Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş'tan Almanya'da FETÖ ve PKK uyarısı

"Kendi ülkesine ve milletine ihanet edenlerden diğer toplumlara hayır gelmeyeceği tarihin ortaya koyduğu en açık hakikatlerden biridir" - "Bugün dünyanın diğer bölgelerinde din ve mezhep üzerinden çıkarılan kavgalar hususunda en fazla Avrupa ülkeleri duyarlı olmalı, hassas ve önleyici davranmalıdır"

BERLİN (AA) - Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Almanya’da Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve PKK'ya destek verilmemesi gerektiğini belirterek, "Kendi ülkesine ve milletine ihanet edenlerden diğer toplumlara hayır gelmeyeceği tarihin ortaya koyduğu en açık hakikatlerden biridir." dedi.

Erbaş, başkent Berlin’de düzenlenen Uluslararası İslam Forumu'nda düzenlenen toplantıda konuştu.

FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki hain darbe teşebbüsü ile ifşa olduğunu belirten Erbaş, "Bütün insani ve vicdani değerleri tahrip eden bu din istismarcısı terör örgütü yeryüzündeki bütün Müslümanlar ve toplumlar için küresel bir tehdit ve musibettir. Ama maalesef, milletimizin varlığına kasteden ve yüzlerce insanımızı şehit eden, yaşadığı ülkeyi ağır silahlar ve savaş uçaklarıyla bombalamaya çalışan bu hain yapının mensupları birtakım ülkelerde kendini gizlemekte ve bazı ülkeler tarafından bu konudaki hassasiyetimiz gereği gibi karşılık görmemektedir." dedi.

Terör örgütü PKK'nın da binlerce Türk vatandaşı ve 30 binden fazla Türk askerini şehit ettiğini vurgulayan Erbaş, "Sivilleri, kadınları ve çocukları, hatta bebekleri acımasızca katleden bu hain örgütün mensupları da birtakım ülkelerde yardım görmektedir." diye konuştu.

Terör örgüleri konusunda uyarıda bulunan Erbaş, "Kendi ülkesine ve milletine ihanet edenlerden diğer toplumlara hayır gelmeyeceği tarihin ortaya koyduğu en açık hakikatlerden biridir." ifadesini kullandı.

Erbaş, bugün özellikle İslam coğrafyasında din, mezhep, meşrep ve etnik yapı üzerinden Müslümanları katleden DEAŞ, Boko Haram, Eş-Şebab gibi terör örgütlerinin arkasında da kirli çıkar ilişkilerinin olduğunu vurguladı.

Avrupa kıtasının din ve mezhep kavgaları üzerinden geçmişte çok acılar yaşadığını anımsatan Erbaş, şöyle konuştu:

"Ben bir dinler tarihi profesörüyüm. Dini değerlerin nasıl istismar edildiğini yakından biliyorum. Mesela 100 yıl ve 30 yıl savaşları, özellikle 30 yıl savaşları Avrupa’yı harabeye çevirmiştir. Dolayısıyla bugün dünyanın diğer bölgelerinde din ve mezhep üzerinden çıkarılan kavgalar hususunda en fazla Avrupa ülkeleri duyarlı olmalı, hassas ve önleyici davranmalıdır. Çünkü bu topraklar din savaşlarından, etkin savaşlardan çok acılar yaşadı."

30 yıl savaşında 7 milyon, İkinci Dünya Savaşı’nda da 60 milyon insanın öldüğünü belirten Erbaş, "Bu acı tecrübenin dünyanın neresinde olursa olsun bir daha yaşanmaması lazım." dedi.

Erbaş, "Bir zamanlar antisemitizmden bu topraklar büyük acılar yaşadı. Şimdi İslamofobiden yani anti-İslam adeta. O yaşanan tecrübelerden ders alarak hangi dinin mensupları olursa olsun onlara yönelik yapılan bu yanlış adımların önünün kesilmesi lazım. Birlikte hareket edersek dünya barışa kavuşacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

- "Terör örgütleri kurdurarak İslomofobiyi destekleyenler var"

İslamofobi konusunda da uyarıda bulunan Erbaş, "İslam’dan uzaklaştırmak, korkutmak için özel planlar yapılıyor. Terör örgütleri kurdurarak İslomofobiyi destekleyenler var. Adeta İslamofobiyi destekleyen mihraklar var. Onlara karşı da duyarlı olunması lazım." ifadesini kullandı.

İnsani değerler zemininde, ön yargısız ve samimiyetle çağın meselelerinin ele alınması gerektiğini belirten Erbaş, sorunların gerçek sebepleri ve çözümleri müzakere edilerek, makul ve uygulanabilir çözümlerin üretilmesini istedi.

