HABER

Ekonomide Fırtına Dindi Mi?

Türk ekonomisini Aralık ayı boyunca etkisi altına alan ‘kusursuz fırtına’ geride kaldı mı? Yalnız siyaset, iş dünyası ve iktisatçılar değil sıradan vatandaş da bu sorunun yanıtını arıyor

Türk ekonomisini Aralık ayı boyunca etkisi altına alan ‘kusursuz fırtına’ geride kaldı mı? Yalnız siyaset, iş dünyası ve iktisatçılar değil sıradan vatandaş da bu sorunun yanıtını arıyor.

İktidar cephesinden gelen açıklamalara bakılırsa önceki gün TÜİK’in açıkladığı yüzde 36,08 enflasyona rağmen, ihracattaki 2021 performansı ve 21 Aralık akşamı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıkladığı kur korumalı TL mevduat hesabı sayesinde, fırtına atlatıldı.

Nebati: “Ortodoks düşünmek zorunda değiliz, artık heterodoks politikalar uyguluyoruz”

Türkiye’de iktidara yakın iş insanlarının, 1990 yılında TÜSİAD’a alternatif olarak kurduğu MÜSİAD’ın yöneticileriyle biraraya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, kurun dengeye oturduğunu, Türkiye’nin ekonomi yönetiminde ortodoks düşünmediğini ifade etti.

Nebati “20 Aralık öncesi oluşturulmuş karamsar hava ve döviz üzerinde oluşturulmuş köpük, kısa bir süre içerisinde terse çevrildi. Ortodoks düşünmek zorunda değiliz, bize öğretilmiş şeyler çerçevesinde hareket etmek zorunda değiliz. Birilerinin bize söylediği, öğrettiği şeyin dışına çıkıyoruz. Biz ortodoks politikaları bir tarafa koyduk artık heterodoks politikalar uyguluyoruz. Yeni Türkiye Ekonomi Modeli, üretim ve istihdamın artırılması ve ihracatın artarak cari açığın düşürülmesi ve pozitif yöne döndürülmesi amaçlanıyor. İlk etapta finansal istikrarı güçlendirici adımları atıyoruz. Çalışmalarımız kısa süre içerisinde meyvesini vermeye başladı. Kur artık tartışılır olmaktan çıktı. Özellikle kur korumalı mevduat ürününü, en çok benimseyen bir tedbir paketi silsilesi içerisindeki birinci numaraya oturtan bir sonuç almış olduk. Serbest piyasa koşullarında döviz kurları, dengeye kavuştu artık gündem maddemiz değil, çıkarıyoruz gündemimizden” dedi.

Prof. Başlevent: “Tüm bunlar ekonominin uzun vadeli bir perspektifle yönetilmediğini ortaya koyuyor”

Ekonomi yönetiminden sorumlu bir bakanın ağzından ilk kez telaffuz edilen ortodoks politikalar/heterodoks politikalar ayrımı ne anlama geliyor? Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Cem Başlevent, bu söylemin güçlü bir tabanı olmadığı görüşünde.

VOA Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Prof. Başlevent “Alışıldık, bilindik enstrümanları terk ediyoruz deniliyor bu sözlerle. Başka bir deyişle ‘icat çıkarıyoruz’ da denebilir. Aslına bakarsanız tüm bu söylemlerin asıl amacı, piyasaya, ekonomik aktörlere, ‘kontrol bizde’ mesajı vermek. Ancak herkes, günlük piyasa tepkilerine göre davranış sergilendiğinin farkında. Mazhar Fuat Özkan’ın Ali Desidero diye bir şarkısı vardı. Orada Ali Desidero’nun hoşlandığı kızı tarif ederken ‘Optimist hem de pesimist biraz idealizmi de savunmakta’ deniyordu. Bu ifade biraz buna benziyor. Günü birlik politikalara örnek olarak şunu da vermek mümkün. Sayın bakan, henüz bakan yardımcısıyken sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ‘arz -şoku kaynaklı- enflasyonu azaltmak için faiz indirimi gerekir’ demişti. Şimdi ‘arz şoklarında para politikası yetersiz, enflasyonla TL'nin değerini koruyarak mücadele edeceğiz’ diyor. Bu aynı zamanda ‘faiz sebep, enflasyon sonuç’ politikasının da ‘döviz sebep enflasyon sonuç’ olarak yeniden formüle edildiğini gösteriyor. Tüm bunlar ekonominin uzun vadeli bir perspektifle yönetilmediğini ortaya koyuyor” dedi.

Nebati: “Rekorları kıra kıra yola devam edeceğiz”

Ancak hükümet özellikle cari fazlayla birlikte ihracat ve turizm gelirlerinin, ekonomiyi büyüme patikasından ayırmayacağı görüşünde.

Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati bugün yaptığı konuşmada, “Ayda 20 milyar dolar ihracatla yolumuza devam ediyoruz. 2021'de ithalat yıllık yüzde 23,6 arttı. İhracat 32,9 arttı yani dış ticaret açığı 7,8 oranında azalarak 45,9 milyar dolara geriledi. Turizmde tarihi rekorlar kırdık. Salgına ve kapanmalara rağmen 29 milyon turistle, 24 milyar doları aşan turizm geliri elde ettik. Bu yıl bunu da aşacağız ve rekorlarımızı kıra kıra yolumuza devam edeceğiz. Ekim ayı itibariyle cari açık 15,4 milyar dolara geriledi. Yıl sonunda bunun daha iyi seviyelere geleceğine ilişkin göstergeler bizi mutlu ediyor” sözleri bu beklentinin altını çizdi.

Prof. Güneş: “Enflasyon sorunu var, döviz kurunun orta ve uzun vadede düşüşü kalıcı olamaz”

Hazine ve Maliye Bakanı’nın bu iyimserliğine Marmara Üniversitesi İngilizce İktisat Bölümü öğretim üyesi Hurşit Güneş katılmıyor.

VOA Türkçe’nin konuştuğu Profesör Güneş “Türkiye’nin yüksek enflasyon sorunu var. Üstelik üretici fiyatları enflasyonu bu sorunun kısa vadeli olmayacağını gösteriyor. Kurun yükselmesinden endişe duyduklarını yapılan müdahalelerle gördük. Şöyle düşündükleri anlaşılıyor; ‘Döviz kurunu kontrol edersek enflasyonu da kontrol etmiş oluruz’, ‘cari işlemler fazlamız da var’, ‘dövize talebini de kur korumalı TL mevduatla baskıladık’. Peki böyle mi? Değil. Neden değil? Birincisi 100 milyar TL kadar bir kur korumalı mevduata dönüş olmuş. Bu devede kulak, buradan fren çıkmaz. Şu anda dövizde olanların bozdurduklarına dair de emare yok. Cari fazla da Avrupa’nın tedarik sıkıntılarından ötürü konjonktürel bir durum. Para ve maliye politikalarında disiplin ortadan kalktı. Ücret artışlarıyla disiplin neredeyse kayboldu diyebiliriz. Tüm bu nedenlerle döviz kurunun düşüşünün orta ve uzun vadede kalıcı olacağını düşünmek imkansız” dedi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön