HABER

DHA YURT BÜLTENİ -5

  Demre'de hortum oluştu, 17 dönüm sera zarar gördü Antalya'nın Demre ilçesinde dün akşam saatlerinde oluşan hortum, seralarda hasara yol açtı.

Demre'de hortum oluştu, 17 dönüm sera zarar gördü

Antalya'nın Demre ilçesinde dün akşam saatlerinde oluşan hortum, seralarda hasara yol açtı.
Demre'de, dün saat 18.00 sıralarında Kekova Koyu, Çayağzı Limanı ve Beymelek Mahallesi bölgesinde denizde hortum oluştu. Çayağzı Limanı ve Kekova Koyu'nda oluşan hortumlar bir süre denizde ilerledikten sonra kaybolurken, Beymelek sahilindeki hortum ise karada ilerleyerek üreticiler Ali Çetin, Adem Bölük, Kenan Bölük ve Recep Özgün'e ait yaklaşık 17 dönüm seranın plastik örtülerini yırttı.
Hortumun ardından vatandaşlar, ürünlerin zarar görmemesi için yırtılan örtüleri yeniledi.
Hortumu gören Bilal Güngör; "Gökyüzünde bir anda hortum belirdi. Kısa süre sonra ses geldi. Dükkanımızın arkasındaki seraların örtüsünü yırtarak bir anda kayboldu. Hortum çok hafif geçti. Hortumun oluştuğu an hava çok sakindi. Rüzgar bile yoktu" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
---------------
- Hortumdan görüntü

Haber: Ahmet ACAR- Kamera: /DEMRE(Antalya), (DHA) -

===============

Antalya Körfezi'ndeki balıkların yerini işgalci Kızıldeniz türleri alıyor

Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Gökoğlu, Antalya Körfezi'nde biyolojik işgal olduğunu belirtti. Prof.Dr. Gökoğlu, orfoz, lagos ve grida gibi Antalya'ya özgü balık türlerinin hayli azalarak, yerlerini Kızıldeniz işgalcisi balon balığı, aslan balığı, kardinal balığı ve egzotik karides türlerine bıraktığını söyledi.
Adını 'Deniz Tanrısı' Poseidon'dan alan Posidonia Çayırları'nın (deniz çayırları) Antalya Körfezi'nin endemik türlerinden olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, deniz çayırlarının bazı bölgelerde tamamen yok olduğunu belirtti. Bilinçsizce atılan çıpalar, zincirler, kirlenme ve kıyıların tahrip edilmesinin buna neden olduğunu açıklayan Prof.Dr. Gökoğlu, "Deniz çayırlarının olduğu bölgelerin doldurulması, iskele, liman yapılması da bu türün yok olmasının en önemli nedenleri arasında" dedi. Deniz dibindeki tahribat, kirlenme ve çölleşmeyle ilgili önlem alınmaması halinde belki de 10 yıl sonra deniz dibindeki hayatın alt üst olacağını kaydeden Prof.Dr. Gökoğlu, "Eğer deniz çayırları tamamen yok olursa o bölgede beslenen diğer canlılar da azalacak. Çünkü o canlılar bu deniz çayırlarıyla beslenir, onun içine yumurta bırakır, yavrularını onun içerisinde gizler. Dolayısıyla deniz çayırları olmayınca bu canlıların da o bölgede olmadığını göreceğiz. Bu üzücü bir durum" dedi.
'ÖNLEMLER ACİLEN ALINMALI'
Bugün mevcudun korunmasının bile çok önemli olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Gökoğlu, şunları söyledi:
"Devletin bu konuda bir planlama yapması gerekiyor. Turizm elbette olacak. Gelirimizin büyük kısmı turizmden. Turizm olmasın demiyoruz ama turizm bilinçli yapılmalı. İsteyen istediği yere çıpa atmamalı. Zincir deniz dibini ezmeyecek, çıpa da deniz dibini yıkıp parçalamayacak. Kirlenmeyi de durdurmamız gerekiyor. Türkiye'nin kaybedecek daha fazla zenginliği yok. Boşa harcayacak zenginliğimiz yok. Önlemleri mutlaka almalıyız."
'İŞGALCİ TÜRLERİN EKONOMİK DEĞERİ YOK'
Körfezde 10 yıl öncesine kadar bol miktarda var olan orfoz, lagos, grida gibi Akdeniz'e özgü balık türlerinin bilinçsiz avlanma sonucu hayli azaldığına dikkati çeken Prof.Dr. Gökoğlu, onların yerine bugün Kızıldeniz'den gelen işgalci türlerin boy gösterdiğini belirtti. Küresel ısınma ve Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan Süveyş Kanalı'nın genişletilmesinin işgalci türlerin Akdeniz'e gelmesinde en büyük etken olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Gökoğlu, bu türlerin ekonomik değerinin olmadığını kaydetti. Kızıldeniz'den gelen egzotik karides türlerinin yeni bir tür olarak kazanç olarak görülmesine karşın diğer türler için bunun söz konusu olmadığını anlatan Prof.Dr. Gökoğlu, şöyle devam etti:
"Körfeze yeni giren balıkları kazanç değil kayıp olarak görmek lazım. Mesela Kızıldeniz'den gelen balon balığı var. Bu tür aşırı çoğaldı. Bu balığı ekonomik olarak değerlendiremiyoruz. Kızıldeniz'den gelen ekonomik değeri olmayan başka türler de var. Bu türler besin açısından, körfezin yerli balıklarının besinine ortak oluyor. Alanı paylaşıyor. Diğer balıklar üzerine baskı kuruyor. Balık avını güçleştiriyor. Ağa takıldıklarında zarar veriyor. Balıkçı bunun için ekstra bir iş gücü harcamak zorunda kalıyor."
KIZILDENİZ'DEN 63 TÜR BALIK ANTALYA KÖRFEZİ'NE GİRDİ
Kızıldeniz'den son gelen göçmen balığın bir tür hamsi olduğunu sözlerine ekleyen Prof.Dr. Gökoğlu, "Bu türü Aksu Beşgöz Deresi'nde tespit ettik. Bu tür Karadeniz hamsisi gibi değil. Çok çabuk dağılıyor. Yağsız bir balık. Karadeniz hamsisi gibi lezzetli değil" dedi. Prof.Dr. Gökoğlu, 10 yıldır devam eden çalışmalarında Kızıldeniz'den gelen çok fazla tür tespit ettiklerini belirterek, "Çalışmalarımızda Antalya Körfezi'nde aslan balığı, deniz kestanesi, kardinal balığı gibi 63 tür göçmen balık belirledik" dedi.
Prof.Dr. Gökoğlu, Antalya Körfezi'nin Kızıldeniz işgalcileri arasında encrasicholina punctifer (hamsi), saurida lessepsianus (lokum balığı), pterois miles (aslan balığı), pterois volitans (aslan balığı), plates quadrilineatus, jaydia söithi (kardinal balıkları), jaydia queketti (apogon), cheilodipterus novemstriatus (kardinal balığı), ostorhinchus fasciatus (kardinal balığı), sillago suezensis, alepes djedaba, equulites klunzingeri, pomadasys stridens (çizgili gırt gırt türleri), nemipterus randalli (mercan), parupeneus forsskali (barbun), upeneus pori (kum barbunu), pteragogus trispilus (lapin) ve lagocephalus sceleratus, lagocephalus spadiceus, lagocephalus suezensis, lagocephalus guentheri, sphoeroides pachygaster, torquigener flavimaculosus, tylerius spinosissimus balon balıklarının yer aldığını kaydetti.
'İYİ Kİ KÖRFEZİ BESLEYEN ÇOK AKARSU VAR'
Antalya Körfezi'nin her yerinde akıntı olduğunu anlatan Prof.Dr. Gökoğlu, "Akıntılar, daha temiz suların gelmesini sağlar" dedi. Körfezi besleyen akarsuların da bol olduğunu kaydeden Prof.Dr. Gökoğlu, "Alara Çayı, Dim Çayı, Manavgat Irmağı, Aktaşlar Deresi, Köprüçayı Irmağı, Acısu Deresi, Beşgöz Deresi, Aksu Çayı, Kopak Çayı ve Boğaçayı körfeze akan akarsular. Bunlar, denizlerin kan damarlarıdır. Onları besler" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
-----------------
-Prof.Dr. Mehmet Gökoğlu'nun odasında çalışırken detay görüntüler
-Prof.Dr.Mehmet Gökoğlu ile röportaj
-Antalya Körfezi'nin 10 yıl önceki halinin görüntüsü
-Antalya Körfezi'nin 10 yıl sonraki halinin görüntüsü
-10 yıl sonra zincir ve çapaların deniz çayırlarını sökerken görüntüsü
-10 yıl sonra deniz dibindeki şişeler, teneke kutular ve araba lastiklerinin neden olduğu kirlilik görüntüleri
-Su Ürünleri Fakültesi'nden detay görüntüler

Haber: Selma KUNAR- Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA, (DHA)

==================

Kurduğu barınakta, sakat ve hasta 200 hayvana bakıyor

Bir çöp konteynerinin yanında bacaklarından yaralı halde bulduğu pitbull cinsi köpekten çok etkilenip Mudanya ilçesi Tirilye Mahallesi'nde barınak açan Mehmet Özdemir (26), trafik kazalarında yaralanarak ya da insan eliyle sakat kalan, felç olan, psikolojik ve kalıtsal hastalıklardan dolayı bakıma muhtaç hale gelen 200 hayvana şefkatle bakıyor. At, eşek, koyun, kedi, köpek gibi çeşitli hayvanların bulunduğu barınağın giderleri ise gönüllüler tarafından karşılanıyor.
7 yıl önce Tekirdağ’a yaptığı bir seyahat sırasında çöp konteynerinin yanında bacaklarından yaralanmış halde bulduğu pitbull cinsi köpekten etkilenen Mehmet Özdemir, o günden sonra hayatını yardıma muhtaç sokak hayvanlarına adadı. O andan itibaren ülkenin çeşitli yerlerine gidip yardıma muhtaç hayvanlara yardım eden Özdemir, 4 yıl önce Bursa'nın Mudanya ilçesinin Tirilye Mahallesi'nde barınak açtı. Mehmet Özdemir; trafik kazalarında yaralanarak ya da insan eliyle sakat kalan, felç olan, psikolojik ve kalıtsal hastalıklardan dolayı bakıma muhtaç hale gelen hayvanlara bu barınakta şefkatle bakıyor. Köpek, kedi, at, koyun, eşek gibi çeşitli hayvanların bulunduğu barınağın giderleri ise gönüllüler tarafından karşılanıyor. Esas mesleğinin aşçılık olduğunu ama muhtaç hayvanlara bakabilmek için tüm zamanını onlara ayırdığı için mesleğini yapmadığını söyleyen Özdemir, “Tekirdağ'a gezmeye gitmiştim. Orada çöplerin yanında bacakları baltayla kesilmiş bir köpeğe rastladım. O köpeği veterinere götürüp ilk müdahalesini yaptırdıktan sonra belediye ile orada bir barınak açılması için temaslarda bulundum, ama barınak açılmadı. Ben de mesleğimi bırakıp, Tekirdağ'a yerleşip barınak açma kararı verdim. Orada bir barınak açıp 3 yıl boyunca orada engelli, felçli, yaralı ve mağdur hayvanlara baktım. Daha sonra özel sebeplerden Bursa'ya geldim ve Bursa'da da insanların hayvanlara karşı duyarlı olmadığını fark ettim. Yolda bulduğum felçli bir köpeği evime almıştım. Yine aynı şekilde o köpekten yola çıkarak bu barınağı açtım. 4 yıldır bu barınakta Türkiye'nin en ağır vakalarına bakıyorum. Buradaki hayvanların neredeyse tamamı fiziksel engelli. İçlerinde epilepsi hastası, kalp hastası, felçli hayvanlar var. Kesimden kurtardığımız at, koyun, eşek gibi hayvanlar var. Toplamda 200 civarında hayvan yaşıyorö dedi.
BARINAK GÖNÜLLÜLER SAYESİNDE AYAKTA DURUYOR
Barınak açmak için arazi kiralamak istendiğinde kimsenin arazisini barınak için vermek istemediğini belirten Özdemir, “Ben de şehir dışındaki bu araziyi bulabildim. Şimdilerde düzenimiz oturdu. Bursa'da bir barınak tedavilerimizi karşılıyor. Gönüllü arkadaşlarımız ise mama, talaş, battaniye, kafes gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılıyorlar. Bu barınak gönüllü destekleriyle ayakta duruyor. Kendi geçimimi iseurtdışında çalışan ailemin maddi desteğile sürdürüyorumö dedi.

Görüntü Dökümü:
----------
-Engelli hayvanlardan detaylar
-Kesilecekken kurtarılan koyunlar görüntüler
-Mehmet Özdemir'in hayvanlarla ilgilenmesi
-Felçli köpeklerin özel odasındaki tasarımlar ve yazılar
-Mehmet Özdemir ile röportaj

Süre:5.33 Boyut 622MB

Haber: Muammer İRTEM - Kamera: Enver Fatih TIKIR/BURSA, (DHA)

=================

Yangına giden itfaiye aracı çamura saplandı

Sivas'ta kent merkezinde bir bağ evinde çıkan yangına giden itfaiye aracı dönüşte çamura saplandı. Araç, olay yerine gelen iş makinesi yardımıyla çekilerek bulunduğu yerden çıkarıldı.
Olay, sabah 08.00 sıralarında Eğri Köprü Mahallesinde bulunan Yaşar Taşkent'e ait bir bağ evinde meydana geldi. İçinde kimsenin bulunmadığı bağ evinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Alev ve dumanları görenler durumu 112 ekiplerine haber verdi. Olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Arazi içerisindeki bağ evine güçlükle ulaşan itfaiye ekipleri yangını kısa sürede söndürdü. Tamamen yanan bağ evi kullanılamaz hale geldi. Yangını söndürdükten sonra dönüşe geçen itfaiye arazözü çamura saplandı. İtfaiye erleri bir süre aracı iterek bulunduğu yerden çıkarmaya çalıştı ancak başarılı olamadı. Daha sonra olay yerine Sivas Belediyesine ait kepçe diye tabir edilen iş makinesi çağrıldı. İş makinesinin yardımıyla itfaiye aracı saplandığı yerden çıkarıldı.

Görüntü Dökümü:
-------------
-Olay yerinden görüntüler
-İtfaiyenin yangını müdahalesi ve söndürmesi
-Aracın çamura saplanması
-İtfaiye erlerininaracı itme çabaları
-Kepçe yardımıyla çekilmesi

Haber-Kamera: İrfan ÖZŞEKER/SİVAS, (DHA)

==========

Elektrikli bisikletin çarptığı kadın yaralandı

Gaziantep’in İslahiye ilçesinde, elektrikli bisikletin çarptığı Meryem Ekiz (50) yaralandı.
Kaza, sabah saatlerinde Cumhuriyet Mahallesinde meydana geldi. Eşiyle alışveriş yapmak için yolun karşısına geçmeye çalışan Meryem Ekiz'e, K.D yönetimindeki elektrikli bisiklet çarptı. Çarpmanın etkisiyle yola savrularak yaralanan Ekiz'i bu sırada eşi Mehmet Ekiz, elini tutarak teselli etti. Çağrılan ambulansla hastaneye kaldırılan kadının tedavisine başlandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-----------
- Kaza yeri
- Kaza yerinde yaralı ve elini bırakmayan bayan
- Kaza yerinde elektrikli bisiklet
- Mehmet Ekiz ile röp
- Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU:118 MB

Haber-Kamera: Kadir ÇELİK -GAZİANTEP- (DHA)

==============

Hayalleri için tüm engelleri yıktı

Isparta'nın Yalvaç ilçesinde oturan doğuştan görme engelli Elif Öztürk (21) hiç okula gitmedi. Babasının karton kutulardan kestiği harflerle okuma yazmayı öğrenen Elif Öztürk, resim çizmeye, şiir ve şarkı sözleri yazmaya başladı. Ailesine her işte yardım eden Elif Öztürk, "Bir gün meşhur olmak istiyorum. Bunun nedeni de tüm zorlukların aşılabileceğini herkese göstermek" dedi.
Yalvaç'a bağlı Yukarıkaşıkara köyünde 3 çocuklu çiftçi ailenin ortanca çocuğu olan Elif Öztürk, anne karnında yüksek göz tansiyonu nedeniyle görme engelli şekilde doğdu. Elif Öztürk için ailesi çeşitli doktorlara başvurdu ancak tıbbi müdahaleyle iyileşmesi mümkün olmadı. Elif Öztürk, tamamen görme engelli bir yaşama boyun eğmek zorunda kaldı.
OKULA GİTMEDEN OKUMA YAZMA ÖĞRENDİ
Kendisinden 1 yaş küçük erkek kardeşi okula başlayınca Elif Öztürk de okula gitmek istedi ancak bu çeşitli nedenlerle mümkün olmadı. Okula gitme isteğini gerçekleştiremeyen Elif Öztürk, babası Mehmet Öztürk sayesinde hayallerine yelken açtı. Önceleri kalemle babasından harflerin yazılışını öğrenen Elif Öztürk, daha sonra babasının karton kutuları keserek yaptığı harflere dokunarak okuma yazma öğrenmeyi başardı. Doğduğunda tamamen karanlık bir dünyaya gözlerini açan ve 1 gün bile okula gitmeyen Elif Öztürk, babasının ve ailesinin desteğiyle 21 yaşında hayalleri olan bir genç kıza dönüştü.
ŞİİR KİTABI ÇIKARACAK
Şimdi her istediğini yazabilen, resim çizebilen Elif Öztürk, 15 Temmuz darbe girişiminden etkilenerek şiir yazmaya yöneldi. Bugüne kadar 28 şiir yazan Elif Öztürk, şiir kitabı çıkarmak için de çalışmalarını sürdürüyor.
'KARDEŞİM OKULA BAŞLAYINCA ÖZENDİM'
Kardeşi okula başladığı dönemde kendisinin de okumaya özendiğini söyleyen Elif Öztürk, "Kardeşim okula başladığı gün 'ben de okula gideceğim' diye tutturdum. Bu mümkün olmayınca babam bana yazı yazma konusunda yardımcı olmaya başladı. Pastel boyalarla elimden tutarak harflerin yazılışını gösteriyordu. Daha sonra makasla mukavvalardan harflerin kalıplarını çıkardı ve harfleri öğrendim" dedi.
'BİR GÜN MEŞHUR OLMAK İSTİYORUM'
Yazmayı iyice öğrendiğini, 15 Temmuz darbe girişiminden etkilenerek ilk şiirini kaleme aldığını anlatan Elif Öztürk, 28. şiirini tamamladığını ve bir gün mutlaka şiir kitabını bastıracağını aktardı. Şiirin yanı sıra şarkı sözleri yazdığını da kaydeden Elif Öztürk, bunların tüm Türkiye'ye yayılmasını istediğini belirtti. Yazdığı şiirler ve şarkı sözlerini engelliler için verilen konuşan cep telefonu sayesinde bir sosyal medya platformunda paylaştığını anlatan Elif Öztürk, "Bir gün meşhur olmak istiyorum. Bunun nedeni de tüm zorlukların aşılabileceğini herkese göstermek" diye konuştu.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İLE TANIŞMAK İSTİYOR
Isparta'da üye olduğu bir engelli derneği vasıtasıyla kendisine konuşan cep telefonu ulaştırıldığını da kaydeden Elif Öztürk, "Cumhurbaşkanımız engellilere yönelik bu telefonu hediye ettiği günden bu yana çok işimi kendi yapmaya başladım. Kendisini çok seviyorum ve tanışmak istiyorum. 2-3 kez mektup yazdım" dedi.
'ONUN KALP GÖZÜ AÇIK'
Baba Mehmet Öztürk (48), kızının çok iyi kalpli olduğunu ve öğrenmeye istekli olduğunu belirterek, şöyle dedi:
"Kızım kardeşi okula başlayınca merak duygusu uyandı ve yazı yazmak istedi. Ben de kendisine 'şöyle yap, böyle yap' diye göstermeye başladım. Kartonlardan harf kesip, onları farklı renklere boyayıp öğretmeye başladım. Çok çabuk öğrendi. Gözleri görmüyor ama onun kalp gözü açık. Her konuda kızıma sonuna kadar destek olacağım."
EV İŞLERİNE YARDIM EDİYOR
Anne Sultan Öztürk, kızının hiçbir engel tanımadığını anlatırken, kendisine ev işlerinde yardımcı olduğunu söyledi. Anne Öztürk, "Elif evde temizlik yapar, toz alır, dışarıdan odun getirip, sobayı bile yakabilir. Hatta yemek yapmayı çok sever. Makarna ve patates yemeği en iyi yaptığı yemeklerdir" dedi.
MUHTAR ARACI OLACAK
Köy Muhtarı Veysel Bıçaklı da Elif'in azmi karşısında çok duygulandıklarını belirterek, "Elif kardeşimizi Sayın Cumhurbaşkanımızla mutlaka tanıştıracağız. İl Genel Meclisi üyelerimiz vasıtasıyla seçimlerden sonra kendisine ulaşıp, randevu isteyeceğiz. Elif için biz de elimizden gelen her türlü yardımı yapmaya hazırız" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
--------------
- Evin dışından genel görüntü
- Elif Öztürk ile röportaj
- Elif'in resim yapması, yazı yazması
- Anne Sultan Öztürk ile röportaj
- Muhtar Veysel Bıçaklı ile röportaj
- Elif'in kendi kaleme aldığı 15 Temmuz ve asker şiiri okuması
- Baba Mehmet Öztürk ile röportaj
- Elif'in ev işi yapması
- Şarkı söylemesi
- Köy tabelasından görüntü

Haber-Kamera: Nurettin ARKAN/YALVAÇ (Isparta), (DHA)

===================

Çocuklara parkta tacize tutuklama

Antalya'da, parkta 3 erkek çocuğunu taciz ettiği iddiasıyla gözaltına alınan Remzi Yağız (56), sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.
Olay, 28 Ocak günü saat 19.30 sıralarında, Kepez ilçesine bağlı Kültür Mahallesi 3878 Sokak üzerindeki çocuk parkında meydana geldi. Evlerinin önündeki parka inen M.İ. (12), B.S. (15) ve M.B. (11) adlı erkek çocukları, burada bir süre vakit geçirdi. Çocuklar, iddiaya göre, parkta oturduğu sırada Remzi Yağız, yanlarına geldi. Çocuklara önce "Öpüşelim mi?" diyen Yağız, daha sonra cinsel tacizde bulundu. Çocukların durumu ailelerine anlatmasıyla polise haber verildi.
Şikayet üzerine harekete geçen polis ekipleri, Remzi Yağız'ı gözaltına alarak, polis merkezine götürdü. Çocuklar ise bilgilerine başvurulmak üzere Çocuk Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Emniyette sorgulanan Remzi Yağız, işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak, cezaevine gönderildi.

Haber: Semih ERSÖZLER/ANTALYA, (DHA) -

Geri Dön