CEVAPLAR

axencises

üç silahşörler kitabının kısa özeti

axencises 19 Mart 2013 sordu
CEVAPLA
CEVAPLAR
1625 yılı nisan ayında Meung kasabası ogün çokkalabalıktır. İnsanlar hanın önünde duran tuhaf bir yabancıya bakıyordu. “Şen Değirmenci” hanı yakınında bir kavga olmuş, Gaskonya’Iı olduğu belli olan yeni çocukluktan çıkmış bir genç kavgaya sebep olmuştu. Bu yabancı gencin uyuz bir atı, garip bir kılığı, omuzundan sallanan kılıcıyla komik bir görüntüsü vardı. Genç adamın adı Dartanyan dı. Dartanyanlar bir kaç nesildir. Gaskonyada yaşıyordu. Bu genç yabancının babası kralın hizmetinde şilahşör olarak çalışmayı düşlemiş, fakat amacına ulaşamamıştı. Babası, ona komik görünüşlü bir at, beline uzun bir kılıç, eline de bir tavsiye mektu­bu vererek , bundan sonra kendi yolunu kendin çiz demiş ve oğlunu bu kasabaya yollamıştı. Dartanyan Paris şehrine Mösyö Treville’in yanına gitmek istiyordu. Genç adam kazasız belasız bu kasabaya kadar gelmiş ama kasabalılar onunla alay ediyorlar genç adam da onlara saldırmamak için kendini zor tutuyordu. Genç adam, en sonunda dayanamayarak atı ve kendisi ile alay edenlerle kavga etti. Karşısındakiler kalabalık olmalarına rağmen bu gençten dayak yediler. Hancı ve yardımcıları da sopalarla Datanya’a saldırdılar. Genç adam yediği soplar yüzünden bayıldı. Genç adam bayıldığı yerde “MösyöDeTreville “diye sayıklıyordu. MösyöDeTreville kralın muhafız komutanıydı. Hancı ve Kardinal’in adamları, genç adamın cebinden babası tarafından şövalyelerin kumandanı Mr. Treville’e hitaben yazılmış tavsiye mektubunu buldular. Korktukları için bu mektubu cebinden aldılar. Genç adam, yarı baygın vaziyette iken hancı ve Kardinal’in adamlarının konuşmalarını dinler Onların krala hazırladıkları tuzağı işitmiştir. Adam “hemen İngiltere’ye döneceksiniz. Dük londra’dan ayrılırsa hemen haber vereceksiniz. O kutunun içinde hepsi. Ama Manş’ın öbür kıyısına varmadan açmayacaksınız kutuyu” diye ulaka emir vermiştir. Genç adam hancıya borcunu ödeyip handan ayrılırken torbasını yoklamış, mektubun yerinde olmadığını görmüştü. Kılıcını çekip hancının boğazına dayayarak mektubunun nerede olduğunu sordu. Hancı ise mektubu yabancı bir adamın aldığını fakat o adamın adını bilmediğini söyledi.. Handan çıkıp giderken bunun hesabını sormayı düşünmüştü. Paris’e yaklaştığında atını sattı ve yaya olarak şehirden içeri girdi. Kalabileceği bir oda tuttuktan sonra, Mr. Treviîte’yi bulmak için dışarı çıktı. Mösyö De Treville ülkenin en iyi şilahşörü ve kralın muhafız komutanıydı. De Treville komutanlığa geçtikten sonra kendine bağlı bir birlik kurmuştu. Bu birlik sadece De Treville’den emir alıyordu. De treville’in adamları iş saatleri dışında konakta oluyorlardı. Konak silahşörlerin karargahı idi. Dartanyan konağı bulmuş, bahçeye girmişti. Mösyö De treville ile görüşmek istediğini ona bir mektup getirdiğini söyleyerek beklemeye başladı., Mr. Treville’nin konağının avlusunda elli-altmış kadar şövalyenin bir aradaydı. . Bîr kısmı konuşuyor; bir kısmı i talimi yapıyordu. Görevli Mösyö Dartanyan diye çağırdı ve Mr. Treville’nin odasına girdi. Mr. Treville, Aratnis ve Portos isimli iki silahşoru, kardinalin adamlarıyla kapışıp esir düştükleri için eleştiriyordu. İki arkadaş Komutanım kalleşçe saldırıya uğradık kılıçlarımızı çekemeden bizi bertaraf ettiler. Athos vuruşurken yaralandı fakat yakalanmadık dediler. Ben de iksini temizledim dedi Aramis. Mr. Treville, Athos’u da çağırın diye bağırdı. Athos içeri girdi ama yaralı olduğu için, düşüp bayıldı. Mr. Treville dokto­runun çağrılmasını emretmişti. Mösyö Treville, Dartanyana dönerek “Candan sevdiğim arkadaşım Dartanyanın oğlu için ne yapabilirim?” diye sordu. Dartanyan başından ge­çenleri ve tavsiye mektubunu çaldırdığını anlatınca De Trevile, mektubu alan kişinin kardinal’in casusu olabileceğini söyledi. Mr. Treville’nin o kişiyi tanıdığını anladı. Dartanyan, ben zaten Krala ve Kardinal’e hizmet için geldim . Sizin dışınızda kimseden emir almam ve boyun eğmem. Çünkü babam öyle tembih etti dedi. Mr. Treville’nin kendisi için yazmış olduğu tavsiye mektubunu alırken, konağın avlusunda kendisinden mektubu çalan adamı görüp, “işte, o” dedi ve fırlamış ama biirne çarpmıştı. Bu adam yaralarını yeni sardırmış olan Athos’tu. Özür diledi fakat adam onu düelloya davet etti. Onunla, düello için saat on bir de sözleştikten sonra, koşma­ya devam etti. Ancak, bu defa da Protos’a çarptı. Protos’a da düello için saat on üçe randevu vererek, koşmasına devam etti. Ama adam ortadan kaybolmuştu. Aynı gün, en ünlü iki tane silahşörle tartışmış, mektubunu çalan adamı elinden kaçırmıştı. Tüm bunları düşünürken, daha önce tartıştığı silahşörleri gördü. Onlara doğru giderken bu defa da Aramisle bir mendil meselesi yüzünden tartıştı ve onunla da saat on dörtte, düello için randevulaşmıştı. “Herhalde Ölümüm bir şövalye elinden olacak” diye düşünmüştü. Düello yerine yalnız gitti. Athos, kendisinden önce gelmişti. Athos’un şahit­leri olarak, Aramİs ve Protos’ da gelmişlerdi. Her üçünün de birbirin­den habersiz D’artanyan ile dövüşecekleri belli olmuştu. Artos ile D’artanyan dövüşmek için kılıçlarını çektiğinde Kardinal’in adamları ortaya çıktı. Şialhşörler hemen savunma vaziyeti almışlar D’artanyan da hayatını de­ğiştirecek karan vererek onların yanında saf tutmuştu. Hep birlikte kardinalin adamlarını yenmişlerdi. Artık, dost olmuşlardı. Mr. Trevılîe’nin konağına geldiklerinde, şefleri herkesin önünde onlara bağırmış, ancak yalnız kalınca da “Kardinalin adamlarına iyi bir ders verdikleri için” onları tebrik etmişti. D’artanyan’da şövalyeler arasına kabul edilmişti , ve üç şilahşörlerin arasına katılmıştı. D’artanyan’ın ev sahibi Bönasyoler, sa­ray entrikalarının içindydiler. Kocası Kardinalin, ha­nımı ise Kraliçe’nin hizmetindeydi. Kardinal, Kral ve Kraliçe­nin aralarını bozmak için çalışıyordu. D’artanyan, karı kocanın konuşmaları sırasında bu planları öğrendi. Bu konuşmlar arasında kraliçenin zor durumda ol­duğunu öğrenip Mr. Trevİlle’e anlattı. Mr. Treville, diğer üç arkadaşlarıyla birlikte onları Londra’ya gönderdi. Yanlarında, D’artanyan’m uşağı Planşe’ de vardı. Portos’u yolda düello yapmak zorunda kalmış, kurulan bir pusuda Aramis ağır yaralanmıştı. Konakladıkları bir handa, Athos’u “Sahte para ” suçun­dan tutuklamışlar bu yüzden de D’artanyan ve uşağı yalnız de­vam etmek zorunda kalmışlardı. D’artanyan ve uşağı, Londra’ya varıp, Birmingham Dükü’nu bularak kraliçenin mücevherlerini alarak, Paris’e dönmeyi başarmışlardı. Kraliçe, balo gecesi, mücevherlerini takarak salondaki yerini almış ve kardinalin oyunu bozulmuştu. Balodan sonra kraliçe, D’artanyan’ a bir yüzük hediye etti. D’artanyan, arkadaşlarını bulmak için, yeniden Paris’ten çıktı. Hepsi bıraktığı yerlerdeydi ama Aramis’in yarası iyileşmemişti. Dört arkadaş yeniden Paris’e döndüler. D’artanyan, Paris’te gezerken, yüzü yaralı adamın yanında bulunan Miladi isimli kadını, bir konaktan çıkar­ken gördü. D’artanyan ile adam tartışmaya başladı. Bu adam, kumarda Athos’u yenen kişiydi. Ak­şam, saat altıda düello etmek için, sözleşmişti. Dört arkadaş, düello yerine gittiklerinde rakip­lerinin dört tane “soylu” İngiliz’ olduğunu görmüşlerdi. D’artanyan ve arkadaşları, soyluları yenmişler, D’artanyan rakibi Miladi’n kardeşinin hayatını bağışlayınca, o da, D’artanyan’ı kucaklayıp, dostluk teklif etmişti. Şövalye Winter, Mıladi’nin kardeşi değil, kayınbiraderi idi. Miladi, ondan kurtulmak ve böylelikle tüm mirasa tek başına konmak istiyordu. Bu nedenle, ondan nefret ediyordu. D’artanyan, tüm bunları, öğrenmişti. Bu arada, Miladi ona bir yüzük de hediye etmişti. Athos, D’artanyan’ın parmağındaki yüzüğü görünce dikkat­lice baktı. Bu, kendi annesinin yüzüğü idi. Bir gün, omzundaki mahkumlara vurulan damgayı görünce, Miladi ona, saldırmış ve D’artanyan evden dışarı kendisini zor atmıştı. Olanları nlattığında, Athos’un bu kadını, çok yakından tanıdığını anladı. Athos üzülmesin diye yüzüğü bir yahudiye satmak zorunda kalmıştı. Kral Xlll.Luİs’in emriyle, La Rochelle Kalesi kuşatmasına şövalyeler de katılmışlardı. D’artanyan, Mıladi’nin İki tane kötü suratlı adama kendisini gösterdiğini fark edemedi ve bu iki kişinin saldırısına uğradı. Ancak, bu saldırıdan kurtulmuştu. Ertesi gün yine saldırıya uğramış bu defa, iki sal­dırganı da öldürmüş ve bu adamları Miladi’nin gönderdiğini öğrenmişti. Bir gün silahşörler, Kardinale denk gelmişler, Kardinal ise şövalyele­rin kendisini görmesinden hoşlanmamış, bu yüzden şövalyeleri de yanlarında götürmüştü. Geldikleri handa, istirahatte iken Kardinal ile Milarf’nin konuşmalarını dinleyerek Kardinal, Birming­ham Dükü’nü öldürmesini istediğini duyarlar. Kardinal gittikten sonra, Athos, Mıladi’nin kaldığı odaya girer ve onun eski karısı olduğunu görüp öğrenmiş olur. “Şeytan” diyerek Kardinal’in imzasını taşıyan yazıyı elinden alır. Kardinal’in imzasını taşıyan kağıtta: “Bu kâğıdı taşıyan kişi yaptığı işi benim emrimle ve devletin kurtuluşu için yapmıştır” diye yazmaktadır. Miladi tutuklu bulunduğu cezae­vinden, kendisine aşık ettiği koruması yüzbaşı tarafından kaçırıl­ır. Yüzbaşı, Birmingham Dük’ünü de öldürmeyi de başarmış, Yüzbaşı , Miladi tarafından kullanıldığını anlayıncaya kadar, tutuklanmış ve hapse düşmüştür. Miladi ise cinayetlerine devam etmektedir. Madam Bönasyö’yü Öldürdüğünde, D’artanyan ve arkadaşları artık çok geç kalmışlardır. Miladi’nin izini süren şilahşörler onu konakladığı bir handa ele geçirmeyi başarırlar. Miladı, kurulan mahkemede yargılanır ve idama mahkum edilir.
sultan_demirok_2000
sultan_demirok_2000  - 03 Ocak 2016 cevapladı
Üç silah şirketin isimleri
Misafir
Misafir  - 11 Aralık 2015 cevapladı
Üç silahşör
Misafir
Misafir  - 06 Nisan 2015 cevapladı
Eğitim kategorisindeki diğer sorular
4 2×12
Misafir  - 19 Eylül 2021 sordu
0 Cevap
Cevap 102
Misafir  - 19 Eylül 2021 sordu
0 Cevap
752 ve 205 tam sayımıdır
Misafir  - 19 Eylül 2021 sordu
0 Cevap
faktoriyel sorular
Misafir  - 18 Eylül 2021 sordu
1 Cevap
savaşın zıt anlamı
Misafir  - 18 Eylül 2021 sordu
5 Cevap