HABER

Erdoğan: Bütçe krizden çıkış bütçesi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 2010 Mali Yılı Bütçesi'nin, küresel krizden çıkış bütçesi olarak hazırlandığını bildirdi.

İSTANBUL (A.A) - Erdoğan, DEİK'in 2009 yılı Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, küresel ve ulusal ölçekte önemli bir süreçten geçildiğini, bütün dünyanın 2. Dünya Savaşı sonrası en büyük ekonomik krizi yaşadığını belirten Erdoğan, bu krizi aşabilmek için de yoğun bir çabanın içerisinde olduğunu anlattı.

Erdoğan, ''Ülkemizin önünü açacak, ülkemizin daha büyük atılım yapmasını sağlayacak, Türkiye'nin bölgesel, küresel anlamda daha güçlü bir aktör haline getirecek süreç, ekonomimizi yakından ilgilendiren süreçtir. Milli birlik ve kardeşlik sürecimiz de bu arada işliyor. Çünkü demokratik açılım süreciyle de bu farklı bir sıçramayı bizlere sağlayacaktır'' diye konuştu.

Geçtiğimiz cuma günü TBMM'de 2010 Mali Yılı Bütçe Tasarısı'nın yasalaştığını hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi:

''2010 bütçemiz küresel krizden çıkış bütçesi olarak hazırlandı. Bütçe görüşmeleri sırasında gerek komisyonlarda, gerek TBMM genel kurulunda küresel krizin tüm boyutlarıyla istismar edildiğine, kriz üzerinden Türkiye ekonomisine ilişkin karamsar, moral bozucu bir tablo çizilmek istendiğine şahit olduk, Rakamlar çarpıtıldı. Göstergeler, eğildi büküldü. Kriz üzerinden hükümetimize ve ekonomi politikalarımıza yönelik nezaket sınırlarını da aşan, eleştiriler, hatta hakaretler savruldu. Şunu gönül rahatlığıyla söylemek durumundayım, ekonomimizin tarafları da, aziz milletimiz de, neyin ne olduğunu çok net olarak görüyor, biliyor, anlıyor.''

-"KRİZ TEĞET GEÇMİŞTİR"

Erdoğan, krizin ortaya çıktığı günden bugüne kadar ABD'de tam 158 bankanın battığını, Türkiye'de ise özellikle bankacılık sektöründe hiç bir sıkıntı yaşanmadığını söyledi.

Erdoğan, ''Eğer Türkiye ekonomisinin, Türkiye'nin dışarıya karşı güçlü hale gelmesini arzu eden samimi bir mantık bunu ancak alkışlar. Der ki başarılı olan bir süreç finans sektöründe geçmiştir. Ama ne yazık ki illa karalayacağım diyorsa, muhalefet mantığı beyaza siyah demek üzerine kuruluysa, buradan her şey beklenir'' diye konuştu.

-''TEĞET GEÇMİŞTİR, AYNI ŞEYİ SÖYLÜYORUM''

Bu yıl küresel ekonominin yüzde 1,1 daraldığı, küresel ticaret hacminin de yüzde 11,9 küçüldüğünün tahmin edildiğine işaret eden Erdoğan, üçüncü çeyrekten itibaren büyümenin seyrinin değiştiğini gördüklerini ve 2010'dan itibaren de Türkiye ekonomisinin büyüyeceğini öngördüklerini belirtti.

İşsizlikte de aynı tabloyu gördüklerini belirten Erdoğan, dünya ülkelerinde örnekler vererek, şöyle konuştu:

''Türkiye'de ise, lütfen samimi olacağız, 2007 yılında yüzde 10,3, 2009 Ağustos ayında ise 3,1 puanlık artışla 13,4. Gerçekleşen seviye bu. Buna rağmen kıyametler koparılıyor. Elbette rakamlar tablonun bütününü izah etmeye yetmiyor. Bütçe görüşmelerinde de gördük, herkes kendi baktığı zaviyeden rakamları yorumlayabiliyor. İşine gelene inanıyor, işine gelmeyeni görmezden geliyor ya da inkar ediyor.

Şunu açık yüreklilikle, samimiyetle söylüyorum küresel kriz elbette Türkiye ekonomisi üzerinde etkili olmuştur. Elbette büyümede, ihracatta, işsizlikte belli oranda düşüş gerçekleşmiştir. Ama teğet geçmiştir, aynı şeyi söylüyorum. Ama bunlar teğetin tanımını bilmiyorlar. Teğet hiç sürtünmeden geçmek anlanıma gelmez. Sürtünerek geçer ama çok çok az bir şeyler oradan tırpanlar, olay budur. ''

- ''BU İDEOLOJİK DEĞİL DE NEDİR?''

Erdoğan, son zamanlarda ''TEKEL işçileri'' diye ifade edilen, sanki TEKEL'in bütününü kapsayan, çok ciddi bir spekülasyon olduğunu söyledi.

TEKEL'in on binlerce elemanının özelleştirmeyle ayrıldığını ifade eden Erdoğan, ''Sadece 2 yıl önce yaptığımız bir görüşmeden, toplantıdan sonra maalesef 2 yıldır biz bunlara katlandık. Ne yapıyorlar? İş mi yapıyorlar? Hayır. Sadece tütün depoları adı verilen depolarda bu insanlar duruyor ve aylık bize maliyeti 40 trilyon. Yaklaşık 10 bin kişi'' dedi.

Erdoğan şunları kaydetti:

''40 trilyon kimin parasını ödüyoruz bunlara? Halkın parasını ödüyoruz. Peki biz ne yaptık? Dedik ki buralar artık çalışmıyor, bu bir depo, şu anda üretim falan söz konusu değil. 2 yıl önce dedik ki bakın biz buraları kapatıyoruz, ona göre hazırlıklarınızı yapın. Bunu en üst düzeyde Türk-İş Başkanı dahil, Tek Gıda-İş Başkanı dahil, ben ve ilgili bakan arkadaşım beraberce oturduk, konuştuk. Buna rağmen son zamanlardaki yapılan hareketleri gördünüz.

Şimdi soruyorum arkadaşlar, bu ideolojik değil de nedir? Kimin gönlü gelip de affedersin işçinin havuza atlamasını veyahutta orada soğukta dışarıda kalmasını ister? Böyle bir şeye tahammül etmek mümkün mü? Ama kusura bakmasınlar ben tüyü bitmemiş yetimin hakkını da orada durarak, oturarak kimseye yediremem. Böyle bir hakkım yok. Ve bunun bedeli ne olursa olsun...''

Eylemde bulunanların yüzde 60'ının AK Parti'ye oy verdiğine ilişkin açıklama yapıldığını söyleyen Erdoğan, ''Bu dediğiniz gerçekse o zaman ben dört dörtlük demek ki doğru olanı yapıyorum. Menfaatçilik yapmıyorum, doğru olanı yapıyorum. Niye? Çünkü birisinin bunu yapması gerekir, olması gereken bu'' diye konuştu.

Başbakan Erdoğan şunları belirtti:

''Dedik ki 'al kardeşim ihbar tazminatını, al kıdem tazminatını. İhbar artı kıdem tazminatı bunun hepsini veriyoruz. Size bir şey daha yapıyoruz. 4C diye bir şey kuruldu. Bu ülkede, sizi 4C'de de istihdam edelim. İlkokul, orta öğretim, üniversite mezunlarına ayrı ayrı ücret değerlendirmesi. Bunu yapalım gelin burada sizi değerlendirelim. Hayır, olmaz....' Ne olacak? 'Bizi aynı şartlarda 4B'de değerlendireceksiniz. Olmaz kardeşim biz bu fazla istihdamlardan ülkemizi bir defa kurtaracağız. Devlet bu şekilde, üretime yönelik olmayan bir istihdamı sağlama alanı değildir. O zaman biz ne oluruz söylenen laf var ya 'devletin malı deniz yemeyen domuz', bu mantıkla bu iş yürümez. Ama sorumluluk altında olmayanlar ne diyor? 'Bunları çalıştırın.''

-''AYNI ŞEYİ ECZACILIKTA GÖRDÜK''-

Aynı şeyi farklı bir alanda, eczacılıkta gördüklerini ifade eden Erdoğan, eczacılıkta göreve geldiklerinde bütün SSK hastanelerinde ne kadar eczane varsa hepsini kapattıklarını, 2003'ün rakamıyla yaklaşık 2,5 katrilyonluk bir kaynağı o günün eczanelerine devrettiklerini anlattı.

Erdoğan şunları belirtti:

''Serbest eczaneler artık onu kullanmaya başladı. Böyle bir imkanı sağlamışız ve kimlerle görüşüyorsak, konuşuyorsak 'sağ olun var olun, çok iyi kazanmaya başladık. Şöyle oldu böyle oldu' derken şimdi tabi fazla kazanmanın bittiği nokta yok ki. Biz de diyoruz ki batının limitleri neyse bu limitlerde bu süreci götüreceğiz. İlaç sanayi ile hepsi ile anlaşıyoruz, mutabık kalmışız, eczacılar hemen dediler ki 'hayır olmaz, biz anlaşmıyoruz' ne olacak? 'biz bir günlük kapatma eylemi...' Kardeşim bak yaptığınız iş doğru değil, oturduk konuştuk hatta ilaç sanayi aradaki farkı biz ödeyeceğiz demesine rağmen onlar da böyle bir eyleme girdi. Ama siyasi ne yaptı? Hemen onu da kullanmaya başladı.

Biz şimdi ne yaptık. Biz de diyoruz ki kardeşim buyurun size 15 Ocak'a kadar müsaade direkt olarak gelirsiniz SGK ile anlaşmanızı yaparsınız ve anlaşmayı da yapmak suretiyle biz eczacılarla baş başa bu işi götürürüz. Artı aynen Amerika'da olduğu gibi artık marketlerde, süpermarketlerde ecza ile ilgili stantlar kurulmasına yönelik de bir çalışmayı ayrıca yürütüyoruz. Bu işi geliştireceğiz. Bunun başka çaresi yok. Tekel oluşturmayacağız. Her yerde rekabet alanını geliştireceğiz. Bilimden sanata her yerde. Bunu yapmak durumundayız. Aksi takdirde uluslararası camiada biz o beklediğimiz sıçramayı yapamayız.''

-''KALIPLARIMIZI ZORLAR DURUMDAYIZ''-

Türkiye'nin artık belli bir sınıra, seviyeye geldiğini anımsatan Erdoğan, ''Kalıplarımızı zorlar durumdayız. Enflasyon yüzde 30 idi. Şu anda yüzde 5,5 seviyesine geldi. Burada bir gerçeği görmemiz lazım. Daha yüksek oranlardan 30'a inmek kolaydır ama ondan sonrası gittikçe güçleşmektedir'' dedi.

Hedefin enflasyonu yüzde 4'e indirmek olduğunun altını çizen Erdoğan, ''Bunu birlikte yapacağız'' dedi.

Devletin borçlanma faizinin yüzde 63 olduğunu hatırlatan Erdoğan, bunun yüzde 9'a, 7'ye kadar düştüğünü anımsattı.

Erdoğan, ''Ama şimdi faizleri bundan sonra 1-2 puan düşürmek kolay değil. Ama bunu da başaracağız'' dedi.

İhracatı bu yıl 100 milyar doların üzerinde tamamlayacaklarını ifade eden Erdoğan, ''Artık 136 milyar dolar bizim için bir hedef nokta oldu, onu aşacağız. Bu krizden sonra anında bunu aşacağız. Ben bunu başaracağımıza, her alanda çok daha iyi seviyelere ulaşacağımıza tüm kalbimle inanıyorum'' diye konuştu.

-TÜRKİYE'NİN MEVCUT SORUNLARI...

Türkiye'nin bunu başarabileceğini, hep beraber dayanışma içinde bunun başarılabileceğini söyleyen Erdoğan, şöyle devam etti:

''Ama mevcut sorunlarla bunu başarmamız asla kolay olmaz. Her fırsatta ifade ediyorum. Ülkemizin bir terör sorunu var. Buna hayır diyebilir miyiz? Ülkemizin bir etnik unsur sorunu var, hayır diyebilir miyiz? Ülkemizin bir dini gruplar sorunu var, hayır diyebilir miyiz? Azınlıklar sorunu var, hayır diyebilir miyiz? Bütün bunları bir sorun alanları olarak masaya yatırıp ele alacak bir adım, milli birlik ve kardeşlik projesi açtık. Süreç demokratik açılım süreci.

Bütün bu adımlar benim partimin adımı değil, bu bizim hükümetimizin devletimizin bir politikası. Muhatabı kim? Millet. Ama buna öyle kalıplar giydirme çalışmaları başladı ki olmasın diye ellerinden gelen adımı atıyorlar, çabayı gösteriyorlar. Niye ? Çünkü bunu AK Parti yapıyor. Bunu AK Parti değil de eğer kendileri yapma durumda kalsaydı, nitekim işte geçmişte Kürt açılımı, sorunu dediler vesaire...O zaman bunu söylediniz. Ama biz bunu sorun sadece Kürt sorunu değil. Bu ülkenin bir defa önemli bir terör sorunu var. Etnik unsurlar sorunu var. Bunların hepsine eğileceğiz. Ama bunu hep birlikte çözeceğiz. Düşünün yıllar yılı, Güney Doğu'da, Doğu'da, Doğu Karadeniz'de Orta Anadolu'nun belli bölgelerinde ne eğitimde ne sağlıkta, ne ulaşımda çeşitli alanlarda, değerli arkadaşlarım oralara devlet ulaşmamış.''

Recep Tayyip Erdoğan, her ile 3 kez gittiğini anımsatarak, ''Çünkü Ankara'da oturarak bu işler çözülmüyor. Bunların içinde, şu siyasi liderlerin içinde buraları görmeyenler var. 780 bin kilometrekarenin toprağını gezmeden çözümünü üretemezsin'' dedi.

YORUMLARI GÖR ( 0 )
Geri Dön