HABER

Erbil'de "Türkiye-IKBY ve Barışçıl Bir Orta Doğu" çalıştayı

ORSAM Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan: "Irak sahasına baktığımızda Türkiye'nin terör örgütü PKK ile mücadelesinde siyasi ve diplomatik olmak üzere iki ayağı var" - ORSAM Başkanı Ahmet Uysal: "Bu bölgesel dış müdahalenin engellenmesi gerekiyor. Irak kuruluşundan yana savaşıyor. Bizim için önemli olan bunun önüne geçebilecek adımlar atmamız. Arap Baharı demokratikleşmeyi sağlıyordu ancak önüne geçildi" - Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayyar Arı: "Irak'taki tüm sorunlar, ihtilaflı bölgeler ve petrolden kaynaklanıyor. Irak'ta anayasa yazılırken 2005'e giden süreçte bu sorunlar halledilebilirdi. Ancak halledilmeyerek Irak'ta sürekli istikrarsızlığın kapısı açık bırakıldı ve Irak müdahaleye açık bir ülke haline getirildi"

ERBİL (AA) - Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nin (IKBY) Erbil kentinde Orta Doğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) ile Lübnan-Fransız Üniversitesi iş birliğiyle "Türkiye-IKBY ve Barışçıl Bir Orta Doğu" adlı çalıştay düzenlendi.

Lübnan-Fransız Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zulal Atalay'ın moderatörlüğünü yaptığı çalıştaya, Türkiye'nin Erbil Başkonsolosu Hakan Karaçay, ORSAM Başkanı Prof. Dr. Ahmet Uysal, Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayyar Arı ve Erbil Milletvekili Aydın Maruf'un yanı sıra çok sayıda akademisyen ve siyasetçi katıldı.

ORSAM Suriye Çalışmaları Koordinatörü Oytun Orhan, yaptığı konuşmada, "Irak sahasına baktığımızda Türkiye'nin terör örgütü PKK ile mücadelesinde siyasi ve diplomatik olmak üzere iki ayağı var." dedi.

Terörle mücadelenin siyasi boyutunda Türkiye'nin hem Bağdat hem de Erbil yönetimi ile yürüttüğü ilişkilerin yer aldığını belirten Orhan, son dönemde özellikle Ankara ile Erbil arasında normalleşen ilişkiler çerçevesinde Türkiye'nin Irak'ın kuzeyinde terör örgütü PKK'ya yönelik büyük operasyonlar konusunda çaba içerisinde olduğunu söyledi.

Orhan ayrıca PKK ile mücadelede Bağdat-Erbil ilişkilerinin Türkiye açısından önem arz ettiğini dile getirdi.

Türkiye'nin terör örgütü PKK ile mücadele konusunda yeni bir yaklaşım sergilediğini kaydeden Orhan, bunun daha çok güvenlik merkezli bir yaklaşım olduğunu ve birkaç bileşeni bulunduğunu söyledi.

- "Terörü kaynağında bertaraf etmeye dayalı bir yaklaşım geliştirildi"

Orhan, Türkiye'nin güvenlik tehditlerini kaynağında bertaraf etmeye dayalı yeni bir yaklaşım geliştirdiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Dolayısıyla bu (yeni yaklaşım), sadece Türkiye içerisinde yürütülen bir askeri mücadeleden ziyade PKK'nın olduğu her coğrafyada ki bunun başında Irak'ın kuzeyindeki Kandil ile Sincar bölgesindeki PKK varlığı ve diğer taraftan da özellikle Suriye iç savaşının son yıllarında kuzey Suriye'de ABD'nin desteğiyle giderek güçlenen PKK'nın Suriye kolu YPG'ye karşı verilen mücadelede büyük önem taşıyor. Dolayısıyla terörü kaynağında bertaraf etmeye dayalı bir yaklaşım geliştirildi. Bu yeni yaklaşımın ikinci unsuru örgütün özellikle üst düzey lider kadrolarına dönük özel operasyonlar geliştirilmesi."

Türkiye'nin savunma sanayi alanındaki ilerleyişine paralel olarak özellikle Sincar, Irak'ın kuzeyi ve Suriye'de örgütün üst düzey kadrolarına dönük operasyonlar yaptığını hatırlatan Orhan, daha düzenli şekilde PKK'nın üzerine gidildiği proaktif bir yaklaşımın benimsendiğini dile getirdi.

- "Irak kuruluşundan bu yana savaşıyor"

ORSAM Başkanı Uysal ise Osmanlı Devleti'nin İstanbul'un fethinden sonra kazandığı meşrutiyetle yerel halkın da desteğini olarak Orta Doğu'da hakimiyet sağladığını belirterek, "Küçük devlet tehditlerle baş edemiyordu. Osmanlı ile birlikte bölgede hakimiyet sağlandı. Bunda Kürtlerin büyük desteği vardı." diye konuştu.

Uysal, Sykes Picot ile 22 Arap devletinin kurulduğunu ve daha sonra araya İsrail'in de sokulduğunu, bugün de ABD'nin İsrail-Filistin barışı için öne sürdüğü "Yüzyılın Anlaşması" planıyla bunun perçinlediğini ifade etti.

Türkiye'nin dış yardıma bağlı kalmadan gücünü halktan aldığını vurgulayan Uysal, şunları kaydetti:

"Bu bölgesel dış müdahalenin engellenmesi gerekiyor. Irak kuruluşundan bu yana savaşıyor. Bizim için önemli olan bunun önüne geçebilecek adımlar atmamız. Arap Baharı demokratikleşmeyi sağlıyordu ancak önüne geçildi."

Uysal ayrıca bölgedeki istikrarın Türkiye'nin çıkarları için son derece önemli olduğunu belirterek, krizlerin Türkiye'nin işine gelmediğini ve İran ambargosunun da bunu açıkça gösterdiğini dile getirdi.

- "Irak'taki tüm sorun; ihtilaflı bölgeler ve petrol sorunudur"

Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tayyar Arı ise son zamanlarda Şii ve Sünni blokların daha fazla zikredilmeye başlandığını belirterek, şöyle konuştu:

"Sünni ve Şii blok dışında yine Selefi bir yapılandırma çıktı. Dolayısıyla bu kavramlar çerçevesinde oluşturulmuş bloklar veya ittifakları görüyoruz. Ve bunlar sorun çözmekten ziyade aslında var olan sorunu daha da tırmandırıyor. Bunun bir çözüm olmadığını görüyoruz."

Bölgede birden çok sorun olduğuna dikkati çeken Arı, Irak'taki sorunlara ilişkin ise şunları kaydetti:

"Irak'taki tüm sorunlar, ihtilaflı bölgeler ve petrolden kaynaklanıyor. Irak'ta anayasa yazılırken 2005'e giden süreçte bu sorunlar halledilebilirdi. Ancak halledilmeyerek Irak'ta sürekli istikrarsızlığın kapısı açık bırakıldı ve Irak müdahaleye açık bir ülke haline getirildi."

Geri Dön