HABER

Cinsel suç tasarısı çözüm olacak mı?

Türkiye'de kimyasal hadım uygulaması ile ağır hapis cezaları öngören cinsel istismar suçlarına ilişkin yasa tasarısının yakında meclisin gündemine gelmesi bekleniyor.

Uzmanlar, tasarının çözüm üretebileceğinden şüpheli.Cinsel istismar suçlarına ilişkin düzenlemeleri içeren Türk Ceza Kanunu (TCK) ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, Nisan ayında Meclis Başkanlığı'na sunuldu. Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, geçtiğimiz günlerde söz konusu tasarının seçim nedeniyle yürürlüğe girmediğini dile getirerek, "Hükümetimizin cinsel istismar için hazırladığı tasarı vardı. Yeni dönemde milletvekillerinin vereceği kanun teklifiyle yasama faaliyeti olacak. Bu konuda en ağır cezayı getirecek düzenlemeyi hep beraber yapacağız” dedi.

Yasa tasarısı, çocuğun cinsel istismarı suçunun nitelikli hali için öngörülen hapis cezasının üst sınırını 20 yıldan 40 yıla çıkarıyor. İstismar suçunun 12 yaşını tamamlamamış çocuğa karşı işlenmiş olması halinde 30 yıldan 40 yıla kadar hapis cezası verilmesini öngörüyor. Aynı tasarıya göre, 12 yaşını tamamlamış çocuklara karşı cebir veya tehditle işlenmesi halinde faile müebbet hapis cezası verilebilecek. Öte yandan, cinsel suç mağdurlarının ifade verirken tekrarlanan mağduriyetini önlemek için özel merkezler kurulacak. Tasarı ayrıca, cinsel saldırı suçlarından mahkum olanlara "kimyasal hadım” olarak bilinen uygulamayı da öneriyor.

"Hadımla istismarcıyı hasta gibi göstermiş oluyorsunuz”

Yasa tasarısı, tartışmaları da beraberinde getirdi. Avukatlar, başta kimyasal hadım olmak üzere tartışma konusu tasarının ayrıntılarını DW Türkçe'ye değerlendirdi. İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkanı avukat Gülseren Yoleri, hapis cezalarının artırıldığını ve kimyasal hadım cezasının getirildiği yasada iki noktaya özellikle dikkati çekiyor.

İlk olarak, yüksek cezaların suçların önlenmesinin önüne geçip geçmediği sorusuna olumlu bir cevap verilemediğini belirterek, "Bunun dünyada örnekleri var, mesela İran. İdam cezası olmasına rağmen çocuklara yönelik vakalar yüksek” diyor. Yoleri, ikinci olarak kimyasal hadım konusundan söz açıyor. Hadım meselesinin istismar suçunun nedenlerini gizleyen bir yaklaşım olduğu görüşünde: "Bir fail cezaevinden çıktıktan sonra suçu tekrar işlerse, hadım etmenin faydası nedir? Bu sorunun cevabı yok. İtirazlarımızdan biri de failin hormon seviyesi yüksek olmasa suç işlemeyecekmiş gibi bir anlayış var. Hasta olan failler olabilir ama genellediğinizde istismarda bulunan herkesi hastaymış gibi göstermiş oluyorsunuz.”

Tasarıda hadımla ilgili maddede, "Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarından dolayı mahkum olanlar tahliyeden üç ay önce başlamak üzere, tahliyeden beş yıla kadar, cinsel isteğin ilaçla baskılanmasına yönelik tedbire tabi tutulmaya uzman raporu üzerinden infaz hakimi tarafından karar verilebilir” deniliyor.

Bir şiddet biçimi olarak cinsel suç

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı'ndan avukat Mine Akarsu, kimyasal hadım uygulamasının cezalandırma sistemi bakımından ıslah edici olmaktan uzak olmasının yanı sıra, insan haklarına aykırı bir yön içerdiğini de ifade ediyor. Gülseren Yoleri gibi avukat Akarsu da, hadım konusunda ikinci sorunlu noktanın cinsel suçların toplumsal yönünü göz ardı ederek suçları kişilerin "bireysel sapkınlıklarına” indirgemek olduğunu söylüyor: "Sorunu yalnızca cinsel isteğe indirgemiş oluyoruz. Oysa ki erkekler çoğu zaman bir şiddet biçimi olarak cinsel suçları işliyorlar. Aslında toplumsal cinsiyet temelline dayanan bir sorun göz ardı edilmiş oluyor. Bu bakımdan böyle bir uygulamanın çözüm getirmeyeceğini düşünüyoruz.”

"İyi hal sebebinin açıkça gösterilmesi nispeten olumlu”

Akarsu'ya göre cezaların artırılması da somut bir sonuç vaat etmiyor. Mevcut cezalarda üst sınırın az olmamasına karşın yargılama esnasında hafifletici sebepler ya da çeşitli iyi hal indirimleri ile faillerin neredeyse cezasız bırakıldığını söyleyen Mor Çatı'nın gönüllü avukatı, "Tasarıda iyi hal indirimi uygulanması halinde sebebinin açıkça gösterilmesi gerektiği düzenlenmiş. Bunun nispeten olumlu bir yön olabileceğini düşünüyoruz” diyor.

Tasarıda ayrıca, cinsel şiddete maruz kalan çocuklara yönelik merkezlerin kurulması da söz konusu… Avukat Akarsu, bu durumun kendilerine 6284 Sayılı Kanun kapsamında kurulan “Şiddet Önleme İzleme Merkezleri”ni (ŞÖNİM) hatırlattığını dile getiriyor: "Temel hedefi doğru kurgulanmış dahi olsa uygulamada yaşanan sorunlarla ŞÖNİM'ler kadınların mağduriyet yaşadıkları mekanizmalara dönüşebiliyor. Cinsel suça maruz kalan çocuklar ile ilgili merkez konusunda da aynı çekincelerimiz var.”

"Ağır cezalar cezasızlığa neden olabilir”

Çocuk hakları alanında çalışmalarıyla bilinen avukat Seda Akço, tasarıda yer aldığı gibi insan öldürmeden daha ağır ceza öngörülmesi halinde bu durumun istismarcının eylemini gerçekleştirdikten sonra öldürme eğiliminde olabilme ihtimalini doğuracağını savunuyor. Akço, diğer yandan, cezaların ağır ve katı uygulanması gerektiği durumlarda hâkimlerin cezasızlık sayılabilecek uygulamalara yönelebileceğini de söyleyerek, tasarıdaki ağırlaştırılan cezalar için, "Bu nedenle de sakıncalı” diyor.

Seda Akço, mevcut yasada tartışmalara neden olan 15 yaş ayrımına ilişkin maddede değişiklik yapılmadığını vurguluyor. Değişiklik öngörülmemesinin yaratabileceği durumu da bir örnekle açıklıyor: "Örneğin, 16 yaşındaki öğrencisine tecavüz eden bir öğretmen bu maddeden yargılanacak. Ya da babası tarafından 15 yaşını doldurmuş çocuğa karşı işlenirse ceza, 10-15 yıl olacak. Dolayısıyla 15 yaşını doldurmuş çocuklar için koruma hala zayıf olmayı sürdürüyor.”

12 yaş ayrımı tartışması

Yoleri'ye göre olumlu hiçbir yanı bulunmayan söz konusu yasa tasarısı, çocuk istismarı vakaları karşısında galeyana gelen toplumun "gazını almaya” ve öç duygularını güçlendirmeye yönelik bir tasarı: "İnsanlara ağırlaştırılmış cezalar ya da kimyasal hadım konusu cazip geliyor. ‘Erkekliklerini bitirsinler de görsünler' algısı var. İstismarı erkeklerin hormon seviyesine sıkıştırırsanız gerçek nedenleri göremez ve sorunu çözemezsiniz.”

Gülseren Yoleri, tasarıda dikkat çeken noktalardan birinin de 12 yaş ayrımı olduğunu dile getiriyor. Tasarının 12 yaş altındaki çocuklara yönelik suçlarda ceza artırımını öngördüğünü söyleyerek, "15 yaş ayrımından sonra bir de 12 yaş ayrımına girilmiş. Üstelik ‘tehdit ya da cebir' varsa ve çocuk 12 yaşından küçükse daha ağır cezalar isteniyor. Bu ifade rıza tartışmasını yasaya sokmak demek çünkü 12 yaşındaki çocuk tehdit ya da cebir olmadan da birliktelik yaşayabilir anlamına geliyor” diye konuşuyor.

Burcu Karakaş / İstanbul

© Deutsche Welle Türkçe

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön