HABER

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak: Salgın yönetimi şeffaf değil

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak: Salgın yönetimi şeffaf değil

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Kovid-19 vakalarına ilişkin yayımlanan rakamlara kimse inanmadığını, salgın yönetiminin şeffaf olmadığını belirtti.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, bugün Sivas Kongresi'nin 101'inci yıl dönümü olduğunu hatırlattı.

Kongrenin sadece Türkiye için değil CHP için de son derece önemli, özel bir gün olduğunu belirten Öztrak, "Milletimizi emperyalizme karşı Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti çatısı altında birleştiren kutlu mücadelesini başlatan kongrenin yıl dönümünde, canlarını ve kanlarını ortaya koyarak bu toprakları bize vatan kılan kahramanlarımızı, büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını, bu vesileyle bir kere daha saygı ve rahmetle anıyoruz." dedi.

'SALGIN YÖNETİMİ ŞEFFAF DEĞİL'

Kovid-19 vakalarına ilişkin yayımlanan rakamlara kimse inanmadığını, salgın yönetiminin şeffaf olmadığını, Bilim Kurulu üyelerinin, "Alınan kararlarda bizim bir rolümüz yok" demeye başladıklarını belirten Öztrak, CHP olarak, süreç yönetiminin merkezinde Bilim Kurulu'nun olması gerektiğini söylediklerini hatırlattı.

Hastanelerde hemşire ve hasta bakıcı sayılarında ciddi açık olduğunu ileri süren Öztrak, ayrıca ilaç ve tıbbi malzeme dağıtımında sıkıntılar olduğunu savundu.

Tıp teknolojisi üreticilerinin kamudan 16 milyar liralık alacağı olduğunu belirten Öztrak, "Tüm bu sorunlar sahipsiz kalmış durumda. Sarayın kibirli kişisi kendi sağlığı için duyduğu endişeyi, milletin sağlığı için duymuyor. Sarayda yapılacak adli yıl açılış töreni için, muhalefet partilerinin genel başkanlarından bile test istemeye cüret edecek kadar canından korkan AK Parti Genel Başkanı, sel bölgesinde sosyal mesafe falan dinlemeden düzenlediği mitingde, otobüs üzerinden milletin kafasına çay atabiliyor." diye konuştu.

Salgının pik yapmasının sorumluluğunun da vatandaşa yüklendiğini ifade eden Öztrak, "Geçen gün AK Parti Sözcüsü çıkmış, arabalarda fahiş ÖTV zammını rasyonel göstergelere bakarak yaptıklarını söylüyor ve ekliyor, araba zammı, salgında millete verdikleri destek paketleri nedeniyle yapılmış. Milletimiz artık araba almayı unutacak, evlerindeki boş buzdolaplarıyla avunacak. AK Parti sözcüleri herkesi kör, alemi de sersem sanıyorlar." ifadelerini kullandı.

Salgında G-20 içinde, vatandaşına en az gelir desteği veren hükümetin Türkiye'de olduğunu savunan Öztrak, işsizlik sigortası fonundan 2 milyon çalışana ayda 1168 lira gibi komik bir maaş bağlandığını dile getirdi.

'İKİ YILDA MİLLİ GELİR 145 MİLYAR DOLAR ERİDİ'

İşsiz sayısının 10,5 milyonu aştığını, bunun işbaşı yapamayanlarla 15 milyonun üzerinde olduğunu anlatan Öztrak, bu hafta açıklanan milli gelir ve büyüme rakamlarının da bunu açıkça ortaya koyduğunu, iki yılda milli gelirin 145 milyar dolar eridiğini söyledi.

Türkiye'nin ABD ile kıyaslanmasının yanlış olduğunu, oradaki hesaplama yönteminin farklı olduğunu bildiren Öztrak, "ABD bir önceki çeyrekten diğer çeyreğe gerçekleşen büyüme hızını 4. dereceden kuvvetini alarak açıklıyor. Böylece ekonomide konjonktürel döngüleri, daha iyi yakalamaya çalışır. Biz ise milli gelirdeki değişimi, bir önceki yılın aynı çeyreğiyle karşılaştırarak hesaplıyoruz. ABD bizim uyguladığımız yöntemle de büyümeyi açıklıyor. Buna göre damadın yüzde 31,7 dediği daralma, yüzde 9,1. ABD'ye bakıp da yapılan avunmalar da doğru değildir." değerlendirmesinde bulundu.

Dün Türk lirasının, dolar ve avro karşısında, tarihinin en düşük değerini gördüğüne işaret eden Öztrak, doların 7,5 liraya, avronun ise 9 liraya doğru ilerlediğini bildirdi.

Öztrak, "Neye rağmen? Yılbaşından bu yana eritilen, 64 milyar dolarlık net döviz rezervine rağmen. 2019 sonunda net rezervler 36,5 milyar dolarken, şimdi eksi 27 milyar dolar olmuş. Merkez Bankasının elinde kendine ait dövizi kalmadı. Birileri de bu satılan dövizleri ucuza kapattı. Soruyoruz bu ucuz dövizleri kimler kapattı?" ifadelerini kullandı.

DIŞ TİCARET VERİLERİ

Ticaret Bakanlığının, ağustos ayı dış ticaret verilerini açıkladığını anımsatan Öztrak, "Dış ticaret dengesindeki vaziyet feci. Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre ihracatımız yüzde 5,7 azalırken, ithalatımız yüzde 26,4 artmış. Geçen yılın ilk 8 ayında, her 100 dolarlık ithalat karşılığında 84 dolarlık ihracat yapılırken, bu yılın aynı döneminde 75 dolarlık ihracat yapılmış. TL'deki olağanüstü değer kaybına rağmen, dışarıya mal satamıyoruz." diye konuştu.

Milletin hayat pahalılığı ve işsizlik arasında ezildiğini, TÜİK'in "makyajlı" rakamlarıyla bile enflasyonun çift haneye yerleştiğini aktaran Faik Öztrak, "Şu an dünyada en yüksek enflasyona sahip 20 ülkeden biriyiz. Buna son aydaki devalüasyon da tam yansımadı." dedi.

Hükümetin sadece salgın ve ekonomik sorunlar karşısında değil, dış politikada da büyük yanlışlar yaptığını ileri süren Öztrak, şöyle devam etti:

"Bölgemizde ve dünyada tek bir dostumuz kalmadı. Atalarımız ne güzel demiş, 'Dost bin ise azdır, düşman bir ise çoktur' diye. Elimizde kala kala bir Venezuela, bir de Katar kaldı. Şimdi birinden peynir ithal ediyoruz, diğerine de atadan dededen kalan malları, kanal arsalarını satıp para alıyoruz. Dostum Putin, dostum Trump diye diye bugünlere geldik. Dostunuz Putin, Astana Süreci, şu, bu demeden PKK uzantılarını Moskova'da kabul edip fotoğraf veriyor. Suriye'de bir federasyonun kilit taşlarını döşüyor. Dostunuz Trump da Suriye'de PKK'lılarla petrol anlaşmaları yapıyor. Güney Kıbrıs'a silah ambargosunu kaldırıyor. Yaşadıklarımızı görünce insanın 'böyle dost düşman başına' diyesi geliyor. Sarayın bekçisi ise olan bitene sessiz kalıyor."

DOĞU AKDENİZ'DEKİ GELİŞMELER

Doğu Akdeniz’de gemilerin ve askerlerin canla başla ulusal hakları korumaya çalıştığını belirten Öztrak, hükümetin ise askerin omzundaki yükü hafifletmek için diplomatik veya siyasi girişimlerde bulunmak yerine tam aksine Mehmetçik'in sırtından iç politikada siyasi rant devşirmeye çabaladığını iddia etti.

Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dilimizde tüy bitti. 'Mısır’la oturun, anlaşın' dedik. 'Bölge ülkeleriyle uzlaşın, Doğu Akdeniz’den çıkan doğal gazı Türkiye üzerinden geçirecek adımları atın, Suriye’de barışı sağlamanın yolu, Ankara ve Şam arasından geçer' dedik, dinlemediler. Sadece Libya ile bir anlaşma imzaladılar. Biz de elbette bu anlaşmayı destekledik. Ama şimdi bu anlaşmanın geleceği de Libya’daki yönetimin başının Macron'u ziyaretiyle sarsılıyor. Dış politikada esas olan ülkemizin ve milletimizin menfaatleridir. Aslında İhvan kardeşliğine verdikleri değer kadar, ülkemizin çıkar ve menfaatlerine değer vermediler.

Yunanistan da Türkiye’nin diplomatik yalnızlığını gördü. Yıllardır süren boş hayallerini gerçekleştirmeye yeniden heves etti. Ülkeyi yöneten kibir abidesinin aklı başına daha şimdi şimdi geliyor. 'Herkesle oturup görüşmeye hazırız' diye konuşmaya başladı. Buna 'Akşam yemeğinden sonra günaydın' derler. Bu çağrıları uyardığımızda yapsaydınız ya. Biz Doğu Akdeniz’de milletimizin hak ve hukukunu koruyacak her türlü diplomatik arayış ve girişimi bekleriz ve destekleriz. Ülkemizin hak ve menfaatlerini korumak için yapılması gereken ne varsa, o mutlaka yapılmalıdır. Türkiye dış politikada fabrika ayarlarına geri dönmek zorundadır. Nedir o ayarlar? Yurtta sulh, cihanda sulh. İlk içerde, sonra da dışarıda sulh ve sükunu sağlamak. Türkiyemiz elbette güçlü kaslara yani güçlü bir orduya sahip olmak zorundadır. Ama bu tek başına yetmez. Bu sert gücümüzü, güçlü bir ekonomiyle, güçlü bir demokrasiyle, güçlü bir hukuk devletiyle, güçlü bir diplomasiyle tahkim etmek zorundayız."

'SUYUN ÖTE YAKASI DEDİĞİN EVLAD-I FATİHANDIR'

MHP MYK üyesi Selami Şişman'ın gazeteci Şirin Payzın’a yönelik sözlerini şiddetle kınadıklarını da belirten Öztrak, "Kapana kısılmış, suyun öbür yakasının köksüz lağımcıları' ne demek beyefendi. Suyun öte yakasından gelen yurttaşlarımız bu ülkenin asli unsurudur. Suyun öte yakası dediğin, evlad-ı fatihandır. Bu zat, evlad-ı fatihana hakaret etme cüretini, bu sefil dili nereden buluyor? Bu ülkenin kurucuları suyun hangi yakasındandı? Rahmetli Alparaslan Türkeş suyun hangi yakasındandı? Bu nasıl bir dildir, nasıl bir akıldır? Sayın Devlet Bahçeli MYK üyesinin bu sözleri için acaba ne yapacak gerçekten merak ediyoruz." diye konuştu.

"Hele İslami bir devlet olsun, vakti saati var her şeyin" diyen bir "şeyh müsveddesinin" çocuk tacizi nedeniyle tutuklandığını belirten Faik Öztrak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Milletimizin temiz, saf duygularını istismar eden bu insan müsveddesi AK Parti protokolünde baş köşelerde yer alıyor. Bakanlar, belediye başkanlarıyla bol bol yemek yiyip fotoğraf çektirmiş. Sahte şeyhleri protokolde ağırlayan 'Keşke Yunan kazansaydı' diyenlere saygıda kusur etmeyen Tayyip Erdoğan ve çevresi, bu tıynetteki insanlara cesaret veriyor. Yargı da bu rezilliği yapanı değil rezilliği duyuranları cezalandırmaya kalkıyor. Unutulmasın, özgür basın demokrasinin ve milletin hakkının hukukunun korunmasının en önemli teminatıdır."

AİHM Başkanı Robert Spano'nun Türkiye ziyaretine de değinen Öztrak, "Spano’nun Türkiye’deki insan hakları ihlallerini, keyfi ve siyasi tutuklamaları, yargı bağımsızlığı sorunlarını konuşmak, AİHM kararlarının neden uygulanmadığını sormak yerine ülkemizde KHK ile en fazla öğretim görevlisini ihraç eden üniversite olan İstanbul Üniversitesi'nde fahri doktora ünvanı alacağı bir törene katılmasını kınıyoruz." ifadelerini kullandı.

'NATO'NUN DİPLOMATİK GİRİŞİMİNİ ÖNEMSİYORUZ'

CHP Sözcüsü Faik Öztrak, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"Doğu Akdeniz'de taraflaşma ve diyalog çağrılarını aynı anda görüyoruz. Fransa savaş gemisi gönderirken, NATO arabuluculuk girişimlerini sürdürüyor. Tarafların bu girişimlere yanıtlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? CHP çözüm için hangi tavsiyelerde bulunacak?" sorusunu cevaplayan Öztrak, NATO'nun tarafları müzakere masasına çağıran diplomatik girişimini önemsediklerini söyledi.

Öztrak, bu girişime Yunanistan'ın gösterdiği tepkinin anlaşılmaz olduğunu, CHP olarak bu meselelerin öncelikle diplomasi yoluyla çözülmesini desteklediklerini vurguladı.

"5 yıl önce '22 soru, 22 cevap' adıyla Kürt sorununa ilişkin yayınlanan raporun güncellenmesine dönük çalışmalarda hangi aşamaya gelindi? Toplumsal mutabakat komisyonu, ortak akıl heyeti ve gerçekleri araştırma komisyonunun kurulması isteneceği iddiaları var. Bu konuya ilişkin görüşünüz nedir?" sorusuna da Öztrak, "Bu meselenin Türkiye Büyük Millet Meclisinde çözülmesinden yanayız. Bu çerçevede hazırlanacak rapor bu yönde olacaktır." yanıtını verdi.

Kaynak: AA

Geri Dön