Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1. Küresel Mülteci Forumu'nda katılımcılara hitap etti: (2)

"Suriye kaynaklı göç probleminin tek çözüm yolu, mültecilerin bizim sınırlarımız içinde tutulması olarak görülemez" - "Mülteci meselesinin bizim gibi bu insanlara layıkıyla ev sahipliği yapan birkaç ülkenin çabalarıyla önlenemeyeceği açıktır" - "Vicdanları yaralayan bu sorunun sürdürülebilir şekilde çözülmesi ancak küresel düzeyde atılacak adımlara bağlıdır" - "Mültecileri kendi topraklarında tutacak, ülkemizde olanları da tekrar vatanlarına döndürecek formüllerin devreye alınması gerekiyor" - "Suriye'de kalıcı istikrar ve normalleşmenin tesisinde geri dönüşler en az terörle mücadele kadar önemlidir"

CENEVRE (AA) - Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Suriye kaynaklı göç probleminin tek çözüm yolu, mültecilerin bizim sınırlarımız içinde tutulması olarak görülemez." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM Cenevre Ofisi'nde 1. Küresel Mülteci Forumu'nda katılımcılara hitap etti.

Devlet olarak Türk vatandaşlarına sağlanan imkanları, Türkiye'ye sığınanlara da sağladıklarını belirten Erdoğan, "Zira varil bombalarından kaçan insanlara biz kapımızı kapayamazdık. Çünkü onlar birer insandı." ifadesini kullandı.

Suriyelilerin kendi kendilerine yeter konuma gelmeleri için eğitimden sağlığa, istihdamdan kadın ve çocuklar gibi hassas kesimlerin korunmasına kadar gereken her türlü çabayı gösterdiklerine dikkati çeken Erdoğan, sözlerine söyle devam etti:

"Eğitim çağındaki 1 milyon Suriyeli çocuğun 685 binine okul imkanı tanıyoruz. Okul çağındaki Suriyeli çocukların okullaşma oranını 5 yılda yüzde 30'dan yüzde 63'e çıkarttık. 34 bin Suriyelinin ülkemizde lisans ve lisansüstü eğitim almasının önünü açtık. Dünya genelinde mültecilerin yüksek öğretime erişim oranı yüzde 1 iken Türkiye'de bu oran yüzde 6'dır. Bu güne kadar 21 bin 300 Suriyeliye yüksek öğrenim ve Türkçe dil bursu verdik. Suriyeli ve diğer göçmen çocukların evlatlarımızla beraber aynı sınıflarda eğitim almasını temin ettik. Sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmak amacıyla Suriyelilerin yoğun olarak yaşadıkları yerlerde göçmen sağlığı merkezleri inşa ettik. Bu merkezlerde 678 Suriyeli hekim ile 954 Suriyeli ebe ve hemşire görev yapıyor. Son 8 yılda ülkemizde 516 bin civarında Suriyeli bebek dünyaya gelmiştir. Bu bebeklerin de her türlü sağlık imkanından faydalanmasını temin ettik."

- "Ülkemizdeki birçok Suriyeli artık kendi ayaklarının üzerinde durabilir konuma geldi"

Erdoğan, Suriyelilere yönelik entegrasyon faaliyetlerinin de devam ettiğini dile getirerek, Türk halkının ve mültecilerin bir araya gelerek birbirlerini yakından tanımaları için özellikle Suriyeli nüfusun yoğun olduğu illerde Suriyeliler için sosyal ve kültürel etkinlikler yaptıklarını anlattı.

Küresel mutabakatın dört temel hedefinden biri olan mültecilerin kendi kendilerine yetebilmeleri için farklı projeleri devreye aldıklarına değinen Erdoğan, "Suriyelilerin çalışma izni almalarının yasal zeminini hazırladık. Ayrıca Suriyelileri istihdam eden işverenlerin çalışma izin harçlarının düşürülmesi gibi yöntemlerle Suriyelilerin istihdamını teşvik ediyoruz." dedi.

Her ilde mültecilere yönelik dil ve meslek edindirme kursları açtıklarını bildiren Erdoğan, "Bugün ülkemizdeki birçok Suriyeli artık kendi ayakları üzerinde durabilir konuma geldi." değerlendirmesini yaptı.

Suriyelilere yönelik insani yardım faaliyetlerinin de aralıksız devam ettiğinin altını çizen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türk Kızılayı, AFAD ve sivil toplum kuruluşlarımızca ülkemizde bir milyonu aşkın Suriyeliye psiko-sosyal destek ve geçim yardımı sağlıyoruz. Aynı zamanda Suriye içerisinde yerlerinden edilmiş kişilere de düzenli insani yardım ulaştırıyoruz. Hassas durumdaki mültecilerin tespitine ve korunmasına özel önem atfediyoruz."

Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in hassasiyet ölçütleri doğrultusunda mültecilerin ihtiyaçlarına süratte cevap verebilmek için koruma masaları kurduklarını dile getirerek, sığınmacılar için bütçeden harcanan rakamın Birleşmiş Milletler kriterlerine göre şu an itibarıyla 40 milyar doları aştığını bildirdi.

Aynı dönemde dışarıdan Türkiye'ye gelen yardımların ise son derece kısıtlı olduğunu vurgulayan Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:

"Avrupa Birliğinin bize verdiği söz vardır. '3+3 milyar avro bu kurumlara destek vereceğiz' demişlerdir. Şu an itibarıyla ne yazık ki Avrupa Birliği'nden Bu STK'lere gelen destek ancak 2 milyar avroya ulaşmış durumdadır. Durumun ne olduğunu göstermesi bakımından herhalde bu çok büyük önem arz ediyor. Hala ikinci 3 milyar için herhangi bir ses yok. Bundan da tahsis edilen 450 milyon avro 'geldi, geliyor' diyorlar ama gelmiş değil."

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine Türkiye'de sergiledikleri dayanışma için teşekkürü bir borç bildiğini belirten Erdoğan, "Gerek Sayın Guterres gerekse Sayın Grande daima ülkemize destek olmuş, meseleye sahip çıkmışlardır. Mülteci meselesinin bizim gibi bu insanlara layıkıyla ev sahipliği yapan bir kaç ülkenin çabalarıyla önlenemeyeceği açıktır. Vicdanları yaralayan bu sorunun sürdürülebilir şekilde çözülmesi ancak küresel düzeyde atılacak adımlara bağlıdır. Küresel sahiplenme konusunda halen arzu edilen seviyenin çok uzağında olduğumuzu görüyorum." diye konuştu.

- "Parası en çok olanlar sadece bize gülücük atıyorlar"

Geçtiğimiz yıl kabul edilen Küresel Mülteci Mutabakatı'nın uygulanmasına verdikleri önemi anlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Küresel Mülteci Forumu'nun, mutabakat hükümlerinin hayata geçirilmesi sürecinde önemli bir adım olmasını temenni ediyorum. Öte yandan Suriye kaynaklı göç probleminin tek çözüm yolu, mültecilerin bizim sınırlarımız içinde tutulması olarak görülemez. Türkiye'nin uluslararası toplum adına 9 yıldır tek başına taşıdığı bu sorumluluğu diğer ülkeler paylaşmakla mükelleftir. Mültecileri kendi topraklarında tutacak, ülkemizde olanları da tekrar vatanlarına döndürecek formüllerin devreye alınması gerekiyor. Mültecilerin terketmek zorunda bırakıldıkları yurtlarına geri dönüş hakkı tartışma götürmez. Suriye'de kalıcı istikrar ve normalleşmenin tesisinde geri dönüşler en az terörle mücadele kadar önemlidir."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birçok devlet başkanı ve liderlerle bu konuları görüştüğüne dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Örneğin, 'Suriye'nin kuzeyinde gelin bir güvenli bölge tesis edelim' dediğimde hepsi, 'gayet güzel' diyorlar. Çünkü ortada bir terör koridoru var. 'Siz destek verin, bakın plan hazır, projeler hazır, bunu bir an önce yapalım' dediğimiz de dünyanın devleri, parası en çok olanlar, sadece bize gülücük atıyorlar. Destek vermeye gelince destek ne yazık ki yok. Bakın şu anda Afganistan'dan İran üzerinden gelip Yunanistan'a, Avrupa'ya gidenler var. Ne yapıyoruz, mecburen onları tekrar alıp, tekrar Afganistan'a göndermek durumunda kalıyoruz."

(Sürecek)