HABER

DHA YURT BÜLTENİ - 3

  Köpek saldırısına uğrayan Soner, psikolojik sorunlarla mücadele ediyor İzmir'de, yaklaşık 15 ay önce, pitbull cinsi olduğu iddia edilen köpeğin saldırısına uğrayan ve bacaklarında oluşan derin yaralar nedeniyle bir süre yürüyemedikten sonra bugünlerde parmak ucuna basarak yürümeye başlayan 13 yaşındaki Soner Edis, psikolojik sorunlarla mücadele ediyor.

Köpek saldırısına uğrayan Soner, psikolojik sorunlarla mücadele ediyor

İzmir'de, yaklaşık 15 ay önce, pitbull cinsi olduğu iddia edilen köpeğin saldırısına uğrayan ve bacaklarında oluşan derin yaralar nedeniyle bir süre yürüyemedikten sonra bugünlerde parmak ucuna basarak yürümeye başlayan 13 yaşındaki Soner Edis, psikolojik sorunlarla mücadele ediyor. Aşırı sinir problemi yaşayan ve okulunu terk eden Edis'in ailesi, çocuklarının sağlığına kavuşması içi yardım bekliyor.
Olay, 11 Mart 2018 tarihinde İzmir'deki Ege Sanayi Sitesi'nde meydana geldi. O dönemde, Tekel Ortaokulu 7'nci sınıf öğrencisi olan ve arkadaşlarıyla top oynamak için evinden çıkan Soner Edis'e, sanayi sitesindeki bir tornacıda bulunan pitbull cinsi olduğu iddia edilen köpek saldırdı. Yaklaşık 20 dakika süren saldırı sonrasında kanlar içerisinde kalan Edis, ağır yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine gelen sağlık ekiplerince, Çiğli Bölge Eğitim Hastanesi'ne kaldırılan ve buradaki ilk müdahalenin ardından Ege Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edilen Edis'in, sol kolunun kırıldığı, bacaklarında derin yaralar oluştuğu ve vücudunun çeşitli bölgelerinde doku zedelenmeleri meydana geldiği belirlendi. Tedavi gördüğü Ege Üniversitesi Hastanesi'nde, Edis'in sol bacağının kesilme riski doğdu. Doktorların yerinde tedavisi sayesinde bu riski atlatan talihsiz çocuk, bir süre yürüyemedi. Bugünlerde, parmak ucuyla sendeleyerek yürümeye başlayan Edis, "Eskisi gibi yürümek istiyorum. Koşmak ve top oynamak istiyorum" dedi.
OKULU TERK ETTİ
Soner Edis'in annesi Yıldız Edis, çocuğunun sakat kaldığını ve hiçbir yardım alamadıklarını belirterek, "Çocuğumun psikolojisi bozuldu. Agresif tepkiler vermeye başladı. Bazen durup dururken sinirlenip, bağırıp, odadan çıkmamızı istiyor. Bu yüzden okulunu da bıraktı, strese gelemiyor. Biraz stres olduğunda hemen bağırmaya ve kızmaya başlıyor" dedi. Yıldız Edis, Soner dışında 8 çocuğu daha olduğunu belirterek, "Maddi durumumuz iyi değil. Evladımın sağlığına kavuşması, rahatça yürüyüp bacağındaki izlerin geçmesi için tedavi olması gerekiyor ama bunu karşılayacak maddi güce sahip değiliz. Yetkililerden yardım bekliyoruz" dedi.
Öte yandan, konuyla ilgili olarak açıklamalarda bulunan köpek sahibi, söz konusu köpeğin pitbull değil mix cinsi olduğunu ve dükkanın içinde olduğunu belirtmiş ve Edis'in de dükkanın içine girdiğini ve köpeğin onu yabancı gördüğü için saldırdığını ileri sürmüştü.

Görüntü Dökümü
-----------
-Soner Edis'in bacaklarındaki ve kollarındaki yaradan görüntü
-Anne Yıldız Edis ile röp.
-Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Davut CAN / İZMİR, (DHA)

==================

Eğriçimen Yaylası'nda doğa şöleni

Sivas'ın Koyulhisar ilçesinde bulunun ve yaz-kış ayrı güzellikler yansıtan Eğriçimen Yaylası, baharla birlikte renk cümbüşüne büründü.
Koyulhisar ilçesine 17 kilometre uzaklıkta bulunan Eğriçimen Yaylası, görenleri hayran bırakıyor. Yayla yaz mevsiminin gelmesiyle yeşilliğe büründü. Yerli turistler ve piknikçiler ise yaylaya gelerek keyifli vakit geçiriyor. Yaylada açan rengarenk çiçekler, çam ormanları ile çevreli bölgede doğaseverlerin büyük ilgisini çekiyor. Yayla, doğal güzelliğiyle ziyaretçileri cezbediyor. Etrafı çam ormanlarıyla kaplı yayla, ilkbaharda yeşil örtü ile sarı ve beyaz papatyalarla kaplanıyor. Kış aylarında kimsenin olmadığı yaylaya, yazın gurbetçiler geliyor. Eğriçimen Yaylası, doğaseverler tarafından Rize'nin Çamlıhemşin ilçesinde bulunan Ayder Yaylası'na benzetiliyor. Ayrıca yaylanın ortasındaki gölde ise turuncu renkteki süs balıkları ise yaylaya ayrı bir renk katıyor. Yaylada otel ve restoran işletmecisi Erdi Bektaş, "Yayla ismini ortasından geçen dereden alıyor. Rize'nin Ayder yayalasına benzetiliyor ve bence oradan daha güzel. Çevre ve il ve ilçelerden gelenler oluyor. Ziyaretçimiz çok. Yazı kışı ve ilkbaharı farklı güzelliktedir. İlkbaharda genellikle çimende sarı ve beyaz papatyalar yetişiyor. Ziyaretçilerimiz burada genellikle piknik ve konaklamalarını yapıyorlar. Yaylamız insanları cezbediyor. Etrafıda çam ormanlarıyla kaplı" dedi.
'ÇOK TEMİZ BİR HAVASI VAR'
İstanbul'da yaşayan ve tatil için Eğriçimen Yaylası'na gelen Serhat Kurtlugil ise, "Güzel bir yer. Hoşumuza gidiyor. İstanbul'un yoğunluğundan kaçmak için çok güzel bir yer. Karadeniz iklimi mevcut. Koyulhisar'dan çıkıp 20 kilometre gittiğimizde tamamen karasal iklime dönüyor. Ama burası hep çam ormanı ve çok temiz bir havası var. İnsanları da çok güzel. Burada hiç yabancılık çekmiyoruz. Mutlaka herkesin burayı görmesi gerekir" dedi.
Gizem Kurtlugil ise, "Yaylamız çok güzel. Yeşillik ve temiz hava. Çocukluğumuzdan bu zamana kadar geliyoruz. Her yaz 15 gün kalıyoruz. Yaz yaklaştığı zaman koşarak gelmek istiyoruz. Çünkü Karadeniz'le aynı" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
----------
-Yayladan görüntüler
-Drone görüntüleri
-Yaylaya gelen ziyaretçiler
-Röjportajlar

(458 mb)

Haber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI-Oğuzhan ÇİFCİ/SİVAS (DHA)

=================

Denizli'nin atık tekstil ürünleri, Brezilya'da oyuncak oluyor

Denizli'de geri dönüşüm sektöründe faaliyet gösteren Ömer Timurtaş, fabrikalardan topladığı tekstil atığı ürünleri işletmesinde ayrıştırıp, yurt dışına ihraç ediyor. İşlenen ve çeşitli ülkelere satılan tonlarca tekstil atığı, Brezilya'da oyuncak yapımında kullanılıyor.
Pamukkale ilçesi Pınarkent Mahallesi'ndeki fabrikasında geri dönüşüme yönelik üretim yapan işletmeci Ömer Timurtaş (35), kentteki firmaların atık tekstil ürünlerini toplayarak işlenmesini sağlıyor. Fabrikalardan alınan tonlarca tekstil atığı iplikler, türüne rengine ve boyutuna göre fabrikada çalışan 20 işçi tarafından ayrıştırıldıktan sonra temizleniyor. Ardından ise yine çalışanlar tarafından kesilip katlanarak paketleniyor. Satışa hazır hale getirilen tekstil atıkları, yurt içi ve yurt dışına pazarlanıyor. Türkiye'de kilim, araba kılıfı ve bez olarak geri dönüşüme kazandırılan atık iplikler, başta Brezilya olmak üzere ABD, Hollanda, Almanya ve Afrika ülkelerine ihraç ediliyor. Kullanılamaz durumdaki tekstil atıklarını fabrikada işleyip ülkelerine döviz kazandırdıklarını ifade eden Timurtaş, "Denizli'den topladığımız tekstil atıklarını yurt içi ve yurt dışına pazarlıyoruz. Ayrıştırdığımız tekstil atıklarını ihraç ediyoruz. Bu tekstil atıkları, çeşitli şekillerde değerlendiriliyor. Brezilya'da bir firmaya gönderdiğimiz iplikler, orada yaşayan ev kadınları tarafından örülerek oyuncak haline getiriliyor. Tekstil atıkları ayrıca süs eşyası olarak da kullanılıyor" dedi.
Denizli tekstil sektöründe çok önemli bir şehir olduğunu vurgulayan Timurtaş, aylık 150 ton civarında tekstil atığını yurt dışına satarak hem geri dönüşüme hem de ülke ekonomisine katkı sağladıklarını kaydetti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------
-Fabrikadaki işçilerin ayrıştırma yapması
-İşçilerin tekstil atıklarını taşıması
-Tekstil atıklarından görüntü
-Ömer Timurtaş ile röp.
-Brezilya'da oyuncak yapılan tekstil atıklarından fotoğraflar

Haber-Kamera: Deniz TOKAT / DENİZLİ, (DHA)

==================

Bu kuafördeki müşteriler, sazlı sözlü tıraş oluyor

Bursa’nın İnegöl ilçesinde 14 yıldan bu yana kuaförlük yapan Yusuf Sünbül, 6 yıl önce çalmaya başladığı bağlamayla birlikte söylediği türküler eşliğinde müşterilerin beğenisini topluyor. Kuaförlük sektörüne farklı bir bakış açışı getiren Sünbül, bağlamayla birlikte söylediği türkülerle işlerininde arttığını söyledi.
Bursa'nın İnegöl ilçesinde 14 yıldır kuaförlük yapan Yusuf Sünbül (26), türküler eşliğinde eşini yapıyor. 6 yıl önce merak sardığı bağlamayı çalmayı öğrenen Sünbül, kuaför salonunda çaldığı bağlaması ve söylediği türküler ile müşterilerinin beğenisini topluyor. Müşterilerine önce müzik ziyafeti veren Sünbül, daha tıraş yapıyor.
'İŞ POTANSİYELİMİZ ARTTI"
Kuaförlük mesleğini çok sevdiğini belirten Yusuf Sünbül, "14 yıldır bu mesleği yapıyorum. Mesleğimi yaparken hobi amaçlı bir şeyler yapmak istedim. Bağlamaya merak saldım. Bu ilçede 300 civarında kuaför salonu var. Bende farklı olmak istedim. 6 yıldır bağlama çalıp, türküler söylüyorum. Dükkanımda bağlama çalıp türküler söylerken müşterilerimizden olumlu tepkiler aldım. Müşterilerimizin sevdiğini görünce bende çalmaya başladım. İşlerimiz daha da yoluna girmeye başladı. İş potansiyelimiz arttı. Saz ve söz eşliğinde müşterilerimizi memnun etmek için elimizden geleni yapıyoruzödedi. Müşterilerden Yılmaz Kurşun ise, “Hem bağlama hemde türkü dinliyoruz. Başka bir yerde böyle bir şey görmedim. Memnunuz, tıraşımızı oluyoruz öncesinde de müzik dinliyoruz." diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------
-Bağlamayla türküler söylenmesinden görüntüler
-Müşteri ile röportaj
-Kuaför sahibiyle röportaj
-Detaylar

Görüntünün süresi: 5 DK BOYUT 562 MB

Haber-Kamera : Yavuz YILMAZ/İNEGÖL,(DHA)

==================

AKUT'un kahraman babaları

Her çocuk için babası kahramandır. Gelen bir telefonla insanları ve hayvanları kurtarmak için operasyona katılan Arama Kurtarma Derneği (AKUT) gönüllüsü olan babalar ise kırmızı tişörtlerini giydiklerinde çocukları için adeta bir 'süperman'e dönüşüyor. Kahraman babalar, küçük yaştaki kız ve erkek çocuklarına iyi insan olmanın gereklerini, AKUT felsefesini anlatıyor. Babalar Günü öncesi, adsız kahramanlar çocuklarıyla bir yandan oyun oynarken diğer yandan AKUT ekipmanlarını tanıttı.
AKUT İzmir Ekibi'nde çeşitli görevlerde gönüllü olarak faaliyet gösteren babalar, aileleriyle geçirdikleri zamanlardan kısarak operasyonlarda arama kurtarma çalışmalarına katılıyor. Operasyon ve tatbikatlarda, acil durumlarda AKUT kıyafetlerini giyip çalışmalara katılan fedakar babalar, bir yandan da küçük çocukları büyürken onlara yardımseverliği aşılıyor. Küçük yaştan arama kurtarma çalışmalarına aşina olan minikler, babalarının izinden gidiyor. Kimi babasının acil durum aramalarını yanıtladığını görüp onu taklit ederken, kimi de kırmızı AKUT tişörtü giydiğinde babasının bir süper kahramana dönüştüğünü düşünüyor. Bazı zamanlarda çocukları hastayken onları bırakıp operasyonlara gitmek zorunda kaldıklarını anlatan babalar, her şeye rağmen bir canı kurtarmak için gönüllü olarak görev yapmanın mutluluğunun tarif edilemez olduğunu söylüyor.
KÜÇÜK AKUT GÖNÜLLÜLERİ BABALARINI ÖRNEK ALIYOR
Özel bir şirkette yönetici olarak çalışan, 2,5 yaşındaki Hira'nın babası Murat Mete (40), "2 buçuk yıldır AKUT'ta arşiv birim sorumlusu olarak görev yapıyorum. Bir deprem seminerinde AKUT gönüllüsü olmaya karar verdim. Eşimle beraber tanıtım toplantısına gittiğimizde eşim hamileydi. Hira'nın şimdiden bilinçlenmesinde fayda var. Çocuklar bizden daha iyi bir gözlemci, şuan yaptığımız her şeyi analiz edip gözlemliyor ve hafızasında yer ediyor. Şimdiden AKUT'la tanıştı, ilerleyen yıllarda da küçük bir AKUT gönüllüsü olacak" dedi.
AKUT İzmir Ekibi'nde kaynak yaratma birim sorumlusu olarak görev alan ve aynı zamanda 5 yaşındaki Elif'in babası olan Ali Ozan Balcı (40), "2,5 yıl önce çevremde tanık olduğum bir boğulma vakasından sonra AKUT gönüllüsü olup insanlara faydalı olmaya karar verdim. 5 yaşındaki kızım AKUT operasyonlarına gideceğim zaman 'Nereye gidiyorsun?' diye soruyor, 'Kedi kurtarmaya, bir can kurtarmaya gidiyoruz' yanıtını aldığında seviniyor, hoşuna gidiyor. Şuan yaşı ufak ama ona gönüllülüğü aşılamaya çalışıyoruz, faydalı olacağını düşünüyorum. Ailemizle geçireceğimiz zamandan fedakarlık yapıp AKUT'a zaman ayırıyoruz, fakat bir canı kurtarmanın manevi tatmini her şeyin üzerinde" diye konuştu.
'ÇOCUKLARIMIZA ÖRNEK OLMAYA ÇALIŞIYORUZ'
AKUT İzmir Ekibi operasyonel birim sorumlusu Murat Aras (40) ise, 5 yaşındaki oğlu Deniz'in kendisini örnek aldığını belirterek, şöyle dedi:
"Gönüllü olduğum süreçte baba oldum. Şimdi 5 yaşındaki oğlum Deniz de AKUT kültürü ile büyüyor. Bu kültür her riski, yaşanabilecek her afete karşı önlem almayı içeren bir kültür. Biz geç farkında vardık fakat, Deniz daha bebekliğinden beri AKUT'un içerisinde olduğu için şimdiden farkında. AKUT'un acil durum hattı bende kalıyor, insanlar yardım istemek için beni arıyorlar. Bu Deniz'in ilgisini çekiyor. O telefonu alıp kendince benim taklidimi yaparak 'AKUT Arama Kurtarma Derneği İzmir Ekibi, hemen ekip gönderiyoruz. Size yardımcı olacağız. Sakin olun, rahatlayın' gibi konuşmalar yapıyor. AKUT'la ilgili videoları takip ediyor. Ben operasyonlara giderken bana 'Onlara yardım etmeye mi gidiyorsun, ben de gelmek istiyorum' diyor. Operasyon haricindeki etkinliklere de beraber gidiyoruz zaten. Afetlere hazır olabilmek için bizim evde aldığımız bazı önlemler var, dolapları duvara sabitlemek gibi. Deniz de bunlara çocuk yaştan hakim, neden bir deprem çantamız olduğunu, yangınlarla ilgili durumları biliyor. Ben babaların çocuklarını şefkatle koruyup üzerlerine kalkan olmaya çalışmasındansa, onları düşünmeye sevk ederek kendi kendilerini korumalarını öğretmesi taraftarı bir babayım. Her baba çocuğu için kahramandır fakat AKUT'un kırmızı tişörtü bizim çocuklarımız için bir süper kahraman anlamı taşıyor. Çocuklarımıza örnek olmaya çalışıyoruz. Oğlum şimdiden fahri AKUT'lu aslında. Bir gün oğlumun ateşi yüksekti, ateşi sürekli kontrol etmemiz gerekiyordu ve operasyon çıktı. Bırakıp çıkmak zorunda kaldım fakat aklım kalmadı. Aile fertlerimizden zaman çalıp başka insanlara yardım etmeye gidebiliyoruz. Fakat bir canı kurtarmak için fedakarlık yapmanın mutluluğu tarif edilemez. Bazen de sahadan çalıp ailemize zaman ayırıyoruz. Beraber hareket ederek, ailemizi de AKUT'un içine sokarak, hem AKUT'ta kalıp hem de ailemizle vakit geçirebiliyoruz."
Medya iletişim bölümünde gönüllü olan Erdinç Ereş (61), "Benim biri 30, biri 36 yaşında iki oğlum var. AKUT'u gönüllülük, yardım severlik, karşılıksız emek vermek olarak düşündüğümüzde çocuk yetiştirme ile hemen hemen eş değer. İyi niyetle iyi insan olmanın gereğini AKUT'ta uygulayabiliyorsunuz. Eşimin ve oğullarım da ne kadar önemli bir iş yaptığımızı zaman içinde anladılar. Kendileri işleri nedeni ile zaman ayırıp gönüllü olamadılar ama önümüzdeki aylarda olacaklarını düşünüyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
----------
-AKUT İzmir Ekibi tatbikatından görüntüler
-Babaların çocukları ile oyun oynamasından görüntüler
-Çocukların akut arabasından eşya taşımaya yardım etmesinden görüntüler
-Babaların ve kızların genel ve detay görüntüleri
-Babalar ile röp.

Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Mücahit BEKTAŞ/İZMİR, (DHA)

=================

Özel öğrencilerden yıl sonu şenliği

Burdur'daki çeşitli okullarda eğitim gören özel öğrenciler yıl sonu şenliğinde bir araya geldi.
Burdur Sosyal ve Kültürel Bütünleşme Projesi kapsamında Burdur Gazi Atatürk Stadı'nda düzenlenen etkinliği Burdur Valisi Hasan Şıldak ve eşi Fatma Nur Şıldak, Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Duygulu, İl Genel Meclisi Başkanı Murat Akbıyık, İl Jandarma Komutanı Albay Orhan Kılıç, İl Emniyet Müdürü Arif Çankal, öğretmenler, öğrenciler, veliler, Burdur Belediyesi Berberoğlu Vakfı Huzurevi sakinleri ile vatandaşlar izledi.
Etkinlikte konuşan Vali Hasan Şıldak, "Bugün burada protokol kuralları geçerli değil. Herkes serbest olsun, rahat olsun. Burası bir şenliğe, şölene sahne olsun istiyoruz. Çünkü biz hep beraberiz, hep birlikteyiz, burada bulunan tüm insanlarımız toplumumuzun bütün katmanlarını temsil ediyor ve devletimizin en sıcak şekilde kucakladığı herkes burada" dedi.
Vali Şıldak'ın konuşmasının ardından Özel Eğitim Uygulama Okulu, Özel Eğitim İlkokulu ve Ortaokulu, Şehit Hakan Aktürk Özel Eğitim Meslek Okulu ve Bucak İsmail Şerife-Sarı Rehabilitasyon Merkezi öğrencileri tarafından mehter gösterisi, müzik dinletisi, Aşuk-Maşuk gösterisi, zeybek, jimnastik gösterileri, mendil kapmaca, çuval yarışı, halat çekme yarışı ile basketbol, masa tenisi ve futbol gösterileri yapıldı.
Berberoğlu Vakfı Huzurevi sakini Ömer Karakaya ise 'Yaşlılara Güzelleme' isimli şiiri okudu.
Etkinlik sonunda özel öğrenciler tarafından 'Birlikte Aşalım Tüm Engelleri' marşı seslendirildi. Burdur İl Sağlık Müdürlüğü tarafından etkinliğe katılan öğrencilere bisiklet verildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------
-Etkinliğe katılanlar
-Vali Şıldak'ın konuşması
-gösterilerden
-Detay

Haber- Kamera: Mesut MADAN/BURDUR,(DHA)

Geri Dön