HABER

DHA YURT BÜLTENİ-3

1)EVE UZUN NAMLULU TÜFEKLERLE ATEŞ AÇILDI ŞANLIURFA'nın Siverek ilçesinde bir eve, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce uzun namlulu tüfeklerle ateş açıldı.

1)EVE UZUN NAMLULU TÜFEKLERLE ATEŞ AÇILDI

ŞANLIURFA'nın Siverek ilçesinde bir eve, kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce uzun namlulu tüfeklerle ateş açıldı. Olayda yaralanan olmadı. Olay, dün gece ilçeye bağlı Abdalağa Mahallesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, Mehmet Eryürek'e ait 2 katlı eve kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından uzun namlulu tüfeklerle ateş açıldı. Mahallede korkuya neden olan olayda yaralanan olmazken, evin duvarlarına çok sayıda merminin isabet ettiği görüldü. Silah seslerini duyanların ihbarı ile olay yerine çok sayıda polis sevk edildi.
Olay yerinde inceleme yapan ekipler, ateş eden kişi ya da kişileri yakalamak için çalışma başlattı.

Görüntü Dökümü
-----------------------------
- Olay yeri
- Kurşunlanan ev
- Mermilerin isabet ettiği kapı ve işyerleri
- İnceleme yapan polis ekipleri
- Genel ve detay görüntüler

( Haber-Kamera: Mehmet SEZGİN-ŞANLIURFA-DHA)
GÖRÜNTÜ BOYUTU: 104 MB

=====================================================

(ÖZEL)

2)NÜFUSUNUN 10 KATI MİSAFİR AĞIRLIYOR

KAHRAMANMARAŞ'ın, kaplıca suyuyla ünlü Ilıca Mahallesi, sezonun en yoğun günlerini yaşıyor. Mahalle Muhtarı Hüseyin Kar, tatilci sayısının mahalle nüfusunun 10 katı olduğunu belirterek, "Mahallemizin nüfusu 4 bin, ancak misafir sayımız 40 bin" dedi.
Kahramanmaraş merkeze 65 kilometre uzaklıkta olan Ilıca'nın kaplıca suyunda, antik dönemden bugüne kadar insanlar şifa aradı. Küçük ve şirin bir mahalle olan Ilıca, Mayıs ayından itibaren Türkiye'nin dört bir yanından yerli turisti ağırlıyor. Yaklaşık 150 metre derinlikte çıkan şifalı sıcak su, borular yardımıyla mahalle hamamlarındaki havuzlara taşınıyor.
05.00- 23.00 saatleri arasında hizmet veren hamamlara 7'den 70'e herkes giriyor, sıcak suda birçok hastalığa şifa arıyor. Sağlık Bakanlığı'nın ilgili kurumlarınca yapılan analizlere göre Ilıca'nı kaplıca suyu romatizmal hastalıklar, ortopedik ameliyatlar sonrası ve kaza sekelleri, fonksiyonel damar hastalıkları, solunum sistemi hastalıkları kronik, bronşit, anfizem, üst solunum yolu hastalıkları, kadın hastalıkları, mide-bağırsak fonksiyonu bozuklukları, ülser, karaciğer ve afra esesi yetmezlikler, hepatit sekelleri ile dersi hastalıklara iyi gelebiliyor.
'40 BİN MİSAFİRİ AĞIRLIYORUZ'
Mahalle Muhtarı Hüseyin Kar, Ilıcanın sadece şifalı suyuyla değil, doğal güzellikleriyle de meşhur olduğunu söyledi. Özellikle bayram tatillerinde mahallede adım atacak yer kalmadığını, bazı tatilcilerin apartlarda ve devre mülklerde yer bulamadıkları için geceyi araçlarında geçirmek zorunda kaldıklarını söyledi. Ilıca'da Mayıs ayında hareketliliğinde başladığını ve Ekim'in sonuna kadar devam etiğini ifade eden Kar, "Mahallemizin yerli nüfusu 4 bin ancak misafir ayımız 40 bin. 40 bin misafiri burada ağırlıyoruz. İnsanların birçoğu şifa için Ilıca'ya geliyor. Termal suyumuz oldukça kaliteli bir su, Türkiye'de sayılı kaplıca sularındandır. Bunun yanında havası ve doğası harika. Ilıca, doğa harikası bir yer, doğası, içme suyu çok güzel. İnsanlar bu yüzden de burayı tercih ediyorlar. Ayrıca Ilıca, ucuz bir tatil mahallesi" diye konuştu.
SICAKLIK 43 DERECE
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen hamamın görevlilerinden Memiş Kar ise hamamın fiyat yönünden Türkiye'nin en ucuzu olduğunu söyledi. Hamam giriş ücretinin 6 lira olduğunu ve saat sınırlaması bulunmadığını kaydeden Kar, hamamlardaki suyun sıcaklığının 43 derece olduğunu ve bu suya dışarıdan herhangi bir müdahale olmaksızın yerin altından çıkıp gelen suyun doğal sıcaklığı olduğuna dikkat çekti.
ŞİFA BULDUKLARI İÇİN HER YIL GELİYORLAR
Tatilcilerden 67 yaşındaki Ali Arslan, bel fıtığı ve dizlerindeki romatizma şikayetiyle 25 yıl önce Ilıca'ya geldiğini ve her yıl düzenli olarak gelmeye devam ettiğini söyledi.
Siirt'ten gelen 57 yaşındaki Yılmaz Buğdaycı ise 2006'da kollarındaki ağrı nedeniyle Ilıca'ya geldiğini, kaplıca suyuna girdikten sonra ağrıları geçince her yıl geldiğini söyledi.
64 yaşındaki Cuma Çelik de dizlerindeki ve kollarındaki ağrılar nedeniyle 10 yıldır aralıksız geldiğini söyledi.

Görüntü Dökümü
-----------------------------
- Ilıca'nın havadan görüntüsü
- Çarşıdan detay
- Hamamdan detay
- Ali Arslan ile röp.
- Yılmaz Buğdaycı ile röp.
- Cuma Çelik ile röp.
- Memiş kar ile röp.
- Piknik yapan tatilciler
- Hüseyin Kar ile röp.
- Genel ve detay görüntüler
Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)
GÖRÜNTÜ BOYUTU: 716 MB

================================================
3)BALKONDAN DÜŞEN FİRAS'IN BABASI: İNŞALLAH ÇOCUĞUM CENNET KUŞU OLUR

ANTALYA'nın Kumluca ilçesinde evlerinin balkonundan düşerek yaşamını yitiren Suriyeli 2 yaşındaki Firas El Şahaze'nin babası Muhammet Şahaze (29), "Biz memleketimizden çıkmışız. Buraya geldik, ekmek teknemiz olan berber dükkanımızı açtım, çocuklarımı iyi bir şekilde yaşatmak için. Olanlar oldu. Yine de Allah'a şükrediyoruz. İnşallah çocuğum cennet kuşu olur" dedi. Suriye'deki savaş ortamından kaçan Şahaze çifti 2 çocuğuyla beraber yaklaşık 3 yıl önce Türkiye'ye gelerek, Kumluca'ya yerleşti. Suriye'de berberlik yapan Muhammet Şahaze, Kumluca'da tanıdığı Suriyeliler vasıtasıyla mesleğini burada da sürdürmeye karar verdi. Muhammet Şahaze, burada berber dükkanı işletirken, 2 yıl önce çocukları Firas El Şahaze dünyaya geldi. Biri 4 yaşında erkek, diğeri 11 yaşında kız çocuğu daha bulunan Şahaze çiftinin mutluluğu, Firas'ın doğmasıyla daha da arttı. 3 çocuğuyla mutlu şekilde yaşamlarını sürdüren çiftin dünyası 21 Ağustos günü yaşanan acı olay sonrası karardı.
İlçeye bağlı Eski Cami Mahallesi Çarşıiçi Caddesi'nde oturan Suriyeli çiftin oğulları Firas El Şahaze, anne markete gittiği sırada ablasıyla balkonda oynarken, henüz bilinmeyen nedenle dengesini kaybederek 3. kattaki balkondan düştü. Beton zemine çakılarak ağır yaralanan çocuğu görenler, durumu sağlık ekiplerine bildirdi. İhbar üzerine adrese giden ekiplerin ilk müdahalesinin ardından minik Firas, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Durumunun ağır olması sebebiyle Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne sevk edilen çocuğun akciğeri ile karaciğerinde hasar oluştuğu, bağırsağının ise delindiği tespit edildi. Yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınan Firas El Şahaze, dün öğlen saatlerinde yaşamını yitirdi. Firas El Şahaze dün Kumluca Camii'nde kılınan namazın ardından Mavikent Mahallesi Yalı Mezarlığı'nda toprağa verildi.
'İNŞALLAH ÇOCUĞUM CENNET KUŞU OLUR'
Baba Muhammet Şahaze, yaşanan olay dolayısıyla büyük üzüntü yaşadıklarını belirtirken, Demirören Haber Ajansı'na (DHA) duygularını şöyle ifade etti:
"Allah'ın takdiri, elden gelen bir şey yok. Biz memleketimizden çıkmışız. Bu Allah'ın bildiği bir şey. Buraya geldik, ekmek teknemiz olan berber dükkanımızı açtım, çocuklarımı iyi bir şekilde yaşatmak için. Olanlar oldu. Yine de Allah'a şükrediyoruz. İnşallah çocuğum cennet kuşu olur. Bütün yetkililere teşekkür ediyorum. Hastanedeki doktorlara ve hemşirelerin bize yaptığı iyiliğe teşekkür ediyorum. Her zamanki gibi bütün iyilikler için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür ediyorum."
DÜŞME ANI GÖRÜNTÜLERE YANSIMIŞTI
Firas El Şahaze'nin düştüğü bölgedeki bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedilen görüntülerde, küçük çocuğun yüz üstü kaldırıma düşüşü ve çevredeki 3 kişinin yaşadığı şokla ellerini yüzlerine kapatıp, çocuğun yanına giderek yardım etmeye çalıştığı kaydedilmişti.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
- Baba Muhammet Şahaze röportaj

HABER- KAMERA: Hakan ÖZGENÇ/KUMLUCA (Antalya), (DHA)

===============================================

4)GAZİPAŞA'DA TROPİKAL MEYVE HASAT ŞENLİĞİ

ANTALYA'nın Gazipaşa ilçesinde bu yıl ilki düzenlenen Tropikal Meyve Hasat Şenliği gerçekleştirildi. Gazipaşa'da Antalya Valiliği'nin talimatıyla Tarım ve Orman İl Müdürlüğü önderliğinde Gazipaşa Kaymakamlığı ve Gazipaşa Belediyesi'nin katkılarıyla 1'inci Tropikal Meyve Hasat Şenliği düzenlendi. Gazipaşa- Alanya Havalimanı'na inen Vali Münir Karaloğlu, Alanya kaymakamı ve Gazipaşa Kaymakam vekili Mustafa Harputlu, Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Jandarma Komutanı Üsteğmen Ali Kaya, İlçe Emniyet Müdürü Tayfun Ilgaz ve kurum amirleri tarafından karşılandı. Daha sonra Atatürk Parkı'nda açılışı yapılacak olan şenlik alanına geçildi. Şenlik alanında Halk Eğitim Müdürlüğü halk oyunları öğrencileri gösteri sundu.
Vali Münir Karaloğlu ve protokol üyeleri tropikal meyvelerin sergilendiği stantları gezdi. Vali Münir Karaloğlu tropikal meyvelerin tadına bakıp bilgiler aldı, tropikal ürünler ve tropikal ürünlerden yapılma yiyecek ve içeceklerden protokol üyeleri ve gazetecilere de ikramlarda bulundu. Vali Karaloğlu, saksıda ekili ve meyveleri bulunan muz, avokado ve ejder meyvesinin temsili hasadını yaptı. Şenlik alanından ayrılan Vali Karaloğlu ve protokol üyeleri Kahyalar Mahallesi'ndeki mango fidan üretim yerini gezdi ve bilgiler alarak ilçeden ayrıldı.
'GAZİPAŞA TROPİKAL CENNETİ OLUYOR'
Şenlikte konuşan Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, "Gazipaşa'mızın tarımında çeşitlilik yelpazesi gün geçtikçe genişliyor. Türkiye'de turfanda sebze üretiminde önemli bir yere sahip olan ilçemizde, tropikal meyve yetiştiriciliği de gün geçtikçe artıyor. Gazipaşa iklim şartları dolayısıyla tropikal meyvelerin yetişmesine imkan sağlıyor. Gazipaşa'da tropikal meyve ağaçlarının bölgeye iyi adapte olması, iyi ürün vermesi ve diğer ürünlere göre gelirinin yüksek olması çiftçilerimizi tropikal meyve üretimine yöneltti. Gazipaşa yavaş yavaş tropikal cenneti oluyor. Muz ve avokado gibi tropik meyve üretimiyle uzun yıllardır tanınan ilçemizde artık pek çok kimsenin daha önce adını duymadığı 20'nin üzerinde türde tropik meyve üretiliyor" dedi.
MUZDA 7 YILDA YÜZE YÜZ BÜYÜME, 7 YIL İÇİNDE İHRATCI ÜLKE
Vali Münir Karaloğlu, "Antalya uygun iklim koşulları dolayısıyla Türkiye'nin kadim tarım şehridir. Kentte yaş sebze ve meyve olarak her sene 6.5 milyon ton üretim yaparız. Bu ürettiğimiz ürünleri hem Türkiye'nin dört bir tarafına hem de dünyanın çeşitli ülkelerine ihraç ederiz. Antalya turizmle öne çıkmış olsa da Antalya aslında kadim bir tarım şehridir. Tropik meyvede de öne çıkmakta. Uygun iklim koşulları dolaysıyla tropik meyvede de öne çıkmakta. Türkiye tropik meyve üretiminde önemli merkezlerden biri olmakta. Tropik meyve denince aklımıza ilk gelen meyve muzdur. Muz Alanya'ya 1730'lu yıllarda süs ağacı olarak gelmiştir. Meyve olarak değil süs ağacı olarak getirilmiş. Meyve verince ticari amaçlı ekilmeye başlandı. 1970'li yıllardan itibaren de avokadonun bölgemizde hasadı yapılan ürünler arasında olmuştur. Türkiye'nin 800 bin ton muz ihtiyacı var. Şu anda Akdeniz Bölgesi bunun yaklaşık 500 bin tonunu üretiyor. Antalya yüzde 33'ünü diğer kalanını da diğer bölgeler karşılıyor. Muz üretiminde 7 yılda yüzde 7 büyümüşüz. Önümüzdeki 7 yıl içerisinde ihracatçı ülke olacağız muz üretimimizde" diye konuştu.
Türkiye'nin avokado üretiminin 3 bin 500 ton olduğunu vurgulayan Vali Karaloğlu, şöyle devam etti:
"Bunun yaklaşık yüzde 81'ini Gazipaşa ve Alanya üretmektedir. Avokado da bu yıl ihracata başladık. 37 tonla sembolik bir rakam da olsa avokado ihracat eden bir ülke konumuna geldik. Tropikal türlerin Antalya'ya adaptasyonları tamamladı. 2018'de bunların tescillerini de sağladık. Artık Antalya'da tescilli tropik meyve türlerimiz var. Artık bunların da fidan ticaretinin de üretiminin de yapılabileceğini söylemek lazım. 1930'lu yıllarda muz üretimi 1970'li yıllarda başlayan avokado üretimi, 2012'de başlayan diğer tropikal meyve denemeleri bu güne geldiğimizde artık 10 ayrı tropik meyve türünün yetiştirildiğini ve ticaretinin yapıldığı bir şehre dönüştürdü. Önümüzdeki dönemlerde tropik meyvecilik noktasında hem ciddi bir potansiyelimiz var hem de hiçbir şekilde pazar sıkıntımız yok. Hem Türkiye'nin iç pazarı hem de yanı başımızda çok büyük bir Avrupa pazarı ürettiğimiz bütün ürünleri satabileceğimiz bir pazara sahibiz. Artık muz ve avokadonun yanında pitaya, mango, passiflora, liçi, guava ve longan gibi tropikal türler üretiyoruz. Bu hem çiftçilerimizin hem de girişimcilerimizin çalışmaları sonucu olmuştur."
25 ÇEŞİT TROPİKAL MEYVE ÜRETİLİYOR
Gazipaşa'da 25 bin dekar alanda 25 çeşit tropikal meyve üretiliyor. Bakımı kolay, ekonomik getirisi yüksek tropikal meyvelerin ilçe ikliminde kolaylıkla yetiştiğini deneme ekimlerinde gören üreticiler, son birkaç yıldır bu meyvelerin üretimine yöneldi. Muzdan sonra avokadoyla devam eden üretim Güney Amerika ve Güney Asya kökenli liçi (lychee- kral meyvesi), longan, passiflora (çarkıfelek), mango, papaya (ağaç kavunu), ejder meyvesi (pitaya), guava (sarı ve kırmızı çilek), kahve, sapote (çikolata meyvesi), feijoa (kaymak ağacı), karambola (yıldız meyvesi), kei elması, sapodilla, pomela, lime limon, graviola (tarçın elması), goji berry, jackfruit, ambarella (altın elma), moringa, snake fruit (yılan meyvesi), rose apple (gül elması) ve pawpaw meyvesi ile devam etti. Tropikal meyvede mango ve ejder meyvesinin (pitaya) de bu yıl hasadını yapan üreticiler gelir elde etmeye başladı. Tropik meyvelerden ejder meyvesinin tanesi 25, mangonun tanesi 35 liradan alıcı buluyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
- Vali Karaloğlu'nun havalimanında karşılanması
- Protokolün şenlik alanına gelişi
- Halk oyunu gösterisi
- Stantların gezilmesi
- Vali Karaloğlu'nun protokole tropikal meyvelerden ikramları
- Temsili tropikal meyve hasat yapımı
- Genel ve detay görüntüler
- Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz'ın konuşması
- Vali Münir Karaloğlu'nun konuşması

HABER- KAMERA: Yücel BULUT/GAZİPAŞA, (DHA)

=========================================================

5)SAHTE GEÇİCİ KİMLİK BELGESİ İLE ALTIN DOLU KARGO PAKETİNİ TESLİM ALMIŞLAR

MERSİN'in Erdemli ilçesinde, başkasının adına gelen altın dolu kargo paketini sahte geçici kimlik belgesi ile alan 2 şüpheli, aynı yöntemi kent merkezindeki başka bir kargo şubesinde uygulamaya çalışınca yakalandı. Şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Merkez Yenişehir ilçesindeki bir kargo şubesinin çalışanı, E.K. adına gelen ve içerisinde 37 adet altın yüzüğün bulunduğu kargoyu geçici kimlik belgesi ile almak isteyen bir kişiden şüphelendi. İncelediği belgenin sahte olduğunu belirleyen kargo görevlisi polisi aradı. Bölgeye giden Yankesicilik ve Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, isminin R.M.K. olduğu öğrenilen şüpheli ile beraberindeki E.M.A.'yı gözaltına aldı. Şüpheliler emniyete götürülüp sorgulanırken, R.M.K., cep telefonu uygulaması ile irtibat kurdukları bir kişi tarafından yönlendirildiklerini, sahte belgelerin de yine bu kişi tarafından kendilerine verildiğini söyledi. Erdemli ilçesinde de aynı yöntemle içerisinde 25 çeyrek altının bulunduğu paketi aldıklarını itiraf eden R.M.K., altınları sattıktan sonra parasını kendilerini yönlendiren kişiye merkez Mezitli ilçesinde teslim ettiklerini anlattı. Bu bölgedeki kameraları incelemeye alan polis, kimliği tespit edilen diğer şüpheli M.K.'yı yakalamak için çalışma başlattı. Emniyetteki sorguları tamamlanan R.M.K. ve E.M.A. adliyeye sevk edildi. Kendilerini görüntüleyen basın mensuplarına, "Her şeyi M.K. yaptı, bizi kandırdı. Bu işlere sürükledi" diyen R.M.K. ve arkadaşı tutuklanarak cezaevine konuldu.

Görüntü Dökümü
---------------------------
- Kargo şubelerinin güvenlik kamera görüntüleri
- Emniyet müdürlüğünün görüntüleri
- Zanlıların emniyetten çıkarılıp polis aracına bindirilmesi
- Araçların emniyetten ayrılması

SÜRE: 01'40" BOYUT: 181 MB
Haber-Kamera: Adnan AÇIKGÖZ/MERSİN, (DHA)

============================================

6)BEKÇİLİK HAYALİ KURAN KAPICI, PARKI SPOR PARKURUNA ÇEVİRDİ

ANTALYA'da bir sitede kapıcılık yapan 3 çocuk babası Mahmut Doğan, bekçi olmak için fiziksel test sınavına hazırlanıyor. Maddi imkanı olmadığı için spor salonuna gidemeyen Doğan, park içinde spor parkuru oluşturarak antrenman yapmaya başladı. Fiziksel dayanıklılık sınavındaki parkurun kopyasını kendi imkanlarıyla tasarlayan Doğan, maddi durumu yetersiz olduğu için spor salonuna gidemeyen bekçi adaylarını da parkurda çalışmaya davet etti.
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun '8 bin bekçi alınacak' açıklamasının ardından bekçilik hayali kuran adaylar, geceli gündüzlü fiziksel sınava hazırlanıyor. Yazılı sınavda başarılı olan ve fiziksel teste girmeye hak kazanan Antalyalı kapıcı Mahmut Doğan da 8 bin kişinin arasında yer almak için çaba veriyor. Bütçesi spor salonuna gitmeye yetmeyen Doğan, evinin yakınındaki bir parkı, zorlu bir parkura dönüştürdü. 15 kiloluk 3 pet su şişesi üzerine yerleştirdiği çıtadan 'engelli zıplama geçişi', lastik tamircisi bir arkadaşından aldığı 6 eski otomobil lastiğini kullanarak 'lastikli engel geçişi' ve şeker çuvalı içine doldurduğu tuğlalardan oluşturduğu '30 kilogramlı kum torbası' taşıyarak antrenmanlarını sürdürüyor. Kargılardan yaptığı 'labirent hızlı koşu' etabıyla parkuru tamamlayan Mahmut Doğan'a, kendisi gibi bekçi olma hayali kuran bekçi adayları da parkurda eşlik ediyor.
SINAV 26 AĞUSTOS
Mahmut Doğan, maddi durumu olmadığı için spor salonuna gidemediğini, bu nedenle kendi spor alanının evinin yakınında bir parkta oluşturduğunu anlattı. 26 Ağustos günü Karaman'da düzenlenecek fiziksel yeterlilik sınavına var gücüyle hazırlandığını belirten Doğan, spor salonuna ekonomik nedenlerden dolayı gidemeyen diğer bekçi adaylarını da parkurda çalışmaya davet etti.
ANTRENMAN YAPAMAYANLAR SINAVDA GERİ KALIYOR
Bekçi olmak için fiziksel yeterlilik etabının çok önemli olduğunu vurgulayan Mahmut Doğan, "Bu parkuru sınava hazırlanan arkadaşlara destek olması için yaptım. Burada hep birlikte spor eğitimi yapıyoruz. Durumu iyi olmayan arkadaşlar için bunu düşündüm. Ben dahil birçok arkadaşım spor salonuna gitmek istese de günlük 30-40 lira gibi bir ücret ödemek zorunda kalıyor. Maddi durumu iyi olmayanlar eğitimsiz kalıyor, sınavda geriye düşüyor. Onlar buradan faydalansın. Günlük antrenmanlarımı yapıyorum. Fiziksel gücümün arttığını hissediyorum. 48 saniye içinde etabı tamamlamayı hedefliyorum" dedi.
DİĞER BEKÇİ ADAYLARI DA BU PARKURDA ÇALIŞIYOR
Arkadaşının hazırladığı parkurda her gün antrenman yapan Mehmet Aksu ise çalışmalarına hız verdiğini söyledi. Aksu, "Önceki sınavlarda süre 50 saniyeydi. Şimdi ise 48 saniyeye düşürüldü. 30 kilogram ağırlığındaki kum torbalı koşu etabı ise 2 metre uzatıldı. Bu da işimizi çok zorlaştırdı. Maddi durumu iyi olmayan arkadaşlar için güzel bir çalışma alanı oldu. Burada her gün çalışarak kendimizi fiziksel teste hazırlıyoruz" diye konuştu.
Görüntü Dökümü
---------------------------
-Kapıcı bina temizliği yaparken detay görnütüleri
-Parkurda spor yaparken görüntüleri
-Ağırlık taşırken görnütüleri
-Röp 1:Mahmut Doğan Kapıcı bekçi adayı
-Röp 2:Mehmet Aksu bekçi adayı

427 MB /// 3.55 SN (HD)

Haber: İbrahim LALELİ- Kamera: Emrah GÜL/ANTALYA-DHA

====================================================

7KAPALI SERALARDA LED ARMATÜRLE HIYAR YETİŞTİRECEK

ANTALYA'da bir firma, Kuzey ülkelerinin tarımsal üretimde kullanmaları için güneş enerjisi veren led armatürler üretti. Hiç güneş görmeyen seraya yerleştirdikleri ledlerle domates üretmeyi başaran firma, şimdi de hıyar yetiştirilmesi için ürettiği ledleri geliştirerek Rusya'ya ihraç etmeye başladı. Antalya Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB) 28 yıldır fiber optik aydınlatma sistemlerinin üretimini yapan PSL Electronik A.Ş., yıl içerisindeki güneşli gün sayısı tarımsal üretim için yeterli olmayan kuzey ülkelerine yönelik ürün geliştirdi. Kuzey ülkelerindeki seralarda bitkilerin güneş enerjisi ihtiyacını karşılayan sodyum armatürleri inceleyen PSL Elektronik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Şentürk, bu armatürlerin hem elektrik tüketimi hem de bitkinin ihtiyacı açısından uygun olmadığını tespit etti. AR-GE biriminde mühendislerle bir çalışma başlatan Şentürk, tamamı ledlerden oluşan özel bir aydınlatma sistemiyle hiç güneş ışığı almayan, tamamen kapalı bir alanda bitki üretmeyi başardı. Fabrika içerisinde 250 metrekarelik bir alanı laboratuvar olarak düzenleyen Şentürk, bu alana bir sera kurdu. 15 bölümden oluşan serada bir bölümüne klasik aydınlatmada kullanılan sodyum armatür yerleştiren Şentürk, geriye kalan 14 bölüme farklı derecelerde özel geliştirilen ve bitkilerin ihtiyaç duyduğu güneş enerjisini veren ledler yerleştirdi.
Şentürk, her aydınlatma düzeneğinin altına aynı bitkilerden koyarak hangisinin etkili olduğunu gözler önüne serdi. İlk olarak serada domates yetiştiren Şentürk, led aydınlatmaların olduğu bölümden normal şartta 25 kilogram domates alabileceği bitkilerden 50 kilogramın üzerinde ürün topladı.
DOMATES VE ÇİLEKTEN SONRA DİKENLİ HIYAR
Ledlerin bitkilere etkisini görmek açısından alana ilk olarak domates eken ardından da çilek üreten Şentürk'in şimdiki hedefi ise Rusya'da oldukça popüler olan dikenli hıyar yetiştirmek. Işık sistemlerinin altına bitkileri yerleştirdiklerini belirten Cengiz Şentürk, "Bitkinin hangi ışık altında daha sağlıklı olduğunu tespit etmek için çalışmalarımız başladı. Ziraat mühendisi arkadaşımız her gün bitkileri kontrol ediyor. Her birine aynı ölçüde su ve gübre veriliyor. Tek farklı yanları ise üzerine gelen ışık. Testin sonunda en kaliteli ürünü veren bitkiye hangi tür ledin uygun olduğunu anlamış olacağız" diye konuştu.
RUSYA KENDİ ÜRÜNÜNÜ ÜRETMEK İSTİYOR
Özellikle Rusya'nın bu teknolojiye özel ilgi duyduğunu kaydeden Şentürk, "Rusya kendi iç üretimini arttırmanın yollarını arıyor. Gün ışığından uzak olması domates, salatalık gibi ürünleri yetiştirmesini engelliyor. Onlarda bu tür teknolojileri kullanarak dev kapalı seralar kurarak üretim yapmak istiyor. Bu nedenle görüşmelerimiz oldukça yakın devam ediyor. Birkaç yere sistem kurduk. Fakat hedefimiz çok daha büyük alanlar" dedi.

Görüntü Dökümü
---------------------------
- Serdan görüntü
- Armatürlerden görüntü
- Ürünlerden görüntü
- Persoelin çalışması
- Röp: Cengiz Şentürk

Haber: İbrahim LALELİ- Kamera: Emrah GÜL/ANTALYA-DHA)

===============================================

8)‘ÇAY HASTANESİ’, ADIYLA İLGİ ODAĞI OLDU

KOCAELİ’nin Karamürsel ilçesinde yaşayan Muharrem Erdoğan ve damadı Onur Açık, açtıkları çay ocağına ‘Çay Hastanesi’ adını verdi. Kendilerini ‘Çay profesörü’ ve ‘Çay doçenti’ olarak tanımlayan ikili, kullandıkları bu esprili dille vatandaşların ilgi odağı oldu.
Yaklaşık 40 yıldır çeşitli şehirlerde çay ocağı işletmeciliği yapan Muharrem Erdoğan. Karamürsel İlçesi 4 Temmuz Mahallesi’nde damadı Onur Açık ile birlikle bir çay ocağı açmaya karar verdi. Açacakları çay ocağına uzun süre isim arayan ikili, ‘Çay Hastası’ deyimine atıfta bulunarak çay ocağının adını ‘Çay Hastanesi’ koymaya karar verdi. Kendilerine ‘Çay profesörü’ ve ‘Çay doçenti’ lakabı takan işletme sahipleri, önce çevresindeki esnafın sonra da ilçede bulunan vatandaşların dikkatini çekti. Karadenizli oldukları için çay yapma konusunda profesör olduklarını bu sebeple bu ismi koyduğunu ifade eden işletme sahibi Muharrem Erdoğan, Türk toplumunda birçok insanın kendisini çay hastası olarak nitelendirdiği için bu esprili dili tercih ettiklerini belirterek “Uzun zamandır bir çay ocağı açmak istiyordum, baya bir süre ne isim koyacağımızı düşündük. Çevremizdeki bütün arkadaşlarımız çay tiryakisi yani çay hastası olduğu için biz de düşündük taşındık ‘Çay Hastanesi’ ismini koymaya karar verdik. Bu işin de profesörü biziz daha önceden de çay ocağı işletmiştik zaten. Zaten Karadenizli olduğumuz için bu işin profesörü biziz hem yapmasını hem satmasını iyi biliriz. Bu ismi koyduktan sonra çok olumlu tepkiler aldık, herkes koyduğumuz bu isimden memnun oldularö dedi.
“DÜKKANIN ÖNÜNDEN GEÇENLER DURUP FOTOĞRAF ÇEKTİRİYORö
Çay ocağına koydukları bu isim nedeniyle yoldan geçen insanların durup fotoğraf çektirdiğini belirten işletme sahibi Onur Açık, “Biliyorsunuz ki Türk toplumunda çay bizim ayrı bir kültürümüzdür. Nereye gidersek gidelim herkes çay içiyor. Biz de çay ocağı açmaya karar verince değişik bir şey bulalım dedik. Başı ağrıyan hastaneye gidiyor, dişi ağrıyan diş doktoruna gidiyor her şeyin bir doktoru bir tedavisi var. Biz de dedik ki bu kadar çay seven bir toplumda çay hastası olan bir toplumda ‘Çay Hastanesi’ diye değişik bir isim bulduk. İsim çok tuttu Karamürsel’de. Her geçen dükkanın önünde durup fotoğraf çekiliyor. Şu an Karamürsel’de çok ilginç bir hava oluştu bizim adımız nedeniyle. Espriyle çıktığımız bu yolda çayın uzmanı olduğumuz için kendimize profesör ve doçent dedik. Tamamen espri amacıyla yaptık gelen tepkilerden memnunuzö dedi.

Görüntü Dökümü
---------------------------
- Çay ocağının dışından görüntüler
- İşletme sahiplerinin çay demleyip servis etmesi
- Muhabir anonsu
- İşletme sahipleriyle röportaj
- Detaylar

HABER: Dinçer AKBİR-KAMERA: Alişan KOYUNCU/KARAMÜRSEL(Kocaeli),(DHA)

Geri Dön