Corona Koşullarında Üniversite ve Lise Sınavları

Yaklaşık dört milyon öğrencinin ter dökeceği Liselere Geçiş Sistemi (LGS) Sınavı ve Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) günler kaldı. Sınav tarihlerinde yapılan değişikliklere sosyal medyadan gösterilen tepkiler sonuç vermedi. LGS 20 Haziran’da, YKS ise 27-28 Haziran’da düzenlenecek

Corona Koşullarında Üniversite ve Lise Sınavları

Yaklaşık dört milyon öğrencinin ter dökeceği Liselere Geçiş Sistemi (LGS) Sınavı ve Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) günler kaldı. Sınav tarihlerinde yapılan değişikliklere sosyal medyadan gösterilen tepkiler sonuç vermedi. LGS 20 Haziran’da, YKS ise 27-28 Haziran’da düzenlenecek. Corona virüsü salgınıyla mücadele için devreye alınan sokağa çıkma yasağı uygulaması kapsamında evlerine kapanan milyonlarca aday sınava hazırlanmaya devam ediyor.

Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği Eski İstanbul Şube Başkanı ve Psikolojik Danışman Alpaslan Dartan, sınava yaklaşırken öğrencilerin ders tekrarı yapmalarının ve eksikliklerini fark edebilecekleri deneme testleri çözmelerinin faydalı olacağını söyledi. VOA Türkçe’ye açıklamalar yapan Dartan, “Yeni konular öğrenme şeklinde değil öğrendikleri konularla ilgili tekrar yaparak ilerleyebilirler. Zaman zaman deneme sınavlarını karşılaştırarak, gerçek bir sınav çözüyormuş gibi zaman tutarak son ana kadar gelmelerini öneriyoruz. Son günlerde ise ders çalışmaya devam edip etmemek kişiye bağlıdır. Biraz rahatlamak amacıyla çalışmayı bırakmak gibi, bireysel tercihleri her neyse onu sınava kadar sürdürmeliler” dedi.

Sınavlarda Corona değişiklikleri

Salgın nedeniyle hem YKS’de hem de LGS sınavında bu yıla özgü önemli değişikliklere gidildi. Öğrenciler ve veliler arasında en çok ses getiren ise sınavların tarihinde yapılan değişiklik oldu. Corona virüsü salgınından önce 7 Haziran’da yapılması planlanan LGS, normalleşme takvimi kapsamında 13 gün ertelenirken, YKS’nin tarihinde ise ikinci kez değişiklik yapıldı. Salgın öncesinde 20-21 Haziran’da yapılacağı açıklanan sınav, salgın önlemleri nedeniyle 25-26 Temmuz’a ertelenmişti. Daha sonra sınavın tekrar Haziran ayı sonuna geri çekilmesi, sınava hazırlanan öğrencilerin de büyük tepkisini çekti. Öğrencilerin #yazık, #GelecekİçinErtele, #yks2020, #HekimlerSınavıErteleDiyor gibi etiketlerle yaptıkları paylaşımlar Twitter gündeminde hala yerini koruyor. Sınavın ileri tarihe ertelenmesi amacıyla sosyal medyadan paylaşımlar yapılmaya devam ediyor.

Sınav tarihinde yapılan değişikliğin özellikle üniversiteye hazırlanan öğrencilerin ders çalışma programlarını olumsuz etkilediğini söyleyen Dartan, “Hazırlıklı olan öğrenciler için çok bir şey fark etmediğini düşünüyorum. Hazırlık sürecini çabalarıyla bir noktaya getirenler ise elbette ki zaman istediler. Alınmış bir karar var. Bunun üzerine söylenecek sözler söylendi. Bazı şeyler değişmiyorsa en gerçekçi, en doğru olan ‘performansımı nasıl arttırabilirim’ diye yoğunlaşmalarıdır. Onları olumsuz etkilemiş olmasını kabul etmekle beraber kalan süreyi de çok yetersiz görmüyorum” dedi.

“Amaç öğrencinin kaygısını azaltmak”

23 Mart’tan bu yana Türkiye’de yüz yüze eğitime ara verilmesi nedeniyle lise ve üniversiteye giriş sınavlarındaki konular da güncellendi. Öğrenciler sadece okullardaki eğitimin devam ettiği ilk dönem konularından sınavda sorumlu olacak. Diğer yandan takvimdeki değişikliğin tepkiyle karşılanmasının ardından Yükseköğretim Kurulu da (YÖK) sınavda sadece bu yıla özgü bazı kolaylaştırıcı düzenlemeler yapıldığını duyurmuştu. YKS’nin ilk aşaması olan Temel Yeterlilik Testi’nin (TYT) süresi 30 dakika arttırılırken, lisans programlarını tercih edebilmek için uygulanan 180 baraj puanı da düşürüldü.

Bu yıla özgü kararlaştırılan değişiklikler kapsamında LGS’ye de öğrencilerin daha kolay ulaşabilecekleri kendi okullarında gireceğini hatırlatan Dartan, “Eskiden TEOG döneminde de çocuklar kendi sınıflarında, kendi okullarında sınava girerdi. Bence LGS için alınmış en doğru kararlardan birisi bu. YKS için ise sürenin arttırılmasının veya barajın düşürülmesinin çok gerekli olmadığını düşünüyorum. Tüm bunlar öğrencilerin kaygı düzeyini azaltmak adına yapılıyor. Milli Eğitim Bakanlığı da YÖK de olabildiğince öğrencilerin kaygı düzeyini azaltmaya çalışıyor” diye konuştu.

“Kaygının asıl kaynağı Corona”

Ancak eğitim uzmanı ve psikolog Salim Ünsal, öğrencilerin duyduğu kaygının asıl kaynağının sınava hazırlık süreci değil sınavın ne kadar sağlıklı koşullarda gerçekleşeceğine ilişkin olduğu görüşünde. Öğrencilerin bu kaygılarını, salgına karşı önlemleri sınav sırasında uygulayarak azaltabileceklerini söyleyen Ünsal, “Sağlık güvenliğim konusunda yeterli tedbirin alınmadığını düşünüyorsam ve bu benim için bir kaygı unsuru oluyorsa, bu benim tedbirimi almayacağım anlamına gelmiyor. Şu ana kadar alışılagelmiş olan tedbirleri de uygulayarak en azından kendi güvenliğimi koruyarak sınava girmeye çalışmalıyım” diye konuştu.

Diğer yandan Bakanlık, LGS sırasında salgına karşı korunma amaçlı önlemler alacak. Sınavda öğrencilere maske dağıtılması, el dezenfektanı uygulaması yapılması, sınav yerlerinin dezenfekte edilmesi, öğrencilerin sınav salonlarında sosyal mesafe kuralına göre sıralara yerleştirilmesi bu önlemler arasında. Bakanlık, sınav süresi boyunca adayların zorunlu olarak maske kullanıp kullanmayacağına yönelik öğrenci ve velilerin kafa karışıklığına da cevap verdi. Bakanlığa ait Twitter hesabından paylaşılan videoda, sınavdan önce öğrencilere dağıtılacak olan ücretsiz maskelerin, sosyal mesafe kuralına göre oturma düzeni sağlanacağı için sınav sırasında çıkarılabileceği belirtildi. YKS'de maske takmanın zorunlu olup olmadığına ilişkin ise henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

VOA Türkçe’ye konuşan Ünsal, sınav boyunca maske takmanın sınav performansına olumsuz etkisi olabileceğini söyleyerek, “Fiziksel olarak sizi etkileyen bir durum varsa bu doğal olarak performansınıza yansır. Bir kere bu sınav özellikle sağlıklı nefes alıp vermeyle de yakından ilişkili. Bilişsel süreçler beynin yeterince oksijen almasına bağlıdır. Çocuklar neredeyse iki buçuk aydır zaten evdeler. Dolayısıyla maskeye adapte olacak bir zaman geçirmediler. Sürekli dışarı çıkıp maskeyle bulunmadılar. Maskeyle de soru çözme pratiği yaptıklarını zannetmiyorum” dedi.

“Kaygı ve stres kontrol edilebildiğinde faydalı”

Salgın yüzünden öğrencilerin kaygılarının aşırı arttığını ancak kaygı ve stresin de kontrol edilebilir düzeyde tutulmasının faydalı olduğunu belirten Ünsal, “Kaygının bir miktarı faydalıdır. Öğrenciyi motive de eder, hareketlendirir, günceller, uyandırır. Ama ne zaman ki bu kaygı kontrol edilebilir düzeyden yukarı çıkar ve kişinin o anki performansına, davranışlarına, ilişkilerine yansımaya başlarsa o zaman artık zararlı bir kaygı olarak kabul edilir ve bunun mutlaka önüne geçilmesine yönelik girişimlerde bulunulması gerekir” diye konuştu. Sınava hazırlık döneminde kaygıyı akla getiren unsurlardan uzaklaşmak için farklı faaliyetler yapılmasını öneren Ünsal, “Ders çalışmak, kitap okumak, dizi izlemek, her zamankinden farklı bir faaliyet yapmak, bu anlamda en azından kaygımızı ertelememizi sağlayacaktır. Hatta bir miktar kaygıyla baş edebilme yeteneğimizi geliştirecektir. Bu sınav kaygıyla da birlikte olsa yapılabilecek bir sınav. Önemli olan o kaygının esiri olmamak” dedi.

Kaygı ve stresi kontrol altında tutabilmek için öğrencilerin yaşam rutinlerini sınav gününe dek sürdürmesi gerektiğini söyleyen Dartan ise, “Bir yere kadar ders çalışıp denemeler yapıp, süreci kontrolleri altında tuttular. Yemek düzenleriyle, kahvaltılarıyla, uykularıyla ilgili rutini de bozmazlarsa bir engel görmeyecekler kendilerine. Rutini bozulan çocuğun sınavdaki performansı da istediği gibi gelmeyecektir” diye konuştu. Sınav sırasında da öğrencinin kontrolunu kaybederek kaygısının artmaması için ilk önce en iyi bildiği soruları çözmeye başlamasının faydalı olabileceğini belirten Dartan, “Sınav anında özellikle kendilerini hazırlandıkları ölçüde başarılı olabileceklerini inandırmaları gerekiyor. Yapabildikleri sorulardan başladıkları, özellikle sınavla ilgili çeldiricileri fark edebildikleri, yapamadıkları sorularla ilgili çok zaman harcamadıkları ölçüde başarılı olacaklardır. Bilemiyorsanız, onunla uğraşmak, onunla mücadele etmek size zaman da puan da kaybettirir” dedi.

“Sınav sonrası da kaygı nedeni”

Sınav anının sonrası da öğrencilerin kaygısını tetikleyen unsurlardan biri. Ünsal, “Aslında kaygı sınavla birlikte ortaya çıkan, gözlenebilen psikolojik davranıştır. Ama bunu harekete geçiren unsur daha çok sınavın sonrasıyla ilgili senaryodur. Bu nedenle sınav sonrası senaryoya da şimdiden çok fazla zihin yormamak, onu daha çok sınavın sonrasında tercih dönemine bırakmak bence bu anlamda kaygıyı biraz daha kontrol etme konusunda faydalı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Her yıl öğrencilerin tercih yapmayı hedefledikleri okulları tanımak için sınav öncesinde yoğun ilgi gösterdiği lise ve üniversite gezileri ile tanıtım toplantıları da Corona virüsünün olumsuz etkileri yüzünden yapılamadı. Ancak Dartan, öğrencilerin okulları gezemediği için endişe duymaması gerektiğini söyledi. Özellikle üniversitelerin sanal kampüs gezileri düzenlediğini belirten Dartan, “Üniversiteleri yüz yüze görmek, yüz yüze eğitimde olduğu gibi bilgi almak daha tercih edilebilir ama bu koşullarda emin olun tüm psikolojik danışmanlar, tüm rehber öğretmenler, okullarda hem LGS hem YKS sürecinde bu tercihlerde yardımcı olacaklar. Bakanlığın bu süreçte danışmanların yer almasına yönelik kesin talimatları da var” diye konuştu.

Ebeveynler de Corona yüzünden moralsiz

Öğrencilerin yanı sıra ebeveynleri de sınav stresini paylaşıyor. Ünsal, ebeveynlerin öğrencilerin kaygı ve stresini arttıracak davranışlardan uzak durarak, onlara moral vermeleri gerektiğini söyledi. Buna karşın ebeveynlerin de salgın koşulları yüzünden moralinin düşük olduğunu sözlerine ekleyen Ünsal, “Moraller düşük olduğundan çocuklara da moral vermenin kolay olmadığı bir süreçle karşı karşıyayız. Bu dönemde velinin de kaygısı ve stresi var. Veli de aylardan beri dışarı çıkmamış, işini kaybetmiş veya evde sorunlar, sıkıntılar yaşıyor. Dolayısıyla bunların her zaman karşımıza çıkan toplumsal durumlar olmadığını bilerek bu süreci hep birlikte atlatacağız. Çocukların da bu anlamda velilere olumlu yaklaşmaları lazım” dedi.

Ebeveynlerin sınavı hayatın merkezine oturtmamaları gerektiğini söyleyen Ünsal, “Sınavı çocukların gelecek ve kariyer planlarındaki en önemli amaçlardan biri haline getirmemeli, aksine onun bir araç olduğunun farkına varmasını sağlamalılar. Elde edecekleri başarı veya başarısızlığın, onlara verilen değerde bir etki yaratmayacağını çocuklarına hissettirebilmeliler. Çocuk ailesiyle birlikte mutlu zamanlar geçirebiliyorsa bu çocuğa verilebilecek en büyük desteklerden biridir” dedi. Ünsal, ebeveynlerin kendi çocuklarının başarısını başkalarınınki ile kıyaslamaması gerektiğini söyleyerek, “Çocukların performansını kabul edip, onlarla ilgili öznel değerlendirmelerden de kaçınmalılar. Her çocuk kendi annesi, babası için özeldir ama bu özel olma duygusu çocuklar hakkında öznel fikirler de yaratır. ‘Benim çocuğum yapar’, ‘benim çocuğum başarır’, ‘herkesten daha iyidir’ gibi beklentiler iyi bir ifadeyle dile getiriliyor olsa da çocukta baskı yaratır” diye konuştu.