HABER

DHA YURT BÜLTENİ 2

1 - 3 hasta birer hafta arayla yapılan karaciğer nakliyle hayata tutundu İZMİR Kent Hastanesi'nde tedavi gören Eskişehirli Cemil Sevinç (54), Manisalı Sevgül Akın (48) ve İzmirli Zeynep Topdaş'a (47) birer hafta arayla bağış karaciğer çıktı.

1 - 3 hasta birer hafta arayla yapılan karaciğer nakliyle hayata tutundu

İZMİR Kent Hastanesi'nde tedavi gören Eskişehirli Cemil Sevinç (54), Manisalı Sevgül Akın (48) ve İzmirli Zeynep Topdaş'a (47) birer hafta arayla bağış karaciğer çıktı. Nakil yapılmasının ardından taburcu edilen ve poliklinik kontrolünde buluşan üç hasta, organları bağışlanan kişiler ve onların yüce gönüllü aileleri sayesinde hayata tutunduklarını belirtip, "Bu bağışlarla yeniden doğduk" sözleriyle duygularını dile getirdi.
Eskişehir'de yaşayan 3 çocuk babası emekli Cemil Sevinç'e, Hepatit B'ye bağlı karaciğer yetmezliği tanısı koyuldu, sağlığına kavuşması için nakil olması gerektiği söylendi. İzmir Kent Hastanesi'ne başvuran Sevinç'in canlı vericiden nakil umutları birkaç gün içinde tükendi. Ailesinden hiçbir uygun verici bulunamayan Sevinç'in adı kadavradan organ bekleme listesine yazıldı. Üç yılı kontrollerle geçiren Sevinç'in sağlık durumu günden güne kötüleşti. Geçen mayıs ayında varis kanamaları başlayan Sevinç için acil organ çağrısı yapıldı. Bir ay olmadan şans Sevinç'in yüzüne güldü. 3 Haziran'da yapılan kutsal bağışla Doç. Dr. Murat Kılıç başkanlığında Dr. Opr. Dr. Cahit Yılmaz, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Dr. Rasim Farajov ve Opr. Dr. Zaza Iakobadze'den oluşan ekip, beyin ölümü gerçekleşen ve adı açıklanmayan kişinin karaciğerini Sevinç'e nakletti.
Sevinç gibi canlı donörü bulunmayan bir başka hasta ise Manisalı 48 yaşındaki Sevgül Akın oldu. Henüz 13 yaşındayken, kardeşlerini kaybettiği Wilson sirozu tanısı konulan Akın, 30 yıl bu hastalıkla yaşadı. Mart 2017'de nakil kararı verilen Akın da aynı hastaneye başvurarak kadavra listesine yazıldı. Her geçen gün umudunu biraz daha yitirerek bir yılı aşkın bir süre bekleyen Akın, 8 Haziran'da yapılan organ bağışıyla yeniden yaşama tutundu. Doç. Dr. Kılıç başkanlığındaki ekip Akın'ın karaciğer nakli operasyonunu da gerçekleştirdi.

Haziran ayının uğurlu geldiği üçüncü hasta ise 4 çocuk annesi 47 yaşındaki Zeynep Topdaş oldu. İzmir'de yaşayan Ispartalı Topdaş'a 4 yıl önce hepatit B'ye bağlı karaciğer sirozu tanısı konuldu, nakil için İzmir Kent Hastanesi'ne başvurdu. Kadavra listesine adı yazılan Topdaş'ın durumu kötüleşince adı acil çağrı listesine alındı. Ailesinden, can aşısı olmak isteyen gönüllü adaylar çıkmasına karşın hiçbiri nakil için uygun bulunmayan Topdaş, diğer kader arkadaşlarından daha şanslı çıktı. Acil çağrının üzerinden 20 gün geçmeden bağış yapıldı ve Topdaş'a 17 Haziran günü yine Doç. Dr. Kılıç başkanlığındaki ekip tarafından nakil gerçekleştirildi.

İSİMSİZ HAYAT KAHRAMANLARI YAŞATTI
İsimlerini bile bilmedikleri insanların bağışlanan karaciğerleriyle ikinci hayata başlayan üç hasta taburcu edilmelerinin ardından poliklinik kontrolünde buluştu, duygularını dile getirdi. Karaciğer nakli ile yaşama tutunan hastalardan Cemil Sevinç, "Bağış yapanlardan da doktorlarımızdan da Allah razı olsun. O bağışlar olmasa ne olacağımız belli değildi. Ben şimdi o kişiyi bedenimde yaşatıyorum, Allah ailesine sabırlar versin. Kendimi çok sağlıklı hissediyorum. İnsan başına gelmeden anlamıyor. Benim başıma geldi, işe yarar organlarımı bağışlayacağım. Başkasında yaşasın, can olsun" dedi. Sevgül Akın ise, "Ölümün eşiğindeydim, son anda Allah yardım etti. Benim yaşamam bir mucize. Annem babam yaşlı insanlar, bu hastalıktan evlatlarını kaybetmişlerdi, benim de ölümümü bekliyorlardı. Şimdi ise hayata yeniden geldim diye seviniyorlar. Bir isimsiz kahraman sayesinde yeniden doğdum, nur içinde yatsın" diye konuştu. Hayatının sonu geldi diye düşünürken bağış organla yeniden hayat bulan Zeynep Topdaş da, "Bu bağış sayesinde hayattayım. Bağışı yapanlardan Allah bin kere razı olsun. Benim için hayat bitmişti, hiçbir şeyden zevk almıyordum, tek bir hayalim bile kalmamıştı. Şimdi yeniden doğmuş gibiyim. Acılı aileye başsağlığı, sabırlar diliyorum. Minnettarlığımızı anlatacak söz yok" diyerek duygularını dile getirdi.

BAĞIŞLA HAYAT BULDULAR
Hastanenin karaciğer nakli ekibinden Opr. Dr. Cahit Yılmaz, karaciğer nakli olması gereken hastaların canlıdan nakil şansının bulunduğunu, ancak bu üç hasta gibi vericisi olmayanların kadavradan bağıştan başka umudu olmadığını söyledi. Yılmaz şöyle konuştu:

"Karaciğer naklinde dünyada çok önemli bir yerdeyiz, ancak kadavradan nakillerde geri plandayız. Bağışların artırılması için Sağlık Bakanlığı, sivil toplum örgütleri özellikle de bu sıkıntıyı yaşayan hasta ve yakınlarının çabaları var. Bu tür haberler toplumsal bilinci, bağış konusunda duyarlılığı artırıyor. Üç hastamız bir ay içinde birer hafta arayla bağış organlarla nakil oldu, üçünün de sağlık durumu iyi. Bağışların artması hepimizin dileği."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Zeynep Topdaş ile röp.
--Cemil Sevinç ile röp.
--Sevgül Akın ile röp.
-- Opr. Dr. cahit yılmaz ile röp.
-Hastalar muayene edilirken,
-Genel- detay görüntü
Haber-Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, (DHA)

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

===============

2 - O müdür görevine döndü

5 ameliyat geçirdi, 4 platin, 39 vida takıldı, 12 ay tedavi gördü

MUĞLA'nın Fethiye ilçesinde meydana gelen trafik kazasında ağır yaralanan, kaldırıldığı hastanede 5 ameliyat ile vücuduna 4 platin ve 39 vida takılan Muğla İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü 43 yaşındaki Cüneyt Bilen, azmiyle yaşama tutundu. Bir doktorun kendisine 'Malulen emekli olacaksın' dediği Müdür Bilen, 12 aylık tedavi sürecinin ardından tekrar görevine başladı.
Muğla İl Emniyeti Güvenlik Şube Müdürü Cüneyt Bilen'in içinde bulunduğu otomobil, 22 Temmuz 2017 tarihinde, Seydikemer'in Boğalar Mahallesi'nde son Başbakan Binali Yıldırım'ın katılımıyla düzenlenen '19'uncu Boğalar Yörük Türkmen Şenliği'nde giderken, Fethiye-Antalya Karayolu Çamköy Kavşağı'nda bir midibüse yandan çarptı. Kazada ağır yaralanan Bilen'e, o sırada tesadüfen olay yerinde bulunan 112 Acil Servis ekipleri 35 saniyede ilk müdahaleyi yaptı. Ambulansla bir özel hastaneye götürülüp, tedaviye alınan Bilen, daha sonra ameliyat için Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi.

6 gün yoğun bakım servisinde uyutulduktan sonra kendisine gelen Bilen'e, Yrd. Doç. Dr. Emre Gültaç ve ekibi tarafından çeşitli tarihlerde 5 ayrı ameliyat yapıldı. İki omzu, iki dizi, bazı kaburga kemikleriyle kol ve bacaklarında kırıklar tespit edilen talihsiz müdüre 4 platin, 39 vida takıldı. Bilen, ameliyatların ardından tavsiye üzerine röntgen filmleri incelenmek üzere gönderildiği yurt dışındaki bir özel hastanedende operasyonu gerçekleştirilen ekibin tebrik edilmesi gerektiği yanıtını alınca, rahatladığını söyledi. Kaza sonrası hareket kabiliyetini önemli ölçüde yitiren Bilen, İzmir Valiliği bünyesindeki Balçova Termal Tesisleri'nde özel bir tedavi programına alındı. Ağustos ayında sedyeyle girdiği tesiste her gün 6 saat termal havuz ve ileri fizik tedaviye tabi tutulan Emniyet Müdürü Bilen, masaj teknikleriyle hızla iyileşmeye başladı.

Tedaviye başlamasıın üçüncü ayında yardımsız ayağa kalkmayı başaran Bilen, dördüncü ayda yürüyüşündeki küçük aksamalar dışında sağlığına kavuştu. geçen Mayıs ayında tamamen iyileşerek tesisten ayrılan Bilen, 5 Temmuz'da da Muğla İl Emniyeti Güvenlik Şube Müdürlüğü'ndeki görevine tekrar başladı.

Tedavi sürecinde 10 yaşındaki kızı Gamze Bilen'in kendisine yazdığı şiirin büyük moral olduğunu ifade eden Müdür Bilen, "Kaza sonrası hızlı müdahale ve ardından yapılan başarılı operasyonlar sayesinde hayatta kaldım. İzmir'deki bir doktor, 'Malulen emekli olacaksın, seni ihtiyaçlarını giderebilecek hale getirsek ne mutlu bize' dedi. Söylenenler moralimi asla bozmadı. Şevkimi ve inancımı daha da arttırdı. Her zaman Allah'a sığındım. Türkiye'nin her yerinden dua aldım. Sosyal medya üzerinden sürekli destek mesajları geldi. Başbakanımız Binali Yıldırım, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Muğla Valisi Esengül Civelek, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, Muğla İl Emniyet Müdürü Hakan Çetinkaya, İzmir İl Emniyet Müdürü Hüseyin Aşkın ve bütün 7'den 70'e herkes yanımda oldu. Tedavi sürecinde en büyük morali 10 yaşındaki kızım Gamze verdi. Yazdığı 'Benim için yaşa, vatan için öl baba' şiiriyle umutsuzluğa hiç kapılmadım" dedi.

GAMZENİN YAZDIĞI ŞİİR
'Vatan için canımız feda' isimli o şiir şöyle:

Ahhhh baba.../ Senin vatan aşkın.../ Benim sana olan aşkım... / Vatan için şayet benim kanım dökülecekse / Bilirim ki önüme geçersin / Arkana alırsın beni
saklarsın.../ Konuşurken farklı yollar da olabileceğini farkettirebilmek adına "bi de şöyle düşün" / dersin ya hep.../ Bi de şöyle düşün baba.../ Düşün ki öldün.../ Ahhhh baba.../ Öldün de bitti mi sandın? / Bitmez baba... Ne senin vatan aşkın / Ne benim sana olan aşkım / Gerekirse öl baba / Bilirim korkmazsın korkmayız... / Gerekirse ölelim baba / Vatan için canımız feda / Bu aşk bizi bozar mı baba?

Yorar mı / Üzer mi / Hayır baba / Aşkımız hiç bitmesin olur mu baba / Benim için yaşa, vatan için öl baba

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Cüneyt Bilen'in yolda yürümesi
-Cüneyt Bilen'in merdivenlerden çıkması
-Cüneyt Bilen'in makamında evrakları incelemesi
-Cüneyt Bilen ile röp.
-Cüneyt Bilen'in Balçova Termal Tesisleri'nde ağırlık, yürüyüş ve yüzme tedavisi
-Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Cavit AKGÜN / MUĞLA, (DHA)

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

===============

3 - Marmaris'te gündüz plajlar, gece sokaklar doldu

MUĞLA'nın Marmaris ilçesinde yüksek nemle birlikte artan sıcak havada serinlemeye çalışan turistler, gündüz plaj ve otel havuz başlarını akşam ise sahil yürüyüş yollarını doldurdu.

Marmaris'te ilçe merkezinde caddelere konumlandırılmış elektronik termometreler gündüz 36, akşam ise 28 dereceyi gösterirken yüksek nem bunalttı. Sıcaktan bunalanlar gündüz plajları, havuz başları ve su parklarını, akşam ise denizden gelen esintiyle serinlemek için sahil yürüyüş yollarını doldurdu. Sahil yolundaki Atatürk Caddesi'nden Turban Mevkii'ne kadar uzanan mavi bayraklı plajlar, renkli görüntülere sahne oldu.

Aileler çocuklarıyla gün boyu denizde oyunlar oynayıp anın keyfini çıkartırken kimileri şezlonglarda dinlenmeyi tercih etti. Plajlar, serinlemek ve denizin keyfini çıkartanlar dolarken kalabalık görüntüler ortaya çıktı. Konaklama tesislerinin havuz başları ve su parkları da doldu. Havuzda gün boyu çocuklarıyla yüzüp oyunlar oynayan turistler, animatörlerin gösterileriyle eğlendi.

Gündüz sahilleri dolduran turistler, akşam ise kendilerini sokağa attı. İlçe merkezindeki sahil şeridindeki yürüyüş yolları serinlemeye çalışanların akınına uğradı. Serinlemek isteyenlerin doldurduğu yürüyüş yollarında adım atacak yer kalmadı. Yat Limanı'ndaki restoranlarda içeceklerini yudumlayan tatilciler, denizden gelen esintiyle serinlemeye çalıştı.

Üniversite öğrencisi 23 yaşındaki Merve Deniz, "Eskişehir'den ailemle ilk defa Marmaris'e tatile geldim. Sahiller ve deniz mükemmel. Bir haftalık tatilimiz boyunca kültür turlarına katılarak sürekli deniz keyfi yapacağım" dedi. İngiliz Marry Elizabeth Garling, "İlk defa Mamaris'e tatile geliyorum. Her şeyi ile güzel bir tatil cenneti" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Caddelere konumlandırılmış elektronik termometrelerin 36 derece göstermesi
-Sahillerden görüntü
-Sahil yürüyüş yolundan gündüz görüntü
-Akşam caddelere konumlandırılmış elektronik termometre 28 derece görüntü
-Akşam sahil yürüyüş yollarından kalabalık görüntü
-Turistlerle röp.
-Genel ve detay görüntüler

(KJ Haber-Kamera: Ali GÜNDOĞAN / MARMARİS (Muğla), (DHA)
( Toplam: 3 dakika 30 saniye-253 MB. HD. Görüntü)

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

==================

4 - Yaralı saksağan yavrusunu iyileştirdi

İZMİR'de 25 gün önce yağan dolu nedeniyle yuvasından düşen ve yaralanan saksağan kuşunu evinde misafir ederek eski sağlığına kavuşturan Gökhan Özden, bir hafta sonra da doğaya bırakacak.

Karşıyaka'da yaşayan gitar eğitmeni Gökhan Özden (33) yaralı olarak bulduğu sayısız yırtıcı kuşu evinde misafir edip tedavileri tamamlandıktan sonra doğaya bırakıyor. Kuşlara olan ilgisinin 7 sene önce yol kenarında gördüğü can çekişen bir karga yavrusu ile başladığını söyleyen Gökhan Özden, 7 yıl içinde 6 yavru karga, 2 martı, 2 güvercin baktı ve hepsini sağlığına kavuşturduktan sonra İzmir Doğal Yaşam Parkı çevresine bıraktı. Özden, "Bir gün yol kenarında birbirleriyle bağıra çağıra konuşan 3-5 kişi gördüm. Ağaçtan düşmüş yavru bir karga, bir kedinin ağzında çırpınıyordu. Etrafında toplanan insanlar bana 'Aman elleme, ailesi gelir saldırır' dedi. Umursamayıp, yavruyu oradaki yardımsever genç bir arkadaş yardımıyla kurtardık. Kargaların aileleri aşırı koruyucular ama o anda ailesinden kimse yoktu. Ben de karton bir kutuya koyup evime getirerek macerama başlamış oldum. O günden sonra 6 yavru kargam, 2 martım, 2 güvercinim daha oldu. Hepsini sağlığına kavuşturduktan sonra ormanlık alan genişliği ve karga populasyonu fazla olduğu için Doğal Yaşam Parkı çevresine bıraktım" dedi.

Yaklaşık 25 gün önce bir arkadaşının haber vermesiyle ulaştığı saksağan kuşunun da yağmurlu bir günde yuvasından düştüğünü anlatan Özden, "Şu an bakımını üstlendigim bir saksağan yavrusu var. Kanadında bir yara vardı. Onu ilk olarak sıcak suyla yumuşatılmış kuru kedi mamasıyla besledim. İlerleyen günlerde ise yumurta sarısı ve meyve sebze püresi verdim. Suyunu da şırınga yardımıyla içirdim. Hızla toparlandı. Kısmetse 1 hafta içerisinde özgürlüğüne kavuşacak" diye konuştu.

"KUŞLAR ÖZGÜR OLMALI"

Hayvanları çok sevdiğini ve yardım etmek için elinden geleni yaptığını ifade eden Özden, 2016 yılından bu yana rock müzik grubu Pislick Kedi ile beraber ücretsiz sokak hayvanlarına yardım etkinlikleri düzenlediğini söyledi. Sağlıklı ve huzurlu bir nesil için hayvan ve müzik sevgisinin büyük önem taşıdığını dile getiren Gökhan Özden, şöyle konuştu:

"Besleyip tedavisini yaptığım tüm kuşlarımı çok sevdim. Beni tanıyanlar, bunca emek verdikten sonra nasıl tekrar doğaya bıraktığımı soruyor. Bu tür hayvanları kesinlikle ve kesinlikle özgürlüğünden alıkoymamak gerekiyor. Kargalar dört duvar arasında yaşayabilecek kuşlar değiller, avcı ve çok atik hayvanlar. Zaten bir süre sonra yaşadığı stres nedeniyle mutsuz olabilir, hatta saldırganlaşabilir. Kuşlar uçmalı, özgür olmalı. Canları nereye istiyorsa oraya uçmalı."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Gökhan Özden ile röp,

-Gökhan Özden'in kargayı beslemesinden ve su içirmesinden görüntü,

-Karganın evin içinde uçmasından görüntü.
Haber- Kamera: Nevra UÇKAÇ / İZMİR, (DHA)

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

================

5 - Köprübaşı çileğine çifte patent

MANİSA'nın Köprübaşı ilçesinde, üretecilerin en önemli geçim kaynakları arasında gelmeye başlayan çileğe, 'Çilekkent Köprübaşı' ve 'Köprübaşı Çileği' adı altında iki ayrı patent alındı. Markalaşma yönünde atılan bu adım ilçede sevinçle karşılanırken, iç piyasanın ardından dış piyasadada Köprübaşı çileğine rağbeti arttıracağı belirtildi.

Manisa'da 20 yıl öncesine kadar en çok göç veren ilçeler arasında yer alan Köprübaşı'nın kaderi, çilekle tanıştıktan sonra değişti. Devlet desteği ile 3 çiftçi 500 metrekarelik alanda deneme amaçlı çilek üretmeye başladı. Verim almaya başlayan çiftçileri görenler de çilek üretimine yöneldi. Bir anda ilçede uçsuz bucaksız çilek tarlaları oluştu. Bugün ilçede 500 çifti, 5 bin dönümlük alanda çilek üretimi yapıyor.

Üretilen çilekler iç piyasada başta İstanbul ve Ankara'ya giderken, dış piyasada başta Rusya olmak üzere birçok ülkeye gidiyor. Yılda ortama 11 bin ton çilek üretilen ilçede markalaşma yolunda da adım atıldı. İlçe üretilen çilekler için Köprübaşı Belediyesi, Köprübaşı Ziraat Odası ve Köprübaşı İlçe Tarım Müdürlüğü'nün girişimleri ile yapılan başvuruyla, 'Çilekkent Köprübaşı' ve 'Köprübaşı Çileği' adı altında iki ayrı patent alındı. Çilek üretiminin yıllık 15 bin tona çıkartılmasının hedeflendiği ilçede patent alınması sevinçle karşılandı.

Köprübaşı'nda çilek üretiminin her geçen gün daha da arttığını belirten Köprübaşı Belediye Başkanı AK Partili Zafer Mergen, "Patent alınmasıyla birlikte artık daha çok Avrupa ülkesine çilek ihracat etmeyi planlıyoruz. Çilek, ilçemizin artık en önemli tarım ürünlerinden biri haline geldi. 20 yıl içerisinde çilek üretiminin hızla yaygınlaşması ile birlikte ilçe ekonomimizin de can damarını da çilek oluşturmaya başladı. Meşhur Köprübaşı çileğine patent almak için 1 yıl önce yola çıkmıştık. Türk Patent Enstitüsü'ne yaptığımız müracaat sonucunda kısa bir süre önce müjdeli haberi aldık. Başvurumuzun sonucunda 'Çilekkent Köprübaşı' ve 'Köprübaşı Çileği' adı altında 2 ayrı patent almış bulunuyoruz. Bölgede oldukça meşhur olan ve özellikle iç piyasada kısa sürede tüketilen çileğimiz alınan bu patentler sayesinde artık bir dünya markası olacak. Patentlerimizin hem üreticilerimize hem de tüketicilerimize hayırlı olmasını diliyoruz. İlçemizde kısa bir zamana kadar tütün üretiminin dışında başka bir üretim olmazdı. Ancak ekonomik getirisi de çok fazla olan çileğin hızla yaygınlaşması ile birlikte ilçe ekonomisi daha da canlandı" dedi.

"KÖPRÜBAŞI TARIM KENTİ OLMA YOLUNDA HIZLA İLERLİYOR"

Çilek üretiminin artması ile birlikte ilçedeki üreticilerin kendilerini bir çok alanda geliştirdiğini vurgulayan Başkan Mergen, "Üreticilerimiz daha önceleri çilek fidelerini farklı bölgelerden temin ediyordu. Ancak artık ilçemizdeki üreticiler, çilek fidelerini de kendileri üretip, yeri geldiğinde satıyor. Çilek üretimi ile ilçemizde yaşanan gelişme diğer tarım ürünlerinde de kendisini hissettiriyor. Çiftçilerimiz çilek üretimi üzerine yaptıkları araştırmalar sayesinde tarımda bir çok yeniliği diğer ürünlerde de gerçekleştiriyor. Kısacası Köprübaşı, çileğin yanında diğer tarım ürünlerindeki yenilikçi ve modern üretim anlayışı ile tam bir tarım kenti olma yolunda hızla ilerliyor" diye konuştu.

TÜTÜNKENT'Tİ ÇİLEKKENT OLDU

Köprübaşı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Çelik de çilek üretiminin ilçede büyük bir istihdam yarattğını belirtip, "2018 yılı içinde çilek üretimimiz 11 bin tona ulaşmış durumda. Çilek üretimi çok geniş bir saha da gerçekleştirildiği için nakliyesi, işçisi, tarımsal diğer araç ve gereçlerle birlikte 6 bine yakın kişiye istihdam sağlıyor. Hatta ilçedeki işçi sayısı çileğin hasat zamanı yetersiz kaldığı için diğer ilçelerden tarım işçisi getirtiliyor. Alınan patentler sayesinde markalaşma yolunda çok ciddi bir adım atıldı. Ziraat Odası olarak 'Çilekkent Köprübaşı' adıyla patent başvurusu yapmıştık. İlçemizde daha önce sadece tütün üretimi yapılıyordu ve 'Tütünkent' diye anılıyorduk. Komşu ilçemiz Demirci ise halı üretimi ile meşhur olduğu için 'Halıkent' diye anılıyordu. Biz Köprübaşı olarak artık çilek üretiminde çok önemli bir yol aldığımız için 'Çilekkent Köprübaşı' adıyla patent başvuru yapmayı uygun görmüştük. Patentimiz de bu şekilde geldi. Çileğimizin markalaşması ile birlikte kısa bir süre içerisinde Avrupa ülkelerine de ihracat yapmayı planlıyoruz. Zaten Rusya en önemli müşterilerimizin arasında yer alıyordu. Ancak artık hedefimiz Avrupa pazarlarında da bu kaliteli ürünü da çok pazarlamak" dedi.

ÜRETİCİ MEMNUN

Köprübaşı ilçesinde uzun yıllardır çilek üretimi yapan Vedat Özcan ise ilçenin iklim yapısı nedeniyle oldukça kaliteli ve farklı bir aroması olan çileğin, alınan patentler sayesinde daha çok tanınıp, daha fazla pazar payına sahip olacağına dikkati çekti. Kendine has aroması ve görünüşü nedeniyle zaten iç piyasada oldukça ilgi gören Köprübaşı çileğine rağbetin Avrupa'da da artacağını düşündüğünü vurgulayıp, "70 dönümlük bir alanda çilek yetiştiriyorum. Ekonomik getirisi çok fazla olduğu için ikinci bir arazi daha aldım ve burada da çilek üretimi yapacağım" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Çilek tarlasından görüntü
-Çilek fidelerinin dikilmesinden görüntü
-Köprübaşı çileğinden görüntü
-Köprübaşı Ziraat Odası Başkanı Mehmet Çelik ile röp.
-AK Partili Köprübaşı Belediye Başkanı Zafer Mergen ile röp.
-Üretici Vedat Özcan ile röp.
-Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Emre SAÇLI / KÖPRÜBAŞI (Manisa), (DHA)
(Toplam 500 MB görüntü-HD çekim)

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

=================

6 - Temmuz sıcağında 'kuyu'dan serinliyorlar

KAYSERİ'de Hacılar ilçesinin Osmanlı'nın Kayı boyundan gelen sakinleri, Temmuz'un yakıcı sıcaklarındada, kışın içine kar bastıkları 10 ile 120 ton su alabilen kuyulara depoladıkları kar ve soğuk sularla serinliyor. İlçe sakinleri kuyudan çektikleri karları tabaklara doldurup, üstüne pekmez ve yoğurt döküp yiyor.
Hacılar ilçesinde geçmişi 500 yıl öncesine dayanan, içine kış mevsiminde kar doldurulan ve sayısı 1200'u bulan kuyudan şu anda 300'ü kullanıyor. İlçe Belediye Başkanı Doğan Ekici, "Hacılar'da kışın yağan karın temiz olanları bizim deyimimizle kuyulara basılır. Basılır diyorum zira, kuyunun daha fazla kar alması için beline halat bağlanın birisi içine sallandırılır ve küreklerla atılan karı bu kişi ayaklarıyla ezerek, sıkılaştırır. Mevsim gereği yeterince kar yağmazsa, bu kez Erciyes dağından kamyonlarla getirilen kar kuyulara atılır. Yaz mevsimi gelincede kuyulardan yörede aşırma veya helke denilen özel kovalarla buzlaşmış kar ve soğuk çekilerek, afiyetle içilir. Bağ dediğimiz sayfiye evlerine gelenlere ikram edilir. Kuyudaki su, ekim ayına kadar kullanılır. Bazı kuyularda kışın atılan kar kendi ortamında muhafaze edildiğinden, ikinci kış kar üstüne kar atılır" dedi.
Dogan Ekici, Hacılar ilçesi sakinlerinin günümüzde de, derinlikleri 7 ile 10 metre arasında değişen ve har yıl bakımı yapılarak temizlenen kuyulardan çekilen karın tabak ve kaselere alınarak, üzerine pekmez dökülüp, ceviz veya fındık konularak, yoğurt dökülerek yenildiğini veya ayran ile şerbet yapılarak içildiğini, Kayseri kent merkezinden bir çok kişinin yaz aylarında termos ve bidonlarıyla birlikte ilçeye gelerek kuyulardan kar ve buz gibi su götürdüklerini belirtti.

Görüntü Dökümü:
-----------
-Hacılar Belediye Başkanı Doğan Ekici ile röportaj
-Kuyudan kar çıkartılması
-Kuyudan çıkartılan karın pekmez ile yenilmesi
-Kuyudan çıkartılan karın ayrana karıştırılarak içilmesi
-Genel detay
Haber: Oktay ENSARİ Kamera: Olcay DÜZGÜN KAYSERİ,DHA)
737 MB

==============

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön