DHA YURT BÜLTENİ-3

1)BURSA'DA ÇİN'İN DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ POLİTİKALARI PROTESTO EDİLDİ Çin yönetiminin Doğu Türkistan'daki Uygur Türklerine uyguladığı baskıcı politikalar Bursa'da protesto edildi.

1)BURSA'DA ÇİN'İN DOĞU TÜRKİSTAN'DAKİ POLİTİKALARI PROTESTO EDİLDİ

Çin yönetiminin Doğu Türkistan'daki Uygur Türklerine uyguladığı baskıcı politikalar Bursa'da protesto edildi. Doğu Türkistan bayraklarını taşıyan grup, 'Zulme karşı duaya kalk' sloganı ile Uygur Türklerine destek verdi. Çin Halk Cumhuriyeti'nin Doğu Türkistan'da uyguladığı baskıcı politika Bursa'da protesto edildi. Ulu Cami'de kılınan sabah namazının ardından "Zulme karşı duaya kalk" sloganı ile toplanan yaklaşık 100 kişilik grup, ellerinde Doğu Türkistan bayraklarıyla slogan atıp, Çin yönetimine tepki gösterdi. Grup adına açıklama yapan Doğu Türkistanlı Abdulhamit Emin, Doğu Türkistan'daki kamplarda 5 milyon kişinin tutuklu bulunduğunu söyledi. Oradaki insanların dinlerini hiç bir şekilde yaşayamadığını belirten Emin, "Oradaki kardeşlerimiz ne cuma namazı kılabiliyorlar, ne Ramazan'da oruç tutabiliyorlar." ifadelerini kullandı.
"İSLAM DÜNYASINDAN SES BEKLİYORUZ"
Baskılardan dolayı insanların özgürlüklerinden mahrum olduklarını ifade eden Abdülhamit Emin, "Maalesef Müslüman bildiğimiz, İslam dünyasının bir parçası olan o topraklar, Çin tarafından yutulmaya çalışılıyor. Biz İslam dünyasından bir ses bekliyoruz. Hazreti Ali'nin dediği gibi 'Bir zulmü engelleyemiyorsanız, onu duyurun' diyor. Biz de buna uyarak o zulmü duyurmaya çalışıyoruz. Sesimizin çıktığı kadar duyurmaya çalışıyoruz. Biz herkesten ses, dua bekliyoruz." diye konuştu.
"ÇİN MÜSLÜMAN-TÜRK KİMLİĞİNİ YOK ETMEYİ AMAÇLAMAKTADIR"
İnsan ve Medeniyet Hareketi adına konuşan Murat Aydın, Doğu Türkistan'ın 70 yıldır Çin işgali altında yaşayan bir İslam toprağı olduğunu belirtti. İşgalle birlikte başlayan zulüm ve işkencelerin sürekli boyut kazandığını belirten Aydın, "Doğu Türkistan, tıpkı Filistin gibi, Arakan gibi, Keşmir gibi hiçbir zaman zulmün eksik olmadığı bir coğrafyadır. Zaman zaman işkencenin şekli değişmekte, fakat mahiyeti ve hedefi değişmemektedir. Çin işgalin başından bu yana Müslüman-Türk kimliğini yok etmeyi amaçlamaktadır. İslam'ın asil mensupları olan Uygur Türkleri inançlarına, kültürlerine, kimliklerine sahip çıktıkları için katliamlara ve soykırımlara maruz kalmışlardır. Çin Doğu Türkistanlı Müslüman Uygurlara iki seçenek sunmaktadır; 'Ya asilime olur ve bir Çinli gibi yaşarsınız, ya da ölürsünüz.' 70 yıldır Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan kapalı bir yönetim sistemi altında olduğu için yaşadığı zulümleri dünyaya yeterince duyuramıyor. Baskı altında var olma mücadelesi veren Uygur Türkü kardeşlerimiz soykırım tehlikesi yaşamaktadırlar." dedi.
"CEZAEVLERİNDE 5 MİLYON MÜSLÜMAN BULUNUYOR"
Çin yönetiminin dine ait her şeye yasaklama getirdiğini belirten Murat Aydın, "Her geçen gün yeni yasaklamalar getiren komünist diktatörlük Doğu Türkistan'da ezan okunmasına, toplu namaz kılınmasına ve oruç tutulmasına izin vermiyor. İnanç özgürlüğünü ayaklar altına alan Çin yönetimi dine ait her şeyi yasaklamış durumda. Uygur Türkü müslümanın çocuklarına müslüman ismi vermesi yasak, müslümanların birbirine selam vermesi yasak, Kuran'ı kerim okumak yasak, Dua kitabı ve bayrak bulundurmak yasak, kadınların baş örtüsü takması yasak. Çin'in Doğu Türkistan'da getirdiği yasaklar ve uyguladığı ağır cezalar sonucu, Doğu Türkistan dünyanın en büyük açık cezaevine dönüşmüştür. Çin zindanlarında 5 milyon müslümanın bulunduğu tahmin ediliyor. Doğu Türkistan'ın üzerindeki baskılar her geçen gün artarken yaşanan zulümler daha Birleşmiş Milletler'in (BM) gündemine bile girememiştir." diye konuştu.
Uygur Türklerinin gözü ve kulağının Türkiye'de olduğunu ifade eden Aydın sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'li kardeşlerinden başka acılarını paylaşan ve acılarını sona erdirmek isteyen başka kimseleri yoktur. Bunun için Türkiye'nin bir an önce Çin'e baskı yaparak gerekli girişimlerde bulunmalıdır. Komünist dikta yönetiminin uyguladığı asimilasyon politikalarından vaz geçirmek için gerekli diplomatik adımlar atılmalıdır."
Açıklamalardan sonra yapılan duanın ardından grup olaysız şekilde dağıldı.

Görüntü Dökümü:
-----------------------------------
-Grup tekbir getirirken
-Toplanan vatandaşlardan görüntüler
-Doğu Türkistan'lı Abdülhamit Emin konuşması
-İnsan ve Medeniyet Hareketi adına konuşan Murat Aydın konuşması
-Dua edilmesi
-Detaylar
Süre: 05.25 Boyut: 607 MB
Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,(DHA)

==============================================

2)300 BİN LİRALIK OTOMOBİLİNİN ANAHTARINI KAYBETTİ, BULANA 15 EURO VERDİ

ADANA'da lüks otomobilinin anahtarını düşürdüğünü fark etmeyip aracının yanından ayrılan kişi, anahtarı bulup polise haber veren Fazıl Yoğun'a 15 Euro ödül verdi.
Merkez Seyhan ilçesi Atatürk Caddesi'ne lüks otomobilini park eden kişi, aracından indikten sonra anahtarını düşürdü ve fark etmeden oradan ayrıldı. Daha sonra anahtarı bulan bir Fazıl Yoğun, aracı tespit ederek polise haber verdi. Polis otomobili inceledikten sonra sahibine ulaşarak aracı park ettiği yere çağırdı. İsmini vermek istemeyen lüks otomobilin sahibi, kısa bir süre sonra aracının bulunduğu yere koşarak geldi.

Aracının yerinde olduğunu görünce rahat bir nefes alan otomobilin sahibi etrafındakilere dönerek, "Anahtarı polise kim verdi?" diye sordu. Bunun üzerine otomobilin anahtarını bulan Fazıl Yoğun öne çıkarak anahtarı kendisinin bulduğunu ve polise haber verdiğini söyledi. Lüks otomobilin sahibi, Yoğun'a teşekkür ettikten sonra, cebinden çıkardığı 15 Euro'yu verdi.

Fazıl Yoğun daha sonra konu hakkında, "Anahtarı buldum ve insanlık görevimi yaptım. Otomobilin sahibi de teşekkür ederek bana 15 Euro verdi. O da ben de durumdan memnun olduk" dedi.

Görüntü Dökümü
---------------------
- Polislerin aracı incelemesi
- Anahtarı bulan Fevzi Yoğun ile röp
- Otomobil sahibinin olay yerine gelmesi ve polisle konuşması
- Otomobil sahibinin aracını teslim alması

SURE: 01'28" BOYUT: 163 MB
Haber-Kamera:Can ÇELİK/ADANA,(DHA)

==============================================

3)BABA KIZ KAYNAK YAPIYOR

İZMİR'de yaşayan üniversite mezunu 27 yaşındaki Ebru Yemalmaz, babasıyla birlikte dış cephe reklamları ve inşaat cephe yazıları hazırlıyor. Baba mesleğini severek sürdüren ve elindeki kaynak makinesiyle montaj yapan Yemalmaz, kalfalığın ardından ustalık belgesini de almaya hazırlanıyor.Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümü mezunu Ebru Yemalmaz, eğitim aldığı alanın dışında, dış cephe reklamları, inşaat cephe yazıları ve dijital baskı hazırlama işini yapmayı tercih etti. Babasından öğrendiği mesleği severek devam ettiren Yemalmaz, sac, demir, tahta, bakır ve alüminyum gibi tabela malzemeleriyle çalışırken erkek ustaları aratmıyor.
Henüz 7 yaşındayken babasının yanında reklam, matbaa ve tabela sektörüne girdiğini söyleyen Yemalmaz, yaptığı işte kadın olarak herhangi bir engelle karşılaşmadığını belirtti. Yemalmaz, "1999 yılından beri babamla birlikte bu sektörün içindeyim. Ben önceleri babama destek oluyordum. Şimdi ise dijital baskı, dış cephe reklamları, lazer kesim, inşaat cephe yazıları gibi reklamla ilgili aklınıza ne gelirse tüm görselleri birlikte hazırlıyoruz. Kadın olarak alışınca zor değil. Çevremdekiler beni hep tebrik ediyor. İş güvenliğine dikkat ettiğiniz zaman hiçbir sorun olmuyor. Annemin de hiçbir tedirginliği yok çünkü tedbirli çalışıyorum" dedi. 4 kardeş olduklarını, ancak sadece kendisinin bu işle ilgilendiğini anlatan Yemalmaz, şöyle konuştu:
"Biz 3 kız 1 erkek kardeşiz. Ama içlerinde yalnızca ben bu işle ilgileniyorum. Üniversite mezunuyum. Diplomayı ikinci bir bileziğim olsun diye aldım. Tabela işini yapmaya hep devam edeceğim. Babamla birlikte bir işyerimiz var. Kalfalık belgemizi almıştık, şimdi de ustalık belgesi almak için başvurumuzu yaptık. Sınava da birlikte hazırlanıyoruz."
'KIZIMIN İŞİNİ KİMSEYE EMANET EDEMEM'
Reklam sektörünün önü açık bir alan olduğunu ifade eden baba Mehmet Yemalmaz (50) da kızıyla birlikte bu işi sürdürmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek "Yıllardır İzmir'de bir müşteri kitlemiz var. Kızım ilkokuldan beri yanımda. Sürekli çalışacak bir eleman bulmakta zorlanıyordum. İşi kızıma öğretince rahat ettim. Şimdi ona verdiğim işleri kimseye emanet edemem. Benim kullandığım bütün makineleri kullanmayı biliyor. Sağlığımız elverdiği sürece uzun yıllar beraber devam ederiz" dedi.

Görüntü Dökümü
-----------------------
-Baba kız birlikte tabela montajı yaparken görüntü,
-Ebru Yemalmaz kaynak yaparken görüntü,
-Ebru Yemalmaz ile röp,
-Mehmet Yemalmaz ile röp.

Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, (DHA)

==================================================

4)AŞIKLAR YOLUNUN OKALİPTÜS AĞAÇLARI YAZI TAHTASINA DÖNDÜ

MUĞLA'nın Ula ilçesinde, 'Aşıklar Yolu' olarak bilinen Cumhuriyet Caddesi üzerine karşılıklı sıralanan 81 yıllık okaliptüs ağaçları, adeta yazı tahtasına çevrildi. Ağaçların gövdesine kazınan sevgililerin baş harfleri ve çeşitli sloganların yanı sıra, çakılı tabelalar da tepki çekti.Sakar Geçidi'nden indikten sonra Gökova'yı Marmaris'e bağlayan ve 'Aşıklar Yolu' olarak anılan Cumhuriyet Caddesi'nde, 200'den fazla okaliptüs ağacının bazıları, duyarsız kişilerce yazı tahtasına dönüştürüldü. Her biri 81 yıllık okaliptüs ağaçlarının üzerine sevgililerin baş harflerinden çeşitli sloganlara kadar söz ve simgeler kazındı. Ağaçlara verilen zarar, vatandaşların tepkisini çekti. Akçapınar Mahallesi Muhtarı Şükrü Arslan, "Ağaçlarımızın ömrünün daha uzun olması için her yıl budamalarını düzenli olarak yaptırıyoruz. Gençlerimiz maalesef buraya gelip, ağaçların gövdesine yazılar yazıyor. Ellerindeki bıçaklarla ağaçların gövdelerini kazıyorlar. Yapılan davranış hoş olmuyor. Son çare olarak ağaçların bulunduğu yerlere uyarı levhaları dikeceğiz. Yazın burası klimalı gibi. Yerli ve yabancı turistler hiçbir yere gitmek istemiyor. Eskiden burası bataklık olunca sıtma hastalığa türemiş. Dönemin valisi tarafından her aileye 3 adet okaliptüs fidanı verilerek buralara dikilmesi sağlanmış" dedi.
AĞAÇLAR, 81 YIL ÖNCE DİKİLDİ
1938 yılında dönemin Muğla Valisi Recai Güreli tarafından bataklık olan bölgenin kurtulması amacıyla çok fazla su çeken okaliptüs ağaçları dikildi. Zamanla büyüyerek gelişen ağaçlar, dallarıyla yolun üstünü kapattı. Yol, doğa fotoğrafçıları başta olmak üzere yerli ve yabancı turistlerin uğrak yerleri arasına girdi.

Görüntü Dökümü
------------------
- Okaliptüs ağaçlarından görüntü
- Yazı yazılan okaliptüs ağaçlarının görüntüsü
- Ağaçlara asılı tabelalardan görüntü
- Akçıpar Mahalle Muhtarı Şükrü Arslan röp.

Haber- Kamera: Cavit AKGÜN / MUĞLA, (DHA)

==================================================

5)ÜRETTİĞİ 'DİYET MİDYE' İLE SİPARİŞLERE YETİŞEMİYOR

MANİSA'nın Yunusemre ilçesinde işletmeci 43 yaşındaki Nebi Takak, diyet yüzünden midye yiyemeyenleri sevindirdi. Kilo alma korkusuyla midye yemekten çekinen vatandaşlara yönelik, basmati türü pirinç kullanarak 'diyet midye' yapan Takak, siparişlere yetişmekte güçlük çektiğini söyledi. Yunusemre ilçesinde 30 yıl öncesinde küçük bir tepside köşe başlarında midye satışı yaparak sektöre giren, evli ve 4 çocuk babası Nebi Takak, 2006 yılında küçük bir dükkana geçerek kurumsallaştı. Takak, 1.5 yıllık süreçte dükkanını büyüttü. İki katlı işyerine geçen Takak, midyeyi kendisi imal etmeye başladı. Takak, bir müşterisinin tavsiyesi üzerine 'diyet midye' üretme kararı aldı. Diyet yapanların kullandığı basmati türü pirinç ile 3 ay önce midye üretimine başladı. Yağ, tuz, baharat, basmati pirinç ve su karışımıyla yaptığı diyet midye, kısa sürede ilgi gördü.
"TÜRKİYE'DE İLK KEZ YAPTIK"
Sipariş yoğunluğu nedeniyle diyet midye üretimine yetişemediğini söyleyen Takak, "Yaptığım araştırma sonrası, basmati türü pirinç kullanarak diyet midye yaptım. Herkes çok beğendi. Talepler gelmeye başladı. Artık siparişlere yetişemez oldum. 'Benim şekerim var, bu yüzden midye yiyemiyorum' diyen müşterilerimiz de artık 'diyet midye' yemeye başladı. Normal midye kilogram fiyatı 40 lira. Diyet midyenin ise maliyeti biraz daha farklı. Sipariş üzerine olduğu için kilogramını 50 liradan satıyoruz. Yapım aşaması yaklaşık 2 saatimizi alıyor. Diyet midyeyi, Türkiye'de ilk kez biz yaptık" dedi.
BASMATİ PİRİNÇ NEDİR?
Basmati pirinç, başka bir pirinç türü olan yasemin pirincini andırmakla beraber daha hafif bir rayihaya sahiptir. Beyaz ve kahverengi olmak üzere iki türü bulunan basmati pirinç, glisemik indeksi oldukça düşük bir pirinç türüdür. Bu yüzden özellikle diyet listelerine eklenir. Pişerken kendi boyutunun iki katı kadar uzayabilen tek pirinç türü olarak da bilinir. Yetişirken istediği bol suyu pişerken de ister. Bu yüzden normal pirinçlerle pilav yaparken kullanılan su miktarından daha fazla suya ihtiyaç duyar. Bol suyla pişmesine rağmen bile piştikten sonra tane tane kalır.

Görüntü Dökümü
------------------
- Diyet midyenin hazırlanış aşamasından görüntü
- Diyet midyenin tezgahtaki görüntüsü
- İşletmeden görüntü
- Midye ustası Nebi Takak röp.
- Genel ve Detay görüntü
(Haber- Kamera: Cemil SEVAL / MANİSA, (DHA)

==================================================

6)ACIKAN KEDİ, PASTANEDEKİ MÜŞTERİNİN PEŞİNİ BIRAKMADI

DENİZLİ'deki bir pastanede kahvaltı eden Nazif Gürbüz'ün yanına yaklaşan ve patileriyle dokunarak yiyecek isteyen kedi, gülümsetti. Gürbüz, yediği simitle kediyi beslerken, o anları başka bir müşteri cep telefonu kamerasıyla görüntüledi. Denizli'de yaşayan Nazif Gürbüz, kahvaltı etmek için Merkezefendi ilçesi Çaybaşı Mahallesi'nde bulunan bir pastaneye gitti. Pastanenin bahçesinde kahvaltısının servis edilmesinin ardından yemeye başlayan Gürbüz'ün yanına bir sokak kedisi yaklaştı. Arka ayaklarının üzerine kalkan kedi, ön patileriyle Gürbüz'e dokundu. Kedinin yiyecek istediğini anlayan Gürbüz, yediği simitten bir parça kopararak yere bıraktı. İştahla simit parçasını yiyen kedi, tekrar patileriyle yiyecek istedi. Kedinin ısrarla yiyecek istemesini karşılıksız bırakmayan Gürbüz, karnı doyana kadar beslemeyi sürdürdü. O anlar, pastanede bulunan bir başka müşteri tarafından cep telefonu kamerasıyla görüntülendi.

Görüntü Dökümü
-----------------------
- Kedinin patileriyle yiyecek istemesi
- Nazif Gürbüz'ün kediyi beslemesi

(Haber- Kamera: Deniz TOKAT / DENİZLİ, (DHA)

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Tüm Yorumları Görmek İçin Tıklayın
Diğer Haberler