HABER

"Doğru bildiğimizi herkese karşı söyleriz"

"Doğru bildiğimizi herkese karşı söyleriz"

TRABZON (İHA) - Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, "Kim İslam ve Peygamberimiz hakkında yanlış bir beyanda bulunursa, onu açıkça eleştirir ve doğru bildiğimizi herkese karşı söyleriz" dedi.

Trabzon Müftülüğü tarafından ildeki din görevlilerine yönelik 'bilgilendirme ve değerlendirme' toplantısına katılmak üzere sabah saatlerinde Rize'den karayoluyla Trabzon'a gelen Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, öğle namazı öncesinde Pazarkapı Camii'nde bir vaaz verdi. Namaz sonrası ildeki çeşitli camileri gezen Bardakoğlu, Trabzon Müftülüğü Niyazi Şahinbaşoğlu Konferans Salonu'nda düzenlenen toplantı öncesinde basın mensuplarının Papa'nın ziyaretiyle ilgili sorularını cevaplandırdı.

Bardakoğlu, gereken mesajları verdiklerini belirterek, "Kapımızı kim çalarsa çalsın ona konukseverliğimizi gösteririz. Biz Müslümanız ve böyle olduğu için de İslam'ın hakiki, doğru bilgisini herkese karşı söylemek durumundayız. Kim İslam hakkında, Peygamberimiz hakkında yanlış bir beyanda bulunursa onu açıkça eleştirir, doğru bildiğimizi herkese karşı söyleriz. Dik duruşumuzu hiçbir zaman bozmayız" diye konuştu.

Toplantıda din görevlilerine hitap eden Bardakoğlu, din görevlileri olarak şartlar ne olursa olsun, kime karşı olursa olsun görevlerinin İslam'ın hakikat bilgisini anlatmak ve bu konuda çizgiyi korumak olduğunu söyledi. İslamiyet'te ruhban sınıfının bulunmadığının altını çizen Bardakoğlu, "Yapmamız gereken bozulmamış, bir harfi değişmemiş ve bugüne kadar sapasağlam gelmiş bu iki kaynağı, Kur'an ve Peygamber Efendimiz'in sünnetini anlamak, kavramak ve insanlara yansıtmaktır. İslam'da ruhban sınıfı yoktur. İslam'da sadece Allah'ın gönderdiği dini, Resulün tebliğ ettiği sünneti insanlara doğru şekilde yansıtmakla yükümlü din görevlileri vardır. Bizim görevimiz bu doğru, sahih bilgiyi kaynağından aldığımız arı ve duru bilgiyi, günümüz insanına aktarmak ve günümüz insanının din ihtiyacını sağlıklı biçimde karşılamaktır" şeklinde konuştu.

Dinin ticaret ve siyasetin konusu olmaması gerektiğini vurgulayan Bardakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye, İslam dünyası ve batıda çok iyi bir örnek teşkil ediyor. Cumhuriyet'in ortak değerlerini, laikliği, çağdaş dünyanın birikimini ve değerlerini gözönüne alarak, İslam dininin ana iki kaynağından elde ettiğimiz sahih bilgiyi esas alarak, dinimizi anlatmaya ve din hizmetini sunmaya gayret ediyoruz, bu bizim en tabi görevimizdir. Biz bunu yapabildiğimiz sürece emin olun din sadece bizim aile hayatımız, sadece bizim gönül dünyamız için değil toplumumuz, milletimiz hatta tüm insanlık alemi için rahmet olmaya devam edecektir. Çünkü hepimiz inanıyor ve biliyoruz ki Peygamber Efendimiz, alemlere rahmet olarak gönderilmiştir. Onun rahmetinin dalga dalga toplumlara yayılabilmesi, gönüllere kaplayabilmesi ve insanlığa katılabilmesi siz fedakar gayretli ve bilgili din görevlileri sayesinde olacaktır" diye konuştu.

Çeşitli sorunları tartışmak, temennileri dinlemek için din görevlileriyle sık sık bir araya geldiklerini dile getiren Bardakoğlu, sorunlara bu şekilde çözüm aradıklarını söyledi. Din hizmeti alanın da tamamen sorunsuz bir alan olmadığını kaydeden Bardakoğlu, "Bizim de aşmamız gereken dengelerimiz, çözmemiz gereken sorunlarımız vardır. Ama şunu hemen ifade edeyim, benzeri kurumlar arasında belki de en az sorunlu en fazla üretken ve toplumun ortak sorunlarına ortak sancılarına çare aramak konusunda en istekli kurumlardan birisi biziz. Hizmet kusuru yönünden de belki de en az kusuru yapmaya özenen bir kurumuz. Dinimizin insanlığa getirdiği o ilahı ışığa, o aydınlık mesaja uygun hareket etmenin gayreti ve duyarlılığı içindeyiz. Hepimizin üzerinde bembeyaz bir elbise vardır ve hepimiz bu din hizmetine ve dinin aydınlık yüzüne bir leke gelmesin arzusu içindeyiz" şeklinde konuştu.

Zaman zaman hizmetlerde aksamalar olabileceğini ancak bu sorunları aşmayı da yine dinin kendilerine yüklediği bir görev saydıklarını dile getiren Bardakoğlu, hizmet edilen zeminden, şartlardan, mali veya diğer imkansızlıklardan kaynaklanan sıkıntıların olduğunu ancak buna rağmen topluma en iyi hizmeti vermenin gayreti içinde olduklarını ifade etti.

Dinin sadece din görevlilerine ve Diyanet İşleri Başkanlığı görevlilerine ilahi mesaj olmadığına vurgu yapan Bardakoğlu, "Din hepimizin ortak bağıdır, din hepimizin ortak değeridir. O din, bir rahmettir, ilahı inayettir, ilahi yardım elidir. Böyle olunca onu toplumumuzu birbirine bağlayan bir ortak değer olarak yaşatmak, makul bir zeminde makul bir şekilde o ihtiyacı karşılamak ve toplumun diğer bütün değerleriyle mutabakatlarıyla onu topluma sunmak zorundayız. Böyle olduğu için de din toplumun diğer değerlerinin alternatifi değil, aksine onlarla beraber onları destekleyen ve bütünlüğü sağlayan bir ihtiyaçtır. Biz bunun farkında olarak hizmet ediyoruz ve böyle hizmet edebildiğimiz, bilgimizi yenileyebildiğimiz ve İslam'ı 21. yüzyılın şartları, değerleri talepleri ışığında anlayabildiğimiz ve aktarabildiğimiz sürece İslam rahmet dini olmaya, insanların gönüllerini, toplumları aileleri kuşatmaya devam edecektir" dedi.

DİNLER ARASI DİYALOG

"Dinimizi doğru anlayıp doğru anlatarak, onu hurafeden ve her türlü yanlıştan ve siyasetin malzemesi yapmaktan koruyarak insanlarımıza götürebilirsek inanıyorum ki karşılaştığımız birçok sorunda yol almaya çözüme doğru adım atmaya başlarız" diyen Bardakoğlu, çeşitli tartışmalara konu olan dinler arası diyalogla ilgili olarak şunları kaydetti:

"Biz değerlerimize sahip olduğumuz sürece herkesle konuşur, herkesle tartışabiliriz. Bir başkasıyla konuşmak demek, özellikle de güncel bir konu olduğu için ifade edeyim, bir başka din mensubuyla bir araya gelip konuşmak demek, herkesin kendi inancından, kimliğinden kişiliğinden bir adım geriye atıp bir araya gelmesi anlamına gelmez. Herkes kendisi olarak ve kendi inancını ve kimliğini koruyarak, dininin sahih bilgisini muhafaza ederek bir başkasıyla konuşabilme cesaretini göstermektir. Biz başkasıyla bir araya gelme veya diyalog deyince bunu anlıyoruz. Diyalog demek hepimiz yakınen bu şekilde kavrıyorsunuz ki, bir başka din mensubuyla bir araya gelip dinlerden taviz verme ve onların inançlarını, davranışlarını onaylama anlamına gelmez. Diyalog demek bir başkasıyla inancı ne olursa olsun kendiniz kalarak mümin ve Müslüman olarak bir araya gelebilme konuşabilme yürekliliğini ve öz güvenini ifade eder, biz böyle bir özgüvene sahibiz biz böyle bir bilgiye sahibiz. Ama bundan daha önemli olanı müminlerin Müslümanların kendi aralarında kuracakları diyalogdur, birbirlerine saygısı ve sevgisidir. Davranışları, dini ibadetleri ve gerekleri yerine getirmedeki farklılıkları, kültürleri, siyasi eğilimleri ne olursa olsun ayrı dinlere inanan insanlar birbirini kardeş görerek birbirinin farklılığını abartmadan birbiriyle konuşabilmek zorundadır. Böyle bir sevgiye, saygıya ve karşılıklı hoşgörü ortamına birlik ve beraberlik bağına ihtiyacımız vardır. Bu belki de günümüz Türkiye'sinde bizim en muhtaç olduğumuz değerlerden ve bağlardan bir tanesidir."

Dinin açık ve sahih doğru bilgisini anlatmakta asla tereddüt etmediklerini ancak insanlara Allah'ın da tanıdığı özgürlüğü aynı şekilde tanır, insanların kendi tercihlerini, hür iradeleriyle yapmasını önemsediklerini kaydeden Bardakoğlu, "İmanın değeri hür iradeyle hür bir seçimle yapılmış olmasındandır. İbadetlerin kıymeti ve rıza-i ilahiye yakın olması da yine hür iradeyle yapılmış olmasındandır. Böyle olunca biz doğru bildiğimizi hep söyleriz, insanlara doğru yolu anlatırız. Peygamberin sünnetini anlatırız, Kur'anı Kerim'in getirdiklerini tanıtırız, ondan sonra da biliriz ki insanlar kendi kaderlerini kendileri seçeceklerdir. Ülkemizin bir barış ve özgürlük ülkesi olması, ülkemizin bir dostluk ve karşılıklı saygı ülkesi olması da bu zeminde bunlar geliştiği içindir. Biz Türkiye olarak iftihar edilecek bir coğrafyada ve ülkede yaşıyoruz. Şanlı bayrağımız altında cumhuriyetimiz, devletimiz, temel ilkelerimiz, laiklik, dindarlığımızla ve modern dünya ile ahenk içinde bir aradayız. İslam'ın bu aydınlık yüzünü biz dünyaya karşı temsil ediyoruz. Türk insanı bizim insanımız gerçekten Kur'an-ı Kerim'i anlayan tanıyan, Kur'anın rehberliğine ihtiyaç duyan Peygamberin sünnetine intiba eden ve dindarlığını çok iyi bir şekilde, çizgide geliştiren bir toplumdur" ifadelerini kaydetti.

Bardakoğlu, daha sonra Kuran kurslarında çeşitli yarışmalarda dereceye giren öğrenci ve öğretmenlere ödüllerini verdi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Okuyucu Yorumları 0 yorum
Geri Dön

En Çok Aranan Haberler