HABER

Darülfünun nedir? Ne zaman açıldı?

Darülfünun nedir?  Ne zaman açıldı?

İçindekiler

  • Darülfünun nedir?
  • Darülfünun Tarihi
  • Darülfünun İlahiyat Vakfı

Kökeni Arapça bir sözcük olan Darülfünun, üniversite anlamında kullanılan, önceden fen okulları dediğimiz üniversiteler hakkında bizlere bilgi vermektedir. Adını sık sık duyduğumuz fakat hakkında yeterli bilgimizin olmadığı Darülfünun nedir, ne zaman kurulmuştur? İşte ayrıntılarıyla Darülfünun hakkında tüm merak edilenler…

Geçmişten günümüze üniversitelere baktığımızda eskiden sınırlı sayıda dersle işlenen fen okulları diğer bir adıyla Darülfünun, tarihe meraklı pek çok kişi tarafından merak ediliyor. Darülfünun kelimesi kulağa yabancı gibi gelse de esasında şimdiki İstanbul Üniversitesi’nin adıdır.

Darülfünun nedir?

Özellikle son dönemlerde “Darülfünun nedir?” sorusu sık sık merak edilen konulardan biridir. Bu konu en çok da tarih meraklılarının ilgisini çekmektedir. Darülfünun, (Fen okulu, ilim okulu) Arapça dar ve fünun sözcüklerinden türetilmiş, "üniversite" anlamında kullanılan bir sözcüktür. Aynı zamanda 1900 yılında Avrupa üniversiteleri tarzında kurulan Darülfünun-ı Şahane veya İstanbul Darülfünunu ifade eder. Bu kurum 1933 reformuyla İstanbul Üniversitesi'ne dönüştürülmüştür.

Darülfünun Tarihi

Darülfünun tarihi diye şöyle bir baktığımızda birçok aşamayla karşı karşıya gelmekteyiz.

Darülfünun Kurulma Aşamaları

Osmanlı İmparatorluğu'nda medrese dışında bir yüksekokul açılması fikri ilk defa Sultan Abdülmecid döneminde Meclis-i Muvakkat-i Maarif (Geçici Eğitim Meclisi) tarafından 1845 yılında düzenlenen eğitim programında yer almıştır. Meclis-i Vala tarafından onaylanan raporlarla sıbyan ve rüştiye okullarının üstünde bir “darülfünun” kurulacaktı.
Meclis-i Maarif, Darülfünun için Sultanahmet ile Ayasofya arasına üç katlı bir bina inşa ettirdi. Binanın yapılışı, Ayasofya'nın restorasyonunu gerçekleştiren mimar Gaspare Fossati'ye verildi. Fakat 18 senede (1845-1863) tamamlandı. Çünkü Kırım Savaşı'nın başlaması üzerine henüz tamamlanmamış bina, askeri hastane olarak kullanıma başlatılmıştı.
Darülfünunun inşaatı hızla ilerlerken ders kitapları seçildi ve hazırlanması amacıyla danışma meclisi oluşturuldu. Öğretim üyesi yetiştirmek için ise Avrupa’ya öğrenci gönderildi.

https://pixabay.com/tr/photos/istanbul-t%C3%BCrkiye-tarihsel-topkap%C4%B1-777047/

İlk Açılış (Halka Açık Toplantılar)

Kırım Savaşı’yla beraber hastane olarak kullanılan Darülfünun, içinde ders vermeye hazır hale gelince, bu binada verilen ilk ders Kimyager Derviş Paşa’nın verdiği fizik dersiydi. Bu dönemde ders verenlerin büyük bölümü de kültür sahibi yüksek devlet memurlarıydı. Ancak konferansları takip edenlerin bilgi düzeyi dersleri almaya yeterli değildi. Bu ilk deneme, bir yıl devam ettikten sonra muhafazakâr çevrelerden gelen baskılar ve devlet işlerinin aksadığı gerekçesiyle sonlandı. Halka açık toplantılar 1864 yılından sonra yeniden başlatıldı. Fakat çıkan yangınla beraber laboratuvarlar ve kütüphane yok oldu. Bu olaydan sonra derslere devam edilmedi.

Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye

Darülfünun ile ilgili her türlü iş için "Cemiyet-i İlmiye-i Osmaniye" adıyla bir darülfünun derneği kuruldu. Maarif Nazırlarından Münif Paşa tarafından kurulan cemiyet, "Mecmua-i Fünun" adlı bir dergi çıkardı. Dergide felsefe, tarih, coğrafya, siyaset, edebiyat (gramer ve cümle yapısı), kimya (madenler ilmî olarak) jeoloji, eğitim, fotoğrafya, ekonomi, astronomi ve tıp alanlarıyla ilgili yazılar bulunmaktaydı ve geniş bir yazar kadrosu bulunuyordu.

Darülfünun’da ilk ders 1863 yılında Kimyager Derviş Paşa tarafından verilir. Ders birkaç hafta önce Mecmua-i Fünun’da yayımlanan haber ve yorumlarla halka duyurulur. Derviş Paşa, ilk derste fizik ve kimyanın amacı, havanın özellikleri ve elektrik’in de yer aldığı konuları halkın anlayabileceği şekilde anlatır. Derse katılım hayli fazladır. 300 kadar kişi katılmış. Devlet memurlarından katılanlar var. İstanbul halkı ilk defa elektrik deneylerine şahit olmaktadır. Elektriğin iletkenliğini bir insanda deneme yoluyla kıvılcım çıkartarak göstermiştir ve o kadar ilgi çekmiştir ki bir sonraki konferanslar 400-500 kişiyle birlikte yapılmıştır. İlk çalışmalar 1846’da başlamış, 1863, 1870 ve 1874’de bazı teşebbüsler olmuşsa da bu müessese Dârülfünûn-ı Şâhâne adıyla II. Abdülhamit’ zamanında kurulmuştur. Dârülfünûn’un bünyesinde İlahiyat Şubesi (fakültesi) de bulunmaktaydı.
1914 yılında İstanbul’daki bütün medreselerin, “Dâru’l-Hilâfeti’l-Aliyye Medreseleri” adı altında toplanması üzerine Dârülfünûn İlahiyat Şubesi de lî kısmı olarak buraya devredilmiştir. 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan 430 sayılı Tevhid-i Tedrisat Kanunuyla medreselerin Maarif vekaletine bağlanması sonucu Medreselerin lî Kısmı İstanbul Dârülfünûnu bünyesinde İlahiyat Fakültesine devredilmişti. Fakültede tefsir, hadis, fıkıh gibi temel dini derslerin yanında, Arap edebiyatı,felsefe-kelam,ahlak-içtimaiyat, İslam tarihi, dinler tarihi gibi dersler de bulunmaktaydı. Ayrıca Arapça, Farsça, Fransızca da okutulan derslerden bir kaçıydı. 1933 tarihinde Dârülfünûn’dan Üniversiteye geçince İlahiyat Fakültesi de İslam Tetkikleri Enstitüsü’ne dönüştürüldü. Daha sonra İstanbul Üniversitesi çatısında İlahiyat Fakültesi yeniden kuruldu.

Darülfünun ilahiyat fakültesi günümüzdeki adıyla İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, ilk mezunlarını 2000-2001 öğretim yılında vermiştir.

Darülfünun İlahiyat Vakfı

Darülfünun vakfı kimin sorusuna Münif Paşa diye cevap verilen cemiyet, Mecmua'yı Fünun adlı dergiyi çıkarıyor. Cemiyetin nizamnamesinde olan biri politika diğeri din olmak üzere iki konuya asla değinilmiyor. Derginin ikinci sayfası Abdülaziz'e sunuluyor ve padişah tarafından çok beğeniliyor. Beğenmesi üzerine cemiyete, Eminönü'nde Yeni Camii'nin arkasındaki taş mektep binasını hizmete açıyor. Kısa zamanda okuma odaları ve kütüphaneler kuruluyor. Çok önemli dergiler ve kitaplar getiriliyor. 1870'de Münif Paşa'nın Berlin'e tayiniyle cemiyet dağılıyor ve dergi 48 sayıyla kalıyor.

İstanbul Darü’l-Fünûn İlahiyat Vakfı, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin altyapılarını geliştirmek, korumak ve değerlerini yaşatmak; öğrencilerin eğitim ve öğretimine her türlü katkıyı sağlamak, bilginin geliştirilmesi ve toplumsal düzeyde yaygınlaştırılmasını sağlamak, öğretim elemanlarının bilimsel çalışmalarını ve akademik gelişimlerini desteklemek amacıyla kurulmuştur.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön