Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın: (3) - "Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Ali Babacan ile bir görüşmesi olmuştur. İçeriğiyle ilgili uygun görürse Sayın Cumhurbaşkanımız, uygun bir zamanda ne oldu ise o şekliyle paylaşırlar" - "(Kabine revizyonu iddiaları) Bugün itibarıyla gündemimizde böyle bir şey yok" - "Yüksek İstişare Kurulu ilk toplantısını yaptı fakat çalışma esas ve usulleriyle ilgili çalışma devam ediyor. Tamamlandığında Cumhurbaşkanımıza arz edilecek, onaylandığında Resmi Gazete'de yayımlanacaktır" -"(Libya'daki gelişmeler) Hafter taraftarlarının bu saldırgan tutumundan derhal vazgeçmesi ve uluslararası toplumun ve BM'nin tanıdığı meşru Sarrac hükümeti çerçevesinde bu sürecin yürütülmesi büyük önem arz ediyor"

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, "Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Ali Babacan ile bir görüşmesi olmuştur. İçeriğiyle ilgili uygun görürse Sayın Cumhurbaşkanımız, uygun bir zamanda ne oldu ise o şekliyle paylaşırlar." dedi.

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı devam ederken düzenlediği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını cevaplandırdı.

Yüksek İstişare Kurulunun (YİK) çalışma usul ve esaslarına ilişkin bir soru üzerine Kalın, Kurulun Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş sürecinde gündeme geldiğini, uygulamasının ise yakınlarda gerçekleştiğini söyledi.

Kalın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu istişare kurulundan muradının, devlet hizmetinde büyük tecrübeler elde etmiş kişilerin, bu tecrübelerini bugünkü ihtiyaçlar çerçevesinde değerlendirmek olduğunu dile getirdi.

Kurul üyelerinin atandığını aktaran Kalın, "Cumhurbaşkanımızın tasarrufunda olduğu için buraya ilaveler olabilir." ifadesini kullandı.

Kalın, YİK üyelerinin eski Meclis başkanları Bülent Arınç, İsmail Kahraman, Cemil Çiçek, Köksal Toptan, Mehmet Ali Şahin ve Yıldırım Akbulut olduğunu kaydetti.

YİK'in bir icra değil, istişare kurulu olduğunu vurgulayan Kalın, şöyle devam etti:

"YİK ilk toplantısını yaptı. Fakat çalışma esas ve usulleriyle ilgili çalışma şu anda devam ediyor. Bu tamamlandığı zaman ilgili birimlerimiz tarafından Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilecek. Onaylandıktan sonra da zaten Resmi Gazete'de yayımlanacak. O zaman tablo biraz daha net bir şekilde ortaya çıkacak. Belli periyotlarla elbette toplanacak. Diğer politika kurullarında olduğu gibi YİK'te uzmanlardan, devletin değişik kurumlarından, birimlerinden brifingler alabilecek, raporlar hazırlayıp, bunu Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edecek. Cumhurbaşkanımızın uygun gördüğü miktarda ya da periyotta da bunlar belki bir kısmı kamuoyuyla da paylaşılabilir ya da tamamen makama arz edilmek suretiyle de değerlendirilebilir."

Kalın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, eski Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile görüştüğü ve görüşmeyle ilgili iddialara ilişkin soruya, "Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Ali Babacan ile bir görüşmesi olmuştur. İçeriğiyle ilgili birtakım iddialar var. İçeriğiyle ilgili benim şu anda size bir bilgi vermem uygun olmaz. Bunu uygun görürse Sayın Cumhurbaşkanımız uygun bir zamanda ne oldu ise o şekliyle kendileri paylaşırlar. Ondan öte şu anda dile getirilen diğer konular iddia olmaktan öte bir şey ifade etmemektedir." yanıtını verdi.

-"Kendi tasarrufunda ve uhdesinde olan bir konu"

Kabine revizyonu iddialarıyla ilgili soru üzerine Kalın, şu değerlendirmede bulundu:

"Kabine değişikliği konusuna geçen hafta Meclis grup konuşmasının çıkışında Sayın Cumhurbaşkanımız aslında gayet güzel net bir cevap verdi. Bu kendi tasarrufunda ve uhdesinde olan bir konudur. Cumhurbaşkanımız, toplumun nabzını en iyi tutan siyasi lider olarak bu süreçlerden defalarca geçmiş, tecrübesi olan bir liderdir. Bunun ne zaman, ne şekilde, ne kapsamda yapılacağını da kendisi değerlendirir. Kamuoyunun konuştuğu mevzular, talepler vesaire tabii ki bunlar dikkate alınır. Çünkü Cumhurbaşkanımız siyasi hayatı boyunca her zaman bu istişarelere önem vermiş bir liderdir ama bunun kendi tabiriyle sipariş usulüyle olmayacağı, birtakım kampanyalarla olmayacağı, birtakım baskılarla olmayacağı da aşikar olsa gerektir. Dolayısıyla bu konuda kendisi de değerlendirmelerini yapar ama bugün itibarıyla böyle bir şey gündemimizde yok. Fakat kendisi değişik unsurları dikkate alarak farklı mülahazalar neticesinde bu yönde bir tasarrufta bulunabilir. İcranın başı olarak o kendi uhdesinde olan bir konudur. Tabii ki bakanlar Sayın Cumhurbaşkanımızın yakın mesai arkadaşlarıdır. Bakanlıklar da devletin ve milletin hizmeti için farklı görevleri üstlenmiş önemli kurumlarımızdır. Bu konuları konuşurken 'işte bugün oldu, yarın oldu, şu liste yayınlandı, bu liste yayınlandı' türü şeylere itibar edilmemesi isabetli olur. Böyle bir şey söz konusu olduğunda bu zaten devletin tepesi, başı tarafından yapılır, sevk ve idare edilir, kamuoyuyla da paylaşılır."

