HABER

Emine Bulut cinayetinin ardından sosyal medyada İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması için kampanya

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Emine Bulut'un eski eşi tarafından öldürülmesini "Bu ciddi bir vahşet, alçaklık, adiliktir"sözleriyle kınadı. Aynı sıralarda sosyal medya kampanyasına katılan kadın hakları örgütleri, 2011 yılında kabul edilen İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması çağrısı yaptı.

Emine Bulut cinayetinin ardından sosyal medyada İstanbul Sözleşmesi'nin uygulanması için kampanya

Emine Bulut'un eski eşi Fedai Varan tarafından öldürülmesinin ardından sosyal medyada #İstanbulSözleşmesiYaşatır etiketiyle kampanya düzenleniyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Trabzon'da yaptığı konuşmada, "Emine Bulut hanımefendi ile ilgili olay, yenilir yutulur bir olay değil. Bu ciddi bir vahşet, alçaklık, adiliktir" dedi.

Aynı sıralarda sosyal medya kampanyasına katılan kadın hakları örgütleri, 2011 yılında kabul edilen ve İstanbul Sözleşmesi olarak anılan Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nin uygulanması çağrısı yaptı.

İstanbul Sözleşmesi son dönemde, "Türk aileyi yapısına zarar verdiği" gerekçesiyle tartışma konusu olmuştu.

https://twitter.com/KadinCinayeti/status/1165628708633358336

https://twitter.com/GulsumKav/status/1165628304109580289

https://twitter.com/morcativakfi/status/1165627802898579456

https://twitter.com/narkadindayanis/status/1165626420376297479

https://twitter.com/KampusCadilari/status/1165632318398238720

https://twitter.com/feministgundem/status/1165639100273254403

https://twitter.com/narkadindayanis/status/1165637151721213952

https://twitter.com/feministgundem/status/1165631928529227779

https://twitter.com/esithaklar/status/1165632670753337345

https://twitter.com/ucansupurgeukff/status/1165630126337482752

https://twitter.com/KeskinEren1/status/1165632349914181632

https://twitter.com/suleicinadalet/status/1165626354139877376

https://twitter.com/yanindayizder/status/1165631721431293955

https://twitter.com/gamzetascier/status/1165627632928665602

İstanbul Sözleşmesi nedir?

11 Mayıs 2011'de İstanbul'da imzaya açıldığı için 'İstanbul Sözleşmesi' ismiyle anılan "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi"ni imzalayan ilk ülke Türkiye oldu.

1 Ağustos 2014'te yürürlüğe giren İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesine dayanıyor, her türlü şiddetin engellenebilmesi için eğitimin önemine vurgu yapıyor.

Ancak son dönemde İstanbul Sözleşmesi'nin "Türk aile yapısına zarar verdiğini" savunan ve yürürlükten kaldırılmasını isteyenler var.

Peki sözleşmede hangi hükümler bulunuyor?

Metinde belirtildiği üzere, İstanbul sözleşmesi ile kısaca kadınların her türlü şiddet ve ayrımcılıktan korunması, kadınlarla erkekler arasında eşitliğin yaygınlaştırılması ve bu amaçlar için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlanması hedefleniyor.

Sözleşmede, "kadına karşı şiddet" tanımı, "ister kamu ister özel yaşamda" meydana gelsinler, her türlü "fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik" şiddeti içeriyor.

"Aile içi şiddet"i ise şiddeti, "mağdurla aynı ikametgahı paylaşmakta olsun veya olmasın veya daha önce paylaşmış olsun veya olmasın, aile içinde veya aile biriminde veya mevcut veya daha önceki eşler veya birlikte yaşayan bireyler arasında" tanımlıyor.

Sözleşme taraflara, ulusal anayasalarına veya ilgili diğer mevzuata kadın erkek eşitliği ilkesini dahil etmeleri ve bu ilkenin uygulanmasını sağlama, kadınlara karşı ayrımcılığı yasaklama ve kadınlara karşı ayrımcılık yapan yasa ve uygulamaları yürürlükten kaldırma zorunluluğu getiriyor.

Sözleşme, tarafların her türlü şiddet eylemini önleyecek "gerekli yasal ve diğer tedbirleri" almasını zorunlu kılıyor, kadınları güçlendirecek faaliyetlerin yaygınlaştırılmasını istiyor.

Sözleşmede taraflardan özellikle gençler ve erkekler olmak üzere, toplumun tüm bireylerinin her türlü şiddet olayının önlenmesine aktif bir biçimde katkıda bulunmasını teşvik etmeleri isteniyor.

8 Mart 2019

Sözleşmede, "Taraflar kadınların daha aşağı düzeyde olduğu düşüncesine veya kadınların ve erkeklerin toplumsal olarak klişeleşmiş rollerine dayalı ön yargıların, törelerin, geleneklerin ve diğer uygulamaların kökünün kazınması amacıyla kadınların ve erkeklerin sosyal ve kültürel davranış kalıplarının değiştirilmesine yardımcı olacak tedbirleri alacaklardır" deniyor.

Sözleşmede "namus" kavramına atıfta bulunuluyor, "Taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde 'namus' gibi kavramların bu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir" deniliyor.

Başta kadın ve çocuklar olmak üzere şiddet mağdurlarına barınaklar sağlanması da sözleşmenin gereklerinden biri.

Sözleşme taraflara ayrıca, "zorla gerçekleştirilen evliliklerin geçersiz ve hükümsüz kılınabilmesini veya sona erdirilmesini temin edecek yasal veya diğer tedbirleri" alma zorunluluğu getiriyor.

Sözleşmede taciz amaçlı takibin de cezalandırılması isteniyor.

Sözleşme ile fiziksel davranışın yanı sıra cinsel mahiyette sözlü veya sözlü olmayan davranışlar da "cinsel taciz" kapsamına alınıyor ve cezalandırılmaları isteniyor.

Sözleşmede, "Taraflar bu Sözleşme kapsamındaki her türlü şiddet mağdurlarının uygun engelleme veya koruma emirlerinden yararlanmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır" ifadeleri de yer alıyor.

Sözleşme mağdurlara, hukuki yardım ve ücretsiz adli yardım imkanı da sağlıyor.

İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkanlar ne diyor?

Özellikle son dönemde bazı kurum, kuruluş ve yazarlar İstanbul Sözleşmesi'nin geri çekilmesi çağrıları yapıyordu. 'Change.org' internet sitesinde de Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesi için imza kampanyası başlatılmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sözleşme için "Bizim için ölçü değildir. İstanbul Sözleşmesi nas değildir" dediği iddia edilmişti.

Hüda-Par da konuyla ilgili yayımladığı bir açıklamada, "İstanbul Sözleşmesi, detaylı olarak incelendiğinde toplumun temel dinamiklerini tahrip eden bir yapıya sahip olduğu rahatlıkla görülecektir" demişti.

Milli Gazete yazarı Şakir Tarım, "Yıkım Projesi: İstanbul Sözleşmesi" isimli yazısında, sözleşmeyi "Türkiye'nin bekasına yönelmiş en büyük tehdit" olarak yorumlamış ve sözleşmenin vakit geçirilmeden yürürlükten kaldırılmasını istemişti.

Yeni Akit yazarı Ali Erkan Kavaklı ise, "Aile kadın ve erkeğin birlikte yürütebileceği kurumdur. Erkeği evden uzaklaştırarak aileyi yaşatma imkanı yok. İthal kanunlarla aile yaşatılamaz. Sözleşme iptal edilmeli. Kendi dinimizi, inançlarımızı, örf ve adetlerimizi esas alan adaleti sağlayacak ve aileyi yaşatacak düzenleme yapılmalı" demişti.

Geri Dön