Başbağlar katliamı nedir? 33 sivil katledildi!

Başbağlar katliamı, Türkiye tarihinin en acı olaylarından biri olarak anılıyor. Terör örgütü PKK tarafından 5 Temmuz 1993 tarihinde Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde 33 sivilin katledilmesi ile sonuçlanan Başbağlar katliamı, PKK'nın en büyük sivil katliamlarından biri oldu. İşte Başbağlar katliamı nedir sorusunun yanıtı ve detaylar...

Başbağlar katliamı nedir? 33 sivil katledildi!

Türkiye tarihinin en acı olaylarından biri olan Başbağlar katliamı, 27'nci yıldönümünde anıldı. Terör örgütü PKK tarafından gerçekleştirilen Başbağlar katliamı, 33 sivilin katledilmesi ile sonuçlandı. PKK'nin en en büyük sivil katliamlarından biri olan Başbağlar katliamında Başbağlar köyündeki 214 ev, cami ve okul içindeki insanlarla birlikte ateşe verildi.

Başbağlar katliamı nedir?

5 Temmuz 1993 tarihinde yaşanan Başbağlar katliamında teröristler Başbağlar Camisi'nde ezan okunduğu sırada camiye girdi ve burada bulunan cemaati zorla dışarı çıkararak köyün çıkışına götürdü. Burada bir süre terör örgütü PKK'nin propagandasını yapan teröristler, ardından 28 erkeği kurşuna dizerek katletti. Teröristler daha sonra Başbağlar köyündeki 214 ev, cami ve okulu içindeki insanlarla birlikte ateşe verdi. Yakılan evlerde 1'i kadın, 5'i çocuk yanarak can verdi.

33 sivilin şehit edilmesi ile sonuçlanan olayların ardından 20 kişi gözaltına alınırken, 1994 yılında haklarında idam ile çeşitli hapis cezası istemiyle Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde dava açıldı. 1998 yılına kadar süren duruşmalar takipsizlikle kapanırken, sanıkların 18'i bu davalardan beraat etti. 2 kişi ise mahkum edildi.

Başbağlar katliamının 27. yılı

5 Temmuz 1993'te yaşanan Başbağlar katliamı, 27. yılında Başbağlar Köyü Derneği tarafından İstanbul'da düzenlenen programla anıldı.

Programda basın açıklaması yapan Dikkaya, 5 Temmuz 1993 yılında Başbağlar’da gerçekleşen katliamda 28 kişinin kurşuna dizildiğini, 5 kişinin ise yakıldığını hatırlatarak şunları anlattı:

"28 kişi kurşuna dizilmek, biri kadın, biri çocuk 5 kişi ise yakılmak suretiyle 33 kişi şehit edildi. 3 kişi yaralı olarak kurtuldu. Köyümüzün camisi, okulu, öğretmen lojmanı, imam evi, mahalle ve köy odası ve olay anında köyde bulunan 4 araç yakıldı. Büyükbaş, küçükbaş ve kümes hayvanlarımız telef edildi. Akşam namazı kılınırken köy camisi basılarak 22 köylümüz camiden, camide olmayanlar ise evlerinden tek tek toplanarak köy meydanına getirildi. Burada 45 dakika boyunca, daha önceden itina ile hazırlandığı belli olan ve sonrasında şehitlerimizin de üzerine bıraktıkları bildiri metni ile aynı içeriğe sahip PKK terör örgütü propagandası yapıldıktan sonra 27 köylümüz üzerlerine kurşun yağdırılarak şehit edildi. Ayrıca, yaktıkları aracın içine atmak istedikleri bir köylümüz de direnince onu da orada şehit ettiler. Yaralı olarak sadece 3 kişi kurtuldu. Başbağlar’da bulunan 210 hanenin 191 hanesi yakıldı. Biri kadın, biri çocuk olmak üzere 5 köylümüz de bu evlerle birlikte yakılarak şehit edildi. Bu katliamı, bu soykırımı yapan 150 kişilik hain grubu ellerini, kollarını sallayarak köyü terk ettiler. Bu katliamda insanlar ve insanlıkla birlikte hayvanlar, ağaçlar, doğa, tarih, kültür ve umutlarımız yok edildi. Velhasıl, bu katliamda geçmişimiz ve o günümüz yok edildi, geleceğimiz ise yok edilmek istendi."

İnsan hakları savunucularına, araştırmacı gazetecilere, tarihçilere seslenen Dikkaya, çeyrek asırdır sordukları soruların cevaplarını halen alamadıklarını belirterek, dosyanın neden akamete uğratıldığını ve kapatıldığını her yıl sorduklarını ve sormaya devam edeceklerini kaydetti.

Dikkaya, "Her yıl soruyoruz ve sormaya devam edeceğiz. Neden Başbağlar? Bu arada biz biliyoruz ki Sivas Katliamı’nı da Başbağlar Katliamı’nı da düzenleyenler aynı kirli ellerdir ve katliamlar aynı masada tezgahlanmıştır. Acımız bir, yasımız bir, tasamız bir. Ayrıca 1 Ekim 1993 günü Malatya Merkez Ziya Paşa Camii İmam Hatibi Başbağlar nüfusuna kayıtlı Ahmet Güner hocamızın şehit edilmesi ve faili meçhul kalması da ayrı bir soru işaretidir." şeklinde konuştu.

"Başbağlar halkı olarak o gün basiret ve ferasetimizle Türkiye üzerinde oynanmak istenen bu oyuna gelmedik ve köyümüzü de terk etmedik. Devletimizden, 27 yıldır Başbağlar için yapılmayanların yapılmasını ve köyümüzün ihya edilmesini istiyoruz." diyen Dikkaya, savcılardan Başbağlar köyü katliamı ile ilgili ceza davasının yeniden açılmasını talep ettiklerini söyledi.

Dikkaya, şöyle konuştu:

"Savcılarımızın kimlerin bu katliamda rolünün olduğunu bulmalarını istiyoruz.Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Başbağlar Katliamı ile ilgili araştırma ve inceleme komisyonu kurarak çok yönlü ve yerinde inceleme yapmasını talep ediyoruz.1993 yılında kurulan Doğu ve Güneydoğu olaylarını araştırma komisyonu, olay yeri Başbağlar olmasına rağmen incelemesini İstanbul Fatih’de bulunan Dernek Lokalimizde yaptı. Bu da hiçbir inceleme yapılmadığını gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun akamete uğrayan Başbağlar Dosyası’nı yeniden incelemeye alması hususunu sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan arz ve talep etmekteyiz."

Başbağlar köyünden canlı bağlantının yapıldığı programda Kuran'ı Kerim tilaveti okunurken, video sinevizyon, Başbağlar'dan röportajlar ve şiir dinletisi gerçekleştirildi.