HABER

CHP TBMM Grup Toplantısı

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu: (2) - "Yüksek Seçim Kurulu'nun bazı hakimleri AK Parti'lilere telefon ettiler: 'Böyle yapmayın, şöyle bir dilekçe verirseniz ve zamanında verirseniz, biz bu seçimi iptal ettirebiliriz.' Bunu söyleyen YSK'deki 7 kişilik çetenin reisi. Oturdular bunun üzerine karar verdiler" - "Oğulun babaya, babanın oğulun yüzüne bakacak yüzü kalmadı. Ayrı ayrı odalarda, çünkü ikisi de işsiz. Bu tablodan, AK Parti'li kardeşlerimin, iktidarın haberi var mı acaba?"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminin yenilenmesine yönelik kararına ilişkin, "YSK'nin bazı hakimleri AK Parti'lilere telefon ettiler: 'Böyle yapmayın, şöyle bir dilekçe verirseniz ve zamanında verirseniz, biz bu seçimi iptal ettirebiliriz.' Bunu söyleyen, YSK'deki 7 kişilik çetenin reisi. Oturdular bunun üzerine karar verdiler." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hapishane kapısında çocuklarını bekleyen annelerin polisler tarafından şiddet gördüğünü savundu.

AK Parti'ye oy veren vatandaşlara seslenen Kılıçdaroğlu, "Bir anneye el kalkmaz, cop kalkmaz, bir anne dövülmez, tekmelenmez. Bir anneye yapılacak tek şey saygı duyulmasıdır. 'Cennet annelerin ayakları altındadır' diyecekler. Cennetin ayakları altında olduğu bir anneye siz nasıl cop kullanıyorsunuz, nasıl aşağılıyorsunuz, sürüklüyorsunuz. Polislere bir şey demiyorum. İktidar sahipleri 'bunları dağıtın' diye talimat veriyor. Sözde inançlı kişiler olarak geçiniyorlar. Hangi inanç vardır ki dünyada anneye el kaldırmayı doğru kabul etsin. Hiçbir inançta yoktur." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, şair Ahmet Erhan'ın "Oğul" adlı şiirinden "Anne ben geldim, ağdaki balık/Bardaktaki su kadar umarsızım/Dizlerin duruyor mu başımı koyacak?/Anne ben geldim, oğlun, hayırsızın..." dizelerini okuyarak, "Anneler için evlat önemlidir, değerlidir." ifadelerini kullandı.

Annelerin çocukları için her türlü fedakarlığı yaptığına işaret eden Kılıçdaroğlu, "Bu eli öpülesi anneleri, baş tacı yapmak bu toplumun geleneklerinde, dokularında var. Bu değeri yüceltmek zorundayız." dedi.

- "İşsizlik habire tırmanıyor"

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, işsizliğin artık sosyal yara haline geldiğini savunarak, "Oğulun babaya, babanın oğulun yüzüne bakacak yüzü kalmadı. Ayrı ayrı odalarda, çünkü ikisi de işsiz. Bu tablodan, AK Parti'li kardeşlerimin, iktidarın haberi var mı acaba?" ifadelerini kullandı.

Çalışma hakkının anayasal bir hak olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, bu hakkın vatandaşlara sunulması için gereken tedbirlerin devlet tarafından alınması gerektiğini anlattı. Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hangi tedbir alındı? İşsizlik habire tırmanıyor. Her gün işsizler ordusuna yeni bir işsiz katılıyor. Her evde işsiz var. Her evde birden fazla işsiz var. İktidar sahipleri hariç. Kendileri, çocukları ve yandaşlarının bir eli yağda, bir eli balda. Eğer çalışmak anayasaya göre bir haksa ve bu hak bana sağlanmıyorsa, ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak isyan etmeyecek miyim? 'Hakkımı bana niye teslim etmiyorsunuz' demeyecek miyim? Bunu söylediğim zaman terörist mi olacağım? Sen bana iş bulmak, istihdam yaratmak zorundasın. Ekonomi politikanı buna göre uygulamak zorundasın. Sadece kendin ve yandaşlarının değil, 81 milyonun sesine kulak vermelisin."

- "Halkına yalan söyleyen kişiden Cumhurbaşkanı olmaz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 19 Haziran 2018'de "Siz bu kardeşinize yetkiyi verin; ondan sonra bu faizle, enflasyonla, dolarla, işsizlikle nasıl mücadele edilecekmiş göreceksiniz." ifadelerini kullandığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Yetki verildi. Nasıl mücadele ettiler? Halkına yalan söyleyen kişiden Cumhurbaşkanı olmaz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin üzerinden bir yıl geçmeden ekonomide birçok olumsuz gelişmenin yaşandığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "İlk yaptıkları devletin hazinesini damada teslim ettiler. Faizlerin yükseldiğini gördük, almış başına gidiyor. Mutfaklarda yangın gördük. İnsanlar geçinemiyor. Fakirin fukaranın temel gıda malzemesi olan kuru soğan, patates, biberin fiyatlarının uçtuğunu, on binlerce çocuğun yatağa aç girdiğini, TL'nin dolar karşısında kar gibi eridiğini gördük." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan'ın bu ifadeyi kullandığı tarihten bu yana 1 milyon kişinin işinden atıldığını öne süren Kılıçdaroğlu, aynı dönemde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinin eridiğini, karşılıksız çek sayısının patladığını, Türk gençlerinin geleceklerini yurt dışında aramaya başladıklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye'nin ekonomisindeki bu gelişmelerin sorumlusunun kendisi olduğunu kabul ettiğini savunarak, "Efulilerle beslenirsin, fakir fukara patates, soğan almaya kuyruğa girer. Onlara da 'varlık kuyruğu' dersin. Onları aşağılarsın. Bunun hesabını sormayacak mıyız artık? Demeyecek miyiz 'artık yeter.' İstanbul'da, Haziran ayında söyleyeceğiz. Hatırlatmak zorundayız; yatağa aç giren on binlerce çocuğun, milyonlarca işsizin vebali senin boynundadır." diye konuştu.

Türkiye'nin yönetilemediğini, savrulduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "Hep birlikte oturup yeniden düşünmek zorundayız. Hangi partiden, görüşten, kimlikten olursa olsun, hangi bölgede yaşıyorsa yaşasın, oturup yeniden güzel ülkemizi birlikte düşünmek zorundayız." ifadelerini kullandı.

- "Ne 'adaleti' ne 'kalkınması' kaldı"

Kemal Kılıçdaroğlu, adalet kavramının yok edildiğini öne sürerek, "Adı AK Parti, Adalet ve Kalkınma Partisi ama ne 'adaleti' ne 'kalkınması' kaldı. Sadece kendilerine 'ak' diyorlar. Ama kara bir parti oldu. Seçmenlerine söylemiyorum. Onların başımın üstünde yeri var. 'AK Parti' dediler, milleti kandırdılar; ceplerini doldurdular, yüzbinlerce fakir var." dedi.

Barış isteyen insanların hapse atıldığını, bunlardan birinin de Füsun Üstel olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Savaşın bir insanlık dramı olduğunu bilmiyorlar mı? Tabii çocuklarını askere göndermediler. Çocukları savaşa gitmedi, fakir fukaranın garip gurebanın çocuğunun eline verdiler silahı 'oraya, şuraya git.' Beyler saraylarda oturdular. Biz şehit cenazelerine gidince de 'vay efendim nasıl gidersin?' Ben şehit cenazelerine giderim, şehitlerin bizim başımızın üstünde yeri vardır."

Kılıçdaroğlu, ömrünün büyük bölümü savaş meydanlarında geçen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Zorunlu olmadıkça savaş bir cinayettir." dediğini anımsatarak, "Elli sefer söyledik 'Senin Ortadoğu'da ne işin var? Hangi gerekçeyle oraya gidiyorsun? Gelen her şehidin vebali senin boynunadır. Sorumlusu sensin." diye konuştu.

- "Türkiye'de kalacaksın ve öleceksin"

Kılıçdaroğlu, KHK ile ihraç edilen Prof. Dr. Haluk Savaş'ın, kanser tedavisi için yurt dışına çıkmak istediğini ancak Emniyet tarafından pasaport verilmediğini belirterek, "Sivil ölüme terk etmek bir insanı işte böyledir." ifadesini kullandı.

Bilim insanının ölüme terk edildiğini öne süren Kılıçdaroğlu, "Neden bir bilim insanını ölüme terk ediyorsunuz? Mahkemeye başvurmuş pasaportunu alıp tedavi olacak bu insan. 'Hayır, Türkiye'de kalacaksın ve öleceksin.' diyorlar. Dolayısıyla adalet kavramının unutulduğunu hep beraber görüyoruz." diye konuştu.

Yargıçların adaletli davranmasının önemine dikkati çeken Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yargıç adaletli davranmazsa, hukukun üstünlüğüne inanmazsa, vicdanına göre karar vermezse adaleti katlediyor demektir. Ona yargıç demiyoruz, 'sarayın adamları' diyoruz. Bir noktadan talimat alır, onun gereğini yerine getirir. O nedenle onlar cübbe bile giyseler önü iliklidir. Cübbe bile giyseler sarayın önünde iki kat olurlar, el etek öperler. 'İktidar bana ne verecek acaba.' diye beklenti içine girerler. 'Bir talimatınız var mı karardan önce.' diye sorarlar. 'Önce talimatınızı alayım, sonra karar vereyim.' derler. Bunlara hakim denilmez, adalet dağıtmazlar, kul hakkı yiyip beslenenlerdir. Kapıkulu sınıfıdır bunlar işte. Gidip birilerinden beslenirler, onların arzularına göre karar verirler."

- "Ancak aklını, haysiyetini, onurunu kiraya verenler bunu düşünürler"

YSK'nin, Yargıtay ve Danıştay çıkışlı yüksek hakimlerden oluştuğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, İstanbul seçimlerine yönelik AK Parti'nin birçok itirazını kabul ederek sandıkların tekrar tekrar sayıldığını ancak sonucun değişmediğini dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Yüksek Seçim Kurulu'nun bazı hakimleri AK Parti'lilere telefon ettiler; 'Böyle yapmayın, şöyle bir dilekçe verirseniz ve zamanında verirseniz, biz bu seçimi iptal ettirebiliriz.' Bunu söyleyen YSK'deki 7 kişilik çetenin reisi. Oturdular bunun üzerine karar verdiler. Dediler ki 'Sandıkların oluşumunda hile var, oluşumu doğru değil.' Sandıkların oluşumunu siz sağladınız, siz karar verdiniz, onayladınız. Seçmenin ne günahı var? Siz de o oyları saydınız. Durum değişmedi. 'Bunu iptal edeceğim.' diyorsun. Çete mensubu bu 7 kişiye soruyorum; sizde haysiyet, onur, ahlak varsa istifa edecek misiniz? Eğer sizde bunlar varsa istifa edin, yoksa hep birlikte oturun."

İstanbul seçimlerinde aynı zarfa 4 ayrı o pusulası konulmasına rağmen sadece büyükşehir belediye başkanlığı seçiminin iptal edildiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Akıl sahibi birisi bunu düşünebilir mi? Ancak aklını, haysiyetini, onurunu kiraya verenler, haysiyetsiz insanlar bunu düşünürler." dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul'da tüm seçimin iptal edilmesine yönelik YSK'ye başvuruda bulunduklarını anımsatarak, "Hodri meydan dedik. 'Olmaz.' dediler. O 7'li çeteye bir daha söylüyorum, sizde haysiyet, onur varsa görevinizi bırakırsınız. Size acımıyorum, eşlerinize ve çocuklarınıza acıyorum." şeklinde konuştu.

KHK ile görevlerine son verilenlerin seçimlere girmesinin uygun bulunduğunu, bazılarının seçimi kazandıklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, YSK'nin, söz konusu kişilerin yerine ikinci sıradaki adaya mazbata vermesini eleştirdi. Kılıçdaroğlu, "Hangi hakla, hangi hukuk, hangi adalet?" ifadelerini kullandı.

- "İmamoğlu'na oy verme yükümlülüğünüz var"

Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'nun, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı sırasında maddi durumu yetersiz vatandaşlara yönelik önemli çalışmalara imza attığını belirterek, iktidar partisinin bu çalışmaları hazmedemediğini öne sürdü.

Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Ekrem İmamoğlu belediye otobüsüne binenler için çalışıyor; sırtı kalınlar, rantiye sınıfı için değil. Onun için tahammül edemediler. İstanbul'un varoşlarında ve fakir mahallelerinde yaşayan bütün İstanbullulara sesleniyorum: Sizin Ekrem İmamoğlu'na 23 Haziran'da oy verme yükümlülüğünüz var. O, sırtı kalınların değil, sizin hakkınızı savundu. 18 günde bunları yaptı. Şimdi 'biz yapıyoruz' diyorlar.Yapacaksın tabii. Bir şey yapacaklar, tekrar seçilecek diye İmamoğlu'ndan korkuyorlar. Elbette seçilecek. İstanbullunun vicdanına, ferasetine güveniyorum."

Şair Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun "Ekmek, su, aş bulmak gecikebilir/Temele taş bulmak gecikebilir/Devlete baş bulmak gecikebilir/Adalet gecikmez tez verilmeli." dizeleriyle İstanbullulara seslenen Kılıçdaroğlu, "Adaleti teslim edecek olanlar da İstanbullu vatandaşlarımız." dedi.

(Bitti)

Geri Dön