HABER

 DHA YURT BÜLTENİ7

1)GÖKÇEADA SEFERLERİNE FIRTINA ENGELİ

ÇANAKKALE'nin Kuzey Ege Denizi'ndeki Gökçeada ilçesine bugün yapılması planlanan bazı feribot seferleri, olumsuz hava koşulları nedeniyle iptal edildi.Çanakkale Boğazı ile adalar arasında deniz ulaşımını sağlayan Gestaş A.Ş. yetkilileri, olumsuz hava koşulları nedeniyle bugün Gökçeada-Kabatepe arasında yapılması planlanan Gökçeada'dan saat 13.00 ile Kabatepe'den saat 15.00'deki feribot seferlerinin iptal edildiğini duyurdu.

Çanakkale Boğazı'ndaki diğer hatlardaki seferler ise normal olarak devam ediyor.

Görüntü Dökümü

-----------------------

- Gestaş feribot iskelesinden görüntü

- Boğazda sefer yapan feribotlardan görüntü

Haber-Kamera: Mustafa SUİÇMEZ / ÇANAKKALE, (DHA)

==============================================================

2)DEDEKTİF GİBİ İZ SÜREN ÖĞRETMEN, KÖPEK KATLİAMINI ORTAYA ÇIKARDI

ZONGULDAK'ın Çaycuma ilçesinde öğretmen 34 yaşındaki Gökhan Kazan, Perşembe belde belediyesinin 10 sokak köpeğini iğne ile bayılttıktan sonra boş araziye gömdüğü iddiası üzerine dedektif gibi iz sürerek köpeklerin gömüldüğü yeri buldu. Suç duyurusu üzerine soruşturma başlatan savcılık, köpeklerin uyuşturucu iğne kullanılarak öldürüldüğünü öne sürerken, sahipsiz sokak köpeklerine yönelik ceza maddesi bulunmadığı için kavuşturmaya yer olmadığına karar verip, belediye ve sorumlu kişiler hakkında 15 bin TL idari para ceza uygulanması istendi. Özel eğitim öğretmeni Gökhan Kazan, daha önce görev yaptığı Perşembe beldesinde 2 Aralık 2016'da meydana gelen olayda belediye ekiplerinin sahipsiz sokak köpeklerini iğne ile bayıltarak topladığını ve ardından boş araziye canlı canlı gömdüğü konusunda duyum aldı. Hayvansever Kazan, beldede iz sürerek köpeklerin gömüldüğü yeri bulmaya çalıştı. Belde sakinlerinin hedef olma korkusuyla konuşmamasına aldırmayan Kazan, iddiaya göre. 2 hafta süren çalışma sonucu kendi çabasıyla köpeklerin belde girişinde boş bir arazide belediye ekipleri tarafından gömüldüğünü tespit etti.

SAVCILIK KAZAN'IN GÖSTERDİĞİ ARAZİYİ KEPÇE İLE AÇTI

Kazan, daha sonra Çaycuma Savcılığı'na giderek Perşembe Belediyesi yetkilileri ve iğneyi kullanan işçiler E.K. ile Ö.K. hakkında suç duyurusunda bulundu. Soruşturma başlatan savcılık, Kazan'ın gösterdiği yerde bilirkişi heyetiyle birlikte kazı yaptı. Kepçe ile açılan alanda, 10 köpek öülüsü bulundu. Ayrıca bir köpeğin üzerinde de köpekleri uyuşturmaya yarayan fişek bulundu. Adli Tıp Kurumu'na gönderilen örneklerde köpeklerde uyuşturucu madde bulunamadı. Jandarmanın yaptığı ve savcılığa sunduğu olay yeri görgü ve araştırma tutanağında ise köpeklerin canlı canlı gömüldüğü konusunda beldede dedikodunun olduğu ancak kimsenin hedef olmamak için tanık olmak istemediği belirtildi. Araştırmada belediyenin bir gün önce 'Yarın başıboş köpekler toplanacaktır' anonsu yaptığı tutanakta yer aldı.

SORUMLULARA PARA CEZASI

Savcı, geçen 14 Kasımda sonuçlandırdığı soruşturmada, köpeklerin uyuşturucu iğne kullanılarak öldürüldüğünü belirtmesine rağmen Türk Ceza Kanunu'nda sahipsiz sokak köpeklerine yönelik ceza maddesi bulunmadığı için kavuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Belediye ve sorumlu kişiler hakkında ise toplam 15 bin lira idari para ceza kesilmesi için Orman ve Su İşleri Bakanlığı'na yazı yazdı. Kararda, şöyle denildi:"5 bin 237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 151/2 maddesinde düzenlediği üzere sahipli hayvanı öldürmenin işe yaramayacak hale getirmenin veya değerinin azalmasına neden olmanın suç olarak nitelendirildiği, somut olayda Perşembe belde belediyesi ekiplerince uyuşturucu iğne kullanılmak suretiyle öldürülen köpeklerin sahipsiz hayvan konumunda bulunduğu, 5 bin 237 sayılı TCK kapsamında herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı ancak hayvanları koruma kanununun 13'üncü maddesinde 'Öldürme işleminde sorumlu kişi ve kuruluşlar hayvanın kesin olarak öldüğünden emin olunduktan sonra hayvanın ölüsünü usulüne uygun olarak bertaraf etmek veya ettirmekle yükümlüdürler' ve ilgili madde hükümlerine aykırı davrananlara öldürülen hayvan başına 1500 lira idari para cezası uygulanır' düzenlemesi karşısında idari yaptırım öngörüldüğü, şüpheliler hakkında atılı suçlardan yukarıda açıklanan nedenlerle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildi."

GÜNLERCE İZ SÜRDÜ, KÖPEKLERİN GÖMÜLDÜĞÜ YERİ BULDU

Gökhan Kazan, Perşembe Belediyesi ekiplerinin aldıkları emir doğrultusunda 10 sokak köpeğini uyuşturucu iğne ile bayıltıp boş araziye gömerek katlettiğini söyledi. Günlerce iz sürerek köpeklerin gömülü olduğu yeri bulduğunu anlatan Kazan, şöyle dedi:

"Köpekler uyuşturucu iğne ile vurulduktan sonra ilgili ekiplerce bu alana getirilip gömülüyor. Dedektif gibi çalışıp günlerimi vererek iz sürdüm. Bu bölgeyi tespit ettim. Buradaki toprak kazıntılarını gördüm. Benim şikayetim üzerine savcılık mevcut alanı kepçe ile açtı. Hayvanlardan aldığı numuneleri adli tıp kuruma gönderdi. Savcılık bu konuda ciddi derecede ilgilendi. Bu sahipsiz hayvan olduğu için savcılık belediyeyi suçlu bulamıyor. Bu sahipsiz hayvanlar konusu savcılığın ve TCK'nın konusuna girmiyor. Aslında suçlu buluyor ama savcılığın belediyeyi cezalandırması için TCK'da bir madde yok. Toplamda 15 bin lira ceza veriliyor. Orman ve Su İşleri Bakanlığı'na gidiyor ceza yaptırımı için yazı yazıldı. İlgili birimin bu cezayı belediyeye tahakkuk ettirmesini bekliyoruz."

"BELEDİYENİN BU İĞNEYİ KULLANMA YETKİSİ YOK"

Kazan, yaptığı araştırmada belediyenin veterineri olmadığı için 'ketemin' adı verilen uyuşturucu maddeyi kullanma yetkisi olmadığını tespit ettiğini, savcılığında bunu doğruladığını söyledi. Artık hayvanların zarar görmesini istemediklerini ifade eden Kazan, şöyle devam etti:"Belediye bayıltıcı iğneyi kullanma yetkisi yok. Yetkisiz ellerde kullanılması sonucunda bir vatandaşı da kolundan uyuşturucu iğne ile yaralıyorlar. Hastane polisi işçilerden birine bayıltılan köpekleri ne yaptıkları sorulduğunda, 'bayıltıp gömüyoruz' dediği savcılık soruşturmasında yer alıyor. Artık bundan yorulmuş durumdayız. Artık her yerde katliam duymaktan rahatsızlık duymaktayız. TCK'da sahipli ve sahipsiz hayvan arasındaki cezalandırma farkını ortadan kaldırmasını istiyoruz. Hayvanlar TCK'da bir mal olarak görülmektedir. Mal olarak görülmekten çıkarılarak duyguları ve hisleri olan canlılar olarak tanımlanması gerekiyor. Yoksa şu an ki cezaların caydırıcılığı yok. Olsa bile şu anki yasalar hayvan hakları ihlallerini engelleyemiyor."

BELEDİYE BAŞKANI: BİZ YAPMADIK

Perşembe Belediye Başkanı İsmail İnam, bulunan köpekleri belediye ekiplerinin gömmediğini söyledi. Böyle bir olayın yaşanmadığını söyleyen İnam, şöyle konuştu:"Bir kişi şikayette bulunmuş. Konunun belediyeyle ilgisi yok. Sadece o iğne bulunmuş. Ama uyuşturucu madde yok. Raporda yazıyor. Orası yol kenarı. Yolda köpeklere araçlar vuruyor. Yol altında köpek ölüsü bulunuyorsa bunu belediyeye mal etmenin anlamı yok. Ben köpek sever birisiyim. Evimde köpek besliyorum. Köpek uyuşturulup canlı canlı gömülür mü? Bu kadar cani olunur mu? Bu belediyeyi ilgilendiren bir konu değil. Biz böyle bir şey yapmadık. Oraya köpeklerin kimin gömdüğünü de bilmiyorum."

Görüntü Dökümü

----------------

-Öğretmenin arazide köpeklerle görüntüsü

-Röportajı

Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK, (DHA)-

=======================================================

FETÖ İTİRAFÇILARININ ANLATIMLARI, YEĞENİ YAKALATTI

3)FETÖ'NÜN İŞÇİ İMAMIM YEĞEN, LÜKS SİTEDE YAKALANDI

İZMİR'de, MİT ve emniyetin operasyonuyla çökertilen FETÖ/PDY'nin hücre yapılanmasında yer alan örgüt üyelerinden itirafçı olanların anlattıkları, firarda olan sanıkların saklandıkları 33 yeni 'gaygubet' evinin deşifre olmasını sağladı. Lüks sitedeki bu evlerden birisinde örgüt lideri Fethullah Gülen'in yeğeni S.S. (Selçuk Seven), yakalandı. S.S.'nin daha önce Çorum ve Uşak şeker fabrikalarında çalıştığı, işçilerden sorumlu imam olduğu ve himmet topladığı, Manisa'nın Turgutlu ilçesinde yapılan operasyon kapsamında da arandığı ortaya çıktı.İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü FETÖ/PDY soruşturmasında, örgütün gaybubet evlerinden (aranan firari örgüt üyelerinin saklandığı evler) sorumlu itirafçının verdiği bilgiler sonrasında MİT ile İzmir Emniyet Müdürlüğü Terör ve İstihbarat Şube müdürlükleri, koodine içerisinde çalışma yürüttü. İtirafçının adreslerini verdiği bilgiler üzerinden başlayan çalışmada, üç aylık takip sonrasında örgütteki dağılımı önlemeye çalışan yeni hücre yapılanması deşifre edildi. Adreslerini de tespit edilmesiyle, İzmir, İstanbul, Manisa, Uşak, Kayseri illeri başta olmak üzere 10 ilde operasyon yapıldı, 48 kişi gözaltına alındı. Aralarında örgütü, Ege Bölgesi'nde toparlamaya çalışan sözde il imam S.K., Ege Bölgesi genel muhasebe sorumlusu M.T. ve Ege Bölgesi eğitim danışmanı İ.B.'nin bulunduğu 39 kişi tutuklandı. 9 kişi de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

YENİ İTİRAFÇILAR YEĞENİ YAKALATTI

FETÖ'deki çöküşü önlemeye çalışan hücrenin, İzmir'in farklı bölgelerindeki lüks semtlerde değeri milyonlarca dolar olan evleri dolar üzerinden kiraladıkları, yine lüks araçları kullandıkları saptandı. Buralarda yakalanan sanıklardan bazılarının itirafçı olmasıyla, operasyon genişletildi. Sanıkların anlatımlarından 33 gaygubet evi daha tespit edildi. Bu evlere yönelik yapılan yeni operasyonda da 28 kişi daha yakalandı. Sanıkların çoğunun farklı kentlerde yürütülen soruşturmalar kapsamında, örgüt üyeliğinden arandıkları ve firari durumda oldukları saptandı. Yakalananlar arasında en dikkat çeken isim ise S.S. oldu. Lüks sitedeki bu evlerden birisinde yakalanan S.S., örgüt lideri Fethullah Gülen'in öz yeğeni çıktı. S.S.'nin daha önce Çorum ve Uşak şeker fabrikalarında çalıştığı, işçilerden sorumlu imam olduğu ve himmet topladığı, Manisa'nın Turgutlu ilçesinde yapılan operasyon kapsamında da arandığı ortaya çıktı. S.S. ile diğer şüphelilerin, örgütün elebaşısı Fethullah Gülen'in talimatı ile gaybubet evlerine geçtikleri ve saklandıkları tespit edildi.

Görüntü Dökümü

-------------------

- Sanıkların ve yeğenin görüntüsü.

Haber: Taylan YILDIRIM / İZMİR (DHA)

================================================

4)135 KİLOMETRE HIZLA TIR'A ÇARPTI, SÜRÜCÜ ÖLDÜ, ANNESİ YARALANDI

BOLU'nun Dörtdivan ilçesinde, TEM Otoyolu'nda TIR'a arkadan çarpan otomobilin sürücüsü 37 yaşındaki Deniz Naba yaşamını yitirirken, yanında bulunan annesi 55 yaşındaki Neşe Naba ağır yaralandı. Otomobilin hız göstergesinin 135 kilometrede takılı kaldığı görüldü. Kaza saat 09.30 sıralarında, TEM Otoyolu'nun Dörtdivan ilçesi geçişinde meydana geldi. Ankara yönüne giden Deniz Naba idaresindeki 34 ABT 180 plakalı otomobil, aynı istikamette gitmekte olan 48 yaşındaki Kerim Çukursuz idaresindeki 01 AEU 62 plakalı TIR'a arkadan çarptı. Kazada, hurdaya dönen ve tavan kısmı kopan otomobilin sürücüsü Deniz Naba yaşamını yitirirken, annesi Neşe Naba ise ağır yaralandı. Neşe Naba olay yerine gelen itfaiye ekibi tarafından otomobilden çıkarıldı. Neşe Naba, 112 Acil ekibinin ilk müdahalesinin ardından Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Deniz Naba'nın cesedi ise aynı hastanenin morguna kaldırıldı.

Kaza sonrası otomobilin hız göstergesinin 135 kilometrede takılı kalmış olması çarpmanın şiddetini gözler önüne serdi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Kaza yapan araçlardan görüntü

-Otomobilin hız göstergesi

-Cesedin taşınması

-Detaylar

Süre: 01.38 Boyut: 104.6 MB

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/DÖRTDİVAN(Bolu),(DHA)

=======================================================

5)SİVAS'TA 2 OTOMOBİL ÇARPIŞTI: 2 ÖLÜ 4 YARALI

SİVAS'ın Suşehri ilçesinde 2 otomobilin çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında 2 kişi öldü 4 kişi yaralandı.Kaza, saat 10.30 sıralarında Suşehri ilçesi D-100 karayolu Kösedağ Köprüsü yakınlarında meydana geldi. Tokat'tan Erzincan yönüne giden Ekrem Güden yönetimindeki 06 GEB 05 plakalı otomobil ile ilçeye bağlı Sarıca köyünden ilçe merkezine giden 48 yaşındaki Hasan Gültekin yönetimindeki 58 EN 802 plakalı otomobil kafa kafaya çarpıştı. Kazayı gören çevredekiler durumu sağlık ve polis ekiplerine haber verdi. Kaza sonrası 06 GEB 05 plakalı araçta bulunan sürücü Güden ile Ramazan Akarsu, kaza yerinde öldü. Diğer araçta bulunan 48 yaşındaki Veysel Uzkan, 14 yaşındaki Bayram Çalışkan, 50 yaşındaki İsmail Sezer ve Hasan Gültekin ise yaralandı. Yaralılar kaza yerine gelen ambulansla Suşehri Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Yaralılar sağlık durumlarının iyi olduğu belirtildi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Kaza yeri görüntüleri

-Genel Görüntüler

-Hastane acil servis önü

(131 MB)

Haber-Kamera: Bülent TATLI/SUŞEHRİ(Sivas), (DHA)-

============================================================

6)ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ'NDE 900'ÜNCÜ BÖBREK NAKLİ: ANNESİNE BÖBREĞİNİ VERDİ

ULUDAĞ Üniversitesi (UÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Koordinatörlüğü Birimi 900'üncü böbrek nakline ulaştı. 900'üncü cerrahi müdahalede 23 yaşındaki Muhammed Karıksız 20 yıllık böbrek hastası annesine böbreğini bağışlayarak hayat verdi.

UÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Organ Nakli Koordinatörlüğü Birimi 1989 yılından bu yana yapılan böbrek nakillerinde 900 başarılı böbrek nakli operasyon sayısına erişti. Yapılan 900'üncü cerrahi müdahalede Muhammed Karıksız, 20 yıldan bu yana böbrek hastası olan ve hastalığın son aşamasına gelen annesi 42 yaşındaki Nermin Karıksız'a 1 böbreğini bağışladı. Hastalık döneminde oğlundan böbrek almayı kabul etmeyen ancak, daha sonra ikna olan anne Karıksız, kendisiyle ilgilenen doktor, hemşire ve organ nakli birimine teşekkür etti. Karıksız, şöyle dedi:

"Tam 20 yıldır böbrek hastasıyım, 5 yıldır tedavi görüyordum. Böbrek rahatsızlığı son günlerde ilerleyince oğlum bir böbreğini bana vermek istiyordu. Ama bunu kabul etmemiştim. Son aşamaya gelince çok rahatsızlandığımdan mecbur kalıp oğlumdan böbreği aldım. Şimdi sağlığım çok iyi. Üniversitede doktorlarımızdan bizimle ilgilen herkesten Allah razı olsun" dedi. Bağışçı Muhammed Karıksız ise, "Bu benim için oldukça kolay bir karardı fakat annem için oldukça zor oldu. Annem ilk başta kabul etmedi gelecekteki evlilik hayatımı, askerliğimi, iş hayatımı öne sürerek nakli reddetti. Daha sonra anlaştık, kabul etti ve ameliyatımız başarıyla geçti" diye konuştu.

"2018'DE BİN BÖBREK NAKLİNİ HEDEFLİYORUZ"

Nermin Karıksız'ın tedavisi ile ilgilenen Nefroloji Uzmanı Dr. Abdulmecid Yıldız ise, nakil operasyonunun başlarıyla tamamlandığını söyledi. Dr. Yıldız, şöyle dedi:

"Organ nakli büyük bir ekip işi, burada çok ciddi emekler söz konusu. Özellikle bölgemizdeki organ nakli koordinatörlerinin çok ciddi katkılarıyla beyin ölümü gerçekleşmesi ardından organlarını bağışlayan vericiler sayısında 1'inci sıradayız. Bunu haklı bir gururla paylaşıyoruz. Bu çalışma bu ivme ile devam ediyor, en kısa sürede bin böbrek nakline ulaşacağımızı inanıyorum. Belki de önümüzdeki yıl bu günlerde bininci nakli burada konuşuyor olacağız en büyük temennimiz bu yönde."

"BAĞIŞA ÖNCEDEN KARAR VERMELİYİZ"

Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Böbrek Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Hakan Vuruşkan, halkı organ nakli konusunda duyarlı olmaya, kriz durumlarından önce organ nakline karar vermeye davet etti. Vuruşkan, şöyle dedi:

"Bu bizim için gerçekten çok büyük mutluluk ve gurur kaynağı. 1989 yılında ilk defa bu çalışmalar hastanemizde başlamış ve gerçekleştirilmişti. O günden bugüne dek ekipler değişmekle birlikte sürekli gelişim göstermiş ilk yıllarda yıllık 4-5 olan nakil sayısı son günlerde yıllık 80'i bulan rakamlara ulaşmış durumda. Ben de bu çalışmaların içinde yaklaşık 23 yıldır bulunuyorum. Nakil operasyonları büyük ekibin çalışmasıyla gerçekleşen operasyonlar. Hastaların hazırlanması, böbreklerin bulunduğu anda ekipler tarafından çıkartılması, bunların uygun şekilde taşınması, ameliyatların gerçekleşmesi ve hastaların bakımı gerçekten çok zorlu bir süreç. Böbrek bekleyen yaklaşık 1200 hastamız var. Bölgemizde diğer tüm merkezlerimizde birlikte yılda yaklaşık 250 böbrek nakli gerçekleştirebiliyoruz. Bu sayının en az 2 katına çıkması lazım ki organ bekleyen hastalarımızın hepsine hizmet verebilelim. O yüzden, aniden gelişen beyin ölümü bir kaza sonrasında veya beyin kanaması gibi olaylar sonrasında olayın duygusu ile bağış yapmak gerçekten çok zor bir şey. Bu kararı çok çok önceden düşünüp net bir sonuca bağlanmış olmak gerekiyor. Halkımızın bu konuda bilinçlenmesi çok önemli. Bireylerin bunu aileleriyle ve çevresindeki insanlarla tartışmaları ve paylaşmaları gerekiyor."

Prof.Dr. Hakan Vuruşkan; 900. Böbrek naklinde Organ Nakli Koordinatörleri Sahriye Keskin, Ersin Elgin, Rafet Oflaz ve Kerem Selimoğlu'na emeklerinden dolayı teşekkür etti.

Görüntü Dökümü

-----------------

Hastanenin dışından detaylar

Röportajlar

Enver Fatih TIKIR/BURSA, (DHA)-

=======================================================

7)CAMİ TUVALETİNDEKİ SU SAATİ ÇALINDI

SAMSUN'un Bafra ilçesi'ndeki Salih Yıldız Camisi'nin tuvaletinde bulunan su saati kimliği belirsiz kişi veya kişilerce çalındı.

Bafra ilçesi Çilhane Mahallesi Elmas Yıldız Sokak üzerinde bulunan Salih Yıldız Camii'ne sabah gelen temizlik görevlisi Yılmaz Ocak, tuvaletler bölümüne gittiğinde su saatinin olmadığını gördü. Ocak, durumu polise bildirdi. Su saatinin sökülüp kimliği belirsiz kişi veya kişilerce çalınması üzerine polis olayla ilgili soruşturma başlattı. 2 yıldır camide görev yaptığını söyleyen Yılmaz Ocak, "Kapıyı zaten açık bırakıyoruz. Ama hiç hırsızlık olayı yaşanmadı. 2 yıldır buradayım ilk kez başımıza böyle bir olay geldi" dedi.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Cami dışından detay

-Tuvaletler kısmından detay

-Polis ekibinin inceleme yapması

-Detaylar

(SÜRE:1.6 Dk) (BOYUT:121.91 MB)

Haber-Kamera:Ayhan AYDEMİR/BAFRA(Samsun), (DHA)

===========================================================

8)DİYARBAKIR'DA SONU HÜSRANLA BİTEN SOYGUN

DİYARBAKIR'da geçtiğimiz yıl 35 bin liralık soygunun gerçekleştiği ve sonrasında da 3 kez soygun girişiminin yaşandığı bir GSM şirketine ait mağazayı soymak isteyen soyguncular şok yaşadı. Son girişimde yaklaşık 50 santimmetre genişliğinde delik açarak mağazaya girmek isteyen soyguncular, duvarın içindeki 1.5 metre genişliğindeki çelik bariyerle karşılaşınca soygunu gerçekleştiremeden olay yerinden ayrıldı. Hırsızlık girişimi ise güvenlik kamerası tarafından saniye saniye görüntülendi.

Yenişehir ilçesi Ekinciler Caddesi üzerinde bulunan bir GSM şirketine ait telefon mağazasında önceki gece soygun girişimi gerçekleştirildi. Daha önce 1 kez soyulan ve 3 kez de soygun girişiminin yaşandığı mağazanın yönetimi, soyguncular için faklı bir yöntem geliştirdi. Geçtiğimiz yıl yaklaşık 35 bin lira değerinde telefon ve elektronik cihazın çalındığı mağazaya gelen soyguncuların, önceki soygun ve girişimlerinde de mağazanın arka duvarlarını kırarak soymak istemesi üzerine mağaza yöneticisi, duvarın iç kısmına çelik bariyerler monte ederek, duvarla kapattırdı. Önceki gece sabaha karşı saat 05.30 sıralarında mağazayı gelen 3 soyguncu, yanlarında getirdikleri balyozlarla mağazanın duvarını kırmaya başladı. Güvenlik kameralarına da yansıyan görüntülerde; hırsızlar ellerinde fenerlerle aydınlatırken, yaklaşık 50 santimmetre genişliğinde delik açtı. Açtıkları delikten içeri giren hırsızlar, karşılaştıkları çelik bariyer karşısında şok yaşadı. Yaklaşık yarım saat uğraşarak kırdıkları duvardan içeri girmeyi planlayan soyguncuların karşısına 1.5 metre enindeki çelik bariyer duvar çıkınca, soyguncuların planı suya düştü. Mağazaya giremeyen soyguncular, yanlarındaki malzemeleri toplayarak buradan hüsranla ayrıldı.

Sabah saatlerinde mağazaya gelen çalışanlar, duvarın kırıldığını görünce durumu polise bildirerek güvenlik kameralarını izledi. Polis, soygun girişimi ile ilgili güvenlik kamerası görüntülerini incelemeye alırken, soyguncuların yakalanması için çalışma başlattı.

Görüntü Dökümü

----------------------

-Kırılan duvar

-Duvar içindeki çelik bariyer

-Olay anı güvenlik kamerası görüntüleri

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera:Canan ALTINTAŞ/DİYARBAKIR,(DHA)

===============================================================

9)GURBETÇİ DOKTORDAN GUATRA AMELİYATSIZ ÇÖZÜM

FRANKFURT Goethe Üniversitesi Nükleer Tıp Kliniği Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Dr. Hüdayi Korkusuz, guatr hastalarını ameliyatsız mikrodalga yöntemiyle tedavi ettiğini belirtirken, "Bu tedavi için narkoz gerekmiyor. İlaç gerekmiyor. Ve sadece o nodülü yaktığımız için ve guatrın o nodülsüz kalan bezi normal çalıştığı için guatr hormonu gerekmiyor" dedi.

Frankfurt Goethe Üniversitesi Nükleer Tıp Kliniği Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Dr. Hüdayi Korkusuz, tatil için geldiği memleketi Afyonkarahisar'ın Sandıklı ilçesinde, gazetecilere guatr hastalığının tedavisine ilişkin geliştirdiği ve 2012 yılından bu yana uygulanan mikrodalga yönteminden bahsetti. Frankfurt Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Frankfurt Yabancılar Meclisi tarafından başarıları dolayısıyla geçen hafta ödüllendirilen Prof. Dr. Dr. Korkusuz, Sandıklı'da klinik açıp Türk hastaların da tedavisini yapacağını aktardı.

"AMELİYATLARDAN 50- 60 BİNİ GEREKSİZ"

Prof. Dr. Dr. Hüdayi Korkusuz, "Uzman dalım hem radyoloji hem de nükleer tıp. 3 gün önce Almanya'nın en iyi 20 doktoru arasında seçildim. 2012 yılında ilk kez ameliyatsız, acı vermeden guatr nodüllerini tedavi etmeye başladık. Almanya'da ve Türkiye'de aşağı yukarı 20 milyon guatr hastası var. Bu Almanya ve Türkiye'deki toplam 40 milyon hastadan 100- 120 bin guatr ameliyatı var. Bu ameliyatlarından 50- 60 bini gereksiz. Hem Almanya'da hem de Türkiye'de gereksiz. Ameliyat sonrası bu hastalar ömürboyu guatr hormonu kullanıyor. Bu guatr hormonu 'osteoporoz/kemik erimesi' yapıyor. Ayrıca kalp ve tansiyona zarar verdiği için ölme ihtimali yüzde 25 artıyor. Yani guatr hormonu almak o kadar iyi bir şey değil" dedi.

"ÜÇ ALETLE NODÜLLERİ TEDAVİ EDİYORUZ"

2012'de Avrupa'da ilk kez mikrodalga tedavisini uyguladığını vurgulayan Korkusuz, "Yani bir mikrodalga cihaz ile guatr olan bölgeyi yaktık. Bu tedavi için narkoz gerekmiyor. İlaç gerekmiyor. Ve sadece o nodülü yaktığımız için ve guatrın o nodülsüz kalan bezi normal çalıştığı için guatr hormonu gerekmiyor. 2014'te çocukları tedavi etmeye başladık. Şu anda dünya çapında üç aletle guatr nodüllerini tedavi ediyoruz. Mikrodalga, radyo frekans ve eko tedavi. Her hastamıza gereken tedaviyi yapabiliyoruz. Yani büyük nodüllere mikrodalga, küçük nodüllere radyo frekans ve orta nodüllere eko tedavisi uyguluyoruz" diye konuştu.

"KENDİ HASTALARIMIZI TEDAVİ ETMEK İSTİYORUZ"

Şimdiye kadar 450 civarında hastayı bu şekilde tedavi ettiklerini ve 1000 nodülü de yaktıklarını anlatan Prof. Dr. Dr. Hüdayi Korkusuz, şöyle dedi:

"Benim her zaman gayretim Türkiye'de çalışmaktı. 2014'te bir adım attık. Türkiye'ye geldik. Buradaki hocaları eğittik. Antalya'da olsun, İstanbul'da olsun, üniversitede olsun veya tıp fakültesinde olsun. Hocalarımızı eğittik. Ama artık burada, Sandıklı'da kendi hastamızı tedavi etmek istiyoruz. 'Neden Sandıklı?' Çünkü biz geldiğimiz toprakları unutmayız. O yüzden halkımıza, vatanımıza hizmet vermek istiyoruz. Sandıklı'ya klinik açmayı düşünüyorum."

Görüntü Dökümü

--------------

- Prof. Dr. Dr. Hüdayi Korkusuz hasta muayenesinden

- RÖP: Hüdayi Korkusuz

300 MB /// 04.55"

Haber-Kamera: Ahmet DAĞLI/SANDIKLI (Afyonkarahisar), (DHA)

Geri Dön