Azınlıklara yönelik saldırgan tavırların bulunduğuna da işaret eden Erbaş, "Azınlıklara karşı ırkçılık ve etnisite üzerinden saldırgan tavırların artması, azınlıkların hareket ve özgürlük alanlarını giderek daraltmakta, haklarını kısıtlamakta, sosyal ve kültürel kurumlarını işlevsiz hale getirmektedir." değerlendirmesini yaptı.

Özellikle mabetlerin korunmasının gündeme getirilmesi gerektiğine değinen Erbaş, "İslam medeniyetindeki ilke şudur; savaşta bile mabetlere, din adamlarına, masum insanlara asla dokunulmayacaktır. Dolayısıyla hangi dinde olursak olalım diğer dinlerin mabetlerine dokunulmasına engel olmalıyız." dedi.

- "Bir katında yangın olan bir evin diğer katlarında yaşayanlar buna kayıtsız kalamazlar"

Erbaş, dini liderlere ve toplum önderlerine düşen en büyük sorumluluğun, ırk, inanç, renk, coğrafya ve statü farkı gözetmeksizin yeryüzündeki her insanın temel haklarını savunmak, hak ve adaletin yanında olmak, kimden gelirse gelsin zulmün, haksızlığın ve ötekileştirmenin karşısında durmak olduğunu kaydetti.

Dünyayı bir eve benzeten Erbaş, "Bir odasını terör ve anarşinin işgal ettiği bir evin diğer odalarının bundan etkilenmemesi mümkün değildir. Bir katında yangın olan bir evin diğer katlarında yaşayanlar buna kayıtsız kalamazlar. Evin bir odasında milletine ve insanlık değerlerine ihanet edenler, hukuktan ve hesap vermekten kaçmak için evin diğer odalarına sığınamazlar. Dolayısıyla insanlık ailesi olarak birbirimize duyarlı olmamız lazım. Yoksa ihmal ettiğimiz her mesele, ilgilenmediğimiz, ötelediğimiz her sorun nihayetinde bizim kapımıza da gelecektir." diye konuştu.

Dünyanın bugün savaşlar, yoksulluk, terör eylemleri ve ümitsizlik gibi devasa sorunlarla karşı karşıya olduğuna değinen Erbaş, "Dolayısıyla insanlığın maruz kaldığı sorunları, sosyal, kültürel, manevi, hatta siyasi krizleri çözmek noktasında sivil toplum kuruluşlarına, din liderlerine ve mensuplarına önemli sorumluluklar düşmektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Dünyadaki mevcut gelirin yüzde 1'inin eşit ve adil şekilde paylaşıldığında yeryüzünde yoksulluğun kalmayacağına vurgu yapan Erbaş, şöyle konuştu:

"Öyleyse sorun nerededir ve dünyanın zenginliklerinden herkesin adil bir şekilde pay alması için neler yapılabilir? Bugün havayı, suyu, toprağı kirleterek topyekün insanlığın geleceğine en büyük zararı veren sektörlerini kimler yönetmektedir? Çevre kirliliğinin önüne nasıl geçeceğiz? Bugün, Doğu Türkistan’dan Kudüs’e, Yemen’den Myanmar’a yaşanan acılar nasıl son bulacaktır? Hukuku, insan haklarını ihlal edenlere, yeryüzünü ifsat edenlere, sömürü, anarşi ve teröre destek olanlara karşı hep beraber nasıl mücadele edebiliriz? Bunları konuşmalıyız."

Toplantıda konuşan Berlin İslam Federasyonu Başkanı Murat Gül de Avrupa'daki İslam düşmanlığına değinerek, "Nefret her zaman sözlerle başlar. Bir süre sonra eylemlere dönüşür. Antisemitizmin ve İslam karşıtı ırkçılığın son yıllarda arttığını görüyoruz." dedi.

Almanya’nın Halle kentinde iki ay önce yapılan saldırının buz dağının görünen kısmı olduğunu belirten Gül, Yahudi ve Müslümanların ibadethanelerine saldırının yanı sıra Müslümanların da her gün ayrımcılığa uğradığına işaret etti.

Gül, nefretin azalması için birlikte hareket etmek gerektiğini kaydetti.

Rusya Federasyonu Müslümanları Dini İdaresi ve Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynuddin’in ev sahipliğini yaptığı toplantıya, Almanya İslam Konseyi (IR) Başkanı Burhan Kesici, Almanya Müslümanlar Merkez Konseyi Başkanı Aiman Mazyek ve birçok ülkeden din adamı katıldı.