HABER

DHA YURT BÜLTENİ-3 

SÜT TANKERİ TARLAYA DEVRİLDİ Burdur- Karamanlı karayolunda kontrolden çıkan süt tankeri tarlaya devrildi.

SÜT TANKERİ TARLAYA DEVRİLDİ

Burdur- Karamanlı karayolunda kontrolden çıkan süt tankeri tarlaya devrildi. sürücünün kazayı yara almadan atlattığı kazada tonlarca süt döküldü.
Karamanlı'dan Burdur istikametine giden Nadir Başol'un kullandığı 15 SA 562 plakalı süt tankeri, sürücünün direksiyon kontrolünü yitirmesi sonucu yolun sağındaki tarlaya devrildi. Tankerdeki tonlarca süt tarlaya döküldü. Tanker, çekici yardımıyla devrildiği tarladan çıkarıldı.
Kazadan yara almadan kurtulan sürücü Nadir Başol, jandarma tarafından ifadesi alınmak üzere Hacılar Jandarma Karakolu'na götürüldü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
- Tankerin kurtarılması
- Tanker çekici üzerinde
- Detay
HABER- KAMERA. Mesut MADAN/BURDUR, (DHA)

=========================

OCAKTAKİ ÇAYDANLIK 2 KARDEŞİN ÜZERİNE DEVRİLDİ

Erzurum'da fırının kapağını açıp üzerine oturan Emir (7) ve Eray Sünbül (1) kardeşlerin üzerine, ocak üstünde kaynayan çaydanlık devrildi. Küçük Eray başından, yüzünden ve sağ kolundan yaralanırken, ağabeyi Emir'in ise sağ kolunda yanıklar oluştu.
Olay, 9 Ekim günü merkez Palandöken ilçesindeki Yunusemre semtinde meydana geldi. Merve- Kamil Sünbül çiftinin çocukları Eray, fırının kapağını açarak üzerine oturdu. Bunu göre ağabeyi Emir de kardeşinin yanına gitti. Emir de kapağın üzerine oturunca ocak üzerindeki çaydanlık devrildi. Kaynar su Eray ve Emir'in üzerine döküldü. Küçük Eray'ın yüzü, başı ve sağ kolu yandı. Suyun bir bölümü de Emir'in sağ koluna döküldü. Ailenin çağırdığı ambulansla çocuklar, Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırdı. İki kardeş Yanık Tedavi Ünitesi'nde tedaviye alındı.
Merve Sünbül'ün 40 gün önce 3'üncü çocuğuna doğum yaptığı için yeğenlerine kendisinin baktığını söyleyen hala Bilgi Sünbül, "Biz Merve ile mutfakta çay hazırlıyorduk. Eray arkamızdan mutfağa gelmiş, ancak biz görmedik. Ocaklı fırının kapağını açıp oturmuş. Emir de onun yanına gitmiş ve kapağa o oturunca fazla yükü kaldıramadı. Ocağın üzerindeki suyun yarısı Eray'ın, diğer yarısı da Emir'in üzerine döküldü. Şu an durumları iyi. Aileler dikkat etsin" dedi.
Hastane odasında ağlayan kardeşini oyunlar oynatarak susturmaya çalışan ilkokul 2'nci sınıf öğrencisi Emir Sünbül, "Annem bize kek hazırlıyordu. Ağırlık çöktü, suyun bir kısmı benim üzerime döküldü. Ben kaçtım, annem de hemen Eray'ı aldı" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:ÖZEL
-Yanan çocuklardan detay
-Emir Sünbül ile röp
-Halası Bilgi Sünbül ile röp
-Yanık merkezinden detay
-Fırın ve çaydanlık detayları
-Hümeyra Pardeli'nin anonsu
Haber: Hümeyra PARDELİ- Kamera: Zafer KUMRU / ERZURUM,(DHA)

VAN'DAN KUZEY IRAK'A 'EN GÜZEL ELMA' İHRACATI

Van'da 12 yıl önce 180 dönüm arazide yetiştirilmeye başlanan elmalar, bu yıl Kuzey Irak'a ihracat edilecek. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar, Türkiye'nin en güzel elmalarının Van'da yetiştirildiğini belirterek, "Van güneşli gün sayısı fazla olan ve 1700 rakımıyla ışığı kısa mesafede alan bir kent. Işığın dalga boyunun kısa olması nedeniyle de elma üzerine yoğun bir ışık düşüyor. Bu da meyvenin rengini ve şeklini, tadını güzelleştiriyor. Rengi iyi olan bir elmanın da vitamin değeri yüksek olur. Bu nedenle Van'da yetiştirilen elmalar Türkiye'nin en güzelidir. Bu yıl Kuzey Irak'a 300 ton elma ihracat edeceğiz ve şuanda onun hazırlıklarını yapıyoruz" dedi.

VYÜ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikret Yaşar, derste anlattıklarını sahada da göstermek için 12 yıl önce meyve bahçesi kurdu. Yaklaşık 180 dönüm arazi üzerinde yetiştirilen 16 bin meyve fidanı arasında özellikle elma, armut, kayısı ve erik ağaçları beklenenin üzerinde ürün verince ihracata başlandı. Van'da yetiştirilen elmanın Türkiye'nin en güzeli ve en kalitelisi olduğunu belirten Prof. Dr. Yaşar, bunu da Van'ın 1700 rakımda olması ve güneş ışınlarının dalga boyunun kısa olmasına bağlıyor. Işığın fazla olduğu yerde meyvelerin renk değerlerinin arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Yaşar, şöyle konuştu:

TÜRKİYE'NİN EN GÜZELİ VAN'DA
"Renk kalitesinin artması demek aynı zamanda vitamin değerlerinin artması demek. Vitamin değerlerinin yüksek olması demek, antioksidan değerlerinin yüksek olması demek. Güneş meyve sebzelerde kalite değerlerini yükseltmekle kalmıyor. Güneş ışınlarının çok önemli bir özelliği de dezenfektan özelliği. Buradaki sebze ve meyvelerde hastalık çok nadir görülür. Bunda güneş ışınlarının etkisi çok yüksektir. Ayrıca kışında soğuk olduğu için hastalık ve zararlıların burada beslenmesi zordur. Bizim burada meyve ve sebzelerimiz kalite kriterleri bakımından çok üstün. Türkiye'nin en güzel elması hiç şüphesiz Van'da bunu iddia ediyorum. Dünyanın en kaliteli meyve ve sebzesi burada yetişiyor. Aynı zamanda buradaki meyve ve sebze çok sağlıklı. Çünkü ilaç kullanılmıyor. Burada insanlarımıza sağlıklı güzel kaliteli ürün sunmaya çalışıyoruz."

DERSTE ANLATTIKLARINI SAHADA UYGULADI
Amacının üretim ile ilgili anlattıklarının derslerle sınırlı kalmaması olduğunu ve bu nedenle sahaya indiğini belirten Yaşar, "Sahada da bunu göstererek işe başladık. Ben bu bahçeyi kurduktan sonra Van Gölü Havzasında ciddi anlamda meyve bahçeleri kurdurduk. 2 yıl içinde burularda ciddi anlamda ihracat yapılabilecek meyve potansiyeli mevcut olacaktır. Van ihracat yapılabilecek meyve potansiyeline ulaşmıştır" dedi.

300 TON ELMA İHRAÇ ETTİK
Amacının Van Gölü havzasını bölgenin meyve ve sebze ihtiyacını karşılayacak potansiyele ulaştırmak olduğunu belirten Prof. Dr. Yaşar, "Çünkü o potansiyel burada var. Bu konuda insanların dikkatini çekip üretime yönlendirmek lazım. Son yıllarda üretimde ciddi artış oldu ama tabi ki yeterli değil. Bölge denince sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu'dan bahsetmiyoruz. Bölge denince Irak, İran, Nahcivan ve Azerbaycan'a kadar gidecek ürünlerden bahsediyoruz. Bu sene biz bütün ürünü Kuzey Irak'a verdik. Yani ihracata başladık. İnşallah bundan sonra daha yüksek potansiyellerle ihracatımızı sürdüreceğiz. Bu sene 300 ton ihracat yaptık. Memnuniyetleri arttıkça bu işin artacağını ümit ediyorum" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
---------------------------------
-Elma bahçesinden genel
-Elmaların toplanması
-Genel ve detaylar
-Muhabir anonsu
-Bahçeden drone görüntüleri
-Prof. Dr. Yaşar ile röportaj
-Elmalardan ve çalışmalardan genel ve detaylar

Gülay KUYUCU-Orhan AŞAN-VAN,(DHA)

===================================

İBRAHİM AYDIN: HEDEFİMİZ, AROMATİK BİTKİLER PAZARINDAKİ PAYI ARTTIRMAK

TIBBİ ve Aromatik Bitkiler Meclis Araştırma Komisyonu Başkanı İbrahim Aydın hedeflerinin, tıbbi ve aromatik bitkiler açısından büyük bir zenginliğe sahip Türkiye'nin, dünya genelinde 115 milyar dolarlık hacmi bulunan tıbbi ve aromatik bitkiler pazarındaki payını artırmak olduğunu söyledi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5 siyasi partinin teklifi ile kurulan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Meclis Araştırma Komisyonu üyeleri bir dizi ziyaretler için Hatay'a geldi. AK Parti Antalya Milletvekili İbrahim Aydın'ın başkanlığını yürüttüğü heyet, ilk olarak Vali Rahmi Doğan’ı makamında ziyaret etti. Kurul üyeleri, daha sonra 280 bitki türünün sergilendiği Tıbbi Aromatik Bitkiler Müzesi'ni gezdi. Burada basın mensuplarına konuşan Komisyon Başkanı Aydın, amaçlarının, tıbbi ve aromatik bitkiler açısından büyük bir zenginliğe sahip Türkiye'nin, dünya genelinde 115 milyar dolarlık hacmi bulunan tıbbi ve aromatik bitkiler pazarındaki payını artırmak olduğunu söyledi. Komisyonun, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 5 siyasi partinin teklifi ile kurulduğunu hatırlatan Başkan Aydın, 3 aylık bir süre için kurulan komisyonun süresinin uzatılarak çalışmalarına devam ettiğini belirtti. Şu ana kadar Meclis'te 11 toplantı yaptıklarını aktaran Aydın , tıbbi ve aromatik bitkiler konusunda uzman 68 bilim adamının yanı sıra üreticiler ve bakanlıktaki uzmanları da dinlediklerini, bunun yanı sıra il çalışma ziyaretleri gerçekleştirdiklerini ifade etti. Hatay'ın bitki olarak çok fazla çeşitliliğe sahip bir yer olduğuna değinen Aydın, "Ülkemiz zaten çok zengin bu konuda, 12 bin üzerinde bitki çeşitliliği var. Ülkemizde 3 bin 600 endemik bitki, Hatayımızda da 2 binin üzerinde bitki çeşitliliği var, 300'ün üzerinde de endemik tür var. Türkiye'deki en kapsamlı olan müze de Hatay ilimizde" dedi.

‘2023 YILINDA 5 MİLYAR DOLAR GELİR HEDEFLİYORUZ’
115 milyar dolarlık pazarda Türkiye'nin milyon dolarlar aşamasında payı bulunduğunu belirten Aydın, şöyde devam etti:
"500-600 milyon dolarlardan bahsediliyor. Kırsal kalkınmanın da lokomotifi olacak. Biz diyoruz ki bunları iyi bir şekilde değerlendirebilirsek 2023 yılına kadar bizim bu durumdan 5 milyar dolar gelirimizin olması lazım. Biz son yıllarda zenginliğimizin farkına vardık ve üretime başladık. Bizim isteğimiz şu; biz burada yalnız defneyi işlemeden ve ya kekik, ada çayı, bunlar yurtdışına ihraç ettiğimiz ürünler, biz bunları ilaç yaparak, yağını çıkartarak o duruma getirerek ilaç sanayisinde kullanmamız gerekiyor. Yoksa dağdan topladığımız gibi onu ihraç etmek değil, hatta endemik türlerin korunması ve onların tarımını yapmak ve ondan sonra sanayileştirip, ülke dışına ihracat yapmamız gerekiyor."

Görüntü Dökümü
-----------------------
- Tıbbi Aromatik Bitkiler Müzesi'nin tabelası
- Heyetin müzeye gelişi
- Heyetin müze ziyaretinden genel ve detay görüntüler
- Başkan İbra Aydın ile röp.
- Müzeden genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Hüseyin BOZOK - Halil İbrahim KARAÇAY/HATAY, (DHA)

BAZ İSTASYONU GELİRİ VAADİYLE DOLANDIRILDILAR

Kocaeli’de satın alacakları araziye baz istasyonu kurulacağı vaadine kanarak 2 arazi satın alan Bozbağ çifti, kurulacağını düşündükleri baz istasyonları için dolandırıcıya 26 bin TL verdi. Nilüfer Bozbağ, baz istasyonu kurulması için iki arsa satın aldıklarını, işlemler için ise dolandırıcıya 26 bin TL verdiklerini belirterek, dolandırıcı hakkında şikayetçi olduklarını söyledi.

Kocaeli’de elindeki sahte belgeler ile kendisini baz istasyonu firması sorumlusu olarak tanıtan S.A., Nilüfer Bozbağ ve Arda Bozbağ çiftine arazilerine baz istasyonu kurup, 5 yıllık kirası karşılığında 1,5 milyon lira vaat etti. S.A.’nın teklifini kabul eden Bozbağ çifti, 20 bin lira ödeyerek Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde ve Bilecik’te iki adet arsa satın aldı. S.A., satın alınan 2 araziye baz istasyonu kurma masrafları için Bozbağ çiftinden her arsa için 13 bin lira olmak üzere 26 bin lira para istedi. Baz istasyonu kurulduktan sonra kendilerine 1,5 milyon lira verileceğine inanan çift, parayı S.A.’ya ödedi. Parayı aldıktan sonra kayıplara karışan S.A. hakkında Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan Bozbağ çifti, S.A.’nın cezalandırılmasını istedi.

BAZ İSTASYONU İÇİN ARSA ALDILAR
Kendileriyle beraber 19 kişinin de dolandırıldığını söyleyen Arda Bozbağ, S.A.’nın baz istasyonu hakkında çok detaylı sunumlar yaptığını ve böylelikle güvenlerini kazandığını belirterek, “Baz istasyonu kuran bir firma adına bizimle iletişime geçtiler. Bizim arazimize baz istasyonu kuracaklarını ve karşılığında 5 sene arazimizi kiralayıp 1,5 milyon lira ödeyeceklerini söylediler. Bunun üzerinden biz araştırmalar yaptık, bu iş hakkında teknik bilgisi olan arkadaşlara danıştık. Bizim aklımızda hiçbir soru işareti kalmayacak şekilde bizi bilgilendirdi. Ve bizden 2 arazimize kuracağı baz istasyonu için 26 bin lira para istedi. Bildiğimiz kadarıyla bizimle birlikte dolandırılan 19 kişi var. Arkadaşlarımızla birlikte toplamda benim tahminime göre yaklaşık 300 bin lira gibi bir para dolandırdı. Bizim dosyamız şu an soruşturma halinde, suçluların ceza almasını istiyoruz." dedi.

1,5 MİLYON LİRA VAAT ETTİ
Baz istasyonu kurma hayaliyle aldıkları arsanın şu an hiçbir işe yaramadığını ifade eden Nilüfer Bozbağ, “Arsalarımıza baz istasyonu kurulacak vaadiyle dolandırıldık. Bize S.A. isimli bir arkadaş geldi, bize baz istasyonu kurduğunu söyledi. Bize arsa aldırdı, biz de birini Kandıra’dan birini de Bilecik’ten olmak üzere 2 tane arsa aldık. 20 bin liraya yakın bir para ödedik arsalar için. Daha sonra bizim arsalarımıza kuracağı baz istasyonları için masrafların parasını istedi. Biz de arsa başına 13 bin lira para ödedik. 26 bin lira daha para verdik kendisine baz istasyonu kurulacak diye. Bize, bizim arsalarımıza kuracağı baz istasyonu için 5 sene kira parası ödeyeceğini söyledi ve 1,5 milyon lira para vaat etti. Bizler de zaten arsaları almak için 20 bin liraya yakın para verdik, 26 bin lira da S.A.’ya para verdik tüm birikimimizi aldı elimizden" diye konuştu.

300 BİN TL PARA TOPLADI
Nilüfer Bozbağ kendileriyle birlikte arkadaşlarının da dolandırıldığını ifade ederek, şöyle konuştu:
"Aynı zamanda bu iş için arkadaşlarımız da geldi, yaklaşık 20 kişi dolandırıldık. Bazılarının arsaları vardı, bazıları da bizim gibi yeni arsa aldı. S.A. şu an hepimizden topladığı yaklaşık 300 bin lira parayı aldı ve bizi kandırdı. Kendisi şu an Bilecik’te bir sigortalı işte çalışıyor ve biz mahkeme kapılarında sürünüyoruz. Bizi dolandıran adam hala dışarıda serbest dolaşıyor. Biz 26 bin lira paramızı kaybettik, arsa alacağız diye 20 bin lira da arsalara para verdik. Bu arsalar hiçbir işe yaramıyor, Bilecik’te 850 metrekareye yakın bir arsamız var, Kandıra’da 40 metrekare bir arsamız var, arsalar hiçbir işe yaramadığı için boş bir şekilde bekliyor. Bu adamın bir an önce ceza almasını bekliyor ve istiyoruz."

Görüntü Dökümü
-Nilüfer Bozbağ ve Arda Bozbağ ile röportaj
- Nilüfer Bozbağ ve Arda Bozbağ çiftinin evrakları incelemesi
-Detaylar
Haber-Kamera: Ergün AYAZ-Alişan KOYUNCU/İZMİT(Kocaeli),(DHA)

BARTIN VALİSİ GÜNER YAVRU KEDİYİ SAHİPLENDİ

Bartın Valisi Sinan Güner, sokakta yaşayan kedinin yavrularından bir tanesini alarak sahiplendi. Kedinin konutunda çocuklarına arkadaş olduğunu belirten Vali Güner, “Bu hayvanlar bize Allah’ın emanetidir. Herkes elinden geleni yapmalıdırö dedi.

Bartın Gölbucağı Mahallesi’ndeki, Valilik konutunun bahçesinde bir sokak kedisi 6 kedi doğurdu. Vali Güner ve eşi Uzman Dr. Beyhan Güner ile birlikte yavru kedilerden birini sahiplenerek, konuta getirdi. Konutun her yerini karış karış gezen kediye Vali Güner’in, 8 yaşındaki kızı Azra ile 12 yaşındaki kızı Ayşe ‘Pamuk’ ismini verdi. Vali Sinan Güner kedinin konuta geldiği andan itibaren çocuklarında olumlu gelişmeler gözlemlediğini belirtti.

‘KÜÇÜK KIZIM YAVRU KEDİNİN BAŞINDA 5-6 MASAL KİTABI OKUYOR’
Sokak kedisinin 6 yavrusundan bir tanesini sahiplendiklerini ve artık konutta büyüteceklerini söyleyen Vali Güner, “Yavru kedimizi sahiplendikten sonra ilk olarak veteriner kontrolünü ve gereken aşılarını yaptırdık. Çocuklarım bu duruma çok sevindi. En önemlisi evde olan bir canlı ile çocuklarımız çok güzel iletişim kurduğunu görmek bizleri sevindiriyor. Çocuklarım evde yavru kedinin beslenmesini ve büyümesini izliyorlar. Tabi bunları yaparken de gereksiz yere telefon internet yada sosyal medya ile uğraşmıyorlar ve bunları terk ettiler. Hatta ilkokul 2’nci sınıfa giden kızımın ısrarla kitap okumasını isteriz ama, o umursamazdı. Ama yavru kediyi eve geldikten sonra neredeyse yatmadan önce yavru kediye 5-6 tane masal kitabı okuyor. Sabah yatağından okula gitmesi için kaldırmakta zorlandığım küçük kızım bizden önce kalkıp, yavru kediyle ilgileniyor. Her şeyiyle çok faydasını görmüş olduk. İmkanı olanlar, evleri müsait olanlardan ben bu sokak hayvanlarını sahiplenmelerini istiyorum. Bu hayvanlar bize Allah’ın emanetidir. Herkes elinden geleni yapmalıdır.ö dedi.

‘SOKAK HAYVANLARI İÇİN MODERN BARINAK YAPACAĞIZ’
Bartın’da sokak hayvanları için barınak yapacaklarını belirten Vali Güner, “Özellikle bu sorun turizm sezonunu geride bıraktıktan sonra daha da arttığını görüyoruz. Ayrıca tatil döneminden sonra terk edilen sokağa bırakılan sokak hayvanlarının da olduğunu görüyoruz. Bunlara da sahip çıkmak zorundayız. Yani bunlar bize bir emanettir. Aslında bu bilinç Bartın’da fazlasıyla var, halkımız sokak hayvanlarını seviyorlar, besliyorlar ama biz bunu daha düzenli hale getirmemiz gerekir. Bizde Özel İdare ve Doğa Koruma Milli Parklar Müdürlüğü ile birlikte modern bir hayvan barınağı yapacağız. İnşallah bu hayvanları öngörülen uygulamalardan sonra doğaya bırakmalıyız. Ayrıca hayvan barınakları hiçbir zaman hapishane olmaması gerekir. Bunun için hayvanların büyüme sürecindeki her türlü ihtiyacını karşılayabilmemiz gerekir. Artık bizde Bartın olarak en son teknolojiyle donanımlı hayvan barınağını yapacağız.ö diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Vali Sinan Güner’in kediyle oynaması
-Kediden detay görüntüler
-Kedinin konutta gezmesi
-Vali Sinan Güner ile röp.
-Vali Güner’in kucağındaki kedi görüntüsü
Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,(DHA)

=========================

AFYON SUCUĞUNU FARKLI YAPAN MANDA ETİ

Sucuk ve pastırmada coğrafi işaret yarışına giren Afyonkarahisar ve Kayseri illerinin, Antalya'da düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı'ndaki (YÖREX) tadım stantlarında kuyruklar oluştu. Afyon sucuğunun Kayseri sucuğundan farkının, içerisindeki manda eti olduğu kaydedildi.
Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ATSO), 2003 yılında yaptığı başvuru neticesinde 2005 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaret tescili yapılan 'Afyon sucuğu' ile yine aynı yıllarda başvuru ve coğrafi işaret tescili alınan 'Afyon pastırması', Antalya'da bu yıl 10'uncusu düzenlenen YÖREX'te sergileniyor. ATSO Başkanı Hüsnü Serteser, Afyon sucuğu için ATSO'nun, Afyon pastırması için de Afyonkarahisar Ticaret Borsası'nın Avrupa Birliği'ne geçen yıl tescil başvurusu yaptığını kaydetti.
UZUN KUYRUK
Hem pastırma, hem de sucukta coğrafi işaret tescili alan Kayseri ve Afyon'un fuardaki stantlarında sucuk ve pastırmalar ikram edildi. Ziyaretçilerin büyük ilgi gösterdiği sucuk ve pastırma tadımı nedeniyle, uzun kuyruklar oluştu.
FARKI İÇERİĞİ
Afyon ve Kayseri sucuğunu birbirinden ayıran en önemli farkın ne olduğu sorulan ATSO Başkanı Hüsnü Serteser, “Zaten adında da tescilinde de Afyon sucuğu ve Afyon pastırması olarak geçiyor. Tabi iki ilimizde de sucuk ve pastırma yapmaktayız. Ama biz iddia ediyoruz ki; onların ayrı, bizim ayrı özelliğimiz var. Türkiye'de ve dünyada hem pastırma ve hem sucukta il olarak iddialıyız. Bizim ürünlerimizde manda eti var ve tescil alınırken bir reçetesi var. Afyon sucuğu ve pastırmasına manda eti ayrı bir lezzet veriyor" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------------------
Sucuk görüntüsü
DHA Muhabiri Alparslan ÇINAR ANONS
RÖP : Hüsnü Serteser ( ATSO Başkanı )
Sucuk ekmek dağıtımından görüntü
DHA Muhabiri Alparslan ÇINAR ANONS
Detaylar
HABER: Alparslan ÇINAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,(DHA)

BARTIN’DA DOĞA HARİKASININ TABİAT PARKI OLMASI BEKLENİYOR

Bartın’ın Ulus ilçesine bağlı Kumluca Beldesi Belediye Başkanı İsmail Can, üst üste bulunan 25 takım şelalenin bulunduğu alanın tabiat parkı olması için rapor hazırlandığını belirterek, “Merakla bölge insanı olarak buranın tabiat parkı ilan edilmesini bekliyoruz. Bu bizim çok önemli, çünkü burası keşfedilmeyi bekleyen eşsiz güzellikte bir yerö dedi.

Kumluca Beldesine bağlı Bağdatlı Köyü Sırakaya Cırım mevkiinde vadi boyunca şelaleler bulunurken, bin 200 rakımlı Kokurdan yaylasından 600 rakıma hızlı bir şekilde dağdan aşağıya inen suyun oluşturduğu 4 kilometre uzunluğundaki 25 takım şelale görenleri hayran bırakıyor. Bartın Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, 2 yıl önce yukarıdan aşağıya kadar ipler yardımıyla yaklaşık 4 saatte 25 takım şelaleyi fotoğraflayarak, raporlar hazırladı. Aksu şelaleleri adı altında Tarım ve Orman Bakanlığı’na gönderilen veriler ışığında bölgenin tabiat parkı ilan edilmesi merakla bekleniyor.

25 takım şelaleleri karşıdan gören dağlık alandan inceleme yapan Kumluca Belediye Başkanı İsmail Can, “Aksu çayının üzerinde bulunan ve yaylalardan gelen suyun alçak rakımlara inerken, oluşturduğu şelaleleri 2017 yılında Doğa Koruma ve Milli Parklar ekipleri inceledi. Ekipler, şelalelerde yaptığı çalışmanın sonrasında 25 takım şelalenin üst üste olduğunu belirleyerek, bölgenin tabiat parkı ilan edilmesi için gereken bilgileri ve belgeleri bakanlığa ulaştırdı. Bizlerde merakla bölge insanı olarak buranın tabiat parkı ilan edilmesini bekliyoruz. Bu bizim çok önemli çünkü burası keşfedilmeyi bekleyen eşsiz güzellikte bir yerdir. Ayrıca burası tabiat parkı ilan edildiğinde gelecek turistlerin beldemize ekonomik katkısı da sağlayacaktır. Bu konuda devlet büyüklerimizden yardımlarını bekliyoruz.ö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Şelaleden yakın görüntü
-Ekiplerin şelalede inceleme yapması fotoğraflar
-Şelalenin karşı açıdan görüntüleri
-Şelalelerden detay
-Başkan Can ve vatandaşların konuşmaları
-Başkan Can ile röp.
Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN, (DHA)

=========================

SERACILIK KÖYÜN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Isparta'nın Yalvaç ilçesine bağlı Çetince köyünde oturanlar 10 yıl önce seracılığa başladı. Köyde kurulan sera sayısı her geçen gün artarken, Çetince bugün 1700 dekarlık sera alanına sahip oldu. Köylerinin kaderini değiştiren seracılığa ilgi gösteren vatandaşlar ise üretim maliyetlerinin yüksekliğinden ve ürünlerinin değer görmemesinden dert yandı.
Yalvaç'a bağlı Çetince köyü 10 yıldan bu yana seracılık alanında önemli bir yol kat etti. Daha önce sadece tahıl ve bakliyat üretimi üzerine kuru tarım yapan ve aşırı göç veren köyden Antalya'ya seralarda çalışmaya giden işçilerin köye dönüp sera kurmaya başlaması köyün bir anda kaderini değiştirdi. Köylüler birbirlerini örnek alarak 10 yılda yaklaşık 1700 dekarlık alanda seracılık yapmaya başladı.
'YÜZDE 80'İ SERACILIK YAPMAKTA'
Köyde 3 aya yakın zamandır muhtarlık görevini yürüten ve kendisi de sera üretimi yapan Mehmet Ali Almacı, 500 konutun bulunduğu köyün neredeyse tamamının bu sektörde yer aldığını kaydederek, "1700 dolayında nüfusumuz var. Bunun yüzde 80'i seracılık yapmaktadır. Geri kalan da çocuklarla yaşlılardır" dedi.
ANTALYA'NIN ALTERNATİFİ
Antalya'da sera üretiminin bittiği aylarda Çetince'de ürünlerin yetişmeye başladığını, böylece piyasaya kaliteli sebze ürettiklerini aktaran muhtar Almacı, "Bizim topraklarımız tabiri caizse bakir topraklar ve kaliteli verim alıyoruz. Bunu biz söylemiyoruz, ziraat mühendisleri söylüyor. Buradan Türkiye'deki tüm tüccarlara sesleniyorum, gelin Çetince'de yetişen sebzeleri görün, bir daha zaten ayrılamazsınız" diye konuştu.
SULAMA SORUNU İÇİN YARDIM İSTEDİ
Sera üretimi yapan çiftçilerin en büyük sorununun sulama konusu olduğunu belirterek, yetkililerden yardım isteyen Muhtar Almacı, şöyle dedi:
"Köyümüzün sulama amaçlı bir göleti var, ancak altyapı sistemi çok eski olduğu için suyu hatta verdiğimiz anda her yerden patlıyor. Teknik elemanlara bir fizibilite yaptırdık ve 400 ile 500 bin lira arasında bir maliyet çıkardı. Bunu köylünün karşılaması imkansız. Hal böyle olunca vatandaş artezyen sulaması yapıyor. Bu da hem elektrik gideri ortaya çıkarıyor hem de kaynak suyu olunca soğuk olması sebebiyle üretimi olumsuz etkiliyor. Devlet büyüklerimizden bu konuda yardım bekliyoruz."
'KÖYÜMÜZÜ ZİYARET EDİN'
Köyde sebze alımı yapan Sadettin Tokmak, Ankara, Kayseri ve Konya illerinden gelen sebze komisyoncularına satış yaptıklarını, bu sayının az olduğunu söyledi. Köyde üretilen sebzelerin çok kaliteli olduğunu ve her yerde bulunamayacağını vurgulayan Sadettin Tokmak, "1 domates 350 gram ağırlığında. Ben buradan tüm ülkeye sesleniyorum; gelin köyümüzü bir ziyaret edin, çayımızı için. Ticaret yapmak önemli değil yeter ki malımızı görün" dedi.
'ÜRÜNÜN FİYATI DÜŞMESE SERA KAZANDIRIYOR'
Mustan Merdane, Çetince köyünde 5- 6 yıldır sera işiyle uğraştığını kaydederken, seracılığın kazançlı bir uğraş olduğunu ancak ürün fiyatının istikrarlı olması halinde bunun mümkün olduğunu söyledi. Mustan Merdane, "Domatesin, salatalığın fiyatı 1 liranın altına düşmediği sürece harcadığınızı alıyorsunuz. Ama bu yıl fiyatlar çok düştü. O yüzden kazanamadık" diye konuştu.
'KURU TARIMDAN İYİ'
Mustan Merdane'nin eşi Cennet Merdane de gübre ve ilaç ücretlerinin yüksekliğinden yakınarak, "Sattığımız ürünün parası gübre ve ilaca yetmiyor. Kredi borçlarımızı ödeyemez hale geldik. Yine de kuru tarımdan daha iyi" dedi.
Kerim Karagöz, 6 yıldan bu yana serada üretim yaptığını belirtirken, gübre ve ilaç fiyatlarının yüksek olmasının kazançlarını düşürdüğünden yakındı.
'KAZANAN ARACI OLUYOR'
1 yaşındaki kızı Ferdane Melis'i sera içerisine kurduğu salıncakta uyuturken, eşiyle salatalık hasadı yapan Ali Karagöz ise gübre fiyatlarının çok yüksek olmasının yanında ürünlerinin yeteri kadar değerli satılmadığından söz etti. Ali Karagöz, "İstanbul'da yakınlarım var. Pazardan 4 liraya salatalık aldıklarını söylerken, biz burada 1 liraya satamıyoruz. Kazanan aracı oluyor" diye sitem etti.
Yalvaç ilçesinde Çetince ile başlayan seracılık sektörü son yıllarda ilçe geneline de yayıldı. Üreticiler ise ilçeye bir hal kurulması gerektiğini, böylelikle pazar payının daha da büyüyerek ürünlerinin daha iyi fiyata satılacağını aktardı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
- Serada çalışan işçilerden detaylar
- Mustan Merdane, Cennet Merdane ile röportaj
- Traktör üzerinde domates görüntüleri
- Salıncakta uyuyan bebek Ferdane Melis Karagöz'den detay
- Kerim Karagöz, Ali Karagöz röportaj
- Satış için komisyoncuya gelen traktör üzerindeki salatalıkların indirilip tartılması
- Muhtar Mehmet Ali Almacı ve komisyoncu Sadettin Tokmak ile röportaj
HABER- KAMERA: Nurettin ARKAN/YALVAÇ, (Isparta), (DHA)

ÇİÇEK BAMYANIN KİLOGRAMI 200 TL

Sonbahar mevsimiyle birlikte yazdan kalma sebzelerin kuruları tezgahları süsledi. Sebze kuruları gramla satın alınırken, çiçek bamya kilogramı 200 TL'den alıcısını bekliyor.

Antalya'da 'Sizin Oraların Nesi Meşhur' sloganıyla bu yıl 10'uncu kez kapılarını açan Yöresel Ürünler Fuarı'nda (YÖREX) stant açan Erol Yılmaz, Türkiye'nin her yerine sebze kurularından gönderim yaptığını ve en geniş çeşidin kendisine bulunduğunu anlattı. Sebzeleri mevsiminde toplayıp, kuruttuktan sonra rafa dizdiğini belirten Yılmaz, "Her sebzenin kurusu olur. Salatalığın dahi kurusu olur diziler 20 lira. Ancak çiçek bamyanın kilogram fiyatı ise 200 lira. Şu ana kadar kiloyla satmadım ama zaten bir dizi içerisinde 100 gram var ve bu 3-4 pişirmelik yemek yapar" dedi.

ALTINLA YARIŞIYOR
Yılmaz, fiyatıyla kış döneminde altınla yarışan kuru bamyayı pahalı yapan etkenin ise ürünün çok az olmasından kaynaklandığını söyledi. Kuru bamyanın nemden çok çabuk etkilendiğini, bu nedenle hemen bozulduğunu anlatan Yılmaz, "Stoku zor bir ürün. Bu nedenle her satıcıda ancak birkaç kilo bulabilirsiniz. Bu da fiyatına yansıyor" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
------------------------------
Kurutulmuş sebzelerden görüntü
Kuru bamyanın görüntüsü
Tezgahtan görüntü
DHA Muhabiri Alparslan ÇINAR ANONS
RÖP: Erol Yılmaz
Detaylar
HABER: Alparslan ÇINAR-KAMERA: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,(DHA)

Geri Dön