COVID-19 kaynaklı ölümler gerçekten azalıyor mu?

COVID-19’dan ölen hastaların sayısı, birçok ülkede azaldı.

COVID-19 kaynaklı ölümler gerçekten azalıyor mu?

Ancak bilim insanları toplam ölüm sayılarına da bakmanın önemini vurgularken, bu verilerin gözetilmesi ortaya farklı bir gerçeklik çıkarıyor.Bir ölüm ne zaman COVID-19 sebepli kabul ediliyor? Bu sorunun cevabını vermek aslında pek de kolay değil. Çünkü farklı ülkelerde, COVID-19 vakalarını belirlemek ya da COVID-19 sebepli ölümleri kaydetmek için farklı yöntemler kullanıyor.

Örneğin İspanya’da, ölümden sonra da COVID-19 testleri yapılıyor. Almanya, İngiltere ve Türkiye gibi ülkelerde ise bu yaygın bir uygulama değil.

Belçika ise hastane dışında gerçekleşen COVID-19 ölümlerini de kayıt altına alıyor. Bu da koronavirüsten olduğu şüphelenilen ölümlerin, pozitif test sonucu olmadan da istatistiklere dahil edilmesi anlamına geliyor. İtalya’da sadece hastanelerdeki ölümler sayılırken İspanya’da sadece bazı bölgelerde hastane dışındaki ölümler de sayılmaya başlandı.

Toplam ölüm sayısı neden önemli?

Toplam ölüm sayıları, salgının boyutlarını anlamak için neden önemli? Çünkü bu veriler bize bazı temel göstergeleri sağlıyor. Birçok bilim insanına göre, istatistiksel önyargı olmadan salgının gerçek etkisini görebilmemizin ve etkisini azaltmak için politikalar geliştirmemizin yolu bu verilerden geçiyor.

COVID-19’dan ölen kişi sayısı oldukça yüksek olsa da ölüm sayılarını etkileyen tek faktör bu virüs değil. Virüsün bulaşmasından korkan ya da sağlık sistemine yük olmak istemeyen birçok insan artık hastanelere gitmekten kaçınıyor. Ancak kalp hastalıkları veya kanser gibi öne çıkan ölüm sebeplerinin yüzde 5 artması bile, yüz binlerce insanın hayatını kaybetmesi anlamına geliyor.

Cambridge Üniversitesi’nde halkın risk anlayışı konusunda çalışmalar yürüten David Spiegelhalter, her ülkede görülen ölüm sayısı farkını DW’ye şu şekilde açıklıyor: "Salgının etkisini anlamayı sağlayacak en tarafsız bilgi için, toplam ölüm sayılarına bakmak gerek. Benim de yakından baktığım sayılar bunlar."

DW’nin topladığı veriler hem toplam ölüm sayılarını, hem de COVID-19 kaynaklı ölüm sayılarını içeriyor. Bunları resmi verilerle karşılaştırdığımızda, binlerce insanın doğrudan ya da dolaylı olarak COVID-19’dan öldüğünü söylemek mümkün. Yapılan veri analizi İspanya, İngiltere ve Galler odaklı olsa da diğer ülkelerde de benzer bir durumdan söz edebiliriz.

Neden kaydedilenden daha fazla ölüm sayısı olduğunu açıklamadan ve bundan ne öğrenebileceğimizi anlatmadan önce, bu verilere daha yakından bakalım.

COVID-19 erken ölüme yol açıyor

Toplam ölüm oranları belirli bir zaman içerisinde yükseldiyse ancak COVID-19 ölüm oranı yükselmediyse, daha fazla insanın ölmesinin sebebi nedir?

İspanya’daki Epidemoloji ve Halk Sağlığı Merkezi’nin önde gelen araştırmacılarından Amporo Larrauri’ye göre, bu durumu birden fazla sebep açıklıyor.

"COVID-19’un sebep olduğu ama kaydedilememiş ölümler, artan ölüm sayılarını açıklayabilir" diyen Larrauri, "erken ölüm" sayılarını belirleyen başka sebeplerden de söz ediyor. Genellikle yaşlılar, yani geri kalan hayatlarının kısa olması beklenen veya önemli hastalıklara sahip insanlar, COVID-19’dan daha fazla etkileniyorlar. Bu koşullarda yaşayan kişilerin COVID-19 virüsünü kapmaları, biyolojik sistemlerinin işlevinin bozulmasına yol açıyor. Bu nedenle, virüs başka hastalıkları tetikleyerek ölüm sürecini hızlandırıyor ve erken ölümlerin artmasına sebep oluyor.

Birçok kişinin beklenenden önce ölmesi dolayısıyla, birçok uzman COVID-19 sonrası dönemde çok daha düşük ölüm oranları bekliyor. Spiegelhalter’e göre ise, artan toplam ölüm sayıları için “erken ölüm” başlı başına açıklayıcı bir faktör değil ve başka önemli sebepler de var.

20 Mart ve 24 Nisan arasında geçen süreçteki ölüm sayılarını, geçtiğimiz son 10 yılın ölüm sayılarının ortalamasıyla karşılaştırırsak, bu yıl İngiltere ve Galler’de ölen kişi sayısının 38,550 daha fazla olduğunu görüyoruz. Ölüm sebebi COVID-19 olarak geçmeyen kişi sayısı ise en az 11,000.

Hastanelerin dışında ölenler daha fazla

İngiltere Ulusal İstatistik Bürosu, her hafta ölüm sayılarını yayımlıyor. Bu veriler, salgının etkisini tam olarak incelememiz için oldukça yardımcı oluyor. Spiegelhalter, "Bu verilerde gördüğümüz önemli bir nokta da, hastanelerde ölmekten ziyade, evlerde veya bakım evlerinde ölmeye doğru bir artış olması” diyor.

Yayımlanan son verilere göre, 18-24 Nisan tarihleri ​​arasında bakım evlerinde ölen insanların sayısında son 5 yıla kıyasla yüzde 373'lük bir artış var. Bu ölümlerin sadece yüzde 35'i COVID-19 olarak kaydedilmiş. Spiegelhalter’e göre "Bazı ölümler COVID-19 sebepli olabilir ancak bazıları ise sadece insanların hastaneye gitmemesinden kaynaklı."

Bakımevlerinde tarihsel olarak yüzde 22 olan ölüm oranı ise verilere göre 18-24 Nisan arasında yüzde 36'ya çıkıyor. Ancak bu dönemde hastanelerdeki ölümler yüzde 50'den yüzde 37'ye düşüyor. Spiegelhalter ise elindeki verileri "İnsanların hastalık bulaşması endişesiyle hastaneye gitmemelerinin kanıtı" diye yorumluyor.

Aynı zamanda bu durumun kayıt dışı COVID-19 ölümlerinden daha endişe verici olduğunu belirten Spiegelhalter, "Toplumdaki ve sağlık sistemindeki karmaşıklığın 'dolaylı hasarlar' doğurduğunu söyleyebiliriz. Yani insanlar, sağlık hizmetlerini ölmelerini engelleyebilecek bir şekilde kullanmıyorlar" diyor ve ekliyor:

"Bu veriler, aslında evde ya da bakım evlerinde ölen veya ölmekte olan birçok insanın aslında bu duruma düşmek zorunda olmadığını gösteriyor. Hastanelerde COVID-19 olmayan kişilerin sayısının azalması ise bu gerçekliğin bir yansıması."

Ölüm oranlarına dair ilk veriler ise, ülkeler arasında büyük farklılıklar olduğunu gösteriyor. Örneğin, bu oran Belçika'da yüzde 16.42 iken Singapur'da sadece yüzde 0.09.

Bu farklılıkların birçok sebebi var: Ölüm sonrası test yapmamak, sadece hastanelerdeki COVID-19 vakalarını saymak, test kapasitelerindeki farklılıklar, salgın süresince sağlıklı verilerin alınamıyor olması ve farklı ülkelerdeki prosedürlerle birlikte tanımların da standart olmaması.

Bu sebeplere şeffaflığa önem verilmeyen ülkelerdeki hükümetlerin siyasi çıkar arayışları ve durumu olduğundan iyi yansıtmaları da eklenebilir.

Almanya ne durumda?

Birçok ülkedeki sağlık yetkilileri, toplam ölüm sayılarını açıklamıyor. Bu sayıları gecikmeyle açıklayan ülkelerin arasında ise Almanya da var.

Almanya’daki Kuzey Ren-Vestfalya (KRV) eyaleti, koronavirüs salgınının ilk odaklarından ve en çok etkilenen bölgelerinden biri oldu. DW’ye konuşan bölgedeki KRV Enformasyon ve Teknik Enstitüsü'nden yetkililer, daha önce hiç günlük veri toplamaya dair ihtiyaç bulunmadığını ancak şimdi bunu sağlamak için zorlandıklarını ifade ediyorlar. Bunun sebebiyse kısmen Almanya'nın 16 eyaletli federal sisteminden, kısmen de salgının standart prosedürleri bozmasından kaynaklanıyor.

Alman haftalık gazetesi ZEIT'e göre, Mart sonundan Nisan 2020'nin başına kadar geçen sürede, son 4 yılın ortalamasından daha fazla insan öldü. Ancak grip dalgası sebebiyle bu sayının yüksek olduğu 2018 yılında ise farklı bir durum ortaya çıkıyor.

Salgının ekonomik etkisi ne olabilir?

Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu, Imperial College London ve Oxford Üniversitesi tarafından yapılan ortak bir araştırma, 2008-2010 ekonomik krizinin sağlık açısından sonuçlarını ortaya koyuyor. Bu araştırmaya göre, bu krizle birlikte gelen işsizlik artışı, orta ve yüksek gelirli ülkeler arasında 260 binden fazla kanser sebepli ölüme sebep oldu.

Şu anda da dünya çapında birçok ülke, salgının getirdiği artan işsizlik gibi ekonomik sorunlarla mücadele ediyor. Bu nedenle, salgınla birlikte gelen stresin sigara, alkol, uyuşturucu tüketimini arttırması ve intihar oranlarını yükseltmesi bekleniyor.

Artan ölüm sayıları ne anlatıyor?

Aynı çalışma genel sağlık sigortası bulunan ülkelerde, kanser yükünün daha az olduğunu gösteriyor. Sağlık sistemine erişilememesi nedeniyle insanların hastanelere gidemediği veya gitmediği ülkelerde, tedavi edilebilir hastalıklara sahip olan birçok kişi öldü. Dolayısıyla vatandaşlarına sağlık hizmetleri sağlamayan birçok ülke için salgın önemli engeller yaratabilir.

Artan ölüm sayılarının ne kadarının COVID-19 kaynaklı olup olmadığına dair sağlıklı bilgiye ulaşmak ise, aylar hatta yıllar sürebilir. Bununla birlikte, toplam ölüm sayılarına bakıldığında, dünya çapında salgının yarattığı etkinin şu anda kayıt edilenden çok daha yüksek olacağını söylemek mümkün.

Serdar Vardar

© Deutsche Welle Türkçe

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler