HABER

DHA YURT BÜLTENİ - 7

DHA YURT BÜLTENİ - 7   Sarar çifti, dehşet gecesini anlattı   Eskişehir’de Sarar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin (75) ve eşi Zehra Sarar (64), evlerinde yaşanan soygunun ardından ilk kez kameraları karşısına geçerek basın toplantısı düzenledi.

DHA YURT BÜLTENİ - 7

Sarar çifti, dehşet gecesini anlattı

Eskişehir’de Sarar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin (75) ve eşi Zehra Sarar (64), evlerinde yaşanan soygunun ardından ilk kez kameraları karşısına geçerek basın toplantısı düzenledi. Yüzü ve kollarında büyük morluklar olduğu görülen Zehra Sarar, “Olaydan psikolojik olarak çok etkilendik. Allah kimseye göstermesin böyle bir olay. Hala ürküyorum, o anlar aklıma geldiği zaman bütün tüylerim diken diken oluyor. Evde yukarı tek çıkmaya korkuyorumé dedi. Cemalettin Sarar ise eş Zehra Sarar olmasaydı olaydan kurtulamayacaklarını belirterek, “Zehra hanım olmasaydı kurtulamazdık. Başka bir kadın olsa elini çıkaramazdı. Kasayı alıp götürdüler. Miktarı bilemiyoruz" ifadelerini kullandı.

Eskişehir’de geçen cumartesi gecesi Sarar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin ve eşi Zehra Sarar’ın Odunpazarı ilçesine bağlı Sümer Mahallesi’ndeki konutuna giren maskeli 3 kişi tarafından kasaları soyuldu. Cemalettin ve eşi Zehra Sarar çifti fabrika, apart otellerinde bulunduğu alandaki konutunda basın toplantısı düzenleyerek yaşadıkları dehşeti anlattı. Zehra Sarar’ın yüzündeki morluklar dikkat çekerken, Cemalettin Sarar soygunculara karşı koymadığını ancak eşinin karşı koyduğu için darp edildiğini söyledi.

‘ZEHRA HANIM OLMASA KURTULAMAZDIK’

Cemalettin Sarar, eşinin soygunculara çok direndiğini belirterek, “Zehra hanım çok direndi. Bu direnmesinin sonunda ikimizi de bağlayıp yere yatırdılar. ‘Kasada ne varsa alın götürün' dedim. Zehra hanım olmasaydı kurtulamazdık. Başka bir kadın olsa elini çıkaramazdı. Kasayı alıp götürdüler. Miktarı bilemiyoruz. Yüksek miktarda diyebiliriz. Yüklü miktarda döviz istediler. 1 milyon avro ve 1 milyon dolar istediler. Hepsi fabrikada dedik. Kasada ne varsa al git dedim. Kasanın içinde dövizlerimiz vardı. Zehra hanımın dövizleri ve ziynet eşyaları vardıö dedi.

‘EŞKİYALAR BASTI, SOYULDUK’

Zehra Sarar ise o gece teravih namazının ardından saat 23.00 sıralarında eve döndüğünü belirterek yaşadıklarını söyle anlattı:

“Camiden eve geldim. Kış bahçesinde eşimle birlikte oturuyoruz. Sularımızı, haplarımızı içtik. Başımı çevirdiğimde iki siyah giyimli sadece gözleri gözüken iki adam. Cemalettin bunlar kim dedim? ‘Sus’ dediler. Sus deyince Cemalettin beye şaka mı yapacaklar böyle de şaka mı olur? İrkildim, tuhaf oldum. Cemalettin bey bana doğru döndü, biri o sırada yukarı doğru çıkıyordu. Biri beni diğeri de eşimi etkisiz hale getirip, siyah plastik kelepçeyle ellerimizi ve ayaklarımızı bağladılar. Ben direndim. Ramazan mübarek günde hiç Allah korkunuz yok mu? Diye direnmeye başladım. Ayaklarım bağlı olduğu halde kurtulmaya çalıştım. Cemalettin beyi yukarı çıkardılar. Bana sürekli kasanın anahtarını sordular. Fabrikanın kasasında olduğunu söyledim. Kasayı olduğu gibi götürün dedim. Tabi eski hizmetçi Iulia Dragusan anahtarında kasanın da yerini biliyordu. Zanlılardan biri direk kasanın bulunduğu odaya gitmiş. Hepsini boşatmış. Kasanın dışındakileri de götürmüş. Daha sonra beni de yukarı çıkardılar. Cemalettin beyi yüz üstü yere yatırmışlar. Bana da ‘yat’ dedi ben biraz direndim. Ellerimizi ayaklarımızı arkadan yeniden bağlayıp, bir birimize bantla bağladılar. Üzerimizden kilitlediler. Ses kesildi. Bir anda sağ kolumu kurtardım. Çekmece de bulunan makasa doğru hamle yaptık bir birimizi kurtardık. Güvenliği aradım. ‘Eşkiyalar bastı, soyulduk’ dedim. Onlarda 3 kişinin olduğunu kovaladıklarını söylediler. Bizi kim kurtardı kapı nasıl açıldı sonrasını hatırlamıyorum. Eskişehir Valisi Özdemir Çakacak ve İl Emniyet Müdürü Engin Dinç geldi. Hastaneye gittim. Kötü bir gece geçirdik. Allah kimseye böyle bir şey yaşatmasın. Beni darp ettiler ancak direndim. Benim elimi ve kolumu bağlayan eski hizmetçi Iulia Dragusan’nın ‘kocam’ diye tanıttığı sevgilisiymiş. Aksamından, ses tonundan o olduğunu anladım. Gözlerinden tanıdım. Ben silah görmedim ancak elinde kama gibi bir şey vardı”

‘ÇOK GÜVENDEYİZ SANIYORDUK’

Yaşadıkları konutta çok güvende olduklarını zannederek hayatlarını sürdürdüklerini anlatan Zehra Sarar, “Öleceğim aklıma gelir öyle bir şey aklıma gelmezdi. Biz burada çok güvenlikli olduğumuzu düşünüyorduk. Soyguncular çıktıklarında kapıyı kapattılar o an sadece kurtulmayı düşündüm. Ellerim bağlıydı, çekerek artık yırtılsa da bu elimi çıkartıp bir an önce kurtulmak istedim. Bunu düşündüm. Polis bize yakalananlarla ilgili çok bilgi vermedi. En son dün geldiler. Bir şey daha sordular. Çok gizli yürüttüklerini söylediler. Olaydan psikolojik olarak çok etkilendik. Allah kimseye göstermesin böyle bir olay. Hala ürküyorum, o anlar aklıma geldiği zaman bütün tüylerim diken diken oluyor. Evde yukarı tek çıkmaya korkuyorum. Güvenlik önlemlerini arttıracağız inşallah. Çünkü evde ne kamera var, ne alarm var, ne bekçi var. İki tane kapıda bekçi var. Biz güvendeyiz diye oturuyoruz. Adam karşıdan kendisine kapı açmış. Oradan elini kolunu sallayarak girdiö şeklinde konuştu.

‘2 YIL ÖNCE 2 AY ÇALIŞTI, BU SÜREDE PLANLAMIŞLAR’

Dehşeti yaşadıkları gece kapının üzerinde anahtarın takılı olarak durduğunu ve soyguncuların kolayca içeri girdiklerini ifade eden Zehra Sarar, “Anahtar kapının üzerinde. Moldovalı hizmetçi giderken zaten anahtarı yanında götürmüş. Teslim etmedi. Çalışırken, sevgilisiyle kadın kendi aralarında güya kavga etmiş. Gece 2-3 gibi binmişler arabaya gitmiş, bir minibüsleri vardı. 2 yıl önce 2 ay kadar çalıştılar, bu sürede planladılar herhalde. Onlardan çalıştıkları sürede onlardan şüphe etmedik. Sonra anladık ki onların yerine gelen kadını takip etmişler. Bir gün çalışan kadın geldi, ‘birisi beni takip ediyor’ dedi. Daha önce Moldovalı hizmetçinin saçları sarıydı, ta ki bu olaya kadar sonra siyah yapmış saçlarını. Tabi orada otobüsler duruyor, işçiler akın gibi giriyor ya o, onların arasına karışmış girmiş. Herkes fabrikaya giriyor. Bir tek bize gelen 2 kadın buraya doğru yöneliyor. Onlar baya bir araştırma yapmışlar” dedi.

‘BENDE ONLARA AYNISINI YAPMAK İSTİYORUM’

Gazetecilerin çalınan ziynet eşyaları arasında değerli ve önemli bir parça olup olmadığını sorması üzerine Zehra Sarar, “Benim için çalınan her şey özel. Merhum Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in hediye ettiği altın yoncalı saatleri vardı. Biri benim, diğer Cemalettin beyin. Gerdanlık var. Bir an önce onların karşıma gelmesini istiyorum. Bende onu aynı şekilde yere yüzükoyun yatırıp, üzerine tekmeleyeceğim. Emniyete de söyledim, geldiği zaman ona aynısını yapmak istiyorum” dedi.

YABANCI ÇALIŞTIRANLARA TAVSİYELERDE BULUNDU

Cemalettin Sarar ise soygunun olduğu ve saldırganların üzerine çıkıp kendilerini ‘çiğnediklerini’ anlatarak şöyle devam etti:

“Sayın valimiz, emniyet müdürümüz, bakanlarımız bu işe eğildiler ve başarıyla yakaladılar. İnşallah başka arkadaşlarımıza, kimsenin başına gelmesin. Yabancı çalıştıran arkadaşlarımıza tavsiye ediyorum. Emniyete haber vermeden yabancı uyruklu insanları almayın. Yabancı çalıştırmak gayet iyi ama böyle şeyler olunca. Buna benzer bir sürü şeyler oldu. Daha öncede ülkemizde yaşandı. İnsanları katleden birileri bile oldu. Devlet büyüklerimiz hepsi aradı, sağ olsunlar. Abdullah Gül ve eşleri aradı. İş adamaları, müşterilerimiz, Eskişehirliler aradı. Yurt dışından arayanlar oldu. Allah bizi korudu. Yalnız ben karşı gelmedim. Eşim karşı geldi, onun içinde onu darp ettiler. Üstüme çıkıp beni de çiğnediler.”

‘ONLARI TANIMADIĞIMIZI DÜŞÜNÜP ÖLDÜRMEDİLER’

Gazetecilerin ‘soyguncular sizleri öldürebilirdi?’ demesi üzerine devam eden Zehra Sarar, “Bizi neden öldürmeler bilmiyorum, ben kadını tanıdım gözlerinden. Sanırım onları tanımadığımızı düşünerek bizi öldürmediler. Sesinden gözünden ben tanıdım. Niyeti olsa öldürürlerdi, ellerinde her şey vardı. Zaten o yerini biliyor. Yukarı da 5-6 kapı var, kapı var. Doğru giyinme soyunma odasına giriyorlar. Başka hiçbir şeyi ellemeden doğru kasaya gitmiş. Anahtarını biliyordu, oradan anahtarı da almış. Yatak odasına girmiyor, diğer odalara girmiyor. Bundan sonra normal hayatımızda hiçbir değişiklik olmayacak. Kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ev son sistem koruma sistemi yapılacak. Bir tek değişiklik o olacakö ifadelerini kullandı.

Cemalettin Sarar ise evde 2 tane 50 bin dolarlık saat olmasına rağmen onları almadıklarını belirterek, “İki tane pahalı saatim var, 50 bin dolarlık. Onları hiç ellemediler. Hanımınkilerini alıp gidiyorlar” şeklinde konuştu.

ANAHTARLAR HALA KAPININ ÜZERİNDE

Basın toplantısının ardından gazetecileri tek tek teşekkür ederek evlerinin önünden uğurlayan Sarar çiftinin, konut kapısında halen anahtarların durduğu görüldü. Çift, olay gecesi çalışmayan kameraların yeniden yapılacak ciddi bir güvenlik sistemi kurulacağını da sözlerine ekledi. Öte yandan Eskişehir Emniyet Müdürlüğü’nden bir ekip de olayın yaşandığı geceden beri konut önünde ve çevresinde nöbet tutmaya devam ediyor.

MOLDOVALILI HİZMETÇİ TUTUKLANMIŞTI

Eskişehir Emniyet Müdürlüğü ekipleri yaşanan soygunun ardından Moldova uyruklu eski hizmetçi Iulia Dragusan’u 15 saat sonra Yalova’da yakalamış, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı. Ayrıca soygunla bağlantılı olarak Bulgaristan’a kaçtıkları belirlenen aralarında Iulia Dragusan’un sevgilisinin de aralarında bulunduğu 5’i kadın 8 şüpheli Sofya’da tutuklandı. Şüphelilerin Türkiye’ye iade işlemleri sürüyor.

Görüntü Dökümü

---------

-Sarar çiftinin açıklaması

-Zehra Sarar’ın yüzündeki yaralar

-Yüzü ve gözü detay

-Sarar çifti ve basın

-Sarar çiftinin açıklaması

-Soygunun yaşandığı ev

-Kapı ve üzerindeki anahtar

-Ev ve çevresi

-Genel görüntüler

Haber-Kamera: Engin ÖZMEN-Hakan TÜRKTAN/ESKİŞEHİR,(DHA)-

===================

Otomobil, iş makinesine çarptı: 2 ölü, 2 yaralı

Gaziantep'te, sürücüsünün kontrolünden çıkan otomobil, yol kenarındaki iş makinesine çarptı. Kazada 2 kişi yaşamını yitirdi, 2 kişi de yaralandı.

Kaza, dün akşam, Burç Mahallesi'nde meydana geldi. Hamdi Karaboran yönetimindeki 27 B 3852 plakalı otomobil, kontrolden çıkıp, yol kenarındaki çalışmada kullanılan iş makinesine çarptı. Kazayı görenler, sağlık ve jandarma ekiplerine haber verdi. İhbarla gelen sağlık görevlileri, otomobildeki Ali (65) ve eşi Fatma Karaboran'ın (64) yaşamını yitirdiğini belirledi. Yaralanan sürücü Hamdi ile eşi Hamide Karaboran ise ambulanslarla hastaneye kaldırıldı. Olay yerinde hayatını kaybeden çiftin cansız bedenleri, otopsi yapılmak üzere Gaziantep Adli Tıp Kurumu'na götürüldü. Jandarma, kazayla ilgili soruşturma başlattı.

Görüntü Dökümü

---------

- Adli Tıp Kurumu

- Karaboran ailesinin yakınları

- Jandarma aracı

- Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 123 MB

Haber-Kamera: Kadir GÜNEŞ-GAZİANTEP-DHA)

================

Suriyeliler sınırı koşarak geçiyor

Ramazan Bayramı'nı ülkelerinde geçirmek isteyen Suriyeliler, Kilis'teki Öncüpınar Sınır Kapısı'ndan geçmeye devam ediyor. Memleketlerine gitmenin sevincini yaşayan Suriyelilerin sınırı koşarak geçmesi, ilginç görüntüler oluştururken, geçişlerin başladığı 7 günlük sürede 7 bin Suriyelinin ülkelerine geçtiği öğrenildi.

Bayramı, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları ile güvenli hale getirilen Çobanbey, Afrin, Cerablus Azez, Mare, Soran, Aktarin ve El Bab bölgelerdeki yakınlarının yanında geçirmek için bugüne kadar 22 bin Suriyeli randevu aldı. Geçen Cumartesi başlayan geçişlerde bugüne kadar 7 bin Suriyelinin ülkesine gittiği bildirildi. İl Göç İdaresi Müdürlüğü, jandarma ve polis ekiplerinin nezaretinde işlemlerini yaptıran Suriyeliler otobüslerle ülkelerine gönderiliyor.

Memleketlerine gitmenin mutluluğunu yaşayan bazı Suriyelilerin işlemlerinin ardından kapıyı koşarak geçmesi ise ortaya ilginç görüntüler çıkardı. Bayramlaşmak içi Suriye'ye gidenlerin dönüş işlemlerinin 10 Haziran Pazartesi günü saat 08.00'de başlayıp, 1 Kasım Cuma günü son bulacağı bildirildi.

Görüntü Dökümü

----------

- Koşarak gidenler

- Sıra bekleyen Suriyeliler

- İşlemlerin yapıldığı çadırlar

- Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU:292MB

Haber-Kamera: Reşit ÇELEBİOĞLU-KİLİS-DHA)

===================

Zonguldak'ta şiddetli rüzgar çatı uçurdu

Zonguldak’ta sabah saatlerinde etkili olan şiddetli rüzgar nedeniyle, bir binanın çatısı komşusunun çatısına uçtu.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, dün Zonguldak için şiddetli rüzgar uyarısında bulundu. Sabah saatlerinde etkili olan şiddetli rüzgar nedeniyle Ontemmuz Mahallesi'nde Necla Çelik'e ait 2 katlı binanın çatısı uçtu. Uçan parçalar yolun alt kısmında bulunan 2 binanın çatısında ve giriş katlarında maddi zarara neden oldu. Bazı evlerin camları kırıldı. AFAD ve Zonguldak Belediyesi ekipleri, evde incelemelerde bulundu. Şerit içerisine alınan tehlikeli bölgeden vatandaşların geçmesine izin verilmedi.

SANİYELERLE KURTULDU

Evi hasar gören Vezir Demir (58) çatının altında kalmaktan saniyelerle kurtulduğunu söyledi. Sabah 09.00 sıralarında rüzgarın şiddetiyle çatının uçtuğunu söyleyen Vezir Demir, "Ben dışardaydım. Hemen eve girdim. Birkaç saniye sonra bir gürültü koptu ve çatı yerle bir oldu. Yan komşumuzun çatısı 2 evimizin üzerine düştü ve hasar verdi. Maddi hasar oluştu. Allah'a şükür bizlerde bir şey yok. Çatılarda şu anda kırıklar var hiç olmazsa onların alınmasını, temizlenmesini istiyoruz. Yetkililer geldi incelemelerini yaptılar ve tutanak tuttular." dedi.

Görüntü Dökümü

-Yıkılan çatıdan detaylar

- Hasar gören evlerden detaylar

-Ev sahibi ile röportaj

Süre: (2:42) Boyut: (498)

Haber-Kamera: Cüneyt ÖZFİDAN/ZONGULDAK,(DHA)

===================

18 yaşındaki lise öğrencisi maden işçisi oldu

Zonguldak’ta, Çaycuma Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencisi Doğukan Çakır, Türkiye Taşkömürü Kurumu’na(TTK) alınan 500 maden işçi için yapılan kura çekiminde isminin çıkmasıyla maden işçisi olmaya hak kazandı.

Çaycuma Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Metal Bölümü 11’nci sınıf öğrencisi Doğukan Çakır, TTK’ya alınacak 500 yeraltı işçisi için internet üzerinden başvuruda bulundu. Ocak 2019’da 18 yaşına giren ve Şubat ayında TTK’ya başvuruda bulunan Doğukan Çakır, dün gerçekleştirilen kura çekiminde isminin çıktığını okulda dersteyken öğrendi. Doğukan Çakır, kura çıktığını babasının telefon etmesiyle öğrendiğini anlatarak, "Duyunca oldukça sevindim. Motor ustası olan babam ve ev hanımı olan annem her zaman bana destek oldu. Açık liseden okulumu bitirip aynı zamanda çalışmak istememe destek verdiler. Ocak ayında 18 yaşıma girdim, ondan sonra internet üzerinden başvurumu kendim yaptım. İlk kurada çıkmadım. Ama içimde hep bir umut vardı." diye konuştu.

'OKULUMU BİTİRECEĞİM'

İşe girdiği takdirde okulunu açık meslek lisesi üzerinden devam ederek bitireceğini belirten Doğukan Çakır, şöyle dedi:

“Derslerimde iyi. İşe girdiğim takdirde dışarıda lise öğrenimimi tamamlayacağım. Erken yaşta iş hayatına atılıp kendi ayaklarım üzerimde durabilmek için TTK’ya başvurmaya karar verdim. Ayrıca ülkemizde işsizlik olduğunu düşünüyorum. Bu yaşta bu fırsatı yakaladığım için mutluyum.”

Görüntü Dökümü

---------

-Doğukan Çakır’ın okulda kaynak yapması

-Doğukan Çakır’ın okul önünde yürümesi

-Doğukan Çakır ile röp.

-Arşiv kura çekimi görüntüleri

-Arşiv maden ocağı görüntüleri

Süre: (6:27) Boyut: (721 MB)

Haber-Kamera: Yeliz ALAGÖZ/ZONGULDAK,(DHA)

==================

8 bin paket kaçak sigaraya 115 bin lira ceza

Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesinde 8 bin 270 paket kaçak sigara ile yakalanan Suriye uyruklu A.K., 115 bin 780 lira para cezasına çarptırıldı.

İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri, Narlı Mahallesi'nde şüphe üzerine durdurarak arama yaptığı hafif ticari araçta 8 bin 270 gümrük kaçağı sigara ele geçirdi. Sigaraya el koyan ekipler, Suriye uyruklu A.K.'yi gözaltına alarak 115 bin 780 lira idari para cezası kesti.

Görüntü Dökümü

------

- Araç önündeki sigaralar

- Sigaralardan detay

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 13 MB

Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)

================

Gelibolu Yarımadası'nda, 'Türk dostu' İngiliz subay mezarı

Çanakkale Kara Savaşları sırasında İngiliz ordusunda yarbay olarak görev yapan Charles Hotham Montagu Doughty Wylie, 26 Nisan 1915 tarihinde Seddülbahir bölgesindeki çıkarma sırasında elinde bastonla ilerlerken vücuduna isabet eden bir kurşunla hayatını kaybetti. Silah yerine bastonla mücadele eden Doughty Wylie'yi, 'Türk dostu' olarak tanımlayan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Mithat Atabay, "Doughty Wylie 1896-1897 Girit sorunu sırasında Girit'te görev aldı. Daha sonra Anadolu'da Konya ve Mersin'de askeri konsolos olarak bulundu. Orada özellikle Adana'daki Ermeni olayları sırasında Türklerin haklı olduğunu belirten raporlarıyla gündeme geldi. Balkan Savaşları sırasında ise kendisi özellikle Kızılhaç'ta görev yaparak pek çok hastaya ve yaralıya yardım etti. O yüzden 'İkinci Rütbeden Mecidi Nişanı' ile onurlandırıldı" dedi.

Yarbay Charles Hotham Montagu Doughty-Wylie, Türklerle ilk defa 1896-1897 Girit krizinde tanıştı. Ardından Mersin ve Konya'da askeri konsolos olarak çalıştı. Adana'daki Ermeni olaylarında ise Türklerin haklı olduğunu savundu. Doughty-Wylie bu sürecin ardından Türklerle arasındaki dostluk ve iyi ilişkilerinin yanı sıra Türkçe bilmesi nedeniyle İngiliz Akdeniz Seferi Kuvvetleri Başkomutanı General Ian Hamilton komutasındaki İngilizlerin Çanakkale Kara Savaşları sırasında Seddülbahir bölgesinde çıkarma yapan birliklerinin başına getirildi.

İngilizlerlerin filikalarla asker sevkiyatı yaptığı Ertuğrul Koyu'na ayrıca River Clyde kömür gemisiyle asker çıkarıldı. İngilizlerin asker çıkardığı kıyıyı çok iyi koruyan Türkler, İngiliz askerlerini şiddetli bir ateşle karşıladı. Kıyıyı çıkmak isteyen filikadaki birçok asker öldü. Kıyıya 7 bölük taşıyan River Clyde kömür gemisi de Seddülbahir Kalesi yakınlarında kumsala oturdu. Gemiden sahile inmek isteyen birçok asker öldü. 100'e yakın asker de gemide mahsur kaldı. Ertuğrul Koyu savunmasında, Mahmut Sabri Bey ve askerleri müttefik güçlerine göre sayıca oldukça az olmalarına rağmen gösterdikleri direniş ile tarihe geçti.

Doughty-Wylie 25 Nisan günü Ertuğrul Koyu’na yapılan çıkarma başarılı olmayınca, ertesi gün Seddülbahir köyüne yapılacak saldırının komutasını üstlendi. Seddülbahir Kalesi yıkıntıları arasında düşmana karşı direnen Türk askeri yeni saldırı karşısında köye çekilmek zorunda kaldı. Doughty-Wylie komutasındaki İngiliz birlikleri öğle saatlerinde kaleyi ele geçirdi. Doughty-Wylie daha sonra Harapkale Tepe’yi hedef olarak seçti. Harap Tepe’ye saat 14.00’te başlayan İngiliz saldırısı sırasında elinde silah yerine sadece bastonla askerlerinin önünde yürüyen Yarbay Doughty-Wylie bu sırada bir kurşunla hayatını kaybetti.

104 YILDIR ŞEHİTLER ABİDESİ'Nİ SELAMLIYOR

Yarbay Doughty-Wylie hemen askerler tarafından hayatını kaybettiği Haraptepe bölgesinde gömülerek, Tarihi Gelibolu Yarımadası'nda tek yabancı mezar olarak Şehitler Abidesi karşısında yerini aldı. Savaş boyunca mezarı korunan Doughty-Wylie’ye İngilizlerin en yüksek nişanı olan 'Victoria Cross' verildi. Çıkarma sırasında hayatını kaybeden diğer askerler gibi toplu halde V Beach Mezarlığı yerine Haraptepe bölgesinde Tarihi Yarımada'daki tek yabancı mezar olma özelliğini taşıyan Doughty-Wylie'nin mezarı 104 yıldır Şehitler Abidesi'ni selamlıyor.

ADANA'DAKİ ERMENİ OLAYLARI SIRASINDA TÜRKLERİN HAKLI OLDUĞUNU SAVUNDU

Osmanlı İmparatorluğu'nun 1. Dünya Savaşı öncesindeki son 20 yılı içerisindeki tarihinde yer alan Charles Hotham Montagu Doughty-Wylie'nin önemli bir şahsiyet olarak Gelibolu Yarımadası'nda mezarı bulunduğunu belirten ÇOMÜ Fen Edebiyat Fakültesi Tarihi Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mithat Atabay, "Doughty-Wylie 1896-1897 Girit sorunu sırasında Girit'te görev aldı. Daha sonra Anadolu'da Konya ve Mersin'de askeri konsolos olarak bulundu. Adana'daki Ermeni olayları sırasında Türklerin haklı olduğunu belirten raporlarıyla gündeme geldi. Balkan Savaşları sırasında ise Kızılhaç'ta görev yaparak pek çok hastaya ve yaralıya yardım etti. O yüzden 'İkinci Rütbeden Mecidi Nişanı' ile onurlandırıldı" dedi.

'BASTONUYLA HARAPTEPE'DE BAŞINDAN ALDIĞI KURŞUNLA HAYATINI KAYBETTİ'

1. Dünya Savaşı'nın başlamasının ardından Doughty-Wylie'nin Türkçe'yi bilmesi ve konuşması nedeniyle özel bir komutan olarak Gelibolu Yarımadası'nda İngiliz Akdeniz Seferi Kuvvetleri Başkomutanı General Ian Hamilton'ın kadrosuna dahil edildiğini ifade eden Dr. Mithat Atabay, "Çanakkale Kara Savaşları'nın başladığı andan itibaren Seddülbahir bölgesinde görev yaptı. Sedddülbahir bölgesindeki çıkarmada 1'inci gün Kara Savaşlarında İngilizler başarılı olamadılar. Ancak 2'nci gün Seddülbahir Kalesini almak ve köyünü ele geçirmek için yaptıkları saldırı sırasında Doughty-Wylie, Türklerin kendisine asla dokunmayacakları düşüncesiyle bastonuyla Haraptepe'de başından aldığı bir kurşun yarasıyla hayatını kaybetti. Arkadaşları da Doughty-Wylie'yi hemen Haraptepe'ye gömdüler" diye konuştu.

TARİHİ GELİBOLU YARIMADASI'NDAKİ TEK YABANCI MEZAR

Doughty-Wylie'nin Tarihi Gelibolu Yarımadası'ndaki yabancı mezarlıklar içerisinde tek başına mezarı bulunan tek asker olduğunu kaydeden Atabay, sözlerine şöyle devam etti:

"Bunun nedeni ise hem Türklerin hizmetinde bulunmuş olması, hem de o sırada eşi Lilian'ın kendisini talebi üzerine böyle bir mezar yapıldı. Bu mezarlık işgal dönemi yıllarında değiştirilmedi. Tek başına mezar olarak yapıldı. İngiliz Mezarlıklar Komisyonu da bu mezarı tek başına bıraktı. Bu arada Lilian'ın eşi Doughty-Wylie'nin mezarını satın almak için başta 1917 yılı olmak üzere Osmanlı İmparatorluğu'na ilk defa müracaat etti. Ancak bu talebi rağbet görmedi. 2'nci kez mütareke döneminde bu talebini yineledi. O sırada padişah verilebilir diye şifayı bir söz söylemişse de, Osmanlı Genelkurmayı bunu uygun görmedi. Son talebini ise Cumhuriyet döneminde yaptı. Fakat Genelkurmay Başkanlığı bu talebi uygun görmemiştir."

'GERTRUDE BELL'LE BİRLİKTE ANILDI'

Tarihi Gelibolu Yarımadası'nda Doughty-Wylie'nin özel bir yeri olduğunu anlatan Atabay, şunları söyledi: "Bunun nedeni ise, Türklerin dostu olması ve özellikle Türklerin Arabistan Yarımadası'nda yani Orta Doğu bölgesinde, Irak bölgesindeki faaliyetleri sırasında orada Gertrude Bell’le olan mektuplaşmasıdır. Gertrude Bell'le olan mektuplaşması bir aşk hikayesine dönüşmüş. Ve hayalle beraber gerçeklik iç içe geçmiştir. Bu nedenle de Doughty-Wylie'nin mezarı, Gertrude Bell’le birlikte anılmıştır. Ancak Doughty-Wylie’nin, Gertrude Bell’le arkadaşlığı mektuplaşmaktan ileriye gitmediği anlaşılmaktadır. Yarbay Doughty-Wylie’nin ölümünden sonra gelişen olaylar Doughty-Wylie’yi meşhur etti. Doughty-Wylie’nin karısı Lilian savaş devam ederken eşinin mezarının korunması için tarafsız ülke konumunda bulunan Amerika’nın İstanbul Büyükelçiliği aracılığıyla girişimlerde bulundu. Osmanlı Harbiye Nezareti de mezarın iyi korunduğunu belirten bir cevap verdi. Lilian Wylie özel bir izinle 1917 yılı 17 Kasım günü bir Fransız gemisi ile Seddülbahir’e gelerek eşinin mezarını ziyaret etti. Üzerinde siyah ve yüzü tülle örtülü siyah bir elbise ile mezarına çelenk koydu. Bölgenin yakınında bulunanlar Lilian’ın yüzünü göremediler. Bu ziyaret bazı kimseler tarafından farklı değerlendirildi ve birçok hayal unsuru fikirler katıldı. Bunların en önemlisi de ziyaretin Gertrude Bell’e ilişkilendirilmesi oldu. Doughty-Wylie’nin Eşi, Cumhuriyet döneminde Türkiye'ye gelerek, Gebze yakınlarında fakir Müslümanlara yardım etmek için bir yardım kuruluşunda çalışmış. Uzun süre de Türkiye'de kalmıştır."

HİKAYESİ 'ÇÖL KRALİÇESİ' ADLI FİLMLE SİNEMAYA KONU OLDU

Doughty-Wylie'nin Gelibolu Yarımadası'nda hikayesi olan ve tarihte önemli bir şahsiyet olarak kayıtlara geçtiğini ifade eden Atabay, Doughty-Wylie'nin hikayesinin 2015 yılında 'Çöl Kraliçesi' adlı filmle sinemaya konu olduğunu da belirtti. Dr. Mithat Atabay, Doughty-Wylie'nin mezarının, Tarihi Gelibolu Yarımadası'nda bulunan Şehitler Abidesi'ni adeta selamladığını da sözlerine ekledi.

Görüntü Dökümü

--------

-Yarbay Charles Hotham Montagu Doughty-Wylie'nin Haraptepe'deki mezarından genel ve detay görüntü.

-Yarbay Charles Hotham Montagu Doughty-Wylie'nin Haraptepe'deki mezarı ve Şehitler Abidesi'nden genel ve detay görüntü.

-Dr. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Atabay'ın Yarbay Charles Hotham Montagu Doughty-Wylie'nin Haraptepe'deki mezarını incelemesinden genel ve detay görüntü.

-Dr. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mithat Atabay ile röp.

Haber-Kamera: Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE, (DHA)

===================

Yeni Hasankeyf'te yaşam başlıyor (ÖZEL)

Batman'ın, Ilısu Baraj Gölü’nün suları altında kalacak olan tarihi Hasankeyf ilçesindeki 7 eserin taşınması tamamlandı. TOKİ'nin 850 konut inşa ettiği yeni Hasankeyf'te yaşam, Haziran'da başlayacak. Hasankeyf Belediye Başkan Abdulvahap Kusen, "12 bin yıllık tarihin gölgesinden kopmuyoruz" dedi.

Ilısu Baraj Gölü havzasında kalacak tarihi Hasankeyf ilçesinin taşınmasında sona gelindi. Baraj gölüne yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta kurulan yeni yerleşim yerinde TOKİ tarafından 850 konut inşa edildi. Tarihi 7 eserin taşınma işlemlerinin tamamlandığı yeni yerleşim yerinde yaşam, Haziran ayında başlayacak.

'YENİ HASANKEYF BİR BAŞKA OLACAK'

Taşınma işlemlerinin yüzde 95’inin tamamlandığı anlatan Hasankeyf Belediye Başkanı AK Parti'li Abdulvahap Kusen, 12 bin yıllık tarihin gölgesinden kopmayacaklarını söyledi. Hasankeyflilerin modern bir yerleşim yerine taşınacağını kaydeden Kusen, "20 yıllık yerel yönetici olarak Hasankeyf’in kurtulması için her türlü çalışmayı yaptık. Ama ilçemizin bir bölümü su altında kalacak. Artık yeni yaşama adapte olmalıyız. Tarihten kopmuyoruz. Kültürel parkımızda 7 eser ve tarihi cami ve minarelerimizle eski dokuyu yaşayacağız. Yeni Hasankeyf ile eski yerleşim birimindeki Kale arasındaki bağ, su turizmiyle canlı tutulacak. Gondollarla Hasankeyf bir başka olacak. Yeni yerleşim yerinin yüzde 95’i tamamlandı. Bir evi bile bir mahalleden taşımak zorken, şimdi ilçenin tamamını taşıyacağız. Evet, Hasankeyf'in tarihi dokusu içinde büyüdük. Tarihi eserlerin bir kısmı taşındı. Bir kısmı da su altında kalacak. Dünyanın en büyük taş köprüsü Roma köprüsü, su altında kalmış olacak. Bunlardan kopmak üzüntü verici ama şu da bir gerçek ki hayat devam ediyor. Kültürel değerlerimizin tümden yok olmamasından dolayı tesellimiz var" dedi.

610 YILLIK MİNARE YENİDEN YÜKSELİYOR

Ilısu Barajı'ndan etkilenmemesi için taşları tek tek sökülerek taşınan Sultan Süleyman Koç Camisi’nin minaresinin, Dicle nehri kıyısında bulunan Kültürel Park’ta yeniden yükseldiğini ifade eden Kusen, "Tarihi minare ve camiler kendisini gösterince yeni yerleşim birimimiz güzel bir siluete kavuşacak. Ilısu Barajı gölü nedeniyle su altında kalacak tarihi eserlerin korunması amacıyla taşları büyük titizlikle sökülen 610 yıllık Sultan Süleyman Koç Camisi'nin minaresinin yarısından fazlası tamamlandı. Minarenin taşları, özel olarak hazırlanan taşla yeniden üst üste konuluyor. Konya ve Mardin’den getirilen taş ustaları, minareyi eskisi gibi inşa ediyor" diye konuştu.

MAHALLE VE CADDELERE TARİHİ İSİM

Yeni Hasankeyf'te mahalle ve caddelere tarihi isimlerin verildiğini dile getiren Kusen, şunları söyledi:

"850 konuttan oluşacak yeni yerleşim birimi 4 mahalleden oluşacak. TOKİ'nin tamamlama aşamasına getirdiği konutların teslimi için artık gün sayıyoruz. Dört mahallemizin adını belirledik. Kültürel parkla iç içe olan semtin adını Kültür, Raman dağı eteğindeki mahalleye Raman, Dicle nehrine yakın alana da Dicle ve 300 yıllık hakimiyetini tarihi ilçemizde sürdüren Eyyubilerin adını da yeni mahallemize verdik. Hasankeyf kalesindeki 3 bine yakın mağaranın da turizme kazandırılmasını istiyoruz. Yine yeni yerleşim birimlerindeki 12 cadde Hasankeyf’te tarihe mal olan isimleri verdik."

TAŞINAN 7 ESER, YENİ YERLEŞİM YERİNDE

Batman'da yapımı süren Ilısu Baraj Gölü'nün havzasında kalan tarihi Hasankeyf ilçesindeki 7 eserin taşları tek tek sökülerek, yeni yerleşim birimine taşındı. Artuklu Hamamı, Sultan Süleyman Koç Camisi, İmam Abdullah Zaviyesi, El Rızık Camisi, Zeynel Abidin Türbesi, Eyyubi (Kızlar) Camisi ve kale giriş orta kapısı, Dicle Nehri'nin kıyısındaki Kültürel Park'ta yeniden inşa edildi.

Görüntü Dökümü

---------

- Belediye Başkanı Kusen'in imar planını tanıtması

- Yeni Hasankeyf

- Eski Hasankeyf

- Kusen'nin açıklamaları

- Genel ve detay görüntü

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 162 MB

Haber-Kamera: Arif ARSLAN-Reşat YİĞİZ/BATMAN,(DHA)

=================

Köylüler, kahvehane yerine kütüphaneye gidiyor

Kırıkkale'nin Delice ilçesinde, 2014 yılında beldeden köye dönüşen ve tüm kurumları kapanan 700 nüfuslu Büyükafşar'da köylüler, boş zamanlarını kütüphanede kitap okuyarak değerlendiriyor.

İlçeye 10 kilometre uzaklıktaki Büyükafşar köyü, 2014 yılında nüfusu 2 binin altında olan beldelerde belediyelerin kapatılması sonucu köye dönüştü. 700 nüfuslu köyde ilköğretim, lise ve yatılı bölge okulu ile birlikte, sağlık ocağı ve jandarma karakolu ile PTT şubesi de kapatıldı. Köyde sadece resmi kurum olarak 30 yıl önce İl Halk Kütüphanesi'ne bağlı kurulan halk kütüphanesi kaldı. 2 görevlinin bulunduğu kütüphane, hafta içi 5 gün hizmet veriyor. Çoğu çiftçilik yapan köy sakinlerinin büyük bölümü, gündüz tarlada çalıştıktan sonra kahvehane yerine kütüphaneyi tercih ediyor. Köy sakinleri yaklaşık bin 500 kitabın bulunduğu kütüphanede istedikleri kitapları okuyarak zaman geçiriyor.

'BİR KÜTÜPHANEMİZ VAR'

Köy muhtarı Müslüm Kocaoğlu, 1974 yılında belediye olan Büyükafşar'ın, 2014 yılında köye dönüştüğünü söyledi. Köyde bulunan birçok resmi kurumun kapandığını belirten Kocaoğlu, "Bir kütüphanemiz var. Halk kahveye gitmiyor. Çiftçilerimiz boş kaldığı zaman kütüphaneye gidiyorlar. Kütüphanede kitap okuyarak zaman geçiriyorlar" dedi. Muhtar Kocaoğlu, köyün ise birçok sıkıntısının bulunduğunu bunların en başında ise ulaşımın olduğunu söyledi.

'KÜTÜPHANEMİZİN KAPANMASINI İSTEMİYORUZ'

Köy sakinlerinden Halil Ozan, boş zamanlarında kütüphanede kitap okuyarak zaman geçirdiklerini söyledi. İbrahim Erikli ise, "Bağ bahçe işleri ile uğraşıyorum. İş sonrası kahveye inmiyorum, kütüphaneye çıkıyorum" dedi. Ebül Akbal da "Boş zamanlarımızı kütüphanede kitap okuyarak geçiriyoruz. Kütüphanemizin kapanmasını istemiyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Köyden görüntü

-Kütüphaneden görüntü

-Köylülerden görüntü

-Köylülerin kitap okuması

-Röportajlar

-Detay

Haber-Kamera: Hasan AKYILDIZ/KIRIKKALE,(DHA)

==================

Denizli merkezli ByLock operasyonu: 20 gözaltı

Denizli merkezli 8 ilde düzenlenen FETÖ/PDY operasyonunda örgütün kriptolu haberleşme sistemi 'ByLock' kullandığı tespit edilen 20 kişi gözaltına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, FETÖ/PDY'ye yönelik Denizli merkezli İstanbul, Ankara, Bursa, Aydın, Van, Uşak ve Bayburt'ta bu sabah eş zamanlı operasyon düzenledi. Örgütün kriptolu haberleşme sistemi 'ByLock' kullandığı belirlenen işçi, öğrenci, ev kadını ve bankacı olan 20 kişi, gözaltına alındı.

Şüphelilerin emniyetteki sorgularının sürdüğü belirtildi.

Haber: Ramazan ÇETİN/DENİZLİ, (DHA)-

Geri Dön