HABER

Elektronik kelepçe kadına karşı şiddetle mücadelede etkin bir şekilde kullanılıyor mu?

8 Mart 2015'te üç bakanlık kadına karşı şiddetle mücadele için elektronik kelepçe uygulamasının devreye gireceğini duyurmuştu. Ancak avukatlar o günden bugüne kadına karşı şiddet davalarında kullanılan elektronik kelepçe sayısının yetersiz kaldığını söylüyor. Aynı zamanda kadına karşı şiddet failleri yerine Boğaziçi Üniversitesi protestolarına katılan öğrencilere elektronik kelepçenin takılmasına da tepkililer.

Elektronik kelepçe kadına karşı şiddetle mücadelede etkin bir şekilde kullanılıyor mu?

Bundan altı yıl önce 8 Mart'ta üç bakanlık bir araya gelerek kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetle mücadele etmek için elektronik kelepçe uygulamasının devreye girmesi adına bir protokol imzaladı.

Şiddet faili ya da şüphelisi olan erkeklere yönelik uzaklaştırma kararı alan kadınların korunması için devreye girmesi planlanan elektronik kelepçe, bazı şehirlerde başlayan pilot bir uygulama oldu.

İçişleri Bakanlığı'nın ocak ayında yaptığı açıklamaya göre elektronik kelepçe bugüne kadar 201 vakada kullanıldı.

Ancak avukatlara ve kadın hakları aktivistlerine göre bu sayı yeterli değil.

Avukat Selin Nakıpoğlu, "Günde en az üç kadının erkek şiddeti sonucu hayatının çalındığını düşünürsek elbette bu rakam çok düşük" diyor.

Nakıpoğlu, "Şiddet failleri hakkında uzaklaştırma kararı alan kadınlar, uzaklaştırma kararlarını ihlal eden erkekler tarafından öldürülüyor. Kolluk güçleri ancak kadınlar öldükten sonra geliyor; elektronik kelepçe kadınları hayatta tutmak için kullanılmıyor" sözlerini de ekliyor.

Diğer yandan Boğaziçi Üniversitesi'ne atanan rektörü protesto amacıyla düzenlenen eylemlere katılan onlarca kişiye elektronik kelepçe takılması kararı alındı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclisleri Genel Sekreteri Fidan Ataselim, kadına yönelik şiddetle ilgili ivedi kararlar alınmasını savundukları bir dönemde "Boğaziçi Üniversitesi'nde demokratik itirazlarını dile getirenlerin bir gecede yakalanmasının" bir çelişki olduğunu öne sürüyor.

Ataselim, "Kadın katillerine, şüpheli kadın ölümlerinde olası faillere, tecavüzcülere hemencecik takılmayan o kelepçe, gençlere ve bir üniversiteye vuruldu" saptamasını da ekliyor.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ise BBC Türkçe'ye yaptığı açıklamada elektronik kelepçenin kadına şiddetle mücadele etmek için yaygınlaştırılmaya başlandığını vurgulayarak, "Elektronik kelepçe uygulamasını 81 ilde yüksek riskli vakalarda kullanarak şiddet mağdurlarını etkin şekilde korumaya devam edeceğiz" dedi.

Yerli elektronik kelepçe de üretilecek

Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında imzalanan protokolle 8 Mart 2015'te elektronik kelepçe uygulamasına dair bir karar alındı.

Bu karar, 6284 sayılı "Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun" kapsamındaydı.

Aynı zamanda İçişleri Bakanlığı'nın bin kapasiteli Elektronik Kelepçe İzleme Merkezi'ni bu yılın ocak ayında devreye sokacağı belirtildi.

Diğer yandan İsrail'den ithal edilen elektronik kelepçeler yerine yerli üretimin hayata geçirileceği geçen yıl Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank tarafından açıklandı.

Üretilen yerli kelepçelerin test amaçlı Eylül 2020'de Adalet Bakanlığı'na teslim edileceği aktarılmıştı.

'Personelin ve kelepçenin yetersiz olduğu söyleniyor'

Ancak avukatlar, kadına karşı şiddet davalarında hakimlerin elektronik kelepçe kararını çok nadir verdiğini vurguluyor.

Karar alınsa dahi personel ya da kelepçe eksikliğinden uygulamaya geçilmediği belirtiliyor.

Avukat Yelda Koçak, "Potansiyel şiddet faillerini durdurmak amacıyla uygulanması yönünde talep etsek de bir türlü elektronik kelepçeyi taktıramıyorduk. 'Yeterli personel yok, yeterli kelepçe yok' yanıtı verildi hep" diyor.

Bu yüzden avukatlar, Boğaziçi Üniversitesi eylemlerine katıldıkları için ev hapsi verilen öğrencilere elektronik kelepçe takılması kararının çelişkili olduğunu dile getiriyor.

Avukat Koçak, "Devletin elinde bu kadar kelepçe var madem, madem ki 24 saat içinde takabilecek personeliniz var, neden kadınların hayatı için istihdam edilmiyor bu personel ve kadınlar için kullanılmıyor bu kelepçeler, diye soruyoruz" açıklamasında bulunuyor.

Boğaziçi Üniversitesi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle ev hapsine mahkum edilen Melis Akyürek

"Sadece kadına karşı fiillere özgü bir sistem olarak kurgulanmadı"

Konuyla ilgili BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, elektronik kelepçenin 2020 sonuna kadar 15 pilot ilde uygulandığını aktardı.

Bu sistemin özellikle yüksek riskli vakalarda şiddet mağdurlarının can güvenliğinin sağlanmasında son derece etkili olduğunu vurgulayan Bakanlık, bunun üzerine ülke geneline yaygınlaştırılması çalışmalarının İçişleri Bakanlığı ile işbirliğinde tamamlandığını ifade etti:

"Yeni sistem, kadına yönelik şiddetle mücadeledeki kararlılığımız ve 6284 sayılı kanunun etkin uygulanması çerçevesinde atılmış önemli bir adımdır."

Elektronik kelepçelerin diğer suçlarla ilişkili davalarda kullanılmasıyla ilgili eleştirilere yanıt olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, "Sadece kadına karşı fiillere özgü bir sistem olarak zaten kurgulanmış veya bu şekilde duyurulmuş değil" açıklamasında bulundu.

İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı ise konuyla ilgili sorularımıza yanıt vermedi.

https://www.youtube.com/watch?v=fPHgsXyYBis

"Uzaklaştırma kararı cebinde olan yüzlerce kadın öldürülüyor"

Avukatlar, şiddet faillerinin ev hapsine alınmadan da elektronik kelepçe ile kadınların korunmasının mümkün olduğu görüşünde.

Avukat Yelda Koçak, modemin kadınlara verilmesi takdirinde potansiyel failin yaklaşmasıyla sinyal göndermesinin sağlanabileceğini aktarıyor:

"Polis, yaklaştığı sinyalini alır almaz olay yerine müdahale ettiğinde kadınlar hayatta kalır, ki biliyoruz, uzaklaştırma kararı cebinde olan onlarca, yüzlerce kadın öldürülüyor. Ve kadınlar defalarca başvuru yapıyorlar. Bunun en uç örneği Eskişehir'de Ayşe Tuba Arslan'dır."

Eskişehir'de yaşayan Ayşe Tuba Arslan, 2019 yılında hakkında 23 defa suç duyurusunda bulunduğu eski eşi tarafından öldürüldü.

Arslan'ın son dilekçesinde eski eşiyle ilgili, "Yalçın Özalpay isimli şahısla ilgili başvurmadığım hukuki işlem kalmadı. Bu şahıstan ölüm tehdidi alıyorum. Benim ölümüm gerçekleşince mi bana yardım edeceksiniz?" dediği ortaya çıkmıştı.

Ölümünden sonra Ayşe Tuba Arslan'ın Eskişehir'de savcılık ve emniyete iki yıl içinde Özalpay hakkında hakaret, tehdit ve basit yaralama iddialarıyla 23 kez suç duyurusunda bulunduğu ortaya çıktı.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül konuyla ilgili, "Adalet, kapısına gelenin feryadına sessiz kalamaz. Bu konuda yargısal olarak en ufak bir aksaklık yaşandıysa HSK (Hâkimler ve Savcılar Kurulu) gerekli müeyyideyi uygulayacaktır" demişti.

Ancak emniyet birimleri hakkında yapılan soruşturmada 'İhmal yok' sonucu çıktı.

Hakimler ve Savcılar Kurulu da fail Yalçın Özalpay hakkında ev hapsi uygulamayan hakim hakkında 'Kovuşturmaya yer yok' kararı verdi, dosyayı kapattı.

Yalçın Özalpay ise ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

"Caydırıcı etkisini gözlemledik"

Elektronik kelepçe, kadına karşı şiddetle mücadelede tek çare olmasa da işe yarayan pratik bir çözüm olarak görülüyor.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan Fidan Ataselim, elektronik kelepçe kararının alındığı vakalarla ilgili şu gözlemini paylaştı:

"Birkaç ay boyunca caydırıcı etkisinin olduğunu gözlemledik, erkeklerin çekinmelerini sağladı. Hayatına devam edebilen kadınlar oldu."

Elektronik kelepçelerle belirli bir mesafe uzaklaşan ya da yakınlaşan fail tespit edilebiliyor

'Hakların tartışılması şiddeti artırıyor'

Avukatlar ve kadın hakları aktivistleri, kadınların korunması için 6284 sayılı kanunun ve İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması gerektiğini vurguluyor.

Şiddete uğrayan ya da baskı altında olan kadınlara gizli bir sığınma imkanının tanınması, doğrudan bir şiddet hattının, cinsel şiddet merkezleri ve tecavüz kriz merkezlerinin kurulması da dile getirilen talepler arasında.

Avukat Selin Nakıpoğlu, "İstanbul Sözleşmesi ile taraf devletlere erkek şiddeti ile mücadele için yüklenen ödevlerden, önleme ve koruma ödevi ihmal edilmektedir" vurgusunu yapıyor.

Avukat Yelda Koçak da İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanun hakkında yürütülen tartışmaların sona erdirilmesi gerektiğini vurguluyor:

"Bunların tartışmaya açılması uygulamaları zayıflatıyor. Faillerde, 'Nasıl olsa devlet bunları kaldıracak, zaten doğru değil' gibi bir izlenime sebebiyet veriyor. Kaldırılmasa bile tek başına tartışılması, şiddeti artıran bir etkiye sahip."

"Uzaklaştırma kararları uygulanmalı"

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu'ndan Fidan Ataselim de 6284 sayılı kanunun şiddete uğrayan kadınları korumayla ilgili maddelerinin etkin uygulanması gerektiği görüşünde:

"Yasanın da söylediği gibi şiddete uğradığını ifade eden, ölüm tehdidi altında olduğunu söyleyen kadınlar, fiziksel şiddete uğrama şartı aranmaksızın korunmalı.

"Kolluk güçlerinin o kadınla ilgili önleyici adımları devreye sokması gerekiyor. Bu tedbirlerden biri uzaklaştırma kararıdır. Bu kararların etkin uygulanması şart. Uzaklaştırma kararının üç kere ihlal edilmesi durumunda hapis cezası var, bunların uygulanması gerekir."

Geri Dön