HABER

Bakan Soylu canlı yayında soruları yanıtladı

İçişleri Bakanı Bakan Süleyman Soylu: (5) - "Gezi olayları gibi, şunlar gibi, bunlar gibi, kimseye böyle bir şeyi aklından geçirmemesini bu ülkenin İçişleri Bakanı olarak tembih ederim. Türkiye'nin demokrasisine de huzuruna da kardeşliğine de kimseyi musallat ettirmeyiz. Bunun gücü ne kadar büyük olursa olsun" - "Senaryo şu, işte AK Parti ile MHP'yi birbirinden ayıralım, Türkiye'de yeni bir geniş bir model kuralım, kuramazsak da Türkiye içerisinde farklı bir baskılama modeli uygulayalım. Buna ekonomik saldırı dahil. Türkiye'de evet bir saldırı olduğu gözüküyor" - "Türkiye'nin dışarıdan ekonomik olarak etkilenmek istediği açık ama Türkiye direniyor ve ayakta kalıyor. Bunun şiddetini daha artıracak bir Türkiye programı uygulanmaya çalışılıyor. Bu apaçık ortada. Bu programlarla birlikte acaba içeride istikrarsızlığı körükleyebilecek, siyaseten zayıflatabilecek ve saldırabilecek, her meseleyi farklı bir noktaya evirebilecek bir sonuç oluşturabilir miyim diye bundan istifade edenler var" - "Sadece Cumhurbaşkanımız çok net şekilde herkesin kendi işine bakması lazım geldiğini ifade etti. Bu çok doğrudur. Yapmaları gereken, bu ülkenin zenginliğine zenginlik katabilmek için gayret sarf edebilmektir. Hala birilerinden icazet almak, Türkiye'ye ayar vermeye çalışmak kimsenin haddi değildi, ayar vermeye çalışmak Türkiye'nin eski kodlarıdır. Buna gerek yok"

İSTANBUL (AA) - İçişleri Bakanı Bakan Süleyman Soylu, "Gezi olayları gibi, şunlar gibi, bunlar gibi, kimseye böyle bir şeyi aklından geçirmemesini bu ülkenin İçişleri Bakanı olarak tembih ederim. Türkiye'nin demokrasisine de huzuruna da kardeşliğine de kimseyi musallat ettirmeyiz. Bunun gücü ne kadar büyük olursa olsun." dedi.

Bakan Soylu, TGRT Haber'de katıldığı Gündem Özel programında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Yurt dışında kanser tedavisi olmak isteyen KHK ile görevinden ihraç edilen Prof. Dr. Haluk Asuman Savaş ile eşi Doç. Dr. Esen Savaş'la ilgili soru üzerine Soylu, kanser hastası olan bir kişinin yurt dışında tedavi görmesinin en temel insan hakkı olduğunu ancak meseleyi iyi tanımlamamak gerektiğini söyledi.

Türkiye'de FETÖ iltisaklı olanlarla ilgili ihraç edilenlerle ilgili bir kanun olduğunu, KHK kapsamında ihraç edilenlerin pasaportlarının iptal edildiğini ifade eden Soylu, şöyle konuştu:

"Bu bir idari karar değil, bu bir kanun. Yani ben bunlara pasaport veremem. Nasıl verebilirim, istisnai bir şartla verebilirim. Bunu da kanun yazmış, İçişleri Bakanı teklifiyle Cumhurbaşkanı bir kişinin yurt dışına çıkmasını temin edebilir. FETÖ'den dolayı ihraç edilmiş bir kişiden bahsediyoruz. Biz olağanüstü bir dönemden geçtik. Şunu iyi ayıralım. Mahkemenin vermiş olduğu karar beraat kararı, neye beraat kararı vermiş. FETÖ'nün çağrısını yaptığı ve Bank Asya'ya çağrı yaptıktan sonra yatırdığı, yüksek derece bir parayı, mesele geldi diye söylüyorum onun beraatini vermiş. Ve FETÖ derneklerinin beraatini vermiş. Biz bu kararı niçin almışız, bunlar yurt dışına çıkmasınlar diye. Hukukumuzu koruyalım, eğer bunlarla ilgili bir durum söz konusuysa bunların mahkemeye çıkmasını temin edelim, aynı zamanda da bunların yurt dışına çıkıp da kim olduklarını bilmiyoruz, karanlık bir dönemden geçtik. Ve böyle bir kanun ortaya konuldu.

Bu hoca, profesör hangi gün müracaat etmiş 13. Şu anda biz Türkiye'de bir haftada en geç veriyoruz, 3-4 günde de veriyoruz. 5 günde de veriyoruz. Ben haksızlıkla karşı karşıya kaldığım zaman çıldırıyorum, kimse kusura bakmasın. 13 Mayıs'ta gidiyorum nüfus idaresine diyorum ki bu pasaportu alacağım. 16'sında olay bitti, 3 gün içinde. Ağır işleyen bir devletimiz var ya. Adam üç gün içinde kusura bakmayın BBC'ye çıktı, DW'ye çıktı. Ben İçişleri Bakanıyım ben hiç BBC'ye DW'ye çıkmadım. Çıkmadığı yer yok, bütün sosyal medya. Bir arkasına bakın nedir, ne değildir, ne oluyor."

Süleyman Soylu, başvurudan sonraki süreç içerisinde hakem hastanelerinde bilgilerin ve belgelerin karşılaştırıldığını, durumu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ilettiklerini vurgulayarak, "Bu istisnayı kullanmak isteriz, buyurun kullanın dedi. Netice itibarıyla bu istisna 20 yılda birkaç kez verildi. Neticede bu meseleyi bir noktaya getirdik, bugün de pasaportu Adana'dan, bir de esas dosya Gaziantep'te. Bunlar önemli meseleler. Ben bilmiyorum ki bizim araştırmamız lazım, bakmamız lazım etmemiz lazım. O zaman sosyal medya gelsin bizi yönetsin, idare etsin." diye konuştu.

- Tahditlerle ilgili çalışma

Bakan Soylu, yaklaşık 370 bin civarında pasaporta tahdit koyduklarını ancak bunların hepsinin FETÖ olmadığını, FETÖ'den konulan tahditlerin toplamının bu rakamın yarısı kadar olduğunu dile getirdi.

Tahditlerle ilgili iki defa çalışma yaptıklarını dile getiren Soylu, şöyle devam etti:

"Birisinde 175 bin tahdit kaldırdık, çünkü süreç geçtikçe biz de önümüzü görebiliyoruz. İkincisinde 57 bin tahdit kaldırdık. Şu anda FETÖ'den dolayı olan tahdit sayısı zannediyorum 100 bin civarında. Bunun 25 bini ya kaçak ya içeride hapishanede tahdit konulanlar. Rasyonel, reel şöyle bir 75-80 bin civarında bir tahdit var. Seçimden önce de bununla ilgili bir çalışma yaptık. Seçim öncesinde bunu tutalım seçimden sonra yapalım dedik, şimdi o çalışmayı yapıyoruz TBMM'de. İdari mekanizmayla da bunun çözülebileceği bir edilebilir diye bir şey getiriyoruz, idare inisiyatif alıyor. Böyle durumlar olduğu zaman buna bu tahdidin kaldırılabilmesine yönelik. Kanun bize böyle bir imkan sağlamıyor."

Bakan Soylu, Türkiye'de idari karar şerh kaydı bulunan toplam kişi sayısının 343 bin olduğunu, bunun içerisinde adli işlemin 128 bin, arama yakalama kaydı bulunan 26 bin kişi, cezaevlerinde bulunanların sayısının ise 32 bin olduğunu dile getirdi.

