CHP'den tutuklu gazeteciler çağrısı: "Gazeteciler serbest bırakılmalı"

CHP yönetimi, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile de temasa geçerek, bir MİT mensubunun kimliğini açıkladıkları gerekçesiyle tutuklu Odatv, Yeniçağ Gazetesi ve Yeni Yaşam Gazetesi çalışanlarının durumunu görüştü. Tutuklu gazetecileri cezaevinde ziyaret eden Milletvekili Utku Çakırözer, 6 gazetecinin şu anda tecritte olduğunu kaydetti.

CHP'den tutuklu gazeteciler çağrısı: "Gazeteciler serbest bırakılmalı"

CHP, bir MİT mensubunun kimliğini açıkladıkları gerekçesiyle tutuklanan ODA TV, Yeniçağ Gazetesi ve Yeni Yaşam Gazetesi çalışanlarının serbest bırakılmasını talep etti. Tutuklu gazetecileri Silivri Cezaevi'nde ziyaret eden Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 6 gazetecinin şu anda tecritte olduğunu belirterek, "Basın emekçilerinin tamamı derhal serbest bırakılmalıdır. Bunun yolu mahkemeden geçecekse iddianameleri en kısa sürede tamamlanarak hakim karşısına çıkmaları sağlanmalıdır" dedi. CHP yönetimi, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile de temasa geçerek, gazetecilerin tutuksuz yargılanması konusundaki taleplerini iletti.

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, Odatv Haber Müdürü ve Cumhuriyet Gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, Odatv Muhabiri Hülya Kılınç, Yeniçağ Gazetesi Yazarı Murat Ağırel ile Yeni Yaşam Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser ve Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik bir MİT mensubunun cenaze törenine ilişkin haberleri nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında geçen hafta tutuklanmıştı.

CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, tutuklu gazetecileri ilk kez cezaevinde ziyaret ederek, koşulları hakkında bilgi aldı, gazetecilerin mesajlarını paylaştı. Çakırözer, Terkoğlu ve Pehlivan'ın dilekçe vermelerine rağmen aynı koğuşta kalamadığını belirterek, "Her ikisi de 3'er kişilik koğuşlarda tek başlarına tecrit halindeler. 19 ay tutuklu kaldıkları Ergenekon davalarında dahi böyle bir tecrit yaşamamışlar. Benzer biçimde Yeni Yaşam'ın yöneticileri de yine ayrı koğuşlarda tek başına tutuluyor. Yeniçağ yazarı Murat Ağırel ve Odatv Muhabiri Hülya Kılınç da aynı şekilde tek başlarına kalıyor. Cezaevinde tutuklu ya da hükümlü insanları tek başına hücrede tutmak tecrit etmek de onları başlı başına bir cezalandırma yöntemidir" görüşünü dile getirdi.

"Gazeteciler serbet bırakılmalı"

Çakırözer gazetecilerin serbest bırakılmasını talep etti:

"Silivri'de bu gazetecilere yaşatılanlar ayıptır, vicdansızlıktır, hukuksuzluktur. Meselenin bir MİT mensubu şehit cenazesinin çok ötesinde, basına gözdağı verme, susturma, korkutma meselesi olduğu açıktır. Bu gazetecilerin tamamı Odatv, Yeniçağ, Yeni Yaşam gazetelerinde yazarlık, muhabirlik, yöneticilik yapan bu basın emekçilerinin tamamı derhal serbest bırakılmalıdır. Bunun yolu mahkemeden geçecekse iddianameleri en kısa sürede tamamlanarak hakim karışışını çıkmaları sağlanmalıdır."

"Şehidin kimliğini gizledik"

Çakırözer'in verdiği bilgiye göre Barış Pehlivan, tutuklanmalarına gerekçe gösterilen haberde şehit düşen MİT mensubunu deşifre etmediklerini belirterek, şu görüşleri dile dile getirdi:

"MİT Kanununa muhalefet suçu işlememek için çaba harcadık. Şehidin soyadını, köyünü gizledik. Evinin fotoğrafını kullanmadık. Yani yaptığımız bir suç yok. Bize sadece gözdağı vermek için burada tutuyorlar. Bunu yapanların derdi MİT mensubu değil, mesele sadece bu haber olsa Türkiye'nin en çok okunan haber sitesi neden kapatılsın? Ayda on milyon tekil ziyaretçimiz var. Milyonlarca insan gerçekleri Odatv'den öğreniyor. Şu anda yapılması gereken bir an önce iddianamenin hazırlanması ve mahkeme karşısına çıkmamızdır. Ağır cezada değil, asli cezada yargılanacağız, istenirse bu iddianame bir günde tamamlanır. Türkiye'yi daha fazla demokrasi ayıbında tutmadan bu iddianame hazırlanmalı ve mahkeme kararıyla bir an önce beraatımıza, özgürlüğümüze karar verilmeli."

Silivri Cezaevi

"Sırtıma iki kez hissedilecek şekilde vurdu"

Çakırözer, Barış Pehlivan'ın, cezaevindeki işlemleri sırasında bir infaz koruma memurundan kötü muamele gördüğünü de anlattı. Çakırözer'in anlatımına göre Pehlivan, olayı şöyle aktardı:

"İlk girişte tutukluluk işlemlerinin yapıldığı bir oda var. Orada infaz görevlilerinden biri diğerlerinden ayırt edilecek bir biçimde bana karşı 'fazla aşağılayıcı' bir üslupla konuşuyordu. Sabrettim. 'Siz benimle böyle konuşamazsınız' dedim. O ise sen demeyi sürdürerek 'sen kimsin' dedi. Kendimi tanıttım. Yeniden sordum siz kimsiniz diye 'ben devletim' dedi. Aradan bir süre geçtikten sonra işlemlerim sürerken bu görevli sırtıma iki kez hissedilecek şekilde vurdu. Beni tahrik etmeye çalıştı. Yanıt vermedim. 'Sadece bu yaptığınız şiddet nedeniyle şikayette bulunacağım' dedim. Ben Silivri 1 ve 2 nolu cezaevinde 19 ay tutuklu kaldım. Hiçbir fiziki şiddete maruz kalmadım. Burada daha girişte böyle bir muamele ile karşılaştım. Belli ki bu memurun bana karşı bir öfkesi vardı. Ama infaz görevlileri karşısındaki kişi suçlu bile olsa soğukkanlı olmak zorundadır. Avukatlarımdan şikayetçi olmalarını istedim."

https://twitter.com/odatv/status/1235681373844893696

Barış Terkoğlu da yayınladıkları haberde suç unsuru olmadığını belirtirken, kendilerine yapılanı "İntikam operasyonu" olarak nitelendirdi. Çakırözer'in verdiği bilgiye göre Terkoğlu, "10 sene önce siz FETÖ'nün yaptıklarını yazarken nasıl kimse inanmıyordu ama bir süre sonra belki bizim de tutuklanmamızın da etkisiyle o örgütün eylemlerinin açığa çıkması sağlandı. Şimdi de kimsenin inanmak istemediği başka oluşumlar devlet içerisinde yuvalanmış durumda" görüşünü paylaştı.

Yeni Yaşam Gazetesi Yazarı Murat Ağırel'in ise yeni yayınlanan kitabı "Sarmal"'daki tespitlerine dikkat çekerek, "Kitap sonrasında bir şekilde benimle uğraşacaklarını, başıma bir şey geleceğini tahmin ediyordum. Hatta televizyonlarda bile söyledim. Şehit olan MİT mensupları ile ilgili paylaşımlarımı fırsat bildiler ama bunu kimseye kabul ettiremezler" ifadelerini kullandı.

https://twitter.com/muratagirel/status/1236499988651409408?s=20

"MİT mensubu olduğunu bilmiyordum"

Odatv'de yayınlanan haberi kaleme alan muhabir Hülya Kılınç, kendisinin cenazeden muhtarın facebook paylaşımı ile haberdar olduğunu belirterek, "Ben o cenazeye katılamadım ama Manisa'nın tüm ileri gelenleri, milletvekilleri dahi oradaydı. Ben sadece işimi yaptım yani habercilik yaptım. Bu dünyanın neresinde olursa olsun haberdir. MİT mensubu olduğunu bilmiyordum. MİT mensuplarının kimliğini açıklamak gibi bir maksadım asla olmadı" görüşünü dile getirdi.

Çakırözer'in görüştüğü Yeni Yaşam Gazetecisi yöneticileri Aydın Keser ve Ferhat Çelik de kendi yayınladıkları haberde yaşamını yitiren kişinin MİT mensubu olduğuna ilişkin hiçbir ibare bulunmadığını, bu nedenle, tutuklanmalarını anlayamadıklarını ifade ettiler. Keser ve Çelik, "Haberimizde hayatını kaybeden askerlerinin MİT mensubu olduğu yazmıyor bile. Asker olarak belirtiliyor. Sadece ilk sayfadaki anonsta 'MİT mensubu iddiası' ifadesi var. Onun dışında haberin hiçbir yerinde MİT geçmiyor. Önce serbest bırakıldık, daha sonra tutuklandık. Biz de bu işe şaşırdı" görüşünü paylaştılar.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül

CHP'den Bakan Gül'e ziyaret

CHP yönetimi, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ile de temasa geçerek, tutuklu gazetecilerin durumunu görüştü.

Edinilen bilgiye göre Gül'ü ziyaret eden CHP'nin hukuk işlerinden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, gazetecilerin tutuklanmasına konu edilen MİT mensubunun kimliğinin daha önce bir parlamenter tarafından basın toplantısıyla açıklandığına dikkat çekti. Zaten açıklanmış bir bilginin paylaşıldığını ve bu nedenle haberlerin suç oluşturmayacağını kaydeden Erkek'in, gazetecilerin serbest bırakılmasını ve bir dava konusu olacaksa tutuksuz yargılanmasını istediği öğrenildi. Erkek, cezaevindeki işlemleri sırasında Barış Pehlivan'a bir cezaevi görevlisi tarafından kötü muamele yapıldığı yönünde yansıyan bilgilere de dikkat çekerek, bu konuda gereğinin yapılmasını istedi. Adalet Bakanı Gül'ün ise soruşturmayla ilgili mahkemelere müdahale yetkisi bulunmadığını, ancak Pehlivan'a yönelik kötü muamele iddiasıyla ilgili soruşturmanın sürdüğünü ve sonucuna göre gereğinin yapılacağını ifade ettiği belirtildi.