Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İdlib zirvesiyle ilgili kritik açıklamalar!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan ziyaretini takip eden gazetecilere gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Putin ile yapacağı kritik İdlib görüşmesiyle ilgili "5 Mart itibarıyla, yeri büyük ihtimalle İstanbul olacak. İkili, dörtlü meselesini görüşmelerle devam ettireceğiz" dedi. Cumhurbaşkanı, İdlib'de gözlem noktalarına yönelik kuşatmaya müsaade edilmeyeceğini de söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İdlib zirvesiyle ilgili kritik açıklamalar!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Azerbaycan ziyaretinden yurda dönüşünde uçakta gazetecilere açıklamalarda bulunup, soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kritik açıklamaları şöyle:

İdlib'de şubat ayı sonuna kadar rejime süre verildiği hatırlatılarak, "Zaman doluyor. Türkiye bir askeri harekat yürütecek mi?" sorusu üzerine Erdoğan, şubat sonu tabirinin tamamıyla Türkiye'nin gözlem noktalarıyla alakalı olduğunu söyledi.

"Gözetleme noktalarımıza yönelik bir kuşatma söz konusu ve bu kuşatmaya müsaade edemeyiz. Bunların geri çekilmesinin gereğini biz kendimiz uyguladık." diyen Erdoğan, bu arada gözetleme kulelerini tahkim ettiklerini, etmeyi de sürdüreceklerini belirtti.

5 MART'TA KRİTİK GÖRÜŞME

Rusta Devlet Başkanı Putin ile kritik bir görüşme yapacaklarını belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti;

"Bu dörtlü zirve konusunda şu anda "kesin değil" dersem daha yeridir. Çünkü Sayın Putin "Biz bunu ikimiz beraber yapsak daha isabetli olur" gibi bir teklif getirince, ben dedim ki "Bu da olabilir, 4'lü de olabilir. Şu anda İdlib'de bizim ikimizin kararı çok büyük önem arz ediyor." Tarih konusunda hemen hemen mutabık sayılırız, yani 5 Mart itibarıyla… Yeri itibarıyla büyük ihtimalle İstanbul olacak. Bu arada ikili, dörtlü meselesini yine görüşmelerle devam ettireceğiz. Moskova'ya giden heyetimiz ile Ankara'ya gelen Rus heyet arasında Ankara'da görüşmeler yapılıyor. Bu heyetler arası görüşmenin neticesine göre de biz tekrar telefon diplomasisini devam ettireceğiz."

'BİZ BURADA ADANA MUTABAKATI İLE VARIZ'

Rejim unsurlarının güneye çekilmesini istediklerini, aksi takdirde gereğini yapacaklarını söylediklerini anımsatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Soçi Mutabakatı neye amir ise biz gereğini istiyoruz. Bunun gereğinin yerine getirilmesi lazım ve bu konuda taviz vermemiz mümkün değil. Tabii bunlar ikide bir, 'Burası Türkiye'nin girmesi halinde işgaldir' şeklinde bir yanlış yapıyorlar. Biz ne diyoruz onlara? Biz burada Adana Mutabakatı ile varız. Peki Adana Mutabakatı'nda süreç nedir? Terör örgütlerini kaçtıkları yere kadar kovalarsınız. Yaptığımız budur ve şu anda biz de terör örgütlerini kovalıyoruz. Bu bazen PKK'dır, YPG'dir, PYD'dir, bazen DEAŞ'tır ya da diğer terör örgütleridir. Bunlarla meşgulüz. Çünkü ne Amerika ne de Rusya terör örgütleri konusunda bize verdikleri sözü yerine getirdi. O zaman iş başa düştü. Şimdi biz bunu da yerine getirmek zorundayız. Onun için de bunu kovalıyoruz. Buradaki konumumuzu biz Adana Mutabakatı'ndan icazet alarak yerine getirdik ve yerine de getiriyoruz. Türkiye'nin oradaki varlığına dönük birilerinin 'işgalci' ifadesini kullanması var. Türkiye burada işgalci değildir."

Erdoğan, Türkiye'nin Suriye'ye 911 kilometre sınırının olduğunu belirterek, "Tam aksine burayla uzaktan yakından alakası olmayanların katil Esed çağırdı diye buraya gelmeleri düşündürücüdür. Onları Suriye halkı çağırmıyor. Bizi ise Suriye halkı çağırdı ve onların daveti ile oradayız. Eğer bugün Suriye halkı sokaklara dökülüp, Türk bayraklarıyla Suriye bayraklarıyla beraber koşturuyorsa bunun bir anlamı var demektir. Bunlarla görüşmeler yapıldığı anda bağrına basacakları tek millet Türk milletidir. Çünkü bizim değerlerimizle onların değerleri örtüşüyor." ifadelerini kullandı.

Suriye'de sömürü ve işgal için değil sadece Suriye halkının kurtuluşu için var olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Oralara bomba yağdıranlar, asgarisinden söylüyorum, bir araştırın bakın, tek bir çadır kurmuşlar mı? Varil bombalarından kaçan 4 milyona yakın Suriye vatandaşı nereye geldi? Türkiye'ye geldi. Peki bu vatandaşlar Türkiye'ye geldikleri zaman bunları kim bağrına bastı? Biz bastık. Konteyner kentleri biz kurduk, çadır kentleri biz kurduk, her şeyi ile bakımlarını yaptık. Yedirdik, içirdik, sağlık hizmetlerini verdik, okuttuk. Tüm unsurlarını biz sağladık. Şimdi durum daha farklı. Şimdi durum felaket. O ufacık çocukların çamur deryalarının içerisinde bu karda, soğukta nasıl çırpındıklarını görüyorsunuz. Bu insanların şu anda başlarını sokacakları yerleri dahi yok. Bu insanları çadırlara bile yerleştirseniz yeter mi? Yetmez." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, AFAD ve Türk Kızılayın briket barınaklar yapmaya başladığını, bu barakalarla ilgili Batılılardan bir şeyler yapmalarını istediklerini dile getirdi.

ALMANYA'DAN GELECEK 25 MİLYON AVRO

Almanya Başbakanı Angela Merkel ile barakalara ilişkin görüştüğünü hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

"Kendisi bana '25 milyon avro' dedi. Bunu nasıl ulaştıracaksın deyince Kızılhaç vasıtasıyla dendi. Kendisi ile son görüşmemizde hala bu para yok dedik. Bu para önce Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliğine gidecekmiş, ondan sonra onlar onay verirse Kızılaya gelecekmiş. Ben Kızılayı arıyorum. Kızılay diyor ki 'Maalesef hala onay vermediler.' Zaten bu para Almanya'dan da henüz çıkmış değil. Merkel ile yaptığımız görüşmede 'Para hazır, her an oraya gönderebiliriz' diyor. Bu nasıl hazır? Millet orada karda, çamurda, soğukta donuyor, bunlar hala 25 milyon avroyu gönderecekler. Biz şu anda 25-30 metrekarelik briket barakaları yapmaya devam ediyoruz. Biz yoğun şekilde adeta Atme Kampları'nın çok daha büyüğünü Suriye topraklarına yapıyoruz. Bizim sınırdan 25-30 kilometre derinliğe kadar oralarda inşaatlarımız devam ediyor."

PATRİOTLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İdlib'e Batı'dan yardım beklentiniz var mı? Örneğin NATO ve ABD'den gelecek Patriot'ların konuşlandırılması konularında?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Amerika'nın bir destek sözü, Trump'la görüştüğümde vardı ama henüz destek söz konusu değil. Görünen, bir daha görüşmemiz gerekecek. İlgili arkadaşlarımız muhataplarıyla görüşmeler yapacak. Patriot meselesine gelince ben çok net olarak söyleyeyim şu an Amerika'nın bize vereceği Patriot yok. Biz teklifimizi yaptık, eğer bize gönderecekseniz, biz sizden de Patriot alabiliriz dedik. Ama şu anda benim aldığım istihbarat ise verebilecekleri bir Patriot yok. Ellerinde böyle bir şey yok. Verecekseniz verin, Kongreden bunun iznini ben almayacağım, siz alacaksınız. Şimdi bizde sadece İspanya Patriot'u var, bunun dışında da böyle bir şey söz konusu değil. Bizim her görüşmemiz de Patriot söz konusu oluyor."

AVRUPA'DA ARTAN IRKÇI SALDIRILAR

Erdoğan, son dönemde Avrupa'da artan ırkçı saldırılara ilişkin soru üzerine, bu konuyu görüştükleri liderlerin önlerine hemen getirdiklerini ama maalesef duyarlı olmadıklarını söyledi.

Almanya'da yaşamını yitirenlerin cenazelerinin Çorum ve Ağrı'ya getirildiğini, kendisinin de acılı ailelerle görüştüğünü anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Gerek uluslararası alandan liderler gerekse Sayın Merkel aradı, başsağlığı diledi. Tamam dedik ama bal bal demekle ağız tatlanmıyor. 'Hüznünüzü paylaşıyoruz' demekle bu iş olmuyor. Nitekim polisinizin duyarsızlıklarının tespitleri var. Bunların hepsi önümüzde. Bunları nasıl telafi edeceksiniz? Bu ırkçılık, bu din düşmanlığı nereye kadar devam edecek. Yani bir dükkan Müslüman ise oraya saldırı... Aynı şekilde İngiltere'de camimize saldırdılar. Bunlar sadece bir yerde olmuyor. Almanya, İngiltere, Fransa'da oluyor. Belçika adeta bu işin merkezi ama bunların hiçbirisi terör örgütlerine karşı olmuyor. Bu bir şeyin boyutunu gösteriyor. Zaten Fransa'da Macron son zamanlardaki açıklamalarıyla adeta davetiye çıkartıyor. İşte Fransızca öğretmenlerinin Türkiye'den gelip gelmemesi gibi konulardan başlayarak tahrik ediyor. Sen onu yaparsan biz de başka şeyler yapacağız. Nedir başka şeyler yapmak? Biz de kalkıp da Fransızca öğretmenleri Fransa'dan getirecek halimiz yok. Biz de Türkiye'de yetişmiş olanlarla bu işi çözmenin yoluna gideceğiz."

FETÖ'NÜN SİYASİ AYAĞI

Erdoğan, "FETÖ'nün siyasi ayağı tartışmaları devam ediyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir çerçeve çizdi. 'Yurtta sulh konseyinin asker ayağı yargılanıyor, sivil ayağı ortaya çıkarılsın' dedi. Bu noktada 'Eğer bulamıyorlarsa bize yetki versinler biz buluruz' cümlesi dikkat çekici. CHP lideri Kılıçdaroğlu da 'Devletin elinde HTS kayıtları var, açıklasınlar' diyor. Devletin elinde 15 Temmuz darbe girişiminin sivil ayağına dair bir bilgi, bulgu var mı?" sorusuna, "Bu konularla alakalı HTS kayıtlarının zamanlamaları çok önemli. Konseyin şu anda içinde olup dedikoduları yapılanlarla alakalı zannediyorum bu kayıtlar ortaya döküldüğünde Türkiye'de çok daha farklı bir hava eser ve esecektir. Bunun için bizim de biraz sabırlı olmamız gerekiyor. Bu adımlar da atılacaktır. Böyle şu anda bazı şeyler açıklanmıyor diye her taraf süt limandır zannedilmesin. Açıklandığı anda zaten artık kel görünecektir." yanıtını verdi.

(AA)