Erdoğan, Bilkent Üniversitesinde gençlerle buluştu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: (5) - "(AB üyeliği) Diyorlar ki 'Sizin nüfusunuz çok fazla.' Aslında gerçek sebep bu değil. Gerçek sebep, biz Müslümanız" - "Nobel kendini tüketmiştir. Nobel, siyasi, ideolojik davranan bir kuruluş konumundadır. Benim için Nobel'in hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur" - "(Nobel) Türkiye olarak bu törene kesinlikle katılmayacağız. Böyle bir katili ödüllendirmek, zulüm ile ortak hareket etmektir"

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne (AB) üyelik sürecine ilişkin, "Diyorlar ki 'Sizin nüfusunuz çok fazla.' Aslında gerçek sebep bu değil. Gerçek sebep, biz Müslümanız." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilkent Üniversitesi'nde Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Her İnsan Bir Dünya" temalı programa katıldı, soruları yanıtladı.

Türkiye'nin AB sürecinin sorulması üzerine Erdoğan, ilk başbakan olduğu dönemde, AB'nin yaklaşım tarzının daha olumlu olduğunu söyledi.

Erdoğan, o dönemde Almanya'nın başında Gerhard Schröder, Fransa'nın başında ise Jacques Chirac'ın bulunduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Hakikaten liderler zirvesine o dönem biz de katılıyorduk. Daha sonra Chirac gidip onun yerine Sarkozy diğer tarafa da Merkel gelince dengeler değişti ve hemen bir operasyon yaptılar. Bu operasyonla Türkiye, Hırvatistan üçüncü bir ülke de vardı bizleri liderler zirvesine davet etmediler. Daha sonra Türkiye'nin dışındaki iki ülkeyi AB'ye dahil ettiler ama Türkiye'yi dahil etmediler."

Kendisinin eleştirilerinden Avrupa Birliği'nin çok rahatsız olduğunu ifade eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Diyorlar ki 'Sizin nüfusunuz çok fazla.' Aslında gerçek bu değil, gerçek sebep biz Müslümanız. Çünkü Avrupa Birliği üyesi ülkeler içerisinde bir başka halkı Müslüman olan ülke yok. Sıkıntı aslında buradan kaynaklanıyor. Gerçeği söylesenize, söylemiyorlar. Bir ara Fransa'nın eski Dışişleri Bakanı vardı. Bir özel görüşmemizde 'Sizi AB'ye almayacaklar boşuna uğraşmayın.' dedi. 'Niye' dedim. 'Ya siz Müslümansınız' dedi. Açık, net hesap bu. Ama bunu bizim yüzümüze söyleyemiyorlar. Kendi aralarında toplandıklarında bunları konuşuyorlar."

- "AB sürecinden kendimiz çekilmeyeceğiz"

Türkiye'nin AB sürecinden kendisinin çekilmeyeceğini belirten Erdoğan, AB'ye "Bak, eğer biz çekilelim diye bekliyorsanız biz sabrediyoruz. Siz, bizi dışladığınız zaman, attığınız zaman, eyvallah biz çekiliriz. Ama biz kendimiz çekilmeyeceğiz. Siz göndereceksin." mesajını verdiğini aktardı.

Erdoğan, bundan 17-18 sene önce Avrupa Birliği'ne muhtaç bir Türkiye olduğuna işaret ederek, şu görüşlerini paylaştı:

"Şu anda Avrupa Birliği'ne muhtaç olan bir Türkiye yok. Artık biz kendi hesabımızı görüyoruz, kendi göbeğimizi kendimiz kesiyoruz ve eğitimden sağlığa, savunma sektörüne bütün bunları varıncaya kadar her şey bir tarafa ama alt yapısıyla üst yapısıyla artık değişen bir Türkiye var. Kendileri 'Biz 10-15 sene önce buraya geldiğimiz zaman böyle bir Türkiye yoktu.' diyor. Berlin Havalimanı'nı 17 yıldır Almanya yapamıyor. Ama biz İstanbul Havalimanını hamdolsun 7 senede bitirdik. Dünyada da şu anda ilk üçün içinde. Bu Türkiye'nin nereden nereye geldiğini gösteriyor."

Türkiye'nin geldiği noktayı hazmedemeyenlerin bulunduğunu anlatan Erdoğan, "Hazmedemezler. Onun için biz güçleneceğiz, daha güçlü olacağız daha güçlü oldukça da inşallah önümüzdeki kimse duymayacak." diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin gençlerine güvendiğini vurgulayarak, "Bizi mahcup etmeyin." dedi.

- Nobel ödüllerine tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nobel edebiyat ödülünün Sırp lider Slobodan Milosevic'e duyduğu hayranlığını ifade eden Avusturyalı yazar Peter Handke'e verilmesini eleştirerek, şöyle konuştu:

"Aslında bu çok önemli bir sınavdır. Bu Nobel'in de ne olduğunu ortaya koydu. Nobel kendini tüketmiştir. Nobel kendini aslında bitirmiştir. Nobel tamamıyla siyasi tamamı ile ideolojik davranan bir kuruluş konumdadır. Benim için Nobel'in hiçbir kıymetiharbiyesi yoktur ve zaten Türkiye olarak da bu törene kesinlikle katılmayacağımızı ve sözümüzün geçebileceği bütün dost ülkeleri de haberdar ettik kendilerinin de bu törene katılmamalarını özellikle istedik."

Peter Handke'e ödül verilmesini,"Böyle bir katili ödüllendirmek aslında zulüm ile ortak hareket etmektir." şeklinde nitelendiren Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Nobel şu anda 'zulme rıza zulümdür' ilkesinden hareketle bir defa böyle bir zalime ödül vermekle ona ortak olmuştur. Bizim bu türlü şeyi kabul etmemiz zaten mümkün değil. Bu adamlar, bu adamın destek verdiği adamlar Miloseviç olsun Karaziç olsun diğerleri bunların hepsi zaten mahkum edilmiş olan kişiler. Yani bu adamların mahkum edilmiş olan bu kişileri, metheden, onlara methiyeler düzen bir kişiye siz eğer ödül veriyorsanız, sizin artık uluslararası camiada takdir edilecek hiçbir yalnız kalmamış demektir."

Erdoğan, bu akşamki toplantısında da özellikle bu konuya değineceğini ifade etti.

Nobel'in artık ideolojik olan yaklaşımlarından başka hiçbir özelliği kalmadığını vurgulayan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu sadece şu anda verdikleri ödül değil, bundan önceki verdikleri ödüllerde de hep bunlara dikkat etmişlerdir. Mesela Türkiye'den kalkmışlardır teröriste ödül vermişler. Niye? Mantık budur, anlayış budur. Bundan sonra da yine bunlar bu şekilde devam edeceklerdir. Örneğin Aziz Sancar hocamıza vermiş oldukları ödülde orada tartışılacak herhangi bir şey söz konusu değil. Niye? İlmiyle bir defa temayüz etmiş olan bir hocamızdır. Biz de alkışlarız, biz de takdir ederiz. Ama kalkıp da böyle teröristleri kendi romanına vesairesine yansıtan orada onu kullananları siz Nobel'e layık görürseniz, bizim de sizi tanımamız zaten mümkün değildir."

Erdoğan, Nobel Ödülü'nün kendisine verilmesi halinde tavrının ne olacağı sorusuna ise "Almam." karşılığını verdi ve şöyle devam etti:

"Bu Nobel öyle bir şey ki bakıyorsunuz bir ülkede başkan seçiliyor, cumhurbaşkanı seçiliyor. Bir-iki ay içinde hop Nobel ödülü veriliyor. Ya dur bakalım daha icraat yok ortada? Bu ne acelecilik böyle? Bunları da gördük."

Suriyeli mültecilerin evlerine geri dönüşlerine yönelik sorular üzerine de Erdoğan, gençlere şöyle seslendi:

"Gençler, öncelikle şunu bilmeniz lazım. Şu an itibarıyla 110 bin Suriyeliye vatandaşlık verdik ve 100 binin üzerinde olana da ikame şu an itibarıyla verdik. Ve bu şunu gösteriyor, biz bu 110 bin vatandaşlığın dışında diğerleri için de bu vatandaşlık sürecini daha da artırmak konumundayız. Niye? Çünkü bu insanlar benim ülkemde kaçak-göçek yaşamasın. Vatandaşlığını aldığı zaman herhangi bir kurumdan kuruluştan rahatlıkla gitsin işini bulsun ve orada çalışsın. Tabii buna Bay Kemal rahatsız olur. Çünkü o 'Biz iktidar olursak' olacağı yok yani 'Bunları Suriye göndereceğiz' diyor."

- "Bombalardan kaçanları Suriye'ye göndermedik"

Türkiye'nin bombalardan kaçan insanları, Suriye'ye geri göndermediğini hatırlatan Erdoğan, "Öyle bir niyetimiz de yok ve vatandaşlık hakkını da aldıkları andan itibaren bunların içinde doktorlar, mühendisler ve mimarlar var. Bunlar dışında hukukçular var. Yani biz bu noktada kabiliyeti olan insanları niçin kalkıp da tekrar bombalara teslim edelim? Bunların önünü açalım ve bu konuda biz rahatız." ifadelerini kullandı.

Kendi evlerine, kendi topraklarına gönüllülük esasına dayalı olarak dönenlerin varlığına değinen Erdoğan, "Hele hele şu anda güvenli bölge tezimiz tutarsa bizim planımız hazır, projelerimiz hazır. Bu plan, projeleri ben uluslararası camiada liderlerle görüştüm, görüşüyorum, görüşmeye de devam edeceğim." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 444 kilometrelik Telabyad'dan Irak sınırına kadar olan bölgede, bu projelerin hayata geçirilmesi halinde buralardaki konutlarla 1 milyona yakın insanın yerleştirilebileceğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

"Asla cebri bir şey söz konusu değil ve diğerleri için ise aynı şekilde ülkemizde zaten vatandaşlığı varsa ikamesi varsa çalışanlar olacak ve bunlardan da o şekilde istifade etme yolundayız. İdlib'de aynı durum, Afrin'de aynı durum, kaldı ki biliyorsunuz Cerablus'ta 360 bin Suriyeli gönüllülük esasına dayalı olarak ne yaptı? Geri döndüler ve şu anda Cerablus'ta kendi evlerinde oturuyorlar."

Türkiye'deki Suriyelilere yönelik kötü bir propagandanın yapıldığını belirten Erdoğan, "O propaganda da şu var, diyorlar ki 'İşte bunlar geri gönderilmeyecek, bunlar bizim topraklarımızda kalacak.' Yok böyle bir şey. Ama gönüllülük esasına dayalı olarak, biz bunları geri göndermekten yanayız ve şu ana kadar da bu Cerablus'ta başarılı oldu." dedi.

Özellikle kuzey Suriye hattıyla Türkiye'nin güney bölgelerinin kültürel noktada birbirleriyle ortak yanlarının bulunduğunu belirten Erdoğan, şunları ifade etti:

"Şanlıurfa'da, Gaziantep'de kız almışlar, kız vermişler. Birbirleriyle yakın bir adeta entegrasyonları var. Bundan dolayı birbirlerine yabancı değiller. Dil noktasında aynı şekilde böyle bir durum söz konusu. Onun için yabancılık çekecekleri bir durum olmadığından dolayı rahat hareket ediyorlar. Eğer bugün kalkıp 360 bin Suriyeli bir anda Cerablus'a döndüyse bundandır. Aynı şeyi şu anda Tel Abyad ve Irak sınırına doğru olan o bölgede hiç olmazsa 120 kilometrelik bölgede böyle bir adımı atarsak, burada da bunun yapıldığını göreceğiz."

(Sürecek)