HABER

Bilkent Üniversitesi'nde 7 genç için anma töreni

Ankara (AA)- Karbonmonoksit zehirlenmesi nedeniyle hayatlarını kaybeden 7 öğrenci için Bilkent Üniversitesinde anma töreni düzenlendi.

Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Konser Salonundaki törene gençlerin aileleri, yakınları, YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, bazı YÖK üyeleri, üniversite yönetimi, aralarında YÖK Başkanı Özcan'ın Bilkent Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümünde görev yapan eşi Doç. Dr. Kıvılcım Metin Özcan'ın da bulunduğu öğretim üyeleri, gençlerin arkadaşları ve çok sayıda öğrenci katıldı.

Salondaki platformda, uzun bir masanın üzerine beyaz karanfiller arasında, hayatlarını kaybeden gençlerin çerçeveli fotoğrafları konuldu. Ayrıca, bazı yakınları da ellerinde gençlerin fotoğraflarını taşıdı. Hıçkırıklar içinde başlayan törende, gençlerin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Bilkent Üniversitesi Senfoni Orkestrası, Işın Metin yönetiminde Samuel Barber'ın "Yaylı Sazlar İçin Adagio" eserini seslendirdi. Daha sonra Bilkent Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Abdullah
Atalar, konuşma yaptı. Yurtdışında bulunan rektör Prof. Dr. Ali Doğramacı'nın başsağlığı mesajını okuyan Atalar, konuşmasında, doğalgaz ve karbonmonoksit
konusunda bilgiler vererek, zehirlenmenin nasıl ortaya çıktığını ve ne tür tedbirler alınması gerektiğini anlatarak uyarılarda bulundu.

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Metin Heper de hem Türkçe hem İngilizce yaptığı konuşmasında, gençlerin hayallerini anlattı. "Büşra, Ceren, Elif, Erol, Oğuzhan, Özgür ve Tarık, annelerinin ve babalarının sevgili çocukları, arkadaşlarının can dostları, hocalarının değerli öğrencileri, ülkelerinin iyi vatandaşları idiler" diyen Heper, Ankara'da toprağa verilen gençlerin cenaze törenlerine katıldıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ceren babasına, 'Senden başka hiçbir şey istemiyorum, beni okut' demişti.Özgür savcı olmak ve dolayısıyla ülkesinde hukuk devleti fikrinin pekişmesine katkıda bulunmak istiyordu. Elif, siyasete atılacağını belirtmiş, bir keresinde 'Condoleezza Rice gibi çok başarılı olacağım' demişti. Tarık, yüksek tahsilini Ankara'da yapmak istiyordu. Bu isteğini gerçekleştirebilmek için 2 sene herhangi bir yükseköğrenim kurumuna kayıt yaptırmamıştı. Büşra'nın lise yıllarından bir arkadaşı onun için 'Neşe doluydu. Sınıfımıza sonradan gelmiş olmasına rağmen onu çabuk kabullenmiştik. Ancak bunu, yani Büşra'nın kaybını kabullenemeyiz' dedi. Büşra ve Tarık yakın arkadaştılar. İlerisi için müşterek planları vardı. Büşra ve Tarık yan yana defnedildiler. Oğuzhan ile Tarık liseden beri arkadaştılar. Üniversiteye birlikte devam etme kararı almışlardı. Ne yazık ki ne beraber ne de yalnız başlarına bitiremediler. Erol bir taraftan üniversitedeki derslerini takip ederken bir taraftan da sık sık son bir yıldır
İzmir'de bir hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altında bulunan babasını ziyaret ediyordu. Ne yazık ki bu insan çocukların sonu çok erken geldi."

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön