Corona Virüsüyle İlgili Yeni Genetik Araştırma

Corona virüsüne karşı bilimsel araştırmalar arasında genetik ve moleküler biyolojiye dayalı çalışmalar da başlatıldı. İngiltere’de Imperial College’da bu alanlar üzerinde araştırma yapan Dr. Gaye Sağınç Giannoustas, İngiltere’de başlatılan iki yeni araştırmayı VOA Türkçe’ye anlattı

Corona Virüsüyle İlgili Yeni Genetik Araştırma

İngiltere’nin başkenti Londra’da, Imperial College’da moleküler biyoloji ve genetik üzerine araştırmalar yapan Dr. Gaye Sağınç Giannoustas, İngiltere’de başlatılan iki araştırmayı VOA Türkçe’ye anlattı.

Bir yandan İsviçreli Roche firmasının yakında İngiltere’de uygulanmaya başlayacak antikor testi, diğer yandan, burun ve boğaz sürüntüleriyle Corona virüsüne yakalananların tespit edileceği halk taraması devam ederken, şimdi de hastalıkla mücadelede sonraki adımları belirleyecek iki bilimsel araştırma için bilim adamları kolları sıvadı.

“Birçok ülkede hızlı araştırma ödenekleri çıkmaya başladı”

Son araştırmalarla ilgili VOA Türkçe muhabirine değerlendirmelerde bulunan Dr. Gaye Giannoustas, “Dünyada birçok bilim insanı tabiri caizse harıl harıl Corona virüsünü anlamak için ve buna bir çare bulmak için çalışıyor. Amaç, hızlı bir şekilde veri üretmek ve bunu hızlı bir şekilde paylaşabilmek. Artan bilimsel yayın sayısı da bunun bir göstergesi ama tabii birçok meslekte olduğu gibi bilimde de hızlı işleyiş için daha fazla para gerekiyor. Bu sebepten de birçok ülkede hızlı araştırma ödenekleri çıkmaya başladı. Avrupa’da birçok ülkede bu oluyor; Avustralya’da ve Amerika’da da. Türkiye’de de TÜBİTAK ve kalkınma ajanslarının COVID-19 ile mücadele çağrısı vardı. İngiltere de bu ülkelerden bir tanesi. Hem devlet destekli hem de özel sektörden, hem de toplanan bağışlar ile çalışan vakıflardan bu ödenekleri görüyoruz. Biz de şu anda bu ödeneklerden iki tanesini almış durumdayız ve laboratuvara geri dönmek için hazırlık yapıyoruz, şu an hala evden çalışıyoruz çünkü. Bu ödeneklerden bir tanesi İngiltere Kalp Vakfı’ndan alındı, diğeri de üniversitenin kendi içinde verdiği bir ödenek. Araştırmamızı İtalyan bir bilim insanı olan Prof. Anna Randi yönetecek ve ben de dahil olmak üzere grubumdan başka çalışma arkadaşları ile bu çalışmayı yapacağız” diye konuştu.

Pıhtılaşmayla ilgili moleküler biyoloji çalışmaları

Giannoustas, aynı zamanda Imperial College’dan başka gruplar ve Kings College London da bir profesörün projeye dahil olacağını belirterek, ''Bizim projemiz son zamanlarda çıkan bir kritik bulgu ile ilgili. Saygın bir bilim dergisi olan Nature’da da yayınlanan bir habere göre, Fransa ve Hollanda’da yapılan çalışmalarda kritik hastalarda yüzde 20 ila 30 civarında yaygın pıhtılaşma görülmüş, bazı hastalarda deride döküntüler, bacakta şişmeler görülmüş ama daha kritik olarak iç organlarda. Özellikle akciğerde. Biliyorsunuz ki, Corona’dan en çok etkilenen organlardan bir tanesi akciğer; yoğun şekilde pıhtılaşma görülmüş” dedi.

Dr. Gaye Giannoustas sözlerine şöyle devam etti:

“Organ işlevini yapamaz hale geliyor bu pıhtılar yüzünden. Normalde pıhtı vücudun kanamayı durdurmak için ürettiği bir madde ve damarlardaki küçük, kesik ve çatlakları onarmak için oluşuyor. Bazı hastalıklarda aşırı pıhtılaşma görülüyor. Bu, şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi hastalıklarda pıhtılaşma riskini arttıyor, ki burada Corona ile de bir paralellik var. Biliyorsunuz bunlar Corona için, ağır seyri risk faktörü olan hastalıklar. Normalde pıhtılaşmanın kontrolünde en temel rol oynayan unsurlardan bir tanesi damar içini kaplayan hücrelerdir. Bu hücreler pıhtılaşmayı baskılayacak moleküller salgılayarak kanın damar içindeki akışkanlığına yardımcı olur çünkü kan dolaşımı biliyorsunuz hayati fonksiyonu olan bir şey ve vücutta enfeksiyon gibi durumlarda bu fonksiyon etkilenir. Vücuttaki enfeksiyon enflamasyona yol açtığı zaman enflamasyon, iltihap ya da yangı diye bildiğimiz şeyden bahsediyorum ama apse değil, karıştırılmasın. Bu enflamasyon olduğu zaman damar hücrelerinin salgıladığı pıhtılaşmaya karşı moleküllerde azalma olur ve bu şekilde pıhtılaşmada artma görülüyor ve biz bu mekanizmanın Corona’da da etkili olduğunu düşünüyoruz.

Özetlersek Corona, enflamasyon iltihaba yol açıyor, kan damarlarındaki hücrelerde bozukluğa yol açıyor. Bu da, pıhtılaşmayı sağlıyor ve o da organlarda fonksiyonel bozukluklara yol açıyor. Biz bunu, laboratuvar ortamında hücre kültüründe test edeceğiz. Eğer bunu gösterebilirsek nihai amacımız, bu mekanizmayı tersine çevirebilecek bir ilaç bulmak. Tabii, ilaç derken yeni bir ilaç geliştirmekten bahsetmiyorum, şu an halihazırda Amerika ve Avrupa ilaç denetim mekanizmaları tarafından onaylanmış 3 binden fazla ilacı test edeceğiz. Bu ilaçlar başka hastalıklar için onaylanmış fakat bunların pıhtılaşma üzerine de bir etkisi var mı bunu araştıracağız.”

Corona'ya karşı tedavi için genetik araştırmalar

VOA Türkçe muhabirinin, ''Bu anlattığınız moleküler biyolojinin alanında. Peki genetik alanda yapılan araştırma nedir?'' sorusu üzerine Dr. Gaye Giannoustas, “Tabii, şu anda İngiltere’de yapılan heyecan verici büyük bir çalışmadan bahsedeyim. Böyle dev bütçeli, 28 milyon sterlinlik dev bütçeye sahip bir çalışma bu. Edinburgh Üniversitesi Dr. Kenneth Bayles’in başını çektiği ve Uusal Sağlık Örgütü’nün, NHS yani, Genomics England gibi genetik dizilimde de önemli konsorsiyumların rol oynadığı bir çalışma bu. Şimdi daha önce saydığım bilinmezlerin yanı sıra Corona’nın tüm risk faktörlerini de bilemiyoruz. Bu çalışma genetik faktörlerin hastalığın seyrine bir etkisi var mı bunu araştırmayı amaçlıyor. Çünkü kritik hastaların ve ölümlerin çoğu, biliyorsun ki beklenen grupta, ileri yaşlarda, özellikle 65 yaş üstü hastalarda görülüyor ve erkekler bundan daha fazla etkilenebiliyorlar. Ayrıca şeker hastalığı, kalp hastalığı gibi daha önceden sağlık sorunu olan insanlar etkilenebiliyorlar. Fakat bazen 18 yaşında, 14 yaşında çok genç insanlar da, başka bir hastalığı olmayan kişiler de çok ağır seyredebiliyor ve bunun sebebini de bilmiyoruz. O yüzden bu çalışma genetik faktörün olabileceğini düşünüp, onu hedefleyen bir çalışma” diye konuştu.

Giannoustas, ''En çok etkilenenler ile asemptomatik olanlar, yani hiç belirtisiz atlatanları kıyaslayacaklar. Bununla nasıl bir amaç güdülüyor?'' sorusunu da şöyle yanıtladı:

“Toplam 35 bin hastadan örnek toplanacak, bunların 20 bin tanesi yoğun bakımda. Corona yüzünden yoğun bakımda yatan hastalar, 15 bin tanesi de daha hafif semptomlar ile atlatan kişiler ve bu kişilerin genetik bilgileri, DNA’ları karşılaştırılarak, bunun ağır ve hafif seyirde bir etkisi var mı, buna bakılacak.”

Dr. Gaye Giannoustas şöyle devam etti:

“Vücudumuz hücre denilen yapı taşlarından oluşur ve hücrelerde bizim genetik bilgimiz var. Bu genetik bilgi, bize ait özelliklerin belirlenmesinde rol oynuyor. Bu göz rengi olabilir, saç rengi olabilir ama bunun dışında hastalıkların da nasıl seyredeceğine dair bir etkisi olabilir genetik bilginin. Mesela, kanser bunlardan bir tanesi; bazı kalıtsal özellikler bazı kanserlerde rol oynayabiliyor. Bunun gibi Corona’da da böyle genetik faktör var mı, araştırılacak. Bunun da tabii, ne gibi faydaları olabilir? Bazı hastalarda aynı tedaviler işe yaramıyor mesela. Eğer bu genetik faktörler bulunursa daha değişik genetik gruplara yardımcı olacak tedavi stratejilerinin geliştirilmesinde önemli olabilir. Ayrıca da bu genetik faktörler yüzünden daha savunmasız olan kişiler de buna bağlı olarak koruma stratejileri geliştirilebilir.”

Diğer Haberler