FETÖ'den idari karar kaydı olanlardan ihraç bilgisi olan kişi sayısının 130 bin, ihraç bilgisi kaydı olan bulunan kişilerden yurt dışı çıkış yasağı olan kişi sayısı, adli işlemin 57 bin, arama, yakalama kaydı olan 7 bin kişi, ihraç bilgisi kaydı bulunan kişiler arasında cezaevinde olanların da 16 bin 500 kişi olduğunu aktaran Soylu, son 8 ayda, 350 bin 435 kişinin pasaportlarındaki iptal şerhlerinin kaldırıldığını, bu konuda ciddi bir çalışma yapıldığını ifade etti.

- "Türkiye kendi kalıbını büyütüyor"

Bakan Soylu, "Yabancı yayın kuruluşlarını bir araya getiren motivasyon ne?" sorusuna da şu yanıtı verdi:

"Türkiye kendi kalıbını büyütüyor. Kendi kalıbını büyütmesini istemeyenler var. Bu şu demek, etrafta söz söyleme kabiliyetinin oluşması demek. Eskiden oturan bir Türkiye vardı. Şimdi, Amerika İstanbul seçimini not ediyor. Senin İstanbul seçimiyle ne ilgin var da not ediyorsun? Biz not etmeye çalışsak sizin demokrasinizi bu konuda çok notlar yazmak gerek. Ancak şunu söylemek lazım, benim siyasi sezim, seçimin sonuçlarına yönelik bir hazırlık yapmışlar fakat seçimin sonuçları istedikleri gibi çıkmamış. Onların beklediği AK Parti yüzde 35-36'ya çakılacak. Cumhur İttifakı yok 44-45 civarında bir oy alacak. Bu bir meşruiyet tartışması oluşturacak. Bu meşruiyet tartışması içerisinde de bugün Özilhan'ın yazısını ve konuşmasını okuyun, ondan önce ara sıra satır aralarından CHP'li yazarların söylediklerine bir bakın. Artık Türkiye'nin başka bir ittifak, yönetim modeline geçmesi...

Senaryo şu, işte AK Parti ile MHP'yi birbirinden ayıralım, Türkiye'de yeni bir geniş bir model kuralım, kuramazsak da Türkiye içerisinde farklı bir baskılama modeli uygulayalım. Buna ekonomik saldırı dahil. Türkiye'de evet bir saldırı olduğu gözüküyor. Türkiye'nin dışarıdan ekonomik olarak etkilenmek istediği açık ama Türkiye direniyor ve ayakta kalıyor. Bunun şiddetini daha artıracak bir Türkiye programı uygulanmaya çalışılıyor. Bu apaçık ortada. Bu programlarla birlikte acaba içeride istikrarsızlığı körükleyebilecek, siyaseten zayıflatabilecek ve saldırabilecek, her meseleyi farklı bir noktaya evirebilecek bir sonuç oluşturabilir miyim diye bundan istifade edenler var. Gezi olayları gibi, şunlar gibi, bunlar gibi, kimseye böyle bir şeyi aklından geçirmemesini bu ülkenin İçişleri Bakanı olarak tembih ederim. Türkiye'nin demokrasisine de huzuruna da kardeşliğine de kimseyi musallat ettirmeyiz. Bunun gücü ne kadar büyük olursa olsun."

Bakan Soylu, TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan ile bazı STK'ların açıklamalarına ilişkin de "Bu arkadaşlarımızın eski alışkanlıklarla beraber yapmış oldukları bu meseleyi ben çok önemsemiyorum. Sadece Cumhurbaşkanımız çok net şekilde herkesin kendi işine bakması lazım geldiğini ifade etti. Bu çok doğrudur. Yapmaları gereken, bu ülkenin zenginliğine zenginlik katabilmek için gayret sarf edebilmektir. Hala birilerinden icazet almak, Türkiye'ye ayar vermeye çalışmak kimsenin haddi değildi, ayar vermeye çalışmak Türkiye'nin eski kodlarıdır. Buna gerek yok." ifadelerini kullandı.

(Sürecek)

Geri Dön