HABER

Davutoğlu Eski Defterlerle Ne Kast Ediyor Kimi Hedef Alıyor?

AKP'nin siyasi tarihindeki en etkili aktörlerden biri olan Ahmet Davutoğlu, bir süredir partisinde ve hükümette hakim anlayışa bayrak açtığı, sert eleştirilerden sakınmadığı hatta yeni bir siyasi arayış içinde olduğu sır değil. Peki Davutoğlu son açıklamalarıyla kimi hedefliyor?

Davutoğlu Eski Defterlerle Ne Kast Ediyor Kimi Hedef Alıyor?

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin siyasi tarihindeki en etkili aktörlerden biri olan Ahmet Davutoğlu, bir süredir partisinde ve hükümette hakim anlayışa bayrak açtığı, sert eleştirilerden sakınmadığı hatta yeni bir siyasi arayış içinde olduğu sır değil.

Davutoğlu, 31 Mart Seçimlerinden sonra hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan “bu trenden inen bir daha binemez” dedikten sonra, 22 Nisan’da yayınladığı manifestoyla partinin “ilkeler düzeyinde savrulma” yaşadığını, “Cumhurbaşkanı ve parti genel Başkanı’nın aynı kişi olmasının sakıncalar doğurmakta” olduğunu, hukuk devletinin korunabilmesi ise kuvvetler ayrılığı ilkesinin yeniden inşaasını, usulsüz ve baskıcı metotlarla basında tekelleşmeye yönelminin Türkiye’nin zihni kapasitesini daraltmakta olduğunu ifade etti ve güvenlik konusundaki kazanımlarımızı kaybetmeden özgürlük alanlarının genişletildiği yeni bir özgürlük-güvenlik dengesi kurulmasını önerdi.

“Toplumun en az yarısıyla psikolojik kopuş yaşanıyor”

Ancak 2003-2009 yılları arasında dönemin başbakanları Abdullah Gül ve Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politika danışmanlığını yapan, 2009-2104 döneminde Başbakan Erdoğan’ın kabinelerinde dışişleri bakanlığını üstlenen, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonra AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık görevlerini birlikte yürüten Davutoğlu’nun manifestosunda, en çok tartışılan sözleri bir sene önce “Yıllarca omuz omuza vermiş ve kader birliği yapmış iki dava arkadaşı olarak” tanımladığı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik doğrudan eleştirileriydi.

Davutoğlu, “Cumhurbaşkanı’nın seçimlerin birinci derecede tarafı olarak seçim ortamının gerektirdiği yoğun ve çoğu zaman da sert siyasi polemiklere girmek durumunda kalması, eşit mesafede durması gereken Cumhurbaşkanlığı kurumunun toplumun en az yarısı ile psikolojik bir kopuş yaşamasına yol açmaktadır” demişti.

“Ya yeni bir hâl ya da izmihlal”

Bu manifestodan sonra Mayıs ayında Diyarbakır’da temaslarda bulundu ardından Haziran’da memleketi Konya’da katıldığı bir iftarda eleştiri tonunu arttırdı ve iktidar partisinin yeni bir hâlle hâllenmediği taktirde çökeceğini savundu.

Davutoğlu bu noktada da “Sadece kazanımlarımız olan özgürlüklerimizi değil temel değerlerimizi de yitirmemek için hepinizi yeni bir vizyonla birlikte yeni bir hâl ile hâllenmeye davet ediyorum. Bu yeni hâl bir milletin ve insanlığın geleceğine hitap edebilecek olan bir duruşun eseri olacaktır. Özetle ya yeni bir hâl ya da izmihlal (çöküş, yok oluş)” ifadelerini kullandı.

Davutoğlu’nun hiçbir sözü Cuma günü Sakarya’daki konuşmasındaki ettiği söz kadar tartışılmadı. Eski Başbakan, “Sorma vakti bizde terörle mücadele konusunda. Eski defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz. Bizi bugün eleştirenler insan yüzüne çıkamazlar, açık söylüyoruz. Gelin hafızanızı bir yoklayın. İleride Türkiye Cumhuriyeti tarihi yazıldığında en kritik birkaç aydan biri, 7 Haziran (2015)-1 Kasım (2015) arasındaki dönem olarak yazılacaktır” dedi.

7 Haziran-1 Kasım arasında neler oldu?

Davutoğlu’nun sözünü ettiği tarihler, 2015 yılında arka arkaya yapılan iki genel seçime işaret ediyordu. AKP’nin TBMM’de çoğunluğu yitirdiği 7 Haziran Seçimleri’yle tekrar çoğunluğu kazandığı 1 Kasım arasındaki süreçte arka arkaya çok sayıda terör saldırı meydana geldi.

- 20 Temmuz’da Suruç’taki IŞİD saldırısında 34 genç hayatını kaybetti,

- 22 Temmuz’da PKK’nın silahlı kanadı HPG, Apocu Fedai Timi’nin Ceylanpınar’da iki polisin evlerinde öldürdüğünü açıkladı,

- 24 Temmuz’da TSK IŞİD ve PKK’ya yönelik sınır ötesi hava operasyonlar başladı,

- 7-8 Eylül’deki PKK saldırılarında 16 asker ve 13 polis öldü,

- PKK saldırıları sonrası MHP’nin çağrısıyla yapılan ‘Teröre Lanet’ yürüyüşlerinde HDP binaları saldırılar gerçekleştirildi,

- 10 Ekim’de Ankara’da yapılan Barış Mitingi’nde IŞİD üyesi iki saldırgan üzerlerinde bomba yeleklerini patlatarak 102 kişinin ölüme neden oldu.

Dönemin başbakanın, “Eski defterler açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz” dediği konu bu dönemde yaşananlar mı? Ve gerçekten bu defterleri açar mı?

Dr. Akça: 'Davutoğlu, MHP'nin elinden ‘terörle mücadelenin’ asli sahibi olma iddiasını da almayı hedefliyor'

Siyaset bilimci İsmet Akça, Davutoğlu yukarıdaki cümleleri kurduktan sonra “7 Haziran günü maalesef tek başına iktidar olma şansı olmayınca terör odağı ve onların arkasındaki parti, ‘Türkiye zaafa düştü’ düşüncesiyle eylemlerini arttırdılar. 7 haziran akşamı balkon konuşmasında, ‘kimse felaket tellallığı üzerinden hesap yapmasın Türkiye’yi bir saniye hükümetsiz bırakmayız’ dedik ve bırakmadık. 17 Ağustos’ta Sayın Bahçeli götürdüğümüz dört hükümet teklifine de ‘hayır’ dedi. Bizi terörle mücadelede tek başımıza bıraktılar” dediğini hatırlatıyor.

VOA Türkçe’ye değerlendirmelerde bulunan Doçent Dr. İsmet Akça, “ Davutoğlu burada, 7 Haziran sonrası döneme dair Bahçeli'yi eleştiriyor. Kendisi yine bu konuşmada 7 Haziran sonrası uygulanacak politikaların hazırlığının başlaması talimatını 6-8 Ekim Kobane eylemlerinden sonra bizatihi kendisinin verdiğini söyleyerek aslında 7 Haziran’dan sonra tüm yapılanları da sahiplenmiş oluyor. Bahçeli'nin hükümet kurmayarak kendisini yalnız bıraktığını belirtiyor. Burada aynı zamanda MHP'nin elinden ‘terörle mücadelenin’ asli sahibi olma iddiasını da almayı hedefliyor. Erdoğan'ı doğrudan hedef almasa da son yıllarda hayata geçirilen yönetim biçiminin, ben ifade edecek olursam yasa anayasa tanımazlığın, keyfiliğin, otokratik yönetimin doğru olmadığını, Davutoğlu diliyle "terörle mücadele" için de doğru yol olmadığını söylüyor. Tüm bunların hem AKP içine yerleşmiş liyakatsiz, çıkarcı küçük bir çevre ve AKP'yi kendi çizgisine mahkum eden MHP yüzünden olduğunu söylüyor. Burada 7 Haziran sonrası yaşananlaradair herhangi bir demokratik özeleştiri ya da demokratik hesaplaşma niyeti ve amacı yok. Aslında Davutoğlu zaten benim hazırladığım ‘terörle mücadele’ işini bu çıkarcı çevre ve MHP'nin çekiştirmeleriyle yanlış uyguladılar demeye getiriyor” diyor.

Doçent Özpek: 'Davutoğlu, asıl amacın terörle mücadele olmadığı terör üzerinden kendisinin yıpratıldığını söylüyor'

Akça gibi Davutoğlu’nun hedefinin MHP olduğu kanaatinde olan TOBB

Geri Dön