HABER

Diyarbakırlılar İnsan Hakları Sorununa Nasıl Bakıyor?

Diyarbakır Barosu’nun kentin insan hakları algısını belirlemek için yaptığı ankette, kentin insan hakları hassasiyetinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Anket sonuçlarına göre, kentte yaşayanların yargıya güvensizliği, Türkiye ortalamasının üstünde

Diyarbakır Barosu’nun kentin insan hakları algısını belirlemek için yaptığı ankette, kentin insan hakları hassasiyetinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Anket sonuçlarına göre, kentte yaşayanların yargıya güvensizliği, Türkiye ortalamasının üstünde

Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren, yıllardır sürdürdükleri insan hakları mücadelesinin, toplumdaki yansımasını görmek amacıyla anket yaptıklarını söyledi. Diyarbakır’ın 44 mahallesinde yaşayan bin kişinin katıldığı anket, bir hafta sürdü.

Ankete katılanlara insan haklarıyla ilgili 16 soru soruldu. Sorulan ilk soru “Türkiye’deki adalet sistemine ne kadar güveniyorsunuz?” oldu. Katılımcıların yüzde 41,3’ü hiç güvenmediğini, yüzde 16,8’i az güvendiğini, yüzde 1,2’siyse son derece güvendiğini söyledi. Eren bu sonucun, Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu söyledi.

“90’lı yıllarda ve bu dönemde Türkiye’nin insan haklarına ne kadar önem verdiğini puanlayabilir misiniz?” sorusuna katılımcıların yüzde 38’i, günümüz için “Hiç” yanıtını verdi. Bu soruya 1990’lı yıllar için yanıt verenlerin yüzde 42,1’i “Hiç” yanıtı verdi. Baro Başkanı Eren, Türkiye’nin insan hakları algısının, 1990’lı yıllara doğru gittiğine dikkat çekti.

Ankete katılanlara sorulan sorulardan biri de “Sizce Türkiye’de hakları en çok ihlal edilen grup hangileridir?” oldu. Bu soruya verilen yanıtlarda yüzde 68,7’yle kadınlar ilk sırada yer aldı. İkinci sırada 55,1’le Kürtler, üçüncü sıradaysa yüzde 30,5’le çocuklar yer aldı.

“Peki, en çok insan hakları ihlali yapanlar kimler?” sorusuna yüzde 61,9 devlet, yüzde 45,9 erkekler, yüzde 25,3 yargı yanıtı verdi.

Ankete katılanların yüzde 37,2’si “Ana dilde eğitim ve hizmet alamamak insan hakları ihlalidir” önermesine katıldığını belirtti. “Kamu personeli alımında güvenlik soruşturması hak ihlalidir” önermesine yüzde 35,5 ‘katılıyorum’ yanıtı verirken, OHAL sürecinde KHK’yla yapılan ihraçların, hak ihlali olduğunu savunanların oranı yüzde 50,8 olarak görüldü.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmasının, şiddeti arttırdığı son zamanlarda kadın örgütleri tarafında sıkça dile getiriliyordu. Ankette sorulan sorulardan biri de bu tartışmayla ilgiliydi. “İstanbul sözleşmesinden çekilme, kadına yönelik şiddet vakalarında artışa neden olmuş mudur?” sorusuna yüzde 54 ‘katılıyorum’ yanıtı verdi. Bu soruya yanıt verenlerin yüzde 17,8’i katılmadığını ifade etti.

Ankette sorulan son soru “Medyanın insan hakları ihlallerini yansıttığını düşünüyor musunuz?” oldu. Yüzde 59,1 bu soruya “Hayır” yanıtı verirken, yüzde 26,8 de “Evet” cevabı verdi.

“Hassasiyetin nedeni Kürt sorunu”

Anket sonuçlarını değerlendiren Baro Başkanı Nahit Eren, Kürt sorununun çözülmemesi nedeniyle Diyarbakır’da insan hakları hassasiyetinin yüksek olduğunu söyledi. Hak ihlalinin yüksek olması nedeniyle de hassasiyet oluştuğuna dikkat çeken Eren, şunları söyledi: “Diyarbakır, bölge kentleriyle birlikte bu ihlallere, en fazla maruz kalan yerlerden biri. Diyarbakır ve Türkiye'nin buradan daha iyi görünür olmamasının nedeni, toplumun bu hak ihlallerine ciddi şekilde maruz kalmasıdır. Onun da özünde, Kürt meselesinde hala çatışma ve savaş ortamının devam ediyor olmasıdır. Güvenlikçi politikalar, çatışma, operasyon her zaman hak ihlali riski barındıran konulardır. Buradaki tablo, Türkiye ortalamasının çok üstünde, çocukların bile hak ihlaline maruz kaldığı tespiti gibi birçok faktörün Kürt meselesi bağlamında hak ihlalleri yarattığını gösteriyor”

“Diyarbakır’da her zaman hassasiyet vardı”

Anket sonuçlarını VOA Türkçeye değerlendiren Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilcisi Murat Aba, Diyarbakır’ın, muhalif kimliği nedeniyle, insan hakları konusunda hassas olduğunu vurguladı. Hassasiyetin bugüne has olmadığını belirten Aba “Diyarbakır sürekli insan hakları ihlallerinin merkezi olan bir şehir oldu. Muhalif bir kent kimliğiyle birlikte bu toplumda, bu şehirde, çok daha fazla hak ihlali olduğu için buna dair bir duyarlılık oluştu. Bu tarih boyunca böyledir. Diyarbakır entelektüeli, sivil toplumu, sendikalarıyla bir merkezdir. Bu nedenle burada yüksek çıkıyor. Çünkü herkes bu kötü muameleden bir şekilde etkileniyor” dedi.

Aba, insan hakları ihlalleri konusunda 1990’lı yıllara dönüldüğü yönündeki tartışmalaraysa “Maalesef ki Türkiye'de insan hakları meselesinde hiçbir zaman iyi bir noktaya, uygar standartlara ulaşamadık. İnsan hakları meselelerinde sürekli kötüye gidiş olduğunu gördük” yanıtını verdi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön