları yaparız. Yani 'bir ay, üç ay geçti bir şey yapın', inanın bu 50 senelik bir mesele." ifadesini kullandı.

Bunun teknik bir mesele olmaktan öte bir kültür meselesi olduğuna işaret eden Selçuk, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Hani derler ya, 'kültür tekniği kahvaltıda yer' diye. Kültür çok önemli bir mesele. Biz bu kültür üzerinden, bizim insanımızın, bu toprağın dokusu üzerinden bir şey yapmak istiyoruz. O sebeple de bu zamana ihtiyacımız var. Eğer biz bunu yapmazsak inanın sel bizi sürükleyecek. Biz nehrimizin yatağını açalım ve hep birlikte orada akalım. Eğer bunu yapmazsanız bu çağın, yeni çağın seli bizi götürecek, çocuklarımızı başarısız kılacak."

Selçuk, robotiğin ilerlediği, istihdamın yüzde 70'ine yakın kısmının robotlarla sağlanacağı bir dönemde "Bu işleri robotlar yapacaksa bizim çocuklarımız ne yapacak?" sorusunu sormak zorunda olduklarını dile getirdi.

Bakan Selçuk, "Robotların yapamadığı iş ne ise bizim çocuklarımız onu yapacak. Robot çağına tümüyle kötü diye bakmamak lazım, robot çağı aslında insanlar için 'insanlaşma' müjdesini de beraberinde getiriyor. Yani insan olmak için işin dışında bir şeyler yapabilmekle ilgili fırsatımız da var." diye konuştu.

"Biz ya gemimizi inşa ederiz ya da selde sürükleniriz." diyen Selçuk, bu konuda her kesimin katkısını beklediklerini kaydetti.

(Bitti)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön