HABER

Brexit: AB ve İngiltere'nin Son Şansı

Tartışmalar başından beri üç konuda tıkandı: Avrupalı balıkçıların İngiliz sularına erişimi, gelecekteki ticari anlaşmazlıkları çözme mekanizması ve Avrupalılar’ın İngilizler’den haksız rekabetten kaçınmak için talep ettiği koşullar

Brexit: AB ve İngiltere'nin Son Şansı

Avrupa Birliği ve İngiltere arasında, bir kaç hükümet devirip, defalarca "son kez uzatılan" Brexit görüşmeleri, geçen Pazar günü yeniden "son kez" uzatıldı. Ticari özgürlüğü tümüyle yeniden kazanmak isteyen İngilizler ile devasa tek pazarlarını korumak isteyen Avrupa arasında Brexit sonrası ticari ilişkilerin düzenlenmesini öngören müzakerelerde, üç konudaki tıkanıklık aşılamadı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula Von der Leyen ile İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Birlik’le İngiltere arasında ticareti düzenleyen anlaşma için son tarih olarak belirlenen Pazar günü telefonda görüştü. Ancak bir uzlaşma noktasına varamayan taraflar, görüşmenin ardından ortak açıklama yaparak, "son dakikaya kadar" yani 31 Aralık gecesine kadaruzlaşma arayacaklarını duyurdu; ekiplerine, bu tarihe kadar müzakereleri sürdürmeleri talimatı verdi.

İngiltere'de ile AB arasındaki ‘bilek güreşinde’, başarısızlığın yükünü taşımak ve 'ilk pes eden' olmak istemeyen taraflar bu sefer "yeni bir son tarih" duyurmamaya çaba gösterdi. Vonder Leyen ve Johnson, ortak açıklamada, "Yaklaşık bir yıllık müzakerelerin ardından yaşanan yorgunluğa rağmen, sürelerin birçok kez aşılmasına rağmen, bu aşamada daha ileri gitmenin doğru olduğuna inanıyoruz" dedi.

AB adına müzakereleri yürüten 'Bay Brexit' Michel Barnier, Twitter'da yaptığı açıklamada, "Londra ile Brexit sonrası anlaşma için her başarı şansını denemenin AB'nin sorumluluğu olduğunu" söyledi. Anlaşmasız ayrılıktan en çok etkilenecek ülkelerden İrlanda'nın Dışişleri Bakanı Simon Coveney de, "Görüşmelerin sürmesi iyiye işaret" dedi.

Tartışmalar başından beri üç konuda tıkandı: Avrupalı balıkçıların İngiliz sularına erişimi, gelecekteki ticari anlaşmazlıkları çözme mekanizması ve Avrupalılar’ın İngilizler’den haksız rekabetten kaçınmak için talep ettiği koşullar.

AB, Londra'ya devasa pazarına gümrüksüz ve kotasız erişim sunmaya hazır. Ancak bu durumda, çevresel, sosyal, mali veya devlet yardımı konularında İngilizler’in damping yapma, yani, "uluslararası bir pazarı elde etmek ya da bir malı elden çıkarmak amacıyla fiyat kırma" riskine karşı, çeşitli güvencelere sahip olmayı amaçlıyor. Ayrıca, ticareti korumak için, anlaşmazlığın konvansiyonel tahkim yoluyla çözülmesini beklemeden, "tarife" gibi, hızlı karşı tedbirler alabilmek istiyor. Londra ise buna şiddetle karşı çıkıyor.

Komisyon Perşembe günü, bir "anlaşma yapılmaması" durumunda, İngiltere ile AB arasında balık tutma, hava trafiği ve karayolu taşımacılığını sürdürmek için acil önlemler yayınladı.

Ardından, Pazar günü yapılan görüşmelerde, özellikle, "bir tarafın diğer tarafın düzenleyici standartlarına uymayarak haksız rekabete neden olması durumunda uygulanması gereken mekanizmayı" belirleyen 'adil rekabet kuralları' üzerinde az da olsa ilerleme sağladı.

Zayıf umut

Avrupalı adına Michel Barnier ve İngiltere adına David Frost'un ekipleri, müzakerelerine Brüksel'de devam edecekler. Müzakerelere katılan diplomatlar, özellikle İngiltere'nin bu mekanizmanın genel mimarisi hakkında, henüz kesin olmasa da, AB'ye yaklaşma eğilimi sergilediğini belirtti.

Ancak Fransa ve İngiltere'yi karşı karşıya getiren Manş Denizi’nde, Avrupalılar'ın Brexit sonrası da İngiliz kara sularında balık avlamaya devam edebilmeleri konusundaki tıkanıklık aşılamadı. Taraflar arasındaki derin anlaşmazlık, halen devam ediyor.

Avrupalı müzakereciler, engelleri kaldırmak için İngilizler tarafından önerilen "yönetim çerçevesi" ne yaklaşmaya çalışsalar da, bu çabalar sonuçsuz kaldı.

Boris Johnson ise müzakereleri uzatmayı kabul etse de, "en olası" senaryonun "anlaşmasız ayrılık" olduğunu söyledi ve "Ne olursa olsun İngiltere çok çok iyi olacak. Hala bazı kilit noktalardan çok uzaktayız. Ama hayatın olduğu her yerde umut da vardır" dedi.

Başından bu yana İngiltere karşısında birlik içinde hareket etmeyi başaran AB'liler ise, hala Johnson'un gerçek niyetini anlayamadı. Pazar günü hala yoruma açık konuşan Johnson, "İnsanlar bizim fazladan çaba göstermemizi istiyorlar" diyerek kafalardaki soru işaretlerine açıklık getirmedi. Johnson bu sözlerle "mutlaka bir anlaşma ihtiyacı olduğu için görüşmeleri uzatmak mı istiyor?" yoksa, "sonuna kadar giderek, sorumluluğu AB'ye mi yüklemek istiyor?" Bu unsurlar AB diplomatları tarafından henüz anlaşılamadı.

"Merkel kırık cam üzerinde sürünmemizi istiyor"

Ancak Johnson kendi kamuoyunda hem Brexit yanlılarının hem de karşıtlarının güçlü baskısı altında. Bir yanda, Brexit yanlıları ve popüler medya Johnson’ı sonuna kadar gitmeye teşvik ediyor. Brexit'in çıkmaza girmesinde bugüne kadar Fransa'yı suçlayan İngiliz popüler medyası Pazar günü Almanya'yı da hedef listesine ekledi. Mail on Sunday gazetesi, "Mutlaka bir çözüm bulunmalı" diyen AB dönem başkanı Almanya'nın başbakanı Angela Merkel'i "İngiltere'nin kırık cam üzerinde sürünmesini" istemekle suçladı.

Diğer yandan, iş dünyası ise uzlaşma çağrısı yapıyor. İngiliz Ticaret Odaları Başkanı Adam Marshall, Twitter hesabından, "Devam edin. Bir anlaşma yapın" mesajını paylaştı. İngiliz İşverenler Birliği (CBI) Başkanı Tony Danker da, bir anlaşmanın hem "gerekli hem de olanaklı" olduğunu söyledi.

Johnson başkanlığındaki hükümet ise, anlaşmasız ayrılık "No Deal" için hazırlıklarını hızlandırdı. Sunday Telegraph'a göre, hükümet, anlaşma olmaması durumunda, balıkçılık, tarım ve sanayi sektörlerine 10 milyar Sterlin'lik ek yardım fonu hazırlıyor. Çarşamba günü, İngiliz sularında ve sınır geçişlerinde yasadışı balıkçılığa verilecek tepkiyi test etmek için "Capstone Operasyonu'nu" uygulamaya koyuyor.

Haftasonu ses tonunu yükselten Londra hükümeti, herhangi bir anlaşma yapılmaması durumunda, "Kraliyet Donanması'na ait 4 geminin balıkçılık alanlarını olası bir saldırıdan korumaya hazır olduğunu" bildirdi. Daily Mail, hükümeti Fransız balıkçılara karşı "silah donanımlı gemi göndermeye" çağırdı. Eski asker ve parlamento savunma komitesi başkanı muhafazakar milletvekili Tobias Ellwood, bu hareketin "sorumsuz" olduğunu ve "Zaten bunalmış donanmamızı bir NATO müttefikinin balıkçı teknelerine karşı görevlendiriyoruz. Düşmanlarımız buna çok sevinirdi" diyerek kararı eleştirdi.

Kim daha çok kaybedecek?

Bundan bir yıl önce, Brexit sonrası ticari ilişkileri belirlemek üzere masaya oturulduğunda Başbakan Johnson, anlaşmasız ayrılık için "milyonda bir şans" diyerek iyimser bir tablo çizmişti. Ancak, müzakereler daha çok "anlaşmasız ayrılık" noktasına yaklaşıyor.

Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, anlaşmasız ayrılığın Fransa'nın ulusal ekonomisini 2021'de yalnızca 0,1 puan küçülteceğini belirterek, " Brexit'tin en büyük kaybedeninin İngilizler olduğunu" söyledi.

İngiliz Guardian gazetesinin aktardığı resmi verilere göre, anlaşmasız ayrılık; 2020 için pandemiye bağlı öngörülen yüzde 11,3 resesyon rakamıyla birleştiğinde, bu durum ülkeyi "sistemik bir ekonomik kriz riski altına sokabilir.

İngiltere hükümetinin kendi tahminlerine göre, anlaşmasız ayrılık önümüzdeki 15 yıl içinde, GSYİH'de yüzde 8'lik bir açığa yol açacak, anlaşmalı ayrılıkta ise bu rakam yüzde 5 ile sınırlı kalacak. Aynı hesaba göre, anlaşmasız ayrılık yalnızca 2021 yılında büyüme oranında yüzde 2 kayba yol açacak.

Bir uzlaşma sağlanamazsa, İngiltere ile ihracatının yüzde 46'sını gerçekleştirdiği Avrupa Birliği arasındaki ticarette Dünya Ticaret Örgütü (WTO) kuralları geçerli olacak. Bu da, AB ile bir serbest ticaret anlaşmasının kalkması ve gümrük tarifeleri ve kotalarına tabi olacağı anlamına geliyor. Bütün bunlara, sürecin yükleyeceği bürokrat maliyet de düşünüldüğünde İngiltere için bu süreç ağır bir yük oluşturacak.

İngiltere, 1 Ocak itibariyle, yılda 60 milyondan, 270 milyon gümrük beyannamesine geçecek ki, bu da kaçınılmaz olarak sınırlarda tıkanmalara değilse de gecikmelere yol açacak. Özellikle çoğu AB'den gelen sebzelerdeki tıkanıklığın gıda sıkıntısına yol açması kaçınılmaz görünüyor. İngiltere, gıda tüketiminin yaklaşık yüzde 80'ini dışarıdan ithal ediyor.

Yeni ekonomik kuralların en çok korkuttuğu sektörler gıda ve otomotiv sektörü. Kısa vadede en dikkat çekici etki, tarımsal ürünlere ortalama% 16 civarında gümrük vergisi getirilmesiyle gıda fiyatlarının artması olacak. İngiltere’de üretilen arabaların yüzde 60'ı kıtada satıldığı ve daha yüksek vergilerle ilgili endişeler olduğu için otomotiv sektörü de ciddi sorunlarla karşılaşabilir.

Otomotiv sektöründe, yedek parçalar için yüzde 5'lere, otomobil içinse yüzde 10'lara varan gümrük tarifeleri ile karşı karşıya kalınacak. Tarımsal gıda için bu tarifeler ortalama olarak yüzde 11,4'e ulaşacak. Sığır veya kuzu eti için yüzde 40'a kadar çıkacak.

En çok tartışılan balıkçılık sektörüne gelince, İngiliz balıkçılar, çok talep edilen tam deniz egemenliklerini yeniden kazanırlarsa, balıklarını birincil ihracat pazarlarında satmak için yüzde 10 ila 15'lik tarifelerle karşı karşıya kalacaklar.

Yeni ekonomik ilişkilerin Avrupa Birliği'ne olası etkilerine bakıldığında, Londra, ithalatında AB'den daha düşük bir gümrük vergisi rejimine sahip. Ancak bunlar yine de otomobil (% 10), giyim (% 12) veya tarım ürünleri dahil olmak üzere bir dizi stratejik sektörde önemini koruyacak. IMF'ye göre yeni durum, Avrupa'nın büyümesini yüzde 0,5 puan, İrlanda'nınkini ise yüzde 6'ya kadar düşürecek.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön