HABER

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3

  Kadıköy'de tırtıllar parklarda ağaçları sardı.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 3

(ÖZEL)
1-KADIKÖY'DE TIRTIL İSTİLASI

Ramazan EĞRİ-Gamze ŞİMŞEK-Ali AKSOYER/İSTANBUL, (DHA)
Kadıköy'de tırtıllar parklarda ağaçları sardı. Tırtıllar bazı binaların cephelerinde de görülmeye başladı. Kadıköy Belediyesi yetkilileri, tırtılların İstanbul'un Anadolu Yakası'nda birçok yerde görüldüğünü belirterek biyolojik mücadele başlatıldığını söylediler.

Tırtıllar en çok Kadıköy'de 19 Mayıs Mahallesi'ndeki 19 Mayıs Parkı'nda görüldü. Ağaçları saran tırtılların çokluğu çevre sakinlerini huzursuz etti. Bir çevre sakini tırtılların aynı bölgede geçen yıl da parkı sardığını hatırlatarak, şunları söyledi: "Geçen sene çok mücadele ettik. Evin içine dahi girecekti gerçekten. Bir gün camı açtım, duvarlar simsiyahtı. Ne olduğunu anlayamadım. Fotoğrafını çektim, internetten araştırdım. Tırtıl olduğunu öğrendim. Defalarca belediyeye telefon açtık. Nihayet geldiler, ilaçladılar. Ama hemen kaybolmuyor. Duvarları ilaçlamıyorlar, ağaçları ilaçlıyorlar. 1 ay sonra tamamen kesildi. Çok muzdaribiz. Ağaçları yok ediyor. Henüz görmedim ama bütün ağaçlar sararmış durumda. Diğer ağaçlar da bu parktaki ağaçlarda sararma başlamış. Bunun mücadelesini istiyoruz. Bu yıl hiç görmedim, bu yüzden tel yaptırdım camlarıma bu sene çıkarsa diye. Simsiyah oluyor evin duvarları, 10'uncu kata kadar çıkıyorlar."
Bir başka çevre sakini de tırtılları oturduğu binanın dış duvarında gördüğünü belirterek, "5-6 tanesini attım" diyerek, önlem alınmasını istedi.

TIRTILLAR ÇOĞALACAK
Parktaki sahipsiz hayvanları besleyen Rauf Tankal ise, " Bizim 19 Mayıs Mahallesi Parkı'nın canlılarıyla uğraşıyorum. Benim de evde köpeğim var. Onları sık sık çıkarıyoruz parkımıza. Burası İstanbul'un en güzel parklarından biri. Burası çocukların ve büyüklerin dinlence alanı olarak çok güzel bir yer. Tırtılların ağaçlardan kaynaklı bir yumurtlama dönemi var. Şu anda tırtıllarımız çok fazla. Daha çok çoğalacak. Bunlara çok dikkat etmemiz gerekiyor çünkü kedi ve köpeklerin anormal şekilde hastalanmalarına neden oluyorlar" dedi.

Kadıköy Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nde görevli Orman Mühendisi Remzi Aksoy, tırtılların İstanbul'un Anadolu Yakası'ndaki hemen hemen ilçelerde görülmeye başladığını, insana hiçbir zararı olmadığını belirterek, şöyle konuştu: " Amerikan Beyaz Kelebeği tırtılıyla mücadele ediyoruz. Bu kapsamda ilçemiz dahilinde bulunan özel mülkiyetler, kamusal alanlar, sokaklar, caddeler, parklar gibi her alanda uygulamış olduğumuz biyolojik bir yöntemimiz var. Bir bakteri uygulaması yapıyoruz. 'Bacillus thuringiensis' uygulaması yapıyoruz. Bu uygulama biyolojik, sadece tırtıla etki ediyor, diğer canlılara herhangi bir şekilde zarar vermiyor. Tek etki ettiği şey, bu canlının tırtılı. Şunu belirtmek lazım. Bu canlının insan üzerinde hiçbir zararı yok. Bitki üzerine de doğrudan bir zararı yok. İnsanların panik olmasına gerek yok. Biz konuyla ilgili belediye olarak vatandaşlarımıza elimizden geldiğince çağrı merkezimize kayıt bırakmaları halinde en geç 3 iş günü içinde kendilerine ulaşıyoruz. Alanlarda gerekli uygulamaları yapıyoruz. Bu konuda vatandaşlarımızla biz ortak bir mücadele yürütmeye çalışıyoruz. Bunun İstanbul'un Anadolu Yakası'nda bulunan diğer belediyelerle de yapılması gerekiyor. Kimyasal uygulanması doğru bir yöntem değil. Bu canlının vektörel bir zararı olmadığı için kimyasal uygulandığında bununla beslenen diğer canlılar da zarar görüyor. Ciddi bir ekolojik besin zincirinde kırılma meydana geliyor. Bunun önüne geçmek için biz zaten biyolojik uygulama yapmayı tercih ettik. Ve bu konuda mücadele etmeyi sürdürüyoruz."

Görüntü dökümü:
---------------------
-Bölgenin havadan görüntüleri
-19 Mayıs parkı
-Tırtıl istilasına uğrayan ağaçlar
-Mahalle sakinleriyle röp
-Parktaki çocuklar
-Aksoy ile röp
-Genel ve detay
19.06.2019 -12.26 Haber Kodu : 190619094
19.06.2019 - 12.30 Haber Kodu : 190619097

=========================

(ÖZEL)
2-FECİ KAZA KAMERADA... MOTOSİKLETLE ÇARPIŞAN BİSİKLET SÜRÜCÜSÜ YARALANDI

Murat KORKMAZ - Cengiz ÇOBAN-İSTANBUL-DHA- BEŞİKTAŞ'ta hatalı dönüş yapan motosiklete hızla gelen bisikletlinin çarpması kameraya yansıdı.
Kaza geçtiğimiz günlerde Barbaros Bulvarı'nde meydana geldi. Beşiktaş istikametine hızla ilerleyen bir bisiklet sürücüsü, hatalı şekilde yolun karşısına geçmeye çalışan motosiklete çarptı. Çarpmanın şiddetiyle havada takla atan bisikletli metrelerce sürüklendikten sonra durabildi. İhbar üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralanan bisiklet sürücüsü ambulansla hastaneye kaldırıldı.
Kaza anı motosiklet sürücüsünün kask kamerasına saniye saniye yansıdı.

Görüntü Dökümü
-----------
-Barbaros bulvarı üzerindeki trafikten görüntü
-Motosiklet sürücüsünün yolun karşısına geçmeye çalışması
-Bisikletlinin motora çarpma anı
-Havada takla atması
-Yerde sürüklenmesi
-Genel ve detay görüntüler
19.06.2019 -12.46 Haber Kodu : 190619105

==========================

3-AVCILAR'DA OTOMOBİLİ BÖYLE ÇALDILAR

Ersan SAN-İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, (DHA)- AVCILAR, Esenyurt, Zeytinburnu ve Küçükçekmece'de çeşitli tarihlerde otomobil hırsızlığı, resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve hırsızlık gibi 7'şer ayrı suçtan aranan 1'i kadın 3 şüpheli yakalandı. Şüphelilerin Avcılar'da bir otomobili çalma anları güvenlik kameralarına yansıdı.
Avcılar Emniyet Müdürlüğü ekipleri dün sabaha karşı devriye görevi yaparken Denizköşkler Mahallesi Ceyhan Sokak'ta şüphe üzerine bir araçtakileri durdurmak istedi. Polisin uyarılarına rağmen araçtakiler kaçmaya çalıştı. Ekiplerin takibi sonucu durdurulan 35 KD 0094 plakalı otomobilde bulunan Ferhat G., Sercan Ç. ile Erdal Çetin gözaltına alındı. Araçta yapılan aramalarda iki aracın plakası ile 'otomobil beyni' olarak bilinen 3 parça bulundu. Avcılar Asayiş Büro ekiplerinin yaptığı araştırmada, Ferhat G. ile Sercan Ç.'nin son olarak 30 Mayıs akşamı Cihangir Mahallesi'nde bir otomobili çaldığı, belirlendi. Şüphelilerin ayrıca Avcılar, Esenyurt, Zeytinburnu ve Küçükçekmece'de resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve hırsızlık gibi 7 ayrı suçtan arandığı Ferhat G'nin de hakkında 7 ayrı arama dosyası bulunduğu ifade edildi. Şüpheliler ile ilgili soruşturma sürdürülüyor. Öte yandan şüphelilerin Avcılar'da otomobili çalma anları güvenlik kameralarına yansıdı. Görüntülerde kaldırımda bulunan otomobile yaklaşan iki kişi otomobili çalıştırıyor. Şüpheliler daha sonra araca binerek uzaklaşıyor.

Görüntü Dökümü:
Park halindeki aracı çalıştırarak hareket etmeleri (Güvenlik kamera görüntüsü).
Zanlıların emniyetten çıkarılışı
Polis otosuna bildirilmeleri
Ele geçirilenler (fotoğraf)

===========================================

4-HAKİM VE SAVCILAR FİRARDA, KOMUTANLAR KRİTİK GÖREVLERDE

Gökhan ÇELİK/ İSTANBUL, (DHA)- FETHULLAHÇI Terör Örgütü'nün Balyoz davası kumpasında mağdur olan 5 subayın cezaevinden üniformaları ile çıkmalarının üzerinden 5 yıl geçerken, kimi kritik görevlere getirildi, kimi ise kendi isteğiyle emekliye ayrıldı. Tahliye olan 5 subaydan biri olan Hava Kurmay Albay İsmet Çınkı'nın cezaevinden çıkarken yaptığı, "Sizlerin ve Atatürk'ün emaneti olan bu kutsal üniforma tertemiz ve lekesizdir. Bunu herkes görsün diye üniformamızla çıkıyoruz. Leke sürmek istediler ama direndik" açıklaması ise hafızalara kazındı.
'Balyoz' kumpasının hakimi tutuklanırken, bazı hakim ve savcılar meslekten ihraç edilerek yargılanmalarına başlandı, 6 savcı ise firar etti.
Türkiye yakın tarihine 'Balyoz' adıyla damga vuran kumpas süreci, ilk olarak Taraf gazetesinin 20 Ocak 2010'daki haberinde açıkladığı 2003 tarihli 'Balyoz Harekât Planı' başlıklı haberle gündeme gelmişti. Haberde yer alan iddiaya göre, dönemin 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan'ın liderliğinde, darbe zeminini hazırlama amaçlı 'Çarşaf', 'Sakal', 'Suga' ve 'Oraj' kod adlı eylem planlarından oluşuyordu. Haberde ayrıca Fatih ve Beyazıt camilerinde bomba patlatılarak hükümetin sıkıyönetim ilan etmeye zorlanması, Yunanistan hava sahası üzerinde bir Türk jetinin düşürülerek halkın galeyana getirilmesi ve darbe sonrası önceden ismi belirlenen kişilerin tutuklanması gibi planların olduğu ileri sürülmüştü.
Olayın ardından özel yetkili savcıların yaklaşık bir aylık incelemesinden sonra 22 Şubat 2010'da ilk gözaltı dalgası başladı. İlk etapta Çetin Doğan'ın da aralarında bulunduğu 149 kişi hakkında dava açılmıştı. Toplam 5 yıl süren ve 365 sanıklı Balyoz kumpası 236 asker sanığın beraatıyla sonuçlandı.

FETÖ tarafından hedef alınan 'Balyoz' kumpası davasının sanıkları, 19 Haziran 2014 yılında Anayasa Mahkemesi'nin 'ihlal' kararı üzerine Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği karar doğrultusunda cezaevlerinden tahliye edilmeye başlandı. Bundan tam 5 yıl önce karar sonrası tahliye edilenler arasında en dikkat çekenler Maltepe Cezaevi'nde bulunan Hava Kurbay Albay İsmet Çınkı, Deniz Kurmay Albaylar Yavuz Uras, Ender Kahya, Cem Okyay ve Erdinç Altıner oldu. Cezaevinden üniformaları ile çıkan komutanlar, 'Mustafa Kemal'in Askerleriyiz' sloganı atmış ve ellerinde de kumpas davası sürecinde hayatını kaybeden bordo bereli MİT'çi subay Kaşif Kozinoğlu, Hava Kurmay Albay Tarık Akça ve Deniz Kurmay Albay Murat Özenalp'in fotoğraflarının bulunduğu afişi açmıştı. Ardından asker selamı veren komutanlar sevdikleri ile kucaklaşmanın ardından tarihe geçecek bir açıklama yapmıştı.

'SİZLERİN VE ATATÜRK'ÜN EMANETİ OLAN BU KUTSAL ÜNİFORMA LEKESİZDİR'
Açıklamayı tahliye olan diğer 4 subay adına Hava Kurmay Albay İsmet Çınkı yapmıştı. Çınkı Maltepe Cezaevi önünde yaptığı açıklamada şunları söylemişti:
"Maltepe Askeri Cezaevi'ndeki görevimiz bugün itibariyle sona ermiştir. Başımız hiç öne eğilmedi asla öne eğilmeyecek. Bu nedenle kılıç gibi keskin çıkıyoruz. İçeriye yalnız girdik milyonlarla çıkıyoruz. Cezaevine girdiğimiz gün gibi başımız dik, alnımız aktır. Sizlerin ve Atatürk'ün emaneti olan bu kutsal üniforma tertemiz ve lekesizdir. Bunu herkes görsün diye üniformamızla çıkıyoruz. Tutsak edildik ama teslim olmadık. Türk subayı olduğumuzu, milletin ve Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri olduğumuzu aklımızdan hiç çıkarmadık. Maltepe'den bu onurla çıkıyoruz. Bu memlekete ve size olan inancımız hiç bitmedi. Yüreğimizdeki bu kara sevdanın gücüyle çıkıyoruz buradan. Vicdanlarımız yaralı olsa da rahattır. Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak. Bu bayrak cezaevinde de Cudi'de de Somali'de de dünyanın her yerinde dalgalanacak. Bu bayrağı indirmeye, ülkeyi bölmeye kimsenin gücü yetmeyecek. Şehitlerimizi, gazilerimizi, Silivri davalarında hayatını kaybedenleri, aynalı beşiklerde büyütülüp, musalla taşlarında ve kara zindanlarda yalnız bırakılan kahraman silah arkadaşlarımızı, çocuklar ölürken değil, uyurken sessiz kalanları, zulüm karşısında taraf olanları, ve aziz Türk milletini, Maltepe'den selamlayarak onurla çıkıyoruz."

KUMPAS MAĞDURLARI KRİTİK GÖREVLERDE
Cezaevinden üniformaları ile çıkan Cem Okyay ve Erdinç Altıner görevlerine döndü. Okyay 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası 'Acil' koduyla Harekât, Plan ve Teşkilat Daire Başkanlığı'nın başına getirildi. Altıner ise darbe girişiminin ardından 5'inci Fırkateyn Komodoru olarak görevlendirilerek, amiral yetkileriyle 3-4 fırkateynden oluşan bir filoya komutan oldu. İsmet Çınkı, Ender Kahya ve Yavuz Uras ise emekliye ayrıldı.

KİMİ FİRARDA KİMİ TUTUKLANDI KİMİ DE AÇIĞA ALINDI
'Balyoz' kumpası soruşturmasında görev alan savcı Fikret Seçen, Cihan Kansız, Ali Haydar, Bilal Bayraktar, Mehmet Berk ve Mehmet Ergül 15 Temmuz Fethullahçı Darbe Girişimi'nin ardından firar etti. 'Balyoz' kumpasının hakimi Ömer Diken tutuklanırken, bazı hakim ve savcılar da FETÖ soruşturması kapsamında meslekten ihraç edilerek yargılanmalarına başlandı.

Görüntü Dökümü:
-ARŞİV
19.06.2019 -12.49 Haber Kodu : 190619110

=======================

5-BERKİN ELVAN'IN ÖLÜMÜNE İLİŞKİN DAVADA YENİDEN BİLİRKİŞİ RAPORU ALINACAK

Özden ATİK / İSTANBUL, (DHA) GEZİ Parkı eylemlerine ilişkin Okmeydanı'nda çıkan olaylarda 16 Haziran 2013'te kafasına gaz kapsülü isabet eden ve 269 gün sonra tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Berkin Elvan'ın ölümüne ilişkin davada, sanığın ZET (gaz tüfeği) tüfeği kullanması nedeniyle talimatlara aykırı hareket edip etmediği, kusuru olup olmadığı yönünde yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verildi.
İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuksuz sanık F.D. Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nden duruşmaya katıldı. Berkin Elvan'ın annesi Gülsüm Elvan, babası Sami Elvan ve kardeşleri Gamze ve Özge Elvan da duruşmada hazır bulundu.
Mahkeme Başkanı Canel Rüzgar, keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporunun mahkemeye ulaştığını belirtti. Daha sonra duruşmada tanıklar dinlendi. Tanık polis B.K. araç koruma polisi olduğunu belirterek olay yerine hiç gitmediğini ve görüntülerdeki şahsı benzetemediğini söyledi. Polis Ö.D. ise olaydan bilgisi olmadığını ileri sürdü.

GÜLSÜM ELVAN: SİZLERİN YÜZÜNDEN DÜNYADA ÇOCUK KALMADI
Elvan ailesinin avukatlarından Can Atalay, atışı kimin yaptığının ve hedef gözeterek yaptığının açıklığa kavuştuğunu, son gelen raporun sözü dolandırdığını belirterek esas hakkındaki beyanlarını bildirmek üzere süre talep etti. Sanık avukatları da son raporda teknik değerlendirme yapıldığını belirterek varsayıma dayanarak sanığın cezalandırılmasının istendiğini savundu. Bunun üzerine anne Gülsüm Elvan, "Sizlerin yüzünden dünyada çocuk kalmadı" diyerek tepki gösterdi.

DOSYA İZMİR FOÇA JANDARMA OKUL KOMUTANLIĞI'NA GÖNDERİLECEK
Mahkeme heyeti, sanığın eylemde kasten hareket edip etmediğinin mahkemenin takdirinde olduğunu belirterek sanık olduğu iddia edilen görüntülerde sağ kolu dirseğinden sargılı kişinin ZET tüfeği kullanması sebebiyle yönetmeliklere, talimatlara aykırı davranıp davranmadığı ve kusurunun olup olmadığının hususunda bilirkişi raporu aldırılmasına karar verdi. Mahkeme, raporların ve dosyanın İzmir Foça Jandarma Okul Komutanlığı'nda görevli ikisi gaz tüfeği eğitmeni olmak üzere üç kişilik bilirkişiye verilmesine hükmetti. Duruşma, 25 Eylül tarihine ertelendi.

DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi'nce "Olası kasıtla öldürmek" suçundan müebbet hapsi istenen sanık polis F.D'nin yargılandığı davada, olay yerinde keşif yapılmasına karar verilmişti. Bilirkişilerden Berkin Elvan'ın bulunduğu Gaziler Sokak ile ZET'çi (gaz tüfeği kullanan polis) polislerin bulunduğu mesafenin ölçülmesi ve atış yapan sanık polis hakkında kusur oranının belirlenmesi talep edilmişti. 10 Nisan 2019'da olayın meydana geldiği Mithatpaşa Caddesi Gaziler Sokak'ta mahkeme heyeti ve jandarma bilirkişi tarafından keşif yapılmıştı. Keşif sonrası hazırlanan raporda, gaz tüfeği bilirkişilerinin sadece gaz tüfeği kullanıcısı olduklarından, olayda kusur oranlarının tespitinde yetersiz kaldıkları belirtilerek "Jandarma genelinde gaz tüfeği eğitimlerinin yapıldığı İzmir Foça Jandarma Okul Komutanlığı'ndaki usta öğrencilerin veya Adli Tıp Kurumu'nun ilgili başkanlıklarınca kusur oranlarının tespit edilmesinin uygun olduğu" ifadelerine yer verilmişti.

Görüntü Dökümü
-----------
-ARŞİV
19.06.2019 -13.13 Haber Kodu : 190619118_

====================

6- MAGANDA KURBANI LİSELİ AHMET'İN YAKINLARINA TAZMİNAT KABUL EDİLMEDİ

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, (DHA)- SULTANGAZİ'de maganda kurşunu ile ağır yaralanan, 2 yıl sonra kurtarılamayan Ahmet Emre Çavuş'un (19) yakınlarının İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği hakkında açtığı tazminat davası reddedildi.

Lise öğrencisi Ahmet Emre Çavuş, 2 Ağustos 2015 tarihinde Sultangazi İlçesi'nde arkadaşları ile caddede yürüdüğü sırada kimliği belirlenemeyen bir kişinin tabanca ile açtığı ateşle boynundan yaralandı. Göğüsten aşağısı felç olan liseli genç, hastanelerde ve fizik tedavi merkezlerinde 2 yıl 11 gün süren tedaviye rağmen kurtarılamayınca yerel gazeteci babası Bülent, annesi Zeynep ile kardeşi Efe Çavuş, İstanbul 6'ncı Bölge İdare Mahkemesi'nde İçişleri Bakanlığı ve İstanbul Valiliği aleyhine tazminat davası açtı. Anne ve baba 'idare'den toplam 418 bin 341 maddi, ayrı ayrı 500'er bin TL manevi ve ağabeyini kaybeden Efe Çavuş için 300 bin TL manevi olmak üzere 1 milyon 300 bin TL tazminat ödemesini istedi.

"TAZMİNAT TUTARI FAHİŞ"
Bakanlık ve valilik, olayın idarenin eyleminden kaynaklandığına dair bulgu bulunmadığını, istenen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını savundu. Savunmada, Ahmet Emre Çavuş'un ölümü ile ortaya çıkan zararın 3'üncü kişinin eylemi sonucu meydana geldiği, davada sosyal risk ilkesinin uygulanmasına olanak bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi istendi.

İdare Mahkemesi Anayasanın 125'inci maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık, eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu hatırlattı. Mahkeme idarenin yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olduğu; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararların, idare hukuku kuralları kapsamında, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edildiğine dikkat çekti. Kararda, idarenin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için, zararın idareye yüklenebilen bir işlem veya eylemden doğması, zararla idari faaliyet arasında nedensellik bağının kurulabilmesi gerektiğini bildirdi. Kararda zararın oluşmasında zarara uğrayanın veya üçüncü kişinin kusurunun bulunması halinde, idarenin tazmin sorumluluğunun ortadan kalkacağı ya da kusur ölçüsünde azalacağı vurgulanırken, "İdarenin özel güvenlik önlemleri alınmasını gerektirmeyen durumlarda meydana gelen faili meçhul ya da münferit olay sonucu ortaya çıkan zarardan idarenin genel güvenlik hizmetlerinde kusuru saptanmadıkça tazminle sorumlu tutulması mümkün bulunmamaktadırö denildi.

Ahmet Emre Çavuş'un nereden geldiği belirlenemeyen tabanca mermisi nedeniyle 2 yıl tedavi gördükten sonra öldüğü, yakınlarının daha önce açtığı davalardan olumlu yanıt alamayınca bölge idare mahkemesinde dava açtığı belirtilen kararda şöyle denildi:

"Kişilerin can ve mal güvenliğinin korunması, devletin asli görevidir. İdarenin bu görevi yerine getirmek, kamu düzenini ve esenliğini sağlamak üzere kolluk örgütünü kurması, gerekli araç ve olanakları sağlaması, yeterli önlemleri zamanında alması gerektiği açıktır. Ancak, bünyesinde risk taşıyan kolluk hizmetlerinin, önceden haberdar olunan durumlar dışında genel nitelikte önlemler alınarak yürütülmesi doğal olup, ihbar, şikayet veya önceden oluşan bir takım olaylar nedeniyle özel önlemler alınmasını gerektiren durumlar olmadıkça meydana gelen olaylarda idarenin hizmet kusurundan ve tazmin sorumluluğundan söz edilemez. Davalıya yönelik silahlı saldırıya dair olayı haber alan emniyet görevlilerince olay yerine intikal edildiği, saldırıyı gerçekleştiren şüphelileri tespit etme adına emniyet birimleri ve savcılıkça gereken işlemlerin yapıldığı, dolayısıyla idarenin olayın aydınlatılması hususunda özensiz bir tutum içinde bulunmadığı görülmektedir. Davacının uğradığı silahlı saldırı, ihbar, şikayet veya önceden oluşan birtakım olaylar nedeniyle özel önlemler alınmasını gerektiren nitelikte bir durum olmayıp; olayın ani ve beklenmeyecek şekilde gelişen nitelikte bir olay olması nedeniyle olayda idarenin kusuru bulunmadığı gibi, saldırıyı gerçekleştiren şüphelilerin yakalanmaması hususunda da idareye atfedilecek herhangi bir kusur, hata veya ihmalin bulunmaması nedeniyle maddi ve manevi tazminata ilişkin şartların gerçekleşmediği sonucuna varılmaktadır."

İTİRAZ ETTİLER
Ailenin avukatı Ahmet Sireci, ölen gencin hakkını 4 yıldan bu yana aramaya çalıştıklarını, son davalarının reddedildiğini söyledi. Sireci, İstinaf Mahkemesi'ne itiraz başvurusu yaptıklarını belirterek şöyle dedi:

BABA: HER ŞEYİMİZİ SATTIK
"Kararda, bu olayın gerçekleşmesinin normal olduğu ve idarenin kusursuz olduğu yani böyle bir olayı engelleyecek konumda olmadığından bahsediliyor. İstanbul gibi bir metropolde, insanların tıklım tıklım olduğu Gazi Mahallesi'ndeki caddede yakın mesafeden birisi amaçsızca ateş ederek birini katlediyor. Ahmet Emre'nin vurulduğu silah kesinlikle ruhsatsız, kaçak. Bu silahların bu ülke sınırları içerisine girmesi, suçlu kişilerin elinde dolaşması dahi idarenin sorumluğundadır. Çünkü ruhsatsız silah bulundurmak kanunlarımızda suç teşkil etmektedir. Polisin TOMA, panzerlerle müdahale ettiği bir yerde bir gencin vurulması, kolluğun yeterince denetimlerini yerine getiremediğini, yeterince güvenliği sağlayamadığını gösteriyor. İstinaf mahkemesinden sonuç alamazsak, Anayasa Mahkemesi'ne başvuracağız. Burada da yaşam hakkı ihlali görülmezse davayı AİHM'e kadar götürerek hakkımızı sonuna kadar arayacağız. Ailenin 1 milyon TL'ye yakın hastane ve tedavi masrafı oldu. Sunduğumuz faturalar 500 bini geçiyor. Aile manevi tazminatlarla diğer çocuklarının eğitimini ve Ahmet Emre gibi durumda olan mağdur olan ailelere yardım etmeyi amaçlıyorlar. Hiçbir ölümün acısını maddi bir menfaat karşılayamaz."

Baba Bülent Çavuş, oğlunu yaşatabilmek için evleri başta olmak üzere her şeylerini sattıklarını anlatırken, "Biz evladımızı kaybettik. Evimizi- barkımızı her şeyimizi sattık. Oğlumuzu mezara koyduğumuzda biz de bitmiş durumdaydık. Bizim tek yaptığımız şu anda her gün gidip mezar taşı sevmek. Adalete güveniyoruz. Yeter ki yeni Ahmetler ölmesin onları mezar taşında değil diye kucaklarında sevsinler diye uğraşıyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü:
----------------------
-Arşiv
-Maganda kurbanı gencin fotoğrafları ve daha önceki görüntüleri
-Olay yerinin gece güvenlik kamerası görüntüleri
-Ölen gencin annesi ve babasından, Beşiktaş'ın yaptırdığı mezar taşından görüntüler
-Aktüel görüntüler
-Avukat ve babanın görüşmesinden görüntüler
-Avukat Ahmet Sireci dosya ile ilgili gelişmeleri ve red kararını, buna itiraz nedenlerini anlatırken
-Genel ve detay görüntüler
19.06.2019 - 12.37 Haber Kodu : 190619100

Geri Dön