HABER

CHP'li Öymen'in basın toplantısı

ANKARA (İHA) - CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, hükümetin özellikle dış politikada teslimiyetçi bir çizgi izlediğini, bunun için de Avrupa'nın çeşitli söylemlerle Türkiye'nin üzerine gelip baskı oluşturmaya çalıştığını söyledi. Öymen, CHP olarak Fransa'ya karşı kapsamlı bir hukuk mücadelesi başlatacaklarını belirtti.

Bugün parlamentoda bir basın toplantısı düzenleyen Öymen, "Fransa'nın aldığı karar Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı olduğu için Fransa'ya karşı dava açmak mümkündür" dedi. CHP'nin kapsamlı bir hukuk mücadelesi başlatacağını söyleyen ve 17 Ekim'de alınan karar doğrultusunda hükümetin derhal gereken önlemleri alması gerektiğini belirten Öymen, "CHP Merkez Yönetim Kurulu Türkiye-AB ilişkilerinde son zamanlarda TCK 301. maddesi ve Kıbrıs konularının ön plana çıktığını ve Türkiye'ye büyük baskılar yapıldığını tespit etmiştir" ifadelerini kullandı. Öymen, CHP'nin düşünce ve ifade özgürlüğü konusunda en ileri ölçüleri benimsediğini söyleyerek, 301. maddeyi incelediklerini belirtti. Gazetecilere 301. madde metnini okuyarak, madde sonundaki 'Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz' ifadesine dayanarak, eleştiri özgürlüğünün yasaklandığını söylemenin maddenin metnine ve özüne aykırı olduğunu ifade eden Öymen, dünyanın bütün devletlerinin benzer uygulamalarının olduğuna dikkat çekti. Öymen, "Türkiye'den istenen, aşağılamanın, hakaretin serbest bırakılmasıdır. Milletimiz buna layık değildir. Biz bunu özgürlük olarak görmüyoruz. Maddenin kaldırılması için yapılan baskılara Türkiye'nin direnmesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in 22 Aralık 2005'te TCK'nın 301. maddesini değiştirmeyi düşünmediklerini söylediğini ancak 6 Ekim 2006'da "301. madde değişmez diye bir şey yok değişebilir. Ama nasıl değişeceği konusunda, bohçanın dört ucunu biraraya getiremiyoruz" ifadelerini kullandığını hatırlatan Öymen, AB Troyka toplantısından sonra Olli Rehn ve Erkki Tuomioja'nın 301. madde için kullandıkları ifadeleri kaygıyla tespit ettiklerini söyledi. Öymen, çeşitli tavizler sonucunda Dışişleri Bakanı'nın büyük taviz verdiğini de iddia ederek, "Hükümet, dış baskılar ile Türkiye'nin kınanmasını, hakareti serbest hale getirmiştir" ifadelerine yer verdi.

Hükümetin direnememesini kınadıklarını belirten Öymen, hiçbir ülkede hakaretin özgürlük kapsamında düşünülmediğini söyleyerek, "Milletimizin aşağılanmaya layık olmadığını düşünüyoruz. Biz inanıyoruz ki hükümetin tavizkar tutumuna rağmen TBMM ulusumuza hakareti meşrulaştıracak yasa değişikliğini onaylamayacaktır. Böyle bir hakareti sineye çekenleri millet lanetle anacaktır" diye konuştu.

"MAGOSA LİMANI'NI AÇARSANIZ, KIBRIS ÇOK ÖNEMLİ BİR ŞEY KAYBEDER" Öymen aynı tavizkar tutumun Kıbrıs politikalarında geçerli olduğunu da söyledi. AB tarafından Kofi Annan Planı'nın Rumlar tarafından reddedilmesinden iki gün sonra Kıbrıslı Türkler'e karşı uygulanan ticari ambargoların kaldırılacağına karar verildiğini söyleyen Öymen, Güney Kıbrıs'ın birliğe üye olmasının ardından bunun yürürlüğe sokulmadığını söyledi. Ambargoların kaldırılması kararının önemli bir hedef olduğunu anlatan Öymen, Ocak ayında hükümetin ilan ettiği planın da buna dayalı olduğunu ifade etti. Öymen, başbakanın defalarca ambargoların kaldırılmasının gerektiğini ifade ettiğini belirterek, Finlandiya'dan gelen öneri paketine dikkat çekti. Maraş'ın BM gözetiminde açılması ve Magosa Limanı'nın AB denetimine açılması maddelerine özellikle dikkat çeken Öymen, M. Ali Talat'ın da bu pakete 'vahim bir hata' gözüyle baktığını hatırlattı. Öymen, artan AB baskıları nedeniyle bugün Kıbrıs için de tavizlerin başladığını söyleyerek, "Magosa Limanı'nı açarsanız, Kıbrıs çok önemli bir şey kaybeder. Ayrıca vereceğiniz bu taviz, ekonomik olarak da bir şey sağlamaz. Uzmanlar 10 milyon doları bulmayacak bir kaynaktan bahsediyor. Oysa Magosa Türk silahlı kuvvetleri için de önemli bir stratejik, askeri ve lojistik yerdir. Bu konuda verilen taviz büyük sıkıntılar yaratır" dedi.

Öymen Maraş'ın devredilmesi konusuna da değinirken de şu ifadelere yer verdi:
"Bu ancak nihai çözüm için düşünülebilecek bir yoldur. Ayrıca oradaki arazilerin asıl sahibi Türk vakıflarıdır. Bu planın nasıl oluştuğunu anlamak zor. Bize verilen bilgiye göre KKTC yetkilileri şu anda Finlandiya'da bu planı tartışıyorlar. AK Parti bu tavizleri verirken Türkiye'ye KKTC halkını gösteriyor. En önemli egemenlik hakları devrediliyor. Böyle olursa Kıbrıs gider" dedi.

Türkiye'nin bu konuda direncini yitirdiğinin gözlemlendiğini söyleyen Onur Öymen, partilerinin büyük endişe ve kaygı duyduğunu belirtti. Öymen, "Hükümetin bu konudaki tavizkar tutumuna Türk milletinin karşı çıkacağını düşünüyoruz" şeklinde konuştu.

Öymen toplantı sonunda bir gazetecinin, CHP'nin Sosyalist Enternasyonal'den çıkarılacağına ilişkin haberleri hatırlatması üzerine, "Tamamen yalan. Bunu yazanlar da çok zor durumda kaldılar" dedi. Öymen, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Sosyalist Enternasyonal'in Genel Başkan Yardımcısı olduğunu hatırlattı. Avrupa Sosyalist Partisi'nin, böyle bir teklifin söz konusu edilmediğini söylediğini belirten Öymen, "CHP'yi eleştirenler böyle uydurmalarla karşımıza gelmesinler" diye konuştu.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön

En Çok Aranan Haberler