- Libya'daki gelişmeler

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Libya'daki gelişmelere ilişkin bir soru üzerine, yaşanan hadiselerden büyük endişe duyduklarını belirtti.

Hafter ve ona yakın kuvvetlerin dün bir mülteci kampını bombalaması ve burada 50'nin üzerinde kişinin hayatını kaybetmesinin büyük bir facia olduğunu dile getiren Kalın, bu saldırıyı en şiddetli şekilde kınadıklarını hatırlattı.

BM İnsan Hakları temsilcisinin ifadesi ile "bu saldırının bir savaş suçu" olduğunu vurgulayan Kalın, bununla ilgili de Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi başta olmak üzere Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumların gerekli girişimlerini yaptığına işaret etti.

Bu konuyla ilgili acil ve kapsamlı bir raporun hazırlanması ve soruşturma yapılması gerektiğini vurgulayan Kalın, şöyle devam etti:

"Genel olarak Libya'daki tabloya baktığınız zaman geçtiğimiz nisan ayında, uluslararası toplumun ve BM'nin tanıdığı Sarrac hükümeti ile Hafter arasında bir anlaşma imzalanmış ve buna göre de Libya'da yeni bir siyasi sürecin başlaması konusunda mutabakata varılmıştı. Fakat bu anlaşmanın ilan edilmesinden birkaç hafta sonra Hafter bir askeri operasyon başlattı, Trablus'u kuşattı ve burada çatışmalarda 500'e yakın sivil hayatını kaybetti. Binlerce insan yerlerinden göç etmek zorunda kaldılar. Bu süreçte biz tabii ki ilgili bütün birimlerle Sayın Cumhurbaşkanımız, ABD, Rusya, Fransa, Almanya, İtalya gibi ülkelerle yoğun bir diploması trafiği yürütmek suretiyle bu çatışma sürecinin ve Hafter saldırılarının derhal sonlandırılması gerektiği konusunda bir kamuoyu oluşturdu."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu temaslarını G20'de de sürdürdüğünü aktaran Kalın, şu anda Hafter'in saldırılarının Trablus ve civarında büyük oranda püskürtülmüş durumda olduğu bilgisini verdi.

Bu durumun Libya'nın istikrarı için yeterli olmadığına vurgu yapan İbrahim Kalın, mutlaka siyasi bir sürecin başlaması gerektiğinin altını çizdi.

Sarrac'ın Ulusal Mutabakat Hükümetinin Başkanı sıfatıyla yakın bir zamanda yeni bir ulusal, uzlaşı süreci başlatacağını ilan ettiğini bildiren Kalın, bunu Türkiye olarak desteklediklerini dile getirdi.

Bu konuda Sarrac'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı arayarak bilgi verdiğini ve destek de istediğini ifade eden Kalın, kendilerinin de bu sürece BM çatısı altında destek verdiğini söylediğini belirtti.

Hafter taraftarlarının yürüttüğü askeri operasyonların, yasa dışı eylemlerin bir sorun olmaya devam ettiğini ifade eden Kalın, Hafter'in Türk vatandaşlarına yönelik tehditlerinin ise kendilerinin bu konudaki kararlılığını perçinlediğini vurguladı.

Türk vatandaşlarına ve Türk unsurlarına yönelik herhangi bir saldırı söz konusu olduğunda Hafter hedeflerinin meşru hedef haline geleceğini açık bir şekilde ifade ettiklerine dikkati çeken Kalın, konuşmasını şöyle tamamladı:

"Onun üzerine de bildiğiniz gibi 6 vatandaşımız serbest bırakıldı. Şu anda da genel bir sakinlik durumunun olduğunu ifade edebiliriz bizim vatandaşlarımız açısından ama genel manada Libya'da bu gerilim devam ediyor. Bunun derhal sonlanması gerekiyor. Bizim Libya ile meşru ve uluslararası toplumun tanıdığı Ulusal Mutabakat Hükümeti ile ilişkimiz de BM çatısı altında devam etmektedir. Dolayısıyla bizim oradaki siyasi sürece iştirakimiz ve onun Libya halkının lehine neticelenmesi için çabalarımızı da bu çerçevede görmek gerekir. Bizim Libya ile çok köklü, tarihi, kültürel, ekonomik ilişkilerimiz var. Bunların tehlikeye atılmasına yol açabilecek adımlara izin vermeyeceğimizi de ifade etmek isteriz ama bundan daha önemlisi Libya halkının kendi iç barış ve huzurunun sağlanmasıdır. Geçmişte de bizim Libya devleti ile bir güvenlik ve savunma anlaşmamız var. Bunun tabii güncellenmesi, genişletilmesi Libya'nın barış ve istikrarı açısından da önem arz ediyor. Dolayısıyla biz bu süreci yakından takip etmeye devam edeceğiz. Önümüzdeki günlerde İtalya'nın başkanlığında bir dizi diplomatik girişim yapılacak. İtalyanlarla bu konu, geldiler bizimle istişare ettiler. Biz de bu sürece katılacağımızı ifade ettik ama burada Hafter taraftarlarının bu saldırgan tutumundan derhal vazgeçmesi ve uluslararası toplumun ve BM'nin tanıdığı meşru Sarrac hükümeti çerçevesinde bu sürecin yürütülmesi, işletilmesi büyük önem arz ediyor."

(Bitti)