HABER

Diyarbakır sokakları ‘diyalog’ bekliyor

Hendek savaşları ve 15 Temmuz sonrası ilan edilen OHAL ile son yıllarını baskı ve şiddetin gölgesinde geçiren Diyarbakır’da barut kokusu yavaş yavaş dağılıyor.

Diyarbakır sokakları ‘diyalog’ bekliyor

Halk kalıcı barış için diyalog talep ediyor.Devlet ile PKK arasında yaşanan hendek çatışmaları nedeniyle ağır yıkıma uğrayan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal sonrasında ise kitlesel tutuklamalar ve hak ihlalleri ile gündeme gelen Diyarbakır’da insanlar, herşeye rağmen barış için diyalog kanallarının yeniden açılacağını umut ediyor. DW Türkçe’ye konuşan Diyarbakırlılar, son dönemde kentin yeniden canlanmaya başladığına dikkat çekerek, yeniden normalleşebilmek için OHAL’in kaldırılmasını ve siyasi yasakların sona erdirilmesini talep ediyor.

Hendek çatışmalarının odak noktası haline gelen Sur bölgesi, iki yıl öncesine kadar Türkiye’de yaşayan Kürtlerin siyasal ve kültürel merkezi kabul edilen Diyarbakır’ın en önemli ticaret ve turizm noktasıydı. Yaklaşık 1,5 yıl boyunca bomba sesleri, ölümler ve yıkımlar ile anılan Sur'da, bugünlerde eski güzel günlerini hatırlatan bir hareketlilik var. Kentin en çok ziyaret edilen noktalarından biri olan Ulu Camii'nin çevresinde henüz birkaç hafta öncesine kadar süren derin sessizlik, yerini ürkek de olsa hareketli bir kalabalığa bırakmaya başlamış. Sur’da hala polis barikatları ile girişi engellenmiş, adeta dümdüz olmuş mahalleler olsa da, yaşamın kaldığı yerden devam ettiği diğer sokaklarda gündelik yaşam yeniden başlamış gibi gözüküyor.

Diyarbakırlılar Sur’a akın ediyor

İlçenin giriş çıkışlarında ve ana caddeler üzerinde zırhlı araçlar ve otomatik silahlarıyla asker ve polisler nöbet tutmaya devam ediyor. Öte yandan, sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması ve özellikle son dönemde Sur içinde en büyük yıkımlardan birinin yaşandığı Hz. Süleyman Camii ve Dört Ayaklı Minare bölgesinin parka dönüştürülerek halka açılması, kentte sevinçle karşılanmış. Polis kontrol noktasından geçerek girdiğimiz bu yenilenen bölgede, hafta içi iş saati olmasına rağmen yüzlerce kişiyle karşılaşıyoruz. Konuştuğumuz Diyarbakırlılar, haftasonlarında hem meraktan hem de anılarını tazelemek için parka gelenlerin parkı neredeyse hınca hınç doldurduğunu söylüyor.

Sur'da ilk hendeklerin açıldığı sokaklara yaklaşık 50 metre uzaklıkta bulunan Yoğurt Pazarı'nda küçük bir dükkan işleten ve Sur içinde yaşayan 25 yaşındaki Agit Arı, 15 ay kapalı kalan pazarın son haftalarda yeniden canlanmaya başladığını anlatıyor. Ağır bir maddi kayıp yaşadıklarını, ev ve işyerlerinin çatışmalardan hasar gördüğünü dile getiren Arı, “Doğma büyüme Sur’luyum. Olaylardan sonra belimizi hala doğrulatamadık. Yine de yavaş yavaş sanki düzeliyor. Ama arkadaşlarımın yüzde 90’ı göçtü buralardan. Kendimi yalnız hissediyorum” diyor.

"Birşeyler iyiye doğru gidiyor”

Diyarbakır’ın ticaret merkezlerinden olan Gazi Caddesi üzerindeki dükkanlar açık. Namazını kılmak için Ulu Camii’nin avlusunda toplananlar ise her geçen dakika çoğalıyor. Caddede yer alan dükkan sahiplerinden biri olan Recep Öziç, “Burada herşey Tahir Elçi cinayetinden sonra kötüleşmeye başladı” diyor. Diyarbakır Barosu Başkanı olan ve bölgenin en önemli insan hakları savunucularından biri olarak tanınan Tahir Elçi, 28 Kasım 2015’te Sur’da düzenlediği bir basın açıklaması sırasında faili meçhul bir cinayete kurban gitmişti.

Yaklaşık bir yıl boyunca kimsenin bölgeye giremediğini ve kendilerinin de dükkanlarını kapatmak zorunda kaldıklarını anlatan Öziç, “Son bir ayda bir sakinlik geldi. İnsanlar sokağa çıkmaya başladı. Hz Süleyman Camii’nin orada açılan park nedeniyle Diyarbakır’ın her yerinden insanlar yeniden Sur’a gelmeye başladı” diyor. “Eski işimiz de eski huzurumuz da yok. Ama birşeyler iyiye doğru gidiyor diye umuyoruz” diyen Öziç, bölgede yeniden barış ve çatışmasız bir ortam için diyalog kanallarının açılmasını umduklarını söylüyor.

Sur ilçesinde boşaltılmayan ve hasara uğramayan mahalleler de var. Bunlardan biri Ziya Gökalp Mahallesi. Mahallede özellikle öğrenci ve müzisyenlerin uğrak noktalarından biri olan “Diyarbakır Kültür Evi”nin işletmecisi Esra Aksu da Öziç’in temennilerini paylaşıyor. “Çok ağır bir travma geçirdik” diyor Aksu ve ekliyor: “O günleri unutmak istiyoruz. Mahallede yaşayanların moralleri yavaş yavaş düzeliyor. Güzel bir kıpırdanma var sokaklarda. Artık herşeyi geride bırakmak istiyoruz.”

İş dünyası Diyarbakır’da buluştu

Diyarbakır sokaklarında yeşermeye başlayan umut, son 10 günde kentte gerçekleştirilen etkinliklerde de kendini gösteriyor. Özellikle geçen haftasonu Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu ve Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği (DİSİAD) tarafından düzenlenen işdünyası zirvesi, bu açıdan önemli bir örnek. Zirvede ilk kez AKP, CHP ve HDP milletvekilleri biraraya gelirken, Türkiye’nin en etkili iş dünyası konumundaki TÜSİAD’ın başkanının zirveye katılması ve burada OHAL’in kaldırılması, silahların susturulmasına yönelik mesajlar vermesi moralleri önemli ölçüde artırmış.

Zirveye Türkiye’nin her yerinden yaklaşık 300 işadamının katıldığını belirten Diyarbakır Sanayici ve İşadamları Derneği (DİSİAD) Başkanı Burç Baysal, "Bu tüm taraflara çok önemli bir mesaj. Bu şartlarda ülke yönetilemiyor, bunu hükümet de biliyor. Açılacak bir diyalog kanalına Kürt siyaseti de olumlu karşılık verecektir” diye konuşuyor. Yaşanan şiddet dönemine ilişkin görüşlerini açıklamaktan asla çekinmediklerini ve barış için çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Baysal, “Artık son 2-3 yılın acısını arkamızda bırakmak ve yeni bir süreç inşa etmek istiyoruz” diyor.

İHD: Siyasi baskılar sürüyor

Tüm olumlu beklentilere karşın, sokaklarında görece bir sakinliğin yaşandığı Diyarbakır’da karamsarlık bulutlarının dağıldığını söylemek için ise henüz erken. İnsan Hakları Derneği’nin verilerine göre, yılın ilk 3 ayında bölgede yaşanan hak ihlallerinin sayısı 9 bine ulaşmış durumda. OHAL sonrasında kentte onlarca dernek ve sivil toplum örgütüne kilit vurulduğu gibi, Kürtçe yayın yapan pek çok televizyon, gazete, dergi ve radyo da hala kapalı. Şube merkezinde ziyaret ettiğimiz İnsan Hakları Derneği (İHD) Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, “Yalnızca Diyarbakır’da değil, tüm bölgede normalleşmenin çok uzağındayız” diyor.

Şehir merkezinde askeri operasyonların bitmesinin ve insanların yeniden sokağa çıkmaya başlamasının sevindirici bir gelişme olsa da çok yetersiz olduğunu söyleyen Bilici, şunları söylüyor: “Neredeyse tüm sivil toplum örgütleri yargılanıyor, en ufak bir eylem yapmak yasak. Bölgede iktidara muhalif olup da rahat hareket edebilen, kaygı duymayan kimse yok. OHAL kaldırılmadan ve siyasi operasyonlar durmadan, ifade özgürlüğünü önündeki engeller kaldırılmadan normalleşmeden söz etmek mümkün değil.”

Ne olmuştu?

2015’in ortalarında PKK’nın bölgedeki pek çok kent ve ilçede açtığı hendeklere karşılık olarak, Türk Silahlı Kuvvetleri ve polis güçlerinin Temmuz 2015 sonunda başlattığı Mart 2016’ya kadar devam eden operasyonlar sonucunda, başta Diyarbakır merkezi, Cizre, Nusaybin, Silvan, Yüksekova olmak üzere birçok yerleşim yerinde ağır yıkım yaşanmıştı. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komisyonu tarafından hazırlanan ve Mart 2017'de açıklanan rapora göre, 18 ay devam eden operasyonlar sırasında aralarında 800 güvenlik görevlisinin de bulunduğu 2 bine yakın kişi hayatını kaybetti. Aynı dönemde çatışmalar nedeniyle evinden göç edenlerin sayısı ise bölge genelinde 500 bini buldu.

© Deutsche Welle Türkçe

Aram Ekin Duran / Diyarbakır

Geri Dön