‘’Birçok Cumhuriyetçi de Trump’ın Çok İleri Gittiğini Düşünüyor’’

ABD Kongresi Türkiye Dostluk Grubu’nun eski başkanlarından Robert Wexler, Trump’ın Beyaz Saray’dan, protestoculara yapılan müdahaleyle boşaltılan Lafayette Parkı’ndan geçerek St. Johns Kilisesi önünde elinde İncil’le poz vermesini Cumhuriyetçi Parti içinde birçok kişinin onaylamadığını söyledi

‘’Birçok Cumhuriyetçi de Trump’ın Çok İleri Gittiğini Düşünüyor’’

ABD Kongresi’ndeki Türkiye Dostluk Grubu’nun eski başkanlarından Robert Wexler, Trump’ın hafta başında Beyaz Saray’dan barışçı protestoculara yapılan müdahaleyle boşaltılan Lafayette Parkı'ndan geçerek St. Johns Kilisesi’ne yürümesi ve elinde İncil’le poz vermesini Cumhuriyetçi Parti içinden de birçok kişinin onaylamadığını söyledi.

Birçok Cumhuriyetçi’nin, Trump’ın böyle bir adım atarak ‘’çok ileri gittiğini’’ düşündüğünü ifade eden Demokrat Partili eski Kongre üyesi Wexler, ABD’de orduyla sivil polis arasında ayrımın ‘’kutsal’’ olduğunu ve bu ayrımın ihlal edilmemesi gerektiği ilkesinin toplumda geniş kabul gördüğünü de vurguladı.

Daniel Abraham Ortadoğu Barış Merkezi’nin başkanlığını yürüten Robert Wexler, Trump’a en yakın isimlerin bile, son dönemdeki gelişmelerden rahatsız olduğunu ve haber döngüsünün değişmesini istediklerini belirtti.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın Washington DC Şubesi SETA-DC’nin video konferansına katılan Wexler, nefret duygusunun toplum içinde gizlendiğini ve bir fırsatını bulduğu anda ortaya çıktığını söyleyerek, ‘’Bu sorunla başa çıkmada her birimize iş düşüyor, kendimizi siyah Amerikalılar yerine koymalıyız, empati yapmalıyız’’ mesajını verdi.

‘’ABD’de gelecek 4 yılda iç politika konuşulacak’’

Gazeteci-yazar Mark Perry de orduyla polis arasındaki ayrıma dikkat çekerek, Trump’ın orduyu devreye sokma planlarının askeriyede özellikle de üst kademelerde gerçek anlamda endişe yarattığını kaydetti.

Perry, gelecek 4 yıllık süreçte sağlık sistemi başta olmak üzere iç politika konularının gündeme hakim olacağını, dış politika konularınınsa ikinci plana itileceğini düşündüğünü belirtti. Perry, Kasım’da yapılacak başkanlık seçimlerinde de seçmenlerin oy tercihinde belirleyici aktörün dış politika değil iç politika olacağı görüşünü dile getirdi.

Corona virüsü kriziyle ilgili olarak da ‘’bundan sonra her şeyin değişeceği, yeni bir dünyaya hazırlanmalıyız’’ şeklindeki değerlendirmelere mesafeli yaklaştığını, daha önceki salgınlarda da benzer şeylerin söylendiğini ama hiçbir şeyin değişmediğini söyleyen Perry, ancak krizin ABD’nin sağlık sistemindeki kusurları gözler önüne serdiğini, bu alana el atılması ve reform ihtiyacını ortaya koyduğunu kaydetti.

Perry, krizin, psikolojik etkilerinin yanında, sağlık sistemi ve sağlık sigortası hususlarını ülkenin, birinci meselesi konumuna getireceğini söyledi. Perry, ‘’Eğer büyük bir uluslararası kriz olmazsa Amerika’yı gelecek 4 yılda meşgul edecek konular iç politikayla alakalı olacak’’ dedi.

‘’Belirsizlik dönemine giriyoruz’’

Wexler da sağlık sistemi başta olmak üzere iç politika konularının gündemde ağırlıklı konuma sahip olacağının kuşku götürmediğini belirtirken, bunun yanında krizin mali ve güvenlik alanında da ciddi etkilerinin olabileceğine işaret etti. ABD’deki birçok kentin ekonomik tablosunun çarpıcı biçimde değişebileceğine değinen Wexler, ‘’Belirli sanayilerde evrimlerin yaşanacağı bir belirsizlik dönemine giriyoruz’’ ifadesini kullandı.

Bir soru üzerine Wexler, Başkan Donald Trump ile seçimlerde Demokrat Parti’den rakibi olması beklenen Joe Biden’In ABD’nin uluslararası toplumla etkileşimi konusunda birbirine tam zıt politikalara sahip olduklarına dikkati çekti. Wexler, Trump’ın ‘’Önce Amerika’’ prensibiyle ABD’yi dünyanın geri kalanından ayıran politikalar izlerken, Biden’ın ise eski Başkan Barack Obama yönetiminde uygulanan ve diğer ülkelerle birlikte çalışmayı öne çıkaran politikaları temsil ettiğine itti. Eski Demokrat temsilci, Trump yönetiminde ABD’nin çekildiği uluslararası anlaşmalar ve örgütleri sıraladı ve bunların çoğunun, Amerika’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kendi öncülüğünde oluşturduğu yapılar olduğunu hatırlattı.

‘’Seçimlerde belirsizlik kaos yaratabilir’’

Bu uluslararası dinamiğin de seçmen tercihinde rol oynayacağını düşündüğünü ifade eden Wexler, posta yoluyla oy kullanma tartışmasının da seçim sürecinde en partici ve sorunlu konulardan biri olabileceğini söyledi.

Hem Wexler hem Perry, seçimlerin erteleneceğini düşünmediklerini belirtti ama sonuçlar yakın olursa çalkantılı bir itiraz sürecinin yaşanabileceği görüşünü dile getirdi. Perry, Kongre’nin eyaletlere mali destek vermemesi ve eyaletlerin kendi başının çaresine bakma girişimine atılması halinde bunun ciddi bir kriz yaratabileceği ihtimaline dikkati çekti.

Robert Wexler, oy kullanma süreciyle ilgili yaşanan belirsizliğin, seçim güvenliği konusunda dikkatli olmamaları halinde İran, Rusya, Çin gibi bazı ülkelerce kaos yaratmak için fırsat olarak kullanılabileceği tehlikesinin bulunduğunu dile getirdi.

ABD’nin Ortadoğu politikasıyla ilgili bir soru üzerine Mark Perry, Trump yönetiminin Ortadoğu barış sürecinde zemini İsrail’e teslim ettiğini ve gelinen durumdan geri dönmenin, başkan seçilmesi halinde Biden’ın bile bunu yapmasının artık çok zor olacağını söyledi. Biden’ın Trans-Pasifik Anlaşması TPP’ye geri dönme gibi adımlar atabileceğini ancak Ortadoğu konusunda mevcut tabloyu geri çevirmesini zor bulduğunu belirtti.

‘’Biden başkan olursa ilk işi iklim değişikliği anlaşmasına el atmak olacak’’

Robert Wexler da ABD’nin Afganistan, Suriye ve Irak’tan asker çekme sürecinin Biden başkan olması halinde de süreceği, Biden’in ilk el atacağı işinse Trump yönetiminin ABD’yi geri çektiği Paris İklim Anlaşması’na geri dahil olmak olacağı değerlendirmesinde bulundu. Wexler, olası bir Biden yönetiminin bu işe çok önem vereceğini hatta sırf bu konuda özel bir kabine üyesinin bile görevlendirilebileceğini söyledi.

Ticaret anlaşmalarının da ABD’nin modern siyaset sahnesindeki yumuşak gücünün en iyi araçlarından biri olduğu görüşünü dile getiren Wexler, ‘’Çin’in etkisine karşı koymak istiyorsan bunun en iyi yolu, müttefiklerimizi koruyacak şekilde Çin’in etrafında bir ekonomik çember yaratmak ve bu yolla Pekin üzerinde baskı oluşturmak’’ dedi.

‘’Çin’e karşı atılan adımlarda denge gözetilmeli’’

Wexler, Çin politikaları konusunda, özellikle sağlık sektöründe Pekin’e olan bağımlılığın azaltılması ihtiyacına katıldığını ancak ABD’nin bazı Çin havayolu şirketlerinin uçuşlarını durdurması gibi kararlara atıf yaparak, atılacak adımlarda bir dengenin de gözetilmesinin önem taşıdığını vurguladı. Wexler, Çin’e vurulacak her darbede Pekin’den gelebilecek misillemeyle, Amerikan ekonomisine de potansiyel anlamda zarar gelebileceği gerçeğini hesaba katmak gerektiğini söyledi.

Wexler, Biden’ın İran’la yeni bir anlaşma çabasına girerse bu sefer anlaşmaya Tahran’ın nükleer konular dışındaki ‘’menfur davranışlarının’’ da dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

İsrail-Filistin konusunda da Wexler, Biden’ın hem İsrailliler hem de Filistinliler’in yaşamlarını geliştirecek ve karşılıklı güveni arttıracak adımlar atmaya çalışacağını, sadece İsrail’in çıkarlarını destekleyen değil aynı zamanda Filistinliler’in meşru arzularına da sempatiyle bakan bir politika geliştirmeye çalışacağını düşündüğünü belirtti.

Wexler, ABD’nin Trump yönetimi döneminde izlenen Ortadoğu politikalarında uluslararası toplumun desteğini kaybettiğini söylerken, ‘’İsrail’den yana olmak için Filistinliler’e düşman olmanız gerekmiyor’’ mesajını verdi ve Biden’ın İsrail’le varılan anlaşmayı Filistinliler’in de çıkarlarını gözeten bir şekle sokmaya çalışabileceği öngörüsünde bulundu.