HABER

DHA YURT BÜLTENİ8

Şemdinli'de bir binbaşı intihar etti

Hakkari'nin Şemdinli ilçesi'nde piyade birliğinde vatani görevini yapan Piyade binbaşı İsmail Can, belirlenemeyen bir nedenle intihar etti.

Hakkari'de Şemdinli ilçesinde bir piyade birliğinde görev yapan Piyade Binbaşı, İsmail Can, bilinmeyen bir nedenden intihar etti. Ağır yaralanan Binbaşı Can, Şemdinli Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Ancak burada doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen asker kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Haber: Behçet DALMAZ/HAKKARİ, (DHA)

===============================================

Erdoğan, ABD Başkanı Trump'a, "Senin her yerin güçlü olsa ne olacak"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğn, İsrailli askerlerin, Filistinli gençlere yaptığı şiddetin fotoğraflarını göstererek ABD Başkanı Donald Trump'ı tepki gösterdi. Erdoğan, "İşte İsrail bu, ey Amerika, ey Trump, yav sen bunları görmedin mi? Sen şu kafeslerin içindeki çocukları görmedin mi? Yav bunları göre göre ondan sonrada 'dünyanın en güçlü devleti benim' yav senin her yerin güçlü olsa ne olacak. Elinizde nükleer başlıklı silahlar var. Şu anda Amerika, tüm dünyaya ne diyor, nükleer başlıklı silahınız olmayacak. Senin elinde 16 bini aşkın nükleer başlıklı silahın var. Senin silahın ne olacak?" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin il kongresine katılmak için Karaman'a geldi. Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi konferans salonunda gerçekleşen kongrede partililerine seslenen Erdoğan, Ortadoğu'daki olaylara değindi.

KUDÜS'E BÜYÜKELÇİLİK AÇILACAK

Türkiye'ni diplomatik ve askeri alanda gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla terör devletinin kurulmasını engellediğini ifade eden Erdoğan, Kudüs'e de büyükelçiliğin açılacağını belirtti. Erdoğan, şöyle konuştu: "Çıkmış Kemal, konuşuyor. Diyor ki, 'Orası hemen Filistin'in başkenti olarak ilan edilmelidir' Yav zaten biz Filistin'in başkenti olarak Kudüs'ü çoktan ilan ettik. Fakat Kudüs şu anda işgal altında olduğu için oraya gidip Büyükelçiliğimizi açamıyoruz. Ama bizim Başkonsolosluğumuz bile Büyükelçi ile temsil ediliyor. Fiili olarak biz bu işi yapmışız. İnşallah o günlerde yakın ve büyükelçiliğimizi hayırlısıyla orada açacağız." Erdoğan, batı medyasının bölücü teröristlerin cinayetlerini gündeme getirmediğini belirterek eleştiride bulundu. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ben bir şeyi merak ediyorum? Batı medyası lafa gelince objektifliği kimseye bırakmıyor. Bölücü teröristlerin cinayetlerini gündeme dahi getirmiyor. Bu teröristlerce göçe zorlanan Suriyelilerin dramına tek bir satır bile ayırmıyor. Teröristleri parlatma kervanına, son olarak Alman ordusuna ait bir derginin katıldığını gördüm, Hatırlarsınız başka dergiler bu teröristleri kendilerine kapak yapmıştı. Hatta bir televizyon kanalı, Fransız sokaklarındaki reklam panolarını bunların resimleriyle donatmıştı. Terörün bu kadar meşrulaştırıldığı hatta alenen desteklendiği bir başka dönem yok."

'AMERİKA'NIN 16 BİNİN ÜZERİNDE NÜKLEER BAŞLIKLI SİLAHI VAR'

Erdoğan, harita üzerinden Filistin'in, yüzölçümünün 1938'den günümüze gelen küçülme oranlarını gösterdi. Ayrıca İsrail askerleri tarafından şiddet uygulanan Filisintinli gençleri ve down sendromlularının durumlarını fotoğraflarla anlatan Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'a tepki gösterdi. Erdoğan, "İşte İsrail bu, ey Amerika, ey Trump, yav sen bunları görmedin mi? Sen şu kafeslerin içindeki çocukları görmedin mi? Yav bunları göre göre ondan sonrada 'dünyanın en güçlü devleti benim' yav senin her yerin güçlü olsa ne olacak. Elinizde nükleer başlıklı silahlar var. Şu anda Amerika, tüm dünyaya ne diyor, nükleer başlıklı silahınız olmayacak. Senin elinde 16 bini aşkın nükleer başlıklı silahın var. Senin silahın ne olacak. Sen diyorsun ki, dünyaya, silahlar olmayacak, gömün yok edin. Peki seninkiler ne olacak. Adalet, bu mu adalet. Onun için kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Ülkemizin önünde iki yol var. Ya boyun eğeceğiz. Ya mücadele edeceğiz. Biz 40 yıllık siyasi hayatımızın her döneminde olduğu gibi bugünde mücadeleye seçtik. "dedi.

GÖRÜNTÜ CANLI VERİLDİ

Haber :Hasan DÖNMEZ- Tolga YANIK- Muammer ŞEN/KARAMAN,(DHA)

=============================================

CHP'li Sertel'den Başbakan Yıldırım'a 'kadavra' sorusu

CHP İzmir Milletvekili Atila Sertel, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden iki kadavranın, 9 ay önce yöneticilerden izinsiz İstanbul'daki özel üniversiteye götürüldüğünü kaydederek, Başbakan Binali Yıldırım tarafından yanıtlanması istemiyle konu ile ilgili TBMM'ye soru önergesi verdi.

CHP İzmir Milletvekili Sertel, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne bağışlanan iki kadavranın, daha önce rektör adayı da olan Anatomi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Orhan Mağden tarafından izinsiz ve gizli olarak özel bir üniversiteye gönderildiğinin ortaya çıktığını, bununla ilgili kamera görüntülerinin de olduğunu ve 9 ay önce soruşturma başlatıldığını öne sürdü. CHP'li Sertel, izinsiz ve yasa dışı olduğunu öne sürdüğü kadavra naklini TBMM gündemine taşıdı. Başbakan Binali Yıldırım'ın yanıtlaması istemiyle Meclis'e soru önergesi veren Sertel, şöyle dedi: "Diriyi bıraktılar, gözlerini ölüye diktiler' dedirtecek cinsten olan bu olay, dünyanın neresinde olursa olsun skandaldır. Ülkemizde, kadavra bağışına yönelik çeşitli eksiklikler var. Bu nedenle yüzlerce tıp fakültesi öğrencisi, hiç kadavra görmeden mezun oluyor. Öte yandan bir kamu hastanesine bağışlanan kadavralar, bölüm başkanı tarafından ailelerin ve hastane yönetiminin izni olmadan, yasal olmayan bir yolla özel bir üniversiteye gönderiliyor. Üstelik bu kişi, rektör adayıydı. Bu kadavraların nasıl, ne şekilde ve neyin karşılığında özel bir üniversiteye verildiği bilinmiyor. Bu olay hakkında soruşturma başlatılır başlatılmaz bahse konu kişi, açığa alınmalı ve savcılığa suç duyurusunda bulunulmalıydı. Rektörlüğün ve dekanlığın bu konuda bir açıklama yapmasını bekliyorum. Olay, ortaya çıkar çıkmaz soruşturmanın selameti açısından görevden uzaklaştırılması gereken Prof. Dr. Orhan Mağden, AKP'li bir üst düzey yönetici milletvekili tarafından kollanıyor mu, bilemem; ancak o isim, orada olduğu sürece hastaların ve hatta ölülerin hiçbiri güvende değil." CHP'li Sertel, ayrıca Yüksek Öğretim Kurulu'nun (YÖK) olaya el atması ve soruşturma akıbetinin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti.

REKTÖR ÇELİK: ANABİLİM DALI BAŞKANLIĞI GÖREVİNDEN ALINDI

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Rektörü Prof. Dr. Erdal Çelik ise hastanedeki iki kadavranın izinsiz ve gizli bir şekilde İstanbul'daki özel bir üniversiteye gönderildiği iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında Prof. Dr. Orhan Mağden'in DEÜ Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Anatomi Anabilim Dalı Başkanlığı görevinden alındığını bildirdi. Rektör Prof.Dr. Çelik, bu durumun kendi rektörlük dönemi öncesinde, geçen nisan ayında olduğunu, kamera kayıtlarının da bulunduğunu, o dönemde soruşturma başlatıldığını belirtti. Prof.Dr. Orhan Mağden'in kadavraların kendisine ait olduğunu, kredi çekerek parasını ödediğini söylediğini aktaran Prof.Dr. Çelik, yasal olarak böyle bir şeyin söz konusu olamayacağını dile getirdi. Soruşturmanın bir süre önce tamamlandığını ve Prof.Dr. Mağden'in, anabilim dalı başkanlığı görevinden alındığını açıkladı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

---------------------------------

- CHP Milletvekili Atilla Sertel'in konuyla ilgili açıklaması

Haber-Kamera: İZMİR, (DHA)

=============================================

Bilecik Valisi Büyükakın: Bilecik'e 'Ertuğrul' ismi verilebilir

Bilecik Valisi Tahir Büyükakın, kentin isminin 'Ertuğrul' olarak değiştirilmesini önererek, "Çok radikal bir tavsiye olacak; ama Bilecik'in adı değiştirilebilir. 'Ertuğrul' ismi verilebilir. Bunlar tartışılsın, konuşulmaya başlasın, diye söylüyorum" dedi.

Bilecik Belediyesi'nce, Bursa Eskisehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) ile Şeyh Edebali Üniversitesi'nin desteğiyle Uluslararası Marka Değerleriyle Bilecik Sempozyumu düzenlendi. Sempozyuma katılan Bilecik Valisi Büyükakın, burada yaptığı konuşmada, Bilecik'in adının 'Ertuğrul' olarak değiştirilmesini önerdi. Vali Büyükakın, "6 aydır Bilecik'teyim. Bu süre belki bir kentin kaderiyle ilgili konuşmak için kısa; ama yaptığım değerlendirmelerle bazı kanaatler oluşturdum. Üzerinde çalışılarak, belirli bir noktaya geleceğini düşündüğüm çalışmalarım var. Benim burada dikkatimi çeken en önemli konulardan biri, Söğüt. 'Söğüt ruhu' aslında bizi biz yapan ruh. Yeniden, nasıl bir değer olarak dünyaya tanıtılabilir, onun üzerinde durmak lazım. Üzerinde çalıştığımız fikir şu. Önümüzdeki dönemde bununla ilgili değerlendirme yapma imkanlarımız olacaktır. Söğüt'te bir toy toplanıyor. Bu toy, zamanında karar alıcıların, beyliklerin bir araya gelip, beyliklerinin kaderleri ile ilgili bazı ortak kararlar alarak, sonrasında uygulamasını takip ettikleri bir yapı. Bu toya benzer bir yapılanma yeniden yapılabilirö diye konuştu.

'TARTIŞILSIN, KONUŞULMAYA BAŞLASIN'

Bilecik'in 'Ertuğrul' adıyla yeniden ayağa kaldırılabileceğini dile getiren Vali Büyükakın, şunları söyledi: "Davos'ta biliyorsunuz siyasi liderler, politika yapıcılar toplanarak, dünyanın mevcut durumunu değerlendirerek, geleceğe dair kararlar alırlar. Söğüt, aslında bu tür toplantılara ev sahipliği yapmış ve sonrasında cihan imparatorluğu kurulmuş. Benzer bir yapı, yeniden tasarlanabilir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın himayelerinde ortak teması insana ait olan tüm değerlerin gündeme alındığı, insana dair her ne varsa konuşulduğu toylar yapılabilir. Aslında çok radikal bir tavsiye olacak; ama Bilecik'in adı da değiştirilebilir. 'Ertuğrul' ismi verilebilir. Bunlar tartışılsın, konuşulmaya başlasın, diye söylüyorum. 'Ertuğrul' ismi verilerek, şehirler kuran şehir olduğu tekrar hatırlanarak, Bilecik'i 'Ertuğrul' adıyla yeniden diriltmek, ayağa kaldırmak hatta mimari tartışmaların merkezi yapmak ve Bilecik'in pilot il seçilmesi, adının değiştirilmesi, 'Söğüt ruhu'na uygun yeniden konumlandırılması şeklinde yıllara yayılacak bir proje söz konusu olabilir. Bizim en büyük eksiğimiz, maalesef toplumsal hafıza bir yerde durmuyor. Bir vali, geliyor, 6 ay sonra gidiyor ve toplumsal hafızada gidiyor. Belediye başkanı geliyor, bir misyonu var. O da gidiyor. Yeni gelen başka şeyler yapmaya başlıyor. Bu proje uzun süreli bir vizyonla olabilecek yani nesilleri ilgilendiren bir çalışma. Bu anlamda hafızanın en iyi tutulduğu yerler üniversiteler. Üniversitelerimiz, toplumsal hafızaya ne kadar destek verirse bu çalışmalar, o kadar anlamlı olacak."

Görüntü Dökümü:

--------------------------

-Vali Tahir Büyükakın'ın konuşması

-Toplantıya katılanların görüntüsü

-Salondan görüntüler bulunuyor.)

Haber-Kamera:Cafer Elmas/BİLECİK,(DHA)

=============================================

Otomobil menfeze devrildi: 1 ölü, 3 yaralı

Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinde kontrolden çıkıp menfeze devrilen otomobildeki 1 kişi öldü, 3 kişi yaralandı.

Kaza, bu sabah Akçakale-Şanlıurfa Karayolu'nun 10'uncu kilometresinde meydana geldi. Halil Tumbul yönetimindeki 63 AP 012 plakalı otomobil, kontrolden çıkıp menfeze devrildi. Kazada otomobilde sıkışan 45 yaşındaki Emine Uslu, kaza yerinde hayatını kaybederken, sürücü Halil Tumbul ile araçta bulunan Havva Tumbul ve Gamze Tumbul yaralandı. Kazada ölen Emine Uslu'nun cesedi otopsi için morga konulurken, yaralılar da sağlık görevlileri tarafından ambulanslarla hastanelere götürüldü. Acil serviste tedavilerine başlanılan yaralıların hayati tehlikelerinin bulunduğu belirtildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------------------------------

- Olay yeri

- Menfeze devrilen otomobil

- Yaralıların kurtarılması

- Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 42 MB

HaberHadi KURT-Kamera: ŞANLIURFA,(DHA)

=============================================

Otomobille takla attı, babası 'Arabayı boşver oğlum' diyerek teselli etti

TEKİRDAĞ'ın Malkara ilçesinde 16 yaşındaki Emre Yula, ailesinden habersiz aldığı otomobille dolaşırken, direksiyon hakimiyetini kaybederek takla attı. Kazada sürücü Yula ve arkadaşı İlyas Kızılsu yaralanırken, kazayı duyarak gelen aileleri yerde yatan çocuklarının başında gözyaşı dökerek, "Çocuklar kazayı kafanıza takmayın sizler iyi olun" dedi.

Kaza, ilçeye bağlı Kurtuluş Caddesi Üzerinde meydana geldi. Malkara İlçesi'nde oturan Nihat ve Türkan Yula çiftinin oğulları 16 yaşındaki Emre Yula, evin önünde park halindeki 67 DZ 722 plakalı otomobili haberiz alıp arkadaşı İlyas Kızılsu ile birlikte dolaşmaya çıktı. Emre Yula'nın kullandığı otomobil, Kurtuluş caddesi üzerinde kontrolden çıkarak takla attı. Kazada sürücü Emre Yula ile yanında bulunan arkadaşı İlyas Kızılsu yaralandı. Çevredekilerin ihbarıyla gelen sağlık ekiplerince yaralılar ambulanslarla Malkara Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazayı duyup olay yerine gelen Emre Yula'nın anne ve babası çocuklarını yerde görünce gözyaşı döktü. Emre Yula, ‘baba kaza yaptım araba gitti ne yapacağız?' demesi üzerine baba Nihat Yula ise, "Çocuklar kazayı kafanıza takmayın sizler iyi olun, belin mi çok acıyor yavrum? Boynunda mı acıyor? Ağlama oğlum, üzülme yavrum. Boş ver sen arabayı. Sizde bir şey yok ya. Ben yeni araba alacağım. Siz üzülmeyin yavrum" diyerek teselli etti. Polisin kazayla ilgili başlattığı soruşturması sürüyor.

Görüntü Dökümü:

-------------------------

-Otomobil ve yerdeki yaralılar

-Olay yerine polis ve ambulansın gelişi

-Sağlık ekiplerinin yaralılara müdahalesi

-Olay yerine şoförün anne ve babasının gelişi

-Anne ve babasının feryadı ağlaması

-Kaza yerinden ve otomobilden detay

-Yaralıların ambulansa konuşu

-Yaralıların hastaneye sevki

-Olay yerinden genel detay

Haber-Kamera: Murat YAYIN/MALKARA(Tekirdağ),(DHA)

============================================

Yaralı yengesini öldürmek istemiş

Adana'da eşi Kevser Ötgen'i 10 yerinden bıçaklayarak yaraladıktan sonra tutuklanan Hüseyin Ötgen'in kardeşi Cumali Ötgen, ağabeyi cezaevine girdikten sonra yengesini öldürmek isterken yakalandı.

Olay, merkez Seyhan ilçesi Dağlıoğlu Mahallesi 14029 Sokak'ta 16 Aralık'ta meydana geldi. Kimliği belirsiz bir kişi, otomatik tabanca ile bir eve ateş açma hazırlığındayken, devriye gezen polisler tarafından fark edildi. Polisleri görünce gri renkli bir otomobile binen şüpheli, silahı da yola atıp, kaçtı. Polis saldırı düzenlenmek istenen evde 9 Aralık'ta eşi tarafından 10 yerinden bıçaklanan yaralı Kevser Ötgen'in oturduğunu belirledi. Soruşturmayı genişleten polis, fırıncılık yapan Hüseyin Ötgen'in 2 çocuğunun annesi Kevser Ötgen'i bıçakladığı, ardından da tutuklandığını saptadı. Evin önünde silahlı saldırı hazırlığında olan kişinin de cezaevindeki Hüseyin Ötgen'in kardeşi Cumali Ötgen olduğu ancak, polisin olayı fark etmesi üzerine planın suya düştüğü ortaya çıktı. Yakalanarak gözaltına alınan Cumali Ötgen, ağabeyinin hapse düşmesine neden olduğu için yengesini intikam almak için öldürmeye gittiğini söyledi. Emniyetteki sorgusunun ardından sağlık kontrolünden geçirilen Cumali Ötgen, adliyeye sevk edildi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

- Olay yerinden görüntü

- Otomatik tabancadan görüntü

- Olay yerindeki polislerden görüntü

- Polislerin silahı incelemesi

- Olay yerindeki polis araçlarından görüntü

- Genel ve detay görüntüler

Süre: 01'34" Boyut: 95,8 MB

Haber:Murat KİBRİTOĞLU- Kamera: Gökhan KESKİNCİ/ADANA, (DHA)

===============================================

Minibüs şoförlerinden duyarlı davranış

İzmir'in Konak ilçesinde, annesiyle bindiği minibüste 17 bin liralık biyonik kulaklığını düşüren 2.5 yaşındaki Göktuğ Tutar'ın sessizliği, duyarlı şoförler sayesinde sona erdi. Şoförlerin biyonik kulaklığı bulup, teslim ettiği minik Göktuğ'un annesi Nazlı Tutar, "Kulaklık kaybolduğunda çok ağladım. 'Oğlumun bir organını kaybettim' dedim. Bulunmasaydı, yeniden almak için kredi çekecektik" dedi.

Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde çalışan sağlık memuru Nazlı Tutar, 1 ay önce ameliyatla biyonik kulaklık takılan oğlu Göktuğ'u kreşten alarak eve gitmek için Gültepe-Pınarbaşı hattı minibüsüne bindi. Bir süre sonra oğlunun kulağındaki biyonik kulaklığın olmadığını fark etti. Oturduğu yere ve minibüsün içine bakan anne kulaklığı bulamayınca büyük üzüntü yaşadı. Şoförden yardım isteyen Nazlı Tutar, tüm aramalara rağmen oğlunun dünyayla iletişimini sağlayan kulaklığı bulamadı. Annenin bindiği minibüsün şoförü, kendi aralarında kullandıkları telefonlarının 'bas-konuş' özelliğinden yaralanarak tüm şoförlerin konu hakkında duyarlı olmasını istedi. Hattaki tüm minibüsler durağa çekilerek tek tek hepsi arandı. Küçük Göktuğ'un biyonik kulaklığı, bindiği minibüsün koltuğunun altındaki demir parçasının üzerinde bulundu. Biyonik kulaklığın bulunmasıyla büyük sevinç yaşadıklarını söyleyen anne Nazlı Tutar, yaşadıklarını anlatırken, gözyaşlarını tutamadı. Kulaklık kaybolduğunda oğlunun bir organını kaybettiğini söyleyerek göz yaşı döktüğünü belirten Tutar, "Hastanede çalışırken oğlumu kreşten aldım. Eve giderken kafam çok dalgındı. Minibüse bindik, bir süre sonra kulaklığının olmadığını fark ettim. Çok kısa bir mesafe olmuştu. Minibüs şoförüne kulaklığı bulamadığımı ve inmek istediğimi söyledim. Sonra şoförle birlikte aradık. Bulamayınca şoföre bulursa bana haber vermesini söyledim. Sonra çocuğumu kreşe getirip bıraktım. Sokağa çıkıp yollarda çiçeklerin arasında kulaklık aradım. Her yeri aradım, bulamadım. Polislere söyledim, yardım istedim. Çok ağladım, çünkü daha bir ay oldu takılalı. Pahalı bir şey. Telefonun ışığıyla yollarda kulaklığı aradım. Ondan sonra bindiğimiz minibüsü hatırlamadığım için, durağa gittim. Şoförler bulduklarını söyledi. Bayıldım o onda. Onun takılması için çok acılar çekti. Eğer bulunmasaydı kredi çekmek zorunda kalacaktık" dedi.

"ANNENİN GÖZYAŞLARI İÇİMİZİ YAKTI"

Aynı hatta çalışan ve minibüsteki aramalarda biyonik kulaklığı bulan şoför Volkan Türkan, "Nazlı hanım oğlunun biyonik kulaklığını kaybettiğini anlattı. Biz ucuz bir şey zannettik. Öyle herkesin alabileceği bir şey zannettik. Ama annenin gözyaşlarını görünce ve 17 bin lira değerinde olduğunu öğrenince konunun önemini anladık. Araçlarımız durağa çekildi. Tam araçlara özenli bir şekilde arama yapıldı. İlk önce üzerindeki mıknatıstan dolayı bulamadık. Çünkü koltuğun altındaki metal kısma tutunmuş. Sonraki aramada bulduk. Annenin gözyaşları içimizi yaktı. Bulduğumuz için çok mutluyuz. Teslim ettik aileye. Güzel bir iş yaptığımızı düşünüyorum" diye konuştu. Biyonik Kulaklı Çocuklar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği İzmir Temsilcisi Nurcan Kızıl Toprak, biyonik kulaklığın bulunmasından dolayı Gültepe-Pınarbaşı hattı minibüs durağı çalışanlarına teşekkür plaketi verdi. Biyonik kulaklığın, kullanan çocuklar için çok önemli olduğunu ve kulaklık olmadığı takdirde dünyayla bağlantılarının kesildiği belirten Kızıl Toprak, "Bizim çocuklarımızın cihazlarında kafalarına tutması için mıknatıs var. Böyle kaybolma durumlarda metal parçalara baksınlar. Eğer bu kulaklık olmazsa çocuklarımız sessizliğe gömülüyor. Bu duyarlı davranış bizleri çok mutlu etti. Herkesin bu konuda bilinçli olmasını istiyoruz. Bu kulaklık olmazsa davul çalsanız duymazlar" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

------------------------------

- Anne Nazlı Tutar ile röportaj

- Şoför Volkan Türkan ile röportaj

- Nurcan Kızıl Toprak ile röportaj

- Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Mehmet CANDAN / İZMİR, (DHA)

===============================================

Kaporta ustası, hurda otomobil ve traktör parçalarından ‘Formula 66'yı yaptı

Yozgat'ın Sorgun ilçesinde yarış arabası tutkusu olan kaporta ustası Fahri Taşkan, hurda otomobil ve traktör parçalarını biraraya getirerek ‘Formula 66'yı yaptı.

Sorgun Sanayi Sitesinde 10 yıldır işlettiği tamirhanede kaporta ustalığı yapan 24 yaşındaki Fahri Taşkan'ın Formula 1 tutkusu, yarış arabası yapmasına vesile oldu. Almak istediği yarış arabasının maliyetinin yüksek olması üzerine Fahri Taşkan inşaat profili, hurda otomobil ve traktör parçalarını toplayarak 3 ay içerinde ‘Formula 66' adını verdiği arabayı yaptı. Yaklaşık 9 bin liraya mal olan ‘Formula 66'yı görenlerin arabayla özçekim yaptığını söyleyen Fahri Taşkan şöyle konuştu: "Formula 1 tutkunuyum ve yıllarca böyle bir yarış arabamın olmasını istedim. İmkanlarım elvermediği için bende bu aracı kendim imal etmeye karar verdim. Aracın şase kısmını inşaat profilinden, dış kaporta kısmını bakalitten, motor kısmı ise hurdacılardan topladığım parçalarda oluşuyor. Debriyaj, fren ve vites kollarını traktör parçalarından meydana geldi. Arabamız, normal otomobillerden 40 cm daha uzun olup, motor kısmı arkadadır. Şu anda hız parkurlarında denediğimiz sürat 170 km. hızı vurdu. ‘Formula 66' bana yaklaşık 9 bin TL'ye mal oldu. Bana yeteri kadar destek verilirse inanıyorum ki helikopter dahi yapabilirim. Sanayiye gelen vatandaşlar aracımızı gördüklerinde çok şaşırıyorlar. Tebrik ediyorlar. İnşallah yakın zamanda gerekli mercilerden izin alıp arabamı trafiğe çıkarmak istiyorum"

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

------------------------------

-Formula 66 aracından detay görüntüler

-Formula 66 çalışma anı

-Araç deneme sürüşünden görüntü

-Detay görüntüler

-Kaporta ustası Fahri Taşkan'ın konuşması

-Vatandaşlardan röportaj

-Çevredeki vatandaşların Formula 66 önünde selfie çekim yapması

Haber-Kamera:Halit YILMAZ SORGUN, (Yozgat) (DHA)

Geri Dön