HABER

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 2

Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ilk oturumu olan Temel Yeterlilik Sınavı başladı.

1- YKS'YA GEÇ KALANLAR GÖZYAŞLARINI TUTAMADI

Hakan KAYA-Hasan YILDIRIM-Cengiz ÇOBAN/İSTANBUL,(DHA)
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ilk oturumu olan Temel Yeterlilik Sınavı başladı. İstanbul Teknik Üniversitesi Gümüşsuyu Kampüsü'nde gireceği sınava geç kalan bir öğrenci göz yaşlarına hakim olamadı. İstanbul Üniversitesinde ise sınava son dakika gelenlerin yanı sıra kimlik kartı yerine ehliyetle gelen bir öğrenci de sınava alınmadı.
YKS'nin ilk oturumu olan Temel Yeterlilik Testi saat 10.15.'te başladı. Adaylar saat 10.00'a kadar sınava girdi. Öğrenciler sınava iyi hazırlandıklarını belirtirken aileleri de çocukları iyi dileklerde bulundu. Sınava erken gelenlerin yanı sıra geç kalanlar da vardı. Saat 10.00'a doğru sınavın yapılacağı okula gelen öğrenciler koşarak sınav salonuna gitti. Kimlik kartı yerine ehliyetle gelen bir öğrenci ise sınava alınmadı. 135 dakika sürecek TYT sınavı saat 12.30'da sona erecek.

İstanbul Teknik Üniversitesi Gümüşsuyu Kampüsü'nde sınava girecek olan öğrenciler ve velileri de erken saatlerde okul bahçesinde toplanmaya başladı. Sınav saatinin yaklaşmasıyla öğrenciler üstleri aranarak içeri alındı. Dışarıda bekleyen öğrenci velilerinden bazıları dua okurken bazıları ise Kuran-ı Kerim okudu. Kapıların kapanmasına birkaç dakika kala kapıdaki görevli bahçedeki öğrencileri uyardı. Bazı öğrenciler sınava birkaç dakika kala sınavın yapılacağı okula girmeyi başardı. Görevliler 15 dakika kuralı gereği okul kapılarını saat 10.00'da kapattı. Kapılar kapandıktan birkaç dakika sonra gelen öğrenciler ise sınava alınamadı.

SINAVA GEÇ KALAN ÖĞRENCİ KAPININ ÖNÜNE AĞLADI
Sınava geç gelen bir öğrenci ise içeri alınamayınca kapının önünde oturarak göz yaşlarına hakim olamadı. Ağlayan öğrenciyi veliler teselli etmeye çalıştı.

MAALESEF BİR SENESİ BOŞA GİTTİ
Sınava geç gelenlerden Senem Balkış ise içeri alınmayınca geri dönmek zorunda kaldı. Senem Balkış'ın babası İdris Balkış ise duruma tepki göstererek, "Trafiğe takıldık. Normalde 09.10 geçe geldik, buraya 1 saatte gelemedik. Kızım ikinci defa sınava giriyordu. Sınava da hazırlanmıştı. Maalesef bir senesi boşa gitti." dedi.

Görüntü Dökümü:
----------------------
(İSTANBUL TEKNİK ÜNİVERSİTESİ GÜMÜŞSUYU KAMPÜSÜ)
-Dışarıda bekleyen velilerden görüntü
-Bazı velilerin Kuran ve dualar okuması
-Kapıların kapanmasına dakikalar kala görevlilerin uyarıda bulunması
-Öğrencilerin koşarak sınava yetişmeleri
-Kapıların kapanması
-Sınava geç kalan öğrencilerin görüntüsü
-Bir öğrencinin kapının önünde oturarak ağlaması
-Ağlayan öğrenciyi velilerin teselli etmesi
-Sınava geç kaldığı için giremeyen bir öğrencinin velisiyle röp
-Genel ve detaylar

(İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ BEYAZIT KAMPÜSÜ)
-Kapıda bekleyen aile ve öğrenciler
-Röportajlar
-Geç gelenler
-Sınava alınmayan öğrenci
-Genel ve detaylar

(MARMARA ÜNİVERSİTESİ GÖZTEPE KAMPÜSÜ)
-Sınava gelenler
-Ailelerden görüntü
-Genel ve detaylar

=============================

(ÖZEL)
2- TARİHİ TOPHANE ÇEŞMESİ'NDE BÜYÜK TAHRİBAT

* İstanbul'un önemli kültür varlıklarından biri olan Tophane Çeşmesi evsizlerin meskeni oldu.
* Gece geç saatlerde çeşme haznesinde yakılan ateş sonucu tarihi yapının mermer kabartmaları düştü, sütunları duman isinden simsiyah oldu.
* Yapıdaki tahribatın telafisinin olmadığını belirten uzmanlar, biran önce önlem alınması gerektiğini savunuyor.

Gökhan ÇELİK - Onur MERİÇ - İlkay DİKİCİ - Zeki GÜNAL-Cemal YURTTAŞ/ İSTANBUL, (DHA) - TÜRKİYE'nin 3'üncü büyük meydan çeşmesi olarak da bilinen Tophane Çeşmesi, Sultan 1. Mahmut tarafından 1732 yılında yaptırıldı. Zamanla tahrip olan tarihi çeşme ilk olarak 1837 yılında onarım gördü. 1957 yılında ikinci kez restore edilen Tophane Çeşmesi, son olarak 2006 yılında özel bir şirket tarafından sosyal sorumluluk projesi kapsamında onarıldı. Şebeke suyu da bağlanan çeşmenin önce muslukları çalındı daha sonra da kaderine terk edildi. Zamanla evsizlerin meskeni haline gelen yaklaşık 3 asırlık çeşmenin haznesinde ateşler yakıldı. Sürekli ve yüksek ısılı ateş çeşmenin tarihi mermer kabartmalarını büyük ölçüde tahrip etti. Çeşmenin elma, armut, ceviz gibi meyve kabartmalarının birçoğu tamamen yok oldu.
Osmanlı çeşme mimarisinin önemli örneklerinden birisi olan çeşmedeki tahribat hakkında Demirören Haber Ajansı'na (DHA) bilgi veren Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Gündüz, "Buradan bu çeşmelerde çeşitli dönemlerde bakımsız kaldı ve kimse ilgilenmedi bunlarla. Daha önce ben belediyeyi aradım. O günlerde gelip baktılar. Temizlik yapmışlar. Çeşme haznelerinin içinde adamlar yatıyordu onları kaldırmışlardı. Birkaç gün sonra geldik yine aynı adamlar yatıyor. Tabii ki 2005'te bu yapı onarıldı. Onarıma ben de gelmiştim. Çok güzel haldeydi. 2 sonra musluklar gitti. Buna kimse sahip çıkmıyor. Belediye bir ara baktı, daha sonra bıraktı. Ben anıtlar müdürlüğü yaptım oradan emekliyim. Bunların korunması çok önemli. Böyle bir yapı bugünlere gelmiş, siz gösterdiniz tahribatı. Burada odun da yakmışlardı bir ara. Bu ısındığı zaman kabartma olan motifler, pat diye atıyor. Bu öyle bir tahribat ki hiç önü alınmayacak bir tahribat bu. Bu şekilde koruyabilirsek bu yeter. Şayet kimse bakmaz ve korunmazsa tahribat iyice artacak" dedi.

"YAPILARIN KİMLİKLERİ KAYBOLUYOR"
Gündüz, "Onarımında bakımında biz elimizden geleni yaparız. Ben 27 yıldır görev yapıyorum. Restorasyon, Topkapı Sarayı'nda 1. sınıf yapılarda çalıştık. Bunları görünce mahvoluyoruz. Bu yapıların kimlikleri kayboluyor. Aslına uygun yapmak mümkün değil bu tahribatı geri çevirmek mümkün değil. Ama bunu bu şekilde korusak da yeter. Daha fazla tahribat yaptırmadan hemen müdahale edilmeli" şeklinde konuştu

"ALT KISIMLARIN YÜZDE 40'INDA HASAR VAR"
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Fotoğrafçı Rıza Aydan Turak ise, "2006 yılında yapılan restorasyondan sonra durumu çok iyiydi. Ama aradan birkaç ay geçtikten sonra kimse ilgilenmedi. Bu çeşmelerin sahibi yok. Kağıt üzerinde belediye vakıflar görülüyor ama bunları koruyan bir yapı olmadığı için İstanbul'da bunlar sahipsiz bırakılıyor. Haznelerde sadece yatsalar problem değil. Kış aylarında ateş yakıyorlar. Bu ateş de mangal kömürü falan değil. Bir yerlerden lastik buluyor ve yakıyorlar. Lastiğin de yanınca ısısı 300 - 400 dereceye çıkar. Bu ısı da mermerleri patlatır. Hiçbir şey bu ısıya dayanmaz. O kadar korkunç bir ısı oluşuyor. Bu yıllardan beri var. Böyle giderse biz bu çeşmeyi kaybedeceğiz. Alt kısımların yüzde 40'ında hasar var. Ben ilk 2004 yılında fotoğraflamıştım. O dönemden bugüne bayağı bir kayıp oldu. Asıl kayıp şimdi başladı" diye konuştu.

Görüntü dökümü
------------------------------
-Çeşmenin havadan görüntüsü
-Çeşmedeki tahribattan ayrıntılar
-Kabartmalardaki tahribat
-Çeşme çevresinde ateş yakanlar
-Muhabir anonsu
-Uzman röportajları

=============================

(ÖZEL)
3- SULTANGAZİ'DE YANGINDA CAN PAZARI; MAHSUR KALANLARI İTFAİYE KURTARDI

Haber-Kamera: Emin YEŞİL/ İSTANBUL, (DHA)
Sultangazi'de, 5 katlı bir binanın elektrik panosunda çıkan yangında can pazarı yaşandı. Yangın sırasında çocuklarıyla birlikte evde mahsur kalan bina sakinleri itfaiye ekiplerince kurtarıldı. Dumandan etkilenen 2'si çocuk 4 kişi hastaneye kaldırıldı.

KURTARILMAYI BEKLEDİLER
Yangın, 50. Yıl Mahallesi 2017 Sokak'ta bulunan 5 katlı binada çıktı. Binanın girişinde bulunan elektrik panosu bir anda alev aldı. Küçük çaplı patlamaların da yaşandığı yangını gören vatandaşlar, polis, itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Yangın nedeniyle binayı dumanlar kapladı. Binanın bodrum ve giriş katında oturanlar kendi imkanlarıyla binadan çıkmayı başardı. Üst katlarda oturanlar ise mahsur kaldı. Mahsur kalan bina sakinleri pencere, balkon ve çatıya çıkarak kurtarılmayı bekledi. İhbar üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri, bir yandan binadan duman tahliyesi yaparken bir yandan merdiven aracıyla binada mahsur kalanları kurtarmaya başladı.

ARALARINDA BEBEKLERİN DE BULUNDUĞU 9 KİŞİ KURTARILDI
İtfaiyenin bir merdiven aracıyla aralarında bebek, çocuk ve kadınların bulunduğu 9 kişi kurtarıldı. Mahsur kalanlara olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahaleleri yapıldı. Dumandan etkilenen 2'si çocuk 4 kişi, ambulanslarla hastaneye kaldırılırken, hayati tehlikelerinin olmadığı öğrenildi.

ANNE GÖZYAŞLARINI TUTAMADI
Yangında, itfaiye ekipleri tarafından kurtarılan 3 bebeğe olay yerinde bulunan sağlık ekipleri ilk müdahaleyi yaptı. Bebeklerden birinin annesi gözyaşlarını tutamadı. Yangın itfaiyenin yaklaşık 1 saat süren çalışmaları sonucunda tamamen söndürüldü. Polisin yangınla ilgili soruşturması devam ediyor.

Görüntü Dökümü:
--------------
-Mahsur kalanlar
-Ekiplerin mahsur kalanları kurtarması
-Yaşlı ve bebeklerin kurtarılması
-Kurtarılanların ambulansa alınması
-Sağlık ekiplerinin müdahalesi
-Yaşanan koşuşturmaca

=========================================

(HAVADAN GÖRÜNTÜLERLE)
4- İSTOÇ'TA İŞ YERİ YANGINI (3)

Haber-Kamera: Murat SOLAK- Zeki GÜNAL - Cemil ÖZDEMİR / İstanbul DHA- BAĞCILAR'da bulunan İSTOÇ Ticaret Merkezi'ndeki bir iş yerinde yangın çıktı. Yangın, itfaiyenin yaklaşık 2 saat süren müdahalesiyle kontrol altına alındı.
Bağcılar Mahmutbey Mahallesinde bulunan İSTOÇ Ticaret Merkezi'nde hırdavat, hediyelik eşya ve züccaciye ürünleri satan bir iş yerinde henüz bilinmeyen nedenle saat 07.00 sıralarında yangın çıktı. Yangını gören çevredekiler durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. İstanbul'un çeşitli ilçelerinden çok sayıda itfaiye ekibi olay yerine sevk edildi. İtfaiye ekipleri yoğun dumanların çıktığı iş yerine, camları kırarak tayzikli su ve köpükle müdahale etti. İş yerinin içinde çakmak gazı ve meşale gibi yanıcı maddelerin bulunması yangının büyümesine neden oldu. Çevredeki esnaf iş yerinde bulunan bazı ürünleri yangından kurtarmaya çalıştı. Yangında iş yeri sahibinin kolundan hafif yaralandığı öğrenildi. İtfaiye ekiplerinin iki saat süren çalışmasıyla yangın kontrol altına alındı.
Öte yandan yangın ve itfaiyenin müdahalesi havadan da görüntülendi.

Görüntü Dökümü:
--------------
-HAVADAN SÖNDÜRME ÇALIŞMALARI
-Yanan iş yerinden görüntü
-İtfaiye ekiplerinin müdahalesi
-Çevredeki esnafın iş yerinden ürünleri çıkarması
-Esnaf Cumali Orhan röp.
-Genel ve Detaylar

======================================

5- AMBARLI LİMANI'NDA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 90 KİLOGRAM KOKAİN YAKALANDI

istanbul DHA - Ticaret Bakanlığı Gümrük Muhafaza ekiplerince Ambarlı Limanı'nda gerçekleştirilen operasyonlarda 90 kilogram kokain ele geçirildi. Türkiye'ye bir konteyner içerisinde yüklü miktarda uyuşturucu getirileceği istihbaratı üzerine çalışma başlatıldı.
Konteynerin Türkiye'ye gelen yabancı bayraklı bir gemide bulunduğu ve İstanbul'a getirileceği belirlendi. Bayram tatiline denk gelen 3 Haziran'da şüpheli konteyneri taşıyan gemi Türk karasularına girer girmez fiziki ve teknik takibe alındı.
Ambarlı Limanı'nda konteyner x-ray taramasından geçirildi. X-ray görüntülerinde şüpheli yoğunluk tespit edilmesi üzerine dedektör köpek eşliğinde fiziki arama yapıldı. Dedektör köpeğinin aşırı tepki verdiği bölgede gizlenmiş 2 çanta içerisinde 61,5 kilogram kokain ele geçirildi. 6 Haziran'da ise İstanbul'da Gümrük Muhafaza ekiplerince gerçekleştirilen bir diğer uyuşturucu yakalamasında riskli bulunan bir başka konteynerde 28,5 kilogram kokain yakalandı. Ele geçirilen kokainin piyasa değerinin yaklaşık olarak 45 milyon lira olduğu belirtildi.
Olayla ilgili ilgili soruşturmaya devam ediliyor.

Görüntü Dökümü:
--------
-Operasyondan görüntüler

=========================================

6- ATAŞEHİR'DE CEZAEVİ FİRARİSİ ELİNDEKİ BIÇAKLA YAKALANDI

Çağatay KENARLI/İSTANBUL,(DHA)-ATAŞEHİR'de 20 ayrı suçtan aranması olan ve kesinleşmiş 38 yıl hapis cezası bulunan cezaevi firarisi yakalandı.
Ataşehir, Mimar Sinan Mahallesi'nde 13 Haziran'da elinde bıçakla çevredekileri rahatsız eden bir kişi polise ihbar edildi. Olay yerine gelen ekipler, Haydar K.'yı yakalayarak gözaltına aldı. Emniyete götürülen Haydar K.'nın yapılan detaylı sorgulamasında 'Hırsızlık', 'Mala zarar verme', 'Görevi yaptırmamak için direnme', 'Yaralama' ve 'Cezaevinden firar etmek' suçlarının da aralarında bulunduğu toplam 20 farklı suçtan aranmasının olduğu ve 38 yıl 3 ay kesinleşmiş hapis cezasının olduğu tespit edildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan Haydar K. sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklandı.

Görüntü Dökümü:
----------------------
-Şüphelinin emniyete getirilişi
-Şüphelinin fotoğrafları

===============================================

7- AVCILAR'DA YOLDA ÇÖKME

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, (DHA)- AVCILAR'da çökme görülen yol, polis tarafından şerit çekilerek trafiğe kapatıldı.
Ambarlı Mahallesi'ndeki Faik Bey Sokak'ta bir süre önce İSKİ tarafından yapılan çalışmadan dün akşam saatlerinde geçen bir aracın ardından çökme oldu. Yolun ortasında delik oluşurken çevredekiler, buradan geçecek araçların içine düşmemesi için etrafına taş ve tahta yerleştirip polisi aradı. Sokağa gelen Avcılar Emniyet Müdürlüğü ekipleri, yolda inceleme yaptıktan sonra yolun iki tarafına güvenlik şeridi çekerek sokağı araç trafiğine kapattı, belediyeye bilgi verdi. Ekiplerin, yolda inceleme yaptıktan sonra onarım çalışmasına başlayacağı ifade edildi.

Görüntü Dökümü;
---------
Yoldaki çukurun görüntüleri
Çevre sakinlerinden biri nasıl çökme olduğunu anlatırken
Polis memuru güvenlik şeridi çekerek, yolu araç trafiğine kapatırken
Genel görüntüler

==============================

8- BABALAR GÜNÜ'NDE BABASINA 'YAŞAM' VERDİ

İlknur SARGUT-Hüseyin ÇAKMAK/İSTANBUL, (DHA)- HATAY'da yaşayan 72 yaşındaki karaciğer sirozu hastası Mahmut Barutçu, oğlu Mehmet Barutçu'dan alınan karaciğer dokusuyla yeniden doğdu. Baba Barutçu, iyileşme umudunun olmadığını ancak oğlu sayesinde sağlığına kavuştuğunu söylerken Mehmet ise, "Babam yıllar önce benim hayata gelmeme neden oldu. Bu kez ben ona hem hayat hem Babalar Günü hediyesi verdim" dedi.
Hatay Reyhanlı'da yaşayan Mahmut Barutçu, düşme sonucu kolunu kırınca soluğu hastanede aldı. Doktorların ayaklarında oluşan şişlikleri fark etmesi üzerine Mahmut Barutçu, iç hastalıkları bölümüne yönlendirildi. Burada yapılan tetkiklerde yaşlı adamın ayağındaki şişliklerin nedeninin Hepatit C'ye bağlı karaciğer sirozu olduğu belirlendi. Tek tedavinin karaciğer nakli olması üzerine Barutçu, İstanbul'da yaşayan çocuklarının yanına geldi. 10 çocuğu da babalarına karaciğerlerini bağışlamak istedi. Ancak, kardeşlerine göre daha genç olan 24 yaşındaki Mehmet Barutçu nakle uygun görüldü. İstanbul'da İstinye Üniversite Hastanesi Liv Hospital Bahçeşehir Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ayhan Dinçkan tarafından gerçekleştirilen operasyonla yaşlı adam sağlığına kavuştu. Babalar Günü öncesi gerçekleştirilen bu ameliyat, bir babadan oğula verilen en anlamlı hediye oldu.

"HİÇ UMUDUM YOKTU, OĞLUM UMUT OLDU"
Uzun yıllar alkol ve sigara kullandığını söyleyen Mahmut Barutçu, karaciğer sirozu teşhisini ilk duyduğunda iyileşme umudunun olmadığını belirtti. Oğlu sayesinde hayata tekrar tutunduğunu ifade eden baba Barutçu, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
"İçki içiyor musun diye sordu. Yalan söylemedim, 'içiyordum' dedim. 50 sene alkol ve sigara kullandığımı söyledim. Doktorlar karaciğer sirozu olduğumu, şişliklerin bundan kaynaklandığını anlattılar. İstanbul'a çocuklarımın yanına geldim. 10 çocuğum var ancak Mehmet daha genç olduğundan onun karaciğer dokusu nakle uygun görüldü. Mehmet de 'baba ben karaciğerimi vereceğim, ölürsem ben öleyim' dedi. Şu an kendimi çok iyi hissediyorum. Bu kadar rahat iyileşeceğimi düşünmemiş, 'ben öleceğim' diye İstanbul'a gelmiştim. Ancak, bu nakil hem bayram hem de oğlumun bana babalar günü hediyesi oldu. Artık sigara ve alkolü bıraktım ama artık iş işten geçti. Gençlere bu tür kötü maddeleri kullanmamalarını tavsiyesinde bulunuyorum."

"YETER Kİ BABAM İYİ OLSUN"
Bir an bile düşünmeden babasına karaciğerini bağışlamaya karar verdiğini anlatan Mehmet Mecit Barutçu (24) ise, "Babamın iyi olması beni mutlu ediyor" dedi. Barutçu, "Karaciğerimi hiç düşünmeden bağışladım. Babam yıllar önce benim hayata gelmeme neden olmuştu. Ben de karaciğerimi bağışlayarak ona Babalar Günü hediyesi verdim. Bu süreçte daha güzel şeyler olacağını, yaşanacağını umut ediyorum. Şu an kendimi iyi hissediyorum. Babamın iyi olması beni daha da mutlu ediyor. Yeter ki babam iyi olsun. Gençlere tavsiyem ise kendilerine iyi bakmaları. Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıklardan uzak dursunlar. Karaciğerimiz ve tüm organlarımız çok değerli. Ailelerinin yanında olsunlar, organ nakli gerektiğinde hiç düşünmeden bağışlasınlar" diye konuştu.

"HAYAT EN GÜZEL HEDİYE"
Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Ayhan Dinçkan, bu naklin oğuldan babaya verilen en güzel hediye olduğunu belirterek şunları söyledi: "Mahmut Barutçu, Hepatit C'nin karaciğerinde yaptığı tahribat sonucu rahatsızlanıyor. Vücutta siroza bağlı sıvı birikimi, genel durumda kötüleşme, ödem, konuşma bozukluğu gibi bulgular ortaya çıkıyor. Nakli oğlu Mehmet'ten yaptık. Bu bir oğlun babasına verebileceği en büyük hediye. En güzel Babalar Günü hediyesi. Baba evladına hayat verdi. Şimdi de evlat babasına böylesine özel bir günde hayat veriyor. En kıymetlisi de hayat hediye etmek. Çünkü hayat en güzel hediye"

"2 BİN 500 HASTA KARACİĞER BEKLİYOR"
Canlı vericilerin hayat kurtardığını belirten Prof. Dr. Dinçkan, organ bağışının da önemine dikkat çekti. Türkiye'de organ naklinin dünya ortalamasının üzerinde olduğunu ifade eden Dinçkan, son rakamlarla ilgili şunları paylaştı:
"Karaciğer naklinde daha da iyi durumdayız. Rakamsal olarak baktığımızda dünyada Güney Kore'den sonra en çok canlı vericili nakil yapan ülkeyiz. Geçen yıl birçoğu canlı olmakla birlikte Türkiye'de bin 400 karaciğer nakli yapıldı. Bu oranın tam tersi olması gerekiyor. Kadavradan naklin çok, canlı vericinin ise daha az olması gerekiyor. Türkiye'de geçen yıl 3 bin 800 civarında böbrek nakli yapıldı. Bunların neredeyse 540 civarı yabancı hastalar. Karaciğer yetmezliğinde böbrekte olduğu gibi alternatif bir tedavi yok. O noktada hastalara mecbur nakil yapmak durumunda kalıyoruz. Nakil yapamadığımızda bu insanlar hayatlarını kaybediyorlar. Diyaliz gibi bir yöntem olmadığından ve bağış oranları belli seviyeyi aşmadığından maalesef karaciğer bekleyen hasta sayımız 2 bin 500 civarında. Bu sayı aslında böbrek nakli bekleyen hastaların 10'da 1'i. Ancak bu karaciğer bekleyen hasta sayısının az olduğu anlamına gelmiyor. Hastalar, bağışlar yeterli sayıda olmadığı için hayatlarını kaybediyorlar. O nedenle bağış oranını artırmamız tek çaremiz."

Görüntü Dökümü:
---------------------
-Baba ve oğul ile röp
-Doktorun açıklaması
-Detaylar

=========================

(ÖZEL)
9- SURİYELİ HAMİLE KADIN ÇOCUĞUYLA 4 GÜNDÜR KAYIP

Haber-Kamera: Emin YEŞİL/ İSTANBUL, (DHA)
Sultangazi'de 1,5 yaşındaki çocuğunu da yanına alarak evden çıkan 5 aylık hamile Isras Hamada (21)'dan 4 gündür haber alınamıyor. Hamada, daha önce gittiği lokantada uğradığı fiziksel ve sözlü tacizle basında yer almıştı.
İsmetpaşa Mahallesi'nde oturan Isras Hamada geçtiğimiz Salı günü 1,5 yaşındaki çocuğu Zekiya Ayar'ı da yanına alarak evden çıktı. Ertesi gün Esenyurt'ta oturan amcasını arayan Hamada, karakolda olduğunu ve amcasından kendisini almasını istedi. Ancak genç kadın ve çocuğundan 4 gündür haber alınamıyor. 5 aylık hamile olduğu öğrenilen Hamada'nın eve dönmemesi üzerine kocası Zekeriya Ayar polise başvurdu. Ülkesindeki iç savaştan dolayı 2014 yılında Sultangazi'ye yerleşen Hamada, 2016 yılında inşaat işçisi Zekeriya Ayar ile evlendi. Ayar, ailesi ile birlikte genç kadın ve çocuğunu her yerde aradı ancak bir sonuca ulaşamadı.

"BAŞINA BİR İŞ Mİ GELDİ, BİRİSİ Mİ KAÇIRDI, KENDİ Mİ GİTTİ? BİLMİYORUM"
Eşi ve çocuğunun fotoğraflarına bakarak gözyaşı döken Zekeriya Ayar, "Eşim ve çocuğum kayıp. 4 günden beri haber alamıyorum. Eşim 5 aylık hamile. 1,5 yaşında da çocuğum var. Salı günü akşam saat 19.30'da evden çıkıyor. O günden beri kendilerinden haber alamıyorum. Başına bir iş mi geldi, birisi mi kaçırdı, kendi mi gitti? Bilmiyorum. Aramadığım yer kalmadı. Herkesi arıyorum. Annesi, babası perişan, ben perişan. Ailesi Belçika'da yaşıyor. Buraya gelmek istiyorlar, ama gelemiyorlar. Çocuğum yok. Gözümün önüne çocuğum geliyor. Salı günü saat gece 03.00'da Esenyurt'ta bulunan amcasını aramış. Esenyurt karakolunda olduğunu, 'gelin beni alın' demiş. Amcası almamış, bana da haber verilmedi" dedi.

"ORTADAN KAYBOLMASI BENİ KORKUTUYOR"
"Hayatından endişe ediyorum" diyen Ayar, "Eğer beni duyuyorsa, beni sevmiyorsa dahi annesini, babasını arasın. Onlar çok kötü halde. Ben de çok kötü haldeyim. 4 günden beri ne yemek yiyebiliyorum, ne de uyuyabiliyorum. Hayatım bitti. Perişan oldum. Aramızda hiçbir sorun yaşanmadı. Evden çıkarken aynı bakkala gider gibi gitmiş. Telefonunu da almamış. Sadece evin anahtarını almış. Çocuğumun bezini, çantasını, kıyafetlerini dahi almamış. Evde para ya da takı yok. Olsa diyeceğim ki 'paraları, takıları aldı kaçtı'. Gideceği her yere baktım. Eşim İstanbul'u iyi bilmediği için her tarafa da gidemez. Üç yıldır evliyiz. Benden habersiz hiçbir şey yapmazdı. Aklına birisi mi girdi, kaçırıldı mı? Bilmiyorum. Ailem ve ben hepimiz onu arıyoruz, bulamıyoruz. 4 günden beri dolaşmadığım yer, gitmediğim hastane, gitmediğim karakol kalmadı. Çocuğum ne yer, ne içer, ne yapar? Çocuğumun kimliği bende. Çocuğum bir hasta olsa hastaneye götüremez. Kendi gidemez. 4 gün 4 geceden beri ben dolanıyorum. Ayaklarımın altı şişti. Ağzıma bir parça ekmek koymamışım. Ortadan kaybolması beni korkutuyor. Herhangi bir sorun, ya da şiddetle geçimsizlik aramızda yaşanmadı. Diyelim şiddet gösterdim, en azından ailesini arardı. Nerde olduğunu söylerdi. Yani beni istemiyor, ailesini niye istemiyor? Beni istemiyorsa yanıma gelmesin. Ama en azından bir haber versin. Çocuğumun iyi olduğunu söylesin" ifadelerini kullandı

TACİZE UĞRAMIŞTI
Geçtiğimiz yıl 6 Eylül Perşembe günü bir lokantaya giden Isras Hamada'ya "Kocan evde mi" deyip sözlü ve fiziksel tacizde bulunan garson, kadının kocası Zekiya Ayar ve akrabalarından feci şekilde dayak yedi. Konu basına yansımıştı. Yaşanan bu olayı hatırlatan Ayar, "Eşim daha önce tacize uğramıştı. Biz de eşimi taciz eden kişiyi dövmüştük. Bu kişi de Suriyeliydi. Eğer ceza almamışsa acaba diyorum o mu planladı, o mu bir şey yaptı?" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:
-------------
-Eşini arayan Ayar'dan detaylar
-Ayar ile röp.

=================

10 - ANAHTARINI UNUTUNCA "BALKONDA KEDİ SIKIŞTI" İHBARIYLA İTFAİYE ÇAĞIRDI

Haber-Kamera: Emin YEŞİL/ İSTANBUL, (DHA)
Sultangazi'de dışarı çıktıklarında evlerinin anahtarını kapıda unutan aile üyelerinin, "Kedi balkonda sıkıştı" diyerek itfaiyeyi çağırdı. İtfaiye ekipleri asılsız ihbara rağmen aileye yardım etti.
İddialara göre, Sultançiftliği Mahallesi 167 Sokak'taki 5 katlı apartmanın ikinci katında ikamet eden aile üyeleri, dün akşama doğru market alışverişi yapmak için evden çıktı. Alışverişten döndüklerinde evin anahtarını kapının arkasında unuttuklarını fark eden aile üyeleri, çilingir çağırmak yerine, itfaiyeyi aradı. İtfaiyeye "kedi balkonda sıkıştı" ihbarında bulundu. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri, asılsız ihbar ile karşılaştı. Buna rağmen anahtarını evde unutan aile üyelerine yardımcı oldu. Ev sahibi, itfaiye merdiven aracı yardımı ile evin açık olan camından içeriye girerek kapıyı açtı. Diğer aile bireyleri ve meraklı gözlerle olan biteni izleyen sokak sakinleri de itfaiyeyi alkışladı. İtfaiyeyi asılsız ihbar ile çağıran aileye işlem yapılmadığı öğrenildi.

Görüntü Dökümü:
-----------------
-İtfaiye ekipleri
-Ekiplerin ev sahibini açık pencereden içeri geçirmesi
-Sokaktakilerin alkışlaması

Geri Dön