HABER

Barkey: Açılım sürecinden geri dönüş yok

Carnegie Endowment'ta düzenlenen "Türkiye'deki Kürt Açılımı: Kökenleri ve Geleceği" başlıklı panelde konuşan Barkey ilginç açıklamalar yaptı.

WASHINGTON (A.A) - ABD'deki düşünce kuruluşlarından Carnegie Endownment uzmanı, Lehigh Üniversitesi uluslararası ilişkiler profesörü Henri Barkey, "demokratik açılım" sürecini, "(Kürt meselesinin) çözümü yolunda 1993'ten beri gerçek anlamda ilk fırsat ve Türkiye'de bu konuda yürütülen gelmiş geçmiş en kapsamlı ve en uyumlu girişim" olarak niteledi. barkey, ''Açılım sürecinden geri dönüş artık mümkün değil" dedi.

Carnegie Endowment'ta düzenlenen "Türkiye'deki Kürt Açılımı: Kökenleri ve Geleceği" başlıklı panelde konuşan Barkey, "8.Cumhurbaşkanı Turgut Özal'dan beri, 1993'ten bugüne kadar bu konuda gerçek bir fırsat olmadı. Başarılı olur mu olmaz mı zaman gösterecek, ama bence (bu süreç) Türkiye'de bu konuda yürütülen en uyumlu ve en kapsamlı girişim, Kürt meselesine yönelik bir zihniyet değişikliğine de işaret ediyor ki bu da çok önemli bir gelişme" dedi.

Konuşmasında, "demokratik açılım"ın arkasındaki nedenlere değinen Barkey, bunlardan en önemlilerinden birinin Irak'taki savaş ve ABD'nin Irak'tan çekilme kararı olduğunu savundu.

Barkey, Türkiye'nin kuzey Irak politikasının son bir yılda 180 derece değiştiği, Türkiye'nin Irak'taki en önemli müttefiklerinin Kürtler olduğu "ilginç bir durumun" ortaya çıktığı, Iraklı Kürtlerin de Türklere daha fazla yakınlaştığı görüşünü dile getirdi.

Barkey, MİT Müsteşarı Emre Taner'ın 2000'lerin ortalarında kuzey Irak'ı ziyaretini hatırlatarak, "demokratik açılım"la ilgili çalışmaların aslında çok önceden başladığını belirtti.

"Kürt meselesi"ni çözmeden AB'ye üyeliğin mümkün olmadığını herkesin bildiğini söyleyen Barkey, demokratik açılımın uzun ve zor bir süreç olduğunu, süreçte zaman zaman gerileme ya da ilerlemelerin görülebileceğini, ancak bu süreçten geri dönüşün artık mümkün olmadığını savundu.

-TÜRKİYE, İRAN'DAN BİLE İYİ SAVUNUYOR"-

ABD'deki diğer bir düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi uzmanı Steven Cook ise konuşmasında Irak ve Ermenistan gibi konularda ABD'nin desteğini alan gelişmelerin olduğunu, ancak Türk dış politikasıyla ilgili olarak Washington'daki yetkililerin "kafalarını karıştıran" birtakım konuların da bulunduğunu savundu.

Türkiye ile İsrail ilişkilerinde yaşanan gerilemeye atıfta bulunan Cook, bunun ne Türkiye, ne İsrail, ne de ABD'nin çıkarına olduğu görüşünü dile getirdi.

Washington'da "kafaları karıştıran" bir diğer hususun da Türkiye'nin İran konusunda tutumu olduğunu savunan Cook, Ankara'nın İran'ın nükleer programını İran'dan bile daha iyi savunduğunu iddia etti.

Başbakan Erdoğan'ın Wasington'a yapacağı ziyarette 4 konunun öne çıkacağını da belirten Cook, bunları "Afganistan-Pakistan (AfPak), İran, Ermenistan ve Ankara ile Erbil arasındaki ilişkilerin gelişimi" olarak sıraladı.

Cook, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun "Stratejik Derinlik" kitabına da değinerek, "Türkiye'nin neden stratejik derinliğe ihtiyaç duyduğu açık değil. Ankara'da, Türkiye'nin ABD ile Tahran arasında aracı rolü oynayabileceği şeklinde hatalı bir varsayım var. ABD zaten İran'la görüşüyor, aracı kullanmamızı gerektirecek bir neden yok" diye konuştu.

-"TÜRKİYE'NİN ROLÜ AZALACAK"-

ABD'deki bir önceki yönetim sırasında Türkiye'nin Orta Doğu'da oynadığı rolün de "çok büyütüldüğünü" öne süren Cook, ABD'nin, yeni dönemde Orta Doğu'ya yeniden odaklanmaya başladığı, İsrail-Filistin meselesinin çözümü ve Suriye ile temas kurmaya dair ilgisini tazelediği göz önüne alınırsa, Türkiye'nin rolünün muhtemelen azalacağı iddiasında bulundu.

Cook, Türkiye'nin Orta Doğu barış sürecinde önemli rol oynamasının, İsrail ile ilişkileri gerilediği müddetçe çok zor olduğu görüşünü de dile getirdi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön