CEVAPLAR

blackshoofs

2. haçlı seferinin sonuçlarını yazınız.

blackshoofs 25 Ocak 2013 sordu
CEVAPLA
CEVAPLAR
Haçlı Seferlerinin sonuçları Siyasi Sonuçlar -Seferlere katılan çok sayıda kont ve şovalye'nin ölmesiyle Avrupa'da derebeylik zayıflamış ve krallıkların güçleri artmıştır. -Türklerin İslam dünyasındaki önemi artmıştır. -İstanbul'un fethi gecikmiştir. -Türklerin batıdaki fetihleri bir süre durmuştur. Ekonomik Sonuçlar -Akdeniz limanları önem kazandı. -İslam dünyası ile Avrupa arasında ticari ilişkiler gelişti. -Anadolu, Suriye toprakları yağmalanmıştır. -Avrupa'da ticaretle uğraşan burjuva sınıfı güçlendi. Dini Sonuçlar -Kiliseye duyulan güven azaldı. -Skolastik düşünce zayıfladı Bilmsel Sonuçlar -Barut, kağıt, pusula gibi buluşlar Avrupa tarafından bu seferler sırasında öğrenilmiştir. Avrupa'da bilim ve teknik alanında gelişmelerin yaşanmasını sağlamıştır.
damardan_vurgundur
damardan_vurgundur  - 25 Ocak 2013 cevapladı
İkinci Haçlı Seferi'nin son bulması ve sonuçları [değiştir] 1173'de İkinci Haçlı seferi'nin son bulmasından sonra Akdeniz havzası siyasi haritası İkinci Haçlı Seferi'ne katılan Hristiyan lider ve ordularının hiçbiri bu sonuçlardan memnun değildi ve katılan her bir Haçlı gücü lideri diğer liderler tarafından ihanet edildiğini hisetmekteydi [8] En son bir gayret olarak yeni bir plan yapıldı ve bu plana göre Askelon surlarına bir defa hücum edilecek ve bu kale ele geçirilecekti. Konrad komutasındaki Alman asıllı Haçlı ordusu bu planı uygulamaya koyuldu ve Askelon surlarına bir defa daha hücuma geçti. Fakat diğer Haçlı orduları Konrad ordusuna destek sağlamadılar. Daha önceki surlara yapılan hücumlarda basarısızlik bu orduların morallerini kırmıştı. Diğer Haçlı orduların tam bir birlik olarak tam gayretle hücuma iştirak edecekleri hakkindaki inançlarının kaybolmasına neden olmuştu. Bu Haçlı Sefer sonunda ortaya çıkan karşılıklı inançsızlık ve dayanışma eksikliği hisleri bundan sonra da ıdevam edecek ve sonunda Kutsal Filistin'de bulunan Hristiyan'ların hükmettiklerin arazilerden tamamen sökülüp atılmalarına neden olacaktı. Askelon surlarına hücumunda hiç bir başarı kazanamayan Konrad bundan sonra hemen gemi ile Konstantinopolis'e geri döndü ve Bizans Imparatoru Manuel ile olan müteffikliğini daha da geliştirmek için yeni müzakerelere başladı. Fransa Kralı Louis 1149'a kadar Kudüs'de kaldı. Hükümdarlar arasında çıkan soğukluk Kral Louis ve karısı Elanor'un ilişkilerinde de yansımaktaydı. Karıkoca bu Haçlı seferi sırasından birbirinden ayrı düşünür ve ayrı hareket eder olmuşlar ve evlilikleri sadece hukuksal bir ilişki haline gelmişti. Devamlı olarak Elanor ve Antakya Prensi Raymond arasındaki yakın iliski söylentileri ayyuka cıkmıştı. Louis ve Eleanor ilişkisi o kadar kırılmıştı ki Louis ve Elenor birbirleri ile karşılıklı hiç konuşmamayı tercih eder olmuşlardı. Nidan 1149'da Kral Louis ve Elanor ayrı ayrı değişik gemiler ve değişik rotalarla Fransa'ya gitmek üzere Filistin'den ayrıldılar.[9] Avrupa'da bu seferi ortaya çıkarmak için büyük gayret sarfeden papaz Clairvaux'lu Bernard bu sonuçtan kendini ve bu sefere katılan Hristiyanları tanrının kahrına uğramış olarak hissetmeye başlamıştı. Bu hislerini ifade eden ve bunlardan dolayı büyük özür dileyen bir mektubu Papa'ya gönderdi. Bu mektubun muhtevası yazmış olduğu "Saygınlık Kitabı" adlı eserinin ikinci kısmında bulunmaktadır. Buna göre Haçlıların başarısızlığı ve talihsizliği onların devamlı günahkar olmalarına bağlanmakta idi. Buna bir çare olamak üzere Clairvaux'lu Bernard yeni bir Haçlı seferi organize etmekte buldu ama bu sefere çağrı pek az Avrupalı Hristiyan'ın ilgisini çekti. Bu yeni sefer fiyasakosu üzerine Bernard İkinci Haçlı Seferi açılmasında kendi katkısını inkar etmeye koyuldu ve 1153'de de vefat edip bu utanılacak durumdan kurtulmuş oldu.[10] Almanya'da bu Haçlı seferi gayet büyük bir yıkım olarak görüldü. Bu konu hakkında yazı hazırlayan birçok keşiş seferin sonucunun mutlaka Şeytan'ın bir oyunu olduğunda anlaşmaktadırlar. Eurzburg'da Annales Herbipolense adlı bir kronikci tarih hazırlayıcisi ismi bilinmeyen bir keşiş Almanya'da bulunan soylu ailelerin uzun yıllar boyunca Ermeni aracılar kullanarak Anadolu'da kaybolduğu ve esir düşüp köle olarak kullanıldığı sanılan Alman asıllı eski Haçlıları aratmış olduklarını ve bunları bulunca da fidye ödüyerek serbest kalmalarını sağladıklarını yazmıştır. Daha düşük sınıflardan, daha fakir olan Haçlıların ve Haçlı orduyu takip eden kadınların kaybolmaları; esir düşüp köle olmaları akibetlerinin bilinmemesine yol açmıştı. Sonradan yapılan bir tarihi incelemede bu sefere katılan isimleri bilinen 113 kişiden ancak 42'sinin geri döndüğünü 22'sinin ölmüş olduğunun bilindiğini ve 49'unun da akibetlerinin ne olduğunun bilmediğini ortaya çıkarmıştır. İkinci Haçlı Seferi'nin acı hatıralarına rağmen, Almanca edebiyatında 12. yüzyıl sonlarında geliştirilen bu seferdeki çarpışmaları ele alıp gösterilen kahramanlıkları konu işleyen kahramanlık destanı şeklindeki şiirler bu janrın en önemlilerinden olmuştur. İkinci Haçlı Seferinin kültürel ve edebi etkileri Fransa'da daha fazla görülmektedir. Fransız edebiyatında trubador adı verilen müzikli şiirler söyleyip ülkeyi gezen ve sarayın en yüksek seviyelerinden destek gören şairler Kraliçe Elanor ile Raymond arasındaki aşk ilişkilerini çok ayrıntılı işleyip ortacağ edebiyatının en önemli konularının başında gelen "saraysal aşk" temasına büyük katkılarda bulunmuşlardır. Bu seferden sonra Almanya'da Konrad'din imajı çok kötü olarak görünmesine karşıt olarak Fransa'da halk arasında Fransa Kralı Louis'in imajı Tanrı'nın cezalarının hiç itirazsız ızdırabını çeken bir hacı olarak gelişmiştir. [11] Bizans Doğu Roma İnparatorluğu ile Fransa arasındaki bağlantılar bu İkinci Haçlı Seferi sonunda gayet büyük hasara uğramıştır. Kral Louis ve sefere katılan Fransız haçlılar İmparator Manuel'i, Fransız haçlı ordusu Anadolu'da ilerlemekte iken, devamlı olarak Selçuklu'lara ilişkilerini devam ettirip onları Fransızlara karşı hücümularında başarılı olmalarını şağlamakla, yani Hiristiyanlığa ihanetle, itham etmişlerdir. Bu sefer hatıraları Fransa ile Bizans arasında 12. ve 13. yüzyıllarda olan ilişklilere devamlı olarak aksi etkiler yaratmaya devam etmiştir. Bizans İmparatorluğu içinde ise bu sefer sırasında impartorun siyaseti ve stratejisi Bizans diplomasinin bir zirvesi olarak görülmüştür. İmparator Manuel'in ölümünden sonra onun hatıralarını övgü ile yazan Piskopos Selanik'li Eustathious bunu şöyle ifade etmiştir:[12] Düşmanları ile gıpta edilebilecek bir marifetle uğraşmış ve sulh ve sükunu devam ettirmek hedefi ile düşmanlardan birini diğerine karşı devamlı oynayayarak bunu başarmıştır. 1149'da Şam'da Atabey Anur vefat etmiş ve Emir olarak Ebu Said Mucirittin Abak bin Muhammed hulkümeti eleine almıştı. Fakat bu şehirde şehirli milis güçlerinin komutanı Muayad-el-Devle bin Sufi şehirin savunmasında çok buuk bir rol oynamıştı. Yeni atabeyin hüküm etmeye başlamasından iki ay sonra Muayad-el-Devle Abak aleyhinde bir komplo kurdu. Şam'da çıkan bu çatışma sonunda o şehirde hüküm süren Boriler'in idaresinin sona ermesine ve şehrin bir diğer atabeylik olan Zengiler'in Halep emiri olan Nureddin Mahmud Zengi tarafından 1154'de fethedilmesine yol açmıştır.:[13] Bu seferin Kutsal Filistin'de yerleşmiş görülen Hristiyan Haçlılara sonucu çok daha karanlık olmuştur. Kudüs'ün uzun dönemde kaderini bu sefer sonuçlarai çizmiştir. Kutsal Kudüs Kralı olan II. Bauduin 1153'de Askelon kalesini kuşatıp eline geccirmeyi başarmıştır. Bu şekilede Kudüs'ün geleeğine devamlı Mısır'ın katkı yapmasına yol açmıştır. Kudüs Krallığı Mısır aleyhinde önce önemli başarılara kazanmıştır ve hatat 1160'lı yıllarda Kahire'yi kısa bir dönem için ele geçirmiştir. [14]Kutsal Kudüs Kralı İ. Amalrik Bizans donanması desteği ile 1169'da Mısır'a bir sefer yapıp Kahire'yi fethetmişti. Fakat elinde yeter sayıda Haçlı askr bulunmamaktaydı ve İkinci Haçlı Seferi sonucu Avrupa'da gelen Haçlı asker desteği sayısı gayet azalmıştı. Bu nedenle bu Haçlı başarısı devam ettirilemedi. 1171'de Zegilerin generali olan Mısır'a gönderilen ve orada Fatimiler'den idareyi ele alan Şirkuh beklenmedik bir zamanda ölünce yerine geçen yeğeni Selahaddin-i Eyyubi] Fatimiler devletini ortadan kaldırmıştı ve Mısır ve Suriye sulatanlığını üzerine almıştı. Böylece Kutsal Kudüs Devleti her yandan Eyyubiler tarafından sarılmış oldu. 1180'de Kutsal Kudüs Devleti'nin Bizans İmparatoru ile olan müteffiklik anlaşması da sona erdi. 1187'ye kadar Eyyubiler Kutsal Kudüs Krallığı'nın elindeki diğer arazlileri eline geçirdi, 1187'de ise bu krallığın başkenti ve Haçlı seferlerini baş hedefi olan Kudüs müslümanların yanı Eyyubiler eline geçti. Bu Üçüncü Haçlı seferi için bir bahene oldu. [15]
efsanegeldi19
efsanegeldi19  - 25 Ocak 2013 cevapladı
Musul Atabeyi İmadeddin Zengi, Urfa'yı 1144'te Haçlılardan aldı. Ardından Halep ve Şam alınınca Kudüs Krallığı Papa'dan yardım istedi. Papa'nın çağrısı ile Alman İmparatoru III. Konrad ile Fransa Kralı VII. Lui, ayrı yollardan Anadolu üzerine sefere çıktılar. İki ordu da Anadolu Selçukluları tarafından bozguna uğratıldı. Ordularının büyük kısmını kaybeden iki kral, Şam'a saldırdılar, fakat başarılı olamadılar.
jett1995
jett1995  - 25 Ocak 2013 cevapladı
Sosyal Bilimler kategorisindeki diğer